On beş
₺84,00
3 adet stokta
On beş
Luna Yayınları’nın edebiyata yeni kalemler kazandırmak gayesiyle düzenlediği ve rekabetin üst düzeyde olduğu Luna Yayınları 2. Öykü ve Küçürek Öykü Yarışması’nda, 12 öykü mansiyon ödülü olmak üzere, toplamda 15 öykü dereceye girmeye hak kazandı.
Her biri birbirinden farklı temalar içeren öyküler bu kitapta bir kültür mozaiği gibi seriliveriyor önümüze. Öykü alanında, geleceğe adını yazdıracağına inandığımız 15 yazar ve 15 öyküyü sizlere sunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz.
İlgili ürünler
Deve Gözü
Eserleriyle dünya edebiyatında en fazla tanınan yazarlardan olan Cengiz Aytmatov, bu kısa hikayesinde her zamanki berrak ve sade üslûbunu bu defa tabiat tasvirleri için kullanmıştır. Onun eserlerini okurken, tasvir ettiği yerlere ayak basmış, o yerleri karış karış gezmiş gibi hissedersiniz. Deve Gözü isimli bu hikâye de işte o eserlerden biridir. Aytmatov’un halk ile aydınlar arasındaki çatışmaya da yer verdiği bu hikayesi, kısalığına rağmen okuyucuda iz bırakır. Bunda hikâyenin muhtevası kadar Aytmatov’un üslubunun da tesiri olduğu muhakkaktır.
Peyami Safa Hikayeler
Edebiyat târihçileri, son asır fikrî, içtimâi ve edebî sahaların Peyâmi Safâ gibi bir büyük ismi hakkında umûmî hükümler verirken, onun hikâyeleri üzerinde her nedense durmazlar. Halbuki, bir sanatkârın belli bir cephesini bütünüyle değerlendirmek, ancak o sahada yazdıklarının tamamını gözden geçirmekle mümkündür.
Küçük hikâyecilik zannedildiği gibi kolay değildir. Ama Peyâmi Safâ, daha ilk hikâyesinden itibaren bu zorluğu aşmış bir sanatkârdır. Ona, âdeta tahkiyeci olarak doğmuştur nazarıyla bakabiliriz. Muallim Nâci’nin babasına verdiği unvânı, “anadan doğma hikâyeci-romancı” şeklinde biraz değiştirerek kullanabiliriz. Kısa hikâyelerde merak unsuru, hikâye esprisi, iç bütünlük, hâdiseler arasındaki irtibat Peyâmi Safâ tarafından çok ustalıkla kullanılmıştır.
Peyâmi Safâ’nın dili ve üslûbu hakkında söz söylemeye lüzûm var mı? Kıvrak bir zekâ, duru, güzel bir Türkçe ve çarpıcı bir üslûp, her zaman olduğu gibi bu hikâyelerin de başlıca vasfıdır.
1914’ten 1930’a kadar muhtelif hikâyelerini topladığımız bu kitap, Peyâmi Safâ’nın romancılık öncesi devresine ışık tutacak mâhiyettedir. Peyâmi Safâ’nın hikâyeden romana giden sanat anlayışının da vesikalarını vermesi bakımından HİKÂYELER ayrı bir değere sâhiptir.
Günümüz Peyâmi Safâ okuyucularının en az romanları, fikrî ve içtimâî yazıları kadar HİKÂYELER’ini de zevkle ve severek okuyacaklarını tahmin ediyoruz.
Şark Kızı
Şark kızı…
Yürükleri burkan, akılları şaşırtan yaşanmış hayat hikâyesi…
Aşkın, sadakatin ve mertliğin sembolü…
Kötülüklere karşı başı dik, iyiliklere karşı boynu eğik…
Ağrı dağı kadar müthiş bir cesaret!
Van Gölü gibi esrarengiz…
Onur dolu, iffet dolu…
Güzelliği karakterine kazınmış…
Dürüstlüğü inancından almış…
Dünyaya sığmayan bir sevdanın sahibi…
Şark kızı…
Anadolu Kızı…
Bu toprakların kızı…
Bu sevda masalında mest olmak istiyorsanız;
Ebedi aşkın doyumsuzluğuna buyurun…
Stage-1 Animal Farm – İngilizce Hikaye
All Animals Are Equal
But Some Animals Are More Equal
Than Others
This story takes place on a farm in England. The animals of Manor Farm work too hard for the farmer Mr. Jones and they do not get much back in return for all of their work.
A wise pig named Old Major calls the animals together to give them a speech and to tell them about his dream. That is the start of the revolution. The animals decide that they will have better lives if they run the farm by themselves. They chase the humans away and write their own rules for their new farm: Animal Farm. They learn how to do everything by themselves. They even learn some human skills too like reading and writing.
But, will life on Animal Farm really be better than it was on Manor Farm? Will the animals really work less and have more? Will they really have more freedom? Or will things be worse than before?
Yıldırım Sesli Manasçı-Asker Çocuğu-Beyaz Yağmur
Cengiz Aytmatov’un birbirinden güzel üç hikayesinin yer aldığı kitap; aslında insan, mekan ve hafıza arasında birbirini sürekli besleyen ilişkinin göz önüne serilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Aytmatov, Asker Çocuğu isimli hikayesinde tıpkı çocuk kahramanların olduğu diğer hikayelerindeki gibi, çocuğa uçsuz bucaksız bir hayal dünyası vermiştir. Yazarın bu hikayesinde yetim bir çocuğun babaya duyduğu hasret okuyucuya öyle kuvvetli hissettirilmiştir ki, kısacık bir hikayede bunu başarmak elbette Aytmatov’un ustalığını bir kez daha ispatlamaktadır. Beyaz Yağmur hikayesinde aşkın tertemiz halini, Yıldırım Sesli Manasçı’da ise ölümsüz olanın fikir olduğunu anlatan Aytmatov, şu sözlerle Kırgız kahramanını bir Manas anlatıcısına dönüştürür: “Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. (…) Ama dünyada, insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.