Öyküyü Okumak-Feyza Hepçilingirler- Okuryazar Yayınevi
₺42,00
1 adet stokta
İlgili ürünler
Akılsız Sokrates
Hayat sürekli bir çizik daha atarak geçmesini bekliyor insanın. Gülerek, yenilerek, bir daha başlayarak, başlamaya fırsat bile bulamayarak geçip gidiyoruz ondan. Biri ötekine benzeye benzeye, öteki berikine inatla benzemeyerek yaşıyor hikâyesini. Ama ne yaparsak yapalım, hepimizin üzerinde hayattan bir çizik izi.
Mehmet Fırat Pürselim, 2017 Orhan Kemal Öykü Ödülü ve 2017 Türkan Saylan Sanat Ödülü alan Akılsız Sokrates kitabındaki öykülerde kurguyla gerçeği incelikle harmanlıyor. Akılsız Sokrates, tekrar tekrar okunması gereken, kalıcı bir eser olarak yolculuğuna devam ediyor.
“‘Bir çocuğumuzun olacağını bilmek, seni mutlu eder, beni gene eskisi gibi seversin sanmıştım. Yanılmışım… Çocuğumuzun fotoğrafının üzerinde sigara söndürecek kadar benden nefret ettiğini bilmiyordum. Öğrendim. Merak etme, başına dert olmayacağız. Önce doktora sonra avukata gidiyorum. Not: Kendine kötü bak. Allah belanı versin.’
Çöpün içinde, ultrason fotoğrafını buldum. Parçaları birleştirerek hastanenin adını öğrendim. Evden fırlayarak çıktım, ‘Koş Sokrates koş!’ diye Kordon’da bağırarak fuleli bir koşu tutturdum.”
Atasözlerinin İlginç Hikayeleri – 3
Atasözlerinin İlginç Hikayeleri – 4
Bana Kuşlar Söyledi
Çoğumuz çocukluğa dair tek bir anıya sarılırız bazen. Bir gün, bir kişi, bir olay… Bütün çocukluğumuzu onun çevresinde öreriz. Hani çocukken bir yerimiz yara olduğunda tentürdiyot sürerlerdi üstüne, sonra da yanmasın diye üflerlerdi. Hayatımız boyunca birileri yaralarımıza iyi gelecek bir şeyler sürsün, sonra da acımızı almak için üflesin diye bekliyoruz.
Yekta Kopan’ın yeni öykü kitabında çocuklar var. Gerçekle gerçek ötesinin sınır çizgisinde yürürken dengesini bulmaya çalışan çocuklar. Yetişkinlerin sıkıcı ve yoz dünyasına sığamayan, hayata taptaze gözlerle bakan, yaralı olmasına karşın sorgulamaktan asla geri durmayan çocuklar. Cesaretlerini ceplerinde taşıyan çocuklar.
Kimi alabildiğine gerçekçi kimi cesurca yaratıcı ve oyunbaz kimi de distopyanın sınırlarında gezinen öyküleri bir araya getiriyor. Bana Kuşlar Söyledi. Ele aldığı çetin meselelere karşın kendine özgü mizahından, derin ironisinden ve yaşam sevincinden asla ödün vermiyor Yekta Kopan. Her şeye rağmen hayatın yanında olmamız hatta elden geldiğince “dans etmemiz” gerektiğini vurguluyor.
Çocukların dünyasından bakınca hâlâ umut var.
Çocuklar varsa umut var.
Başını Vermeyen Şehit
“Hava kapalıydı. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi acı acı bağırıyorlardı.
Palanka kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru Kadı, yavaşça kımıldadı. İkindiden beri rutubetli rüzgârın altında düşünüyor; uzakta, belirsiz sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların hepsi Türklerin elindeydi.”
*****
Başını Vermeyen Şehit; savaşta başı gövdesinden ayrılarak şehit düşen derviş Deli Mehmet’in, dilden dile dolaşan destansı bir hikâyesidir.
Paranormal Hikayeler 2
“Paranormaliçe”nin üç yıldır beklenen yeni korku hikâyeleri ile baş başa kalmaya hazır mısınız?
Korku hikâyeleri ve videoları denince akla gelen ilk isim olan Işıl Işık, başta Japon efsaneleri olmak üzere dünyaca bilinen efsanelerden inanması zor olaylara, lanetli köylerden hayalet otobüse, Türk korku hikâyelerinden esrarengiz kayıp vakalarına, çözülememiş gizemli cinayetlere ve daha pek çok inanılmaz olaya değindiği, tüylerinizi diken diken edecek kısa öyküleri yeni kitabında topladı.
Paranormal Hikâyeler 2, korku severlerin ellerinden bırakamayacağı, ara vermeden okurken olayların arkasındaki gerilimin müziğini duyacakları türden tüyler ürpertici öykülerle sizleri bekliyor.
Uyumsuzlar
Türk öykücülüğüne ve düşünce dünyasına yeni fikirler ve boyutlar kazandırarak unutulmaz eserler veren Rasim Özdenören, öykü ve düşüncedeki istikrarlı ve güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok yazarı etkiledi. Türkçeyi doğru ve güzel kullanmaktaki mahareti, insan ruhunun sırlarına vâkıf olması, gözlemciliği, ayrıntıları yakalamadaki ustalığı, dilde ve muhtevada yerli duruşu her kesimde kabul gördü. Öyküleri; özetlenemez oluşuyla, her defasında yeniyi ve yenilenmeyi yakalamasıyla dikkat çekti. Benliğimizi, bilincimizi tazeleyen, okuyucusunu tekraren kendine çağıran metinler ortaya koydu. Toplumdaki değişmeyi, yabancılaşmayı, uyumsuzluğu, modern çağın insanının dramını ve trajiğini sergilemedeki başarısıyla özgün bir yere sahip oldu. Bu özellikleriyle edebiyat ve düşün dünyamızın bilgesi olarak anıldı. Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının gelmiş geçmiş en usta kalemlerinden biri olarak temayüz etti.
Uyumsuzlar ’da, büyük usta benzersiz üslubuyla insan hâllerini, aşkı ve uyumsuzları anlatıyor. Sevmenin, kıskançlığın, özlemin, kavuş(ama)manın, ayrılığın kısaca aşka dair olanın betimlenmesinde eşya ile insanı kaynaştıran bir dikkatle de ön alıyor. Birbirinin kültürüyle, mizacıyla uyum sağlayamayan insanlar arasında doğan aşk ve bu aşktan fışkıran hüsran… Daha önce varlığı keşfedilmemiş aşk ilişkileri… Özdenören’in dünya edebiyatına sunduğu bir hediyeler toplamı…
Yolda
Buket Uzuner, Marakeş’ten Helsinki’ye, Honolulu’dan Madrid’e, Berlin’den Hiroşima ve Montreal’e uzanan yollarda rastladığı çoğu sıradan insanın sıradışı yol hikâyelerini Yolda anlatıyor.
Birbirinden çok farklı kentler, diller, kültürler, yemekler ve karakterler İstanbullu bir yazarın imgeleminden aynı insanî ve evrensel yolculuğun birer yolcusuna dönüşüyor.
Yolda bir sırlar kitabı. Uzun tren, uçak veya otobüs yolculuklarında tesadüfen yanımızda oturan bir yabancı yolcuya onu bir daha hiç göremeyeceğimizi bilmenin rahatlığıyla bazen en büyük sırrımızı rahatça açar, anlatır, ferahlarız. Fakat ya o yabancı yolcu bir yazarsa ve bir gün Yolda adlı bir kitap yazacaksa? Elbette gerçek adlar korunarak, elbette edebiyatın “esirgeyen gökleri”, “kışkırtıcı rüzgarları” ve “ürperten yağmurları” eşliğinde...
Yolda: yedi kentin yedi gezgin öyküsü!

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.