Ölüler Konuşamaz(Ciltsiz) – Dilara Keskin – İndigoYayınları
₺329,00 Orijinal fiyat: ₺329,00.₺269,00Şu andaki fiyat: ₺269,00.
3 adet stokta
İlgili ürünler
Gölgenin Öpücüğü
Bazı kaderler, gölgelere aittir.
Erkek arkadaşının ölümü loncanın koruması altındaki Olivia’nın hayatını tepetaklak eder. Ardından yaşanan birçok olaysa bunun sadece başlangıç olduğunu kanıtlar niteliktedir. Kendisinden gizlenen gerçekler su yüzüne çıkarken Olivia, bunların bedelini canıyla ödemek zorunda kalabileceğini fark eder. Kendi acılarıyla boğuşan bir vampir tarafından kaçırılarak fanilerin köle ve yemek olarak kullanıldığı kan dondurucu Kâbuslar Şehri’ne götürüldüğünde Olivia’nın hayatta kalmak için tehlikeli bir oyun oynaması gerekir. Başkalarının koruması altında geçirdiği bir ömürden sonra dizginleri ele alıp kanlı kaderinin pençelerinden kaçmayı başarabilecek midir? Yoksa attığı her adım onu gölgelerin daha da derinine mi götürecektir?
“Garcia’nın seçilmiş kişi temasına getirdiği bu ateşli ve taze kan sizi daha ilk sayfadan ele geçirecek. Vampirler ve her saniyesine değecek, yavaş yavaş büyüyen bir tutku mu arıyorsunuz? İstediğiniz her şeyi Gölgenin Öpücüğü’nde bulacaksınız. Beş heyecan verici yıldız!”
—Sarah M. Cradit
“Rebecca L. Garcia, Gölgenin Öpücüğü’nü âdeta vampir notalarıyla karanlık ve büyülü bir senfoni olarak bestelemiş.”
—Casey L. Bond
“Gölgenin Öpücüğü gerçeküstü bir vampir dünyasının kapılarını aralıyor. Rebecca Garcia hayal gücünüzü ve kalbinizi tadına doyamayacağınız fantastik bir diyara götürecek.”
—Rebel Heart Book Blog
“Sırlar, ihanet, seksi bir vampir ve başa çıkamayacağınız bir cinsel gerilim… Gölgenin Öpücüğü’nün gotik dünyasını tek ısırıkta yutmak isteyeceksiniz.”
—A Midsummers Nights Read
Güllerin İhaneti – Yıldızların Laneti 2.Kitap Ciltli
“Burada güller, aşkı değil ihaneti simgeler.”
Sirius Halkı!
Atalarımın yüzyıllar önce kurmuş olduğu Sirius İmparatorluğu’nun başına geçtiğim ilk günden itibaren bu ülkeyi onurumla
yönetiyorum. Refah ve huzur içinde olan ülkemiz, tanrıların çocuklarımızı lanetlemesiyle birlikte yıllardır bir kâbus yaşıyor.
Çocuklarımızı bu lanetten kurtarmak ve ülkemizi tekrar huzura kavuşturabilmek için verdiğimiz mücadelede imparatorluğumuzun
tek vârisi ve prensesi olan kızım, Victoria Sirius, kaçırıldı.
Alexander Brown, vârisimizi geri getirmek için yaptığı çalışmalar sırasında kendilerine Hamal Birliği adı veren bir örgütün izlerine
rastladı. Kızımı kaçıran bu örgüt, sizlerin çocuklarını da kaçırmakla kalmayıp lanetlerini kullanmaları için beyinlerini yıkayarak kendi çocuklarımızı ülkemiz için bir tehdit olarak kullanmak istiyor.
Bu yaptıklarıyla imparatorluğumuza savaş açmış kabul edilen Hamal Birliği’ne ve siz değerli halkıma sesleniyorum. Ülkemizin tek vârisi ve prensesi olan kızım Victoria Sirius’un en yakın zamanda saraya teslim edilmesini emrediyorum! Emirlerime karşı gelen ve lanetini kullanmaya çalışan her kim olursa olsun, yaşına ve nereden geldiğine bakılmaksızın, derhal idam edilecektir!
“Ben bugüne kadar sadece seninle olan anılarıma tutunarak hayatta kaldım.
Seninle kurduğum hayallere inanarak ölülerden oluşan bir adada silbaştan bir hayat
yarattım! Sen olmadan bile bu kadar şey başarmışken sen yanımdayken nasıl kaybedebilirim?”
İki Küçük Su Ejderhası
Hollanda'dan Filipinler'e uzanan İki Küçük Su Ejderhası'nın umut dolu hikâyesi...
Leoni, babasının işleri nedeniyle yaz tatilini Filinpinler'de geçirmek zorundadır. Gittiği bu yeni ülkede Liwey ile tanışır ve aralarında muazzam bir dostluk başlar.
Ancak Liwey ve Lumad halkının başı, topraklarını ele geçirmek isteyen birtakım insanlarla derttedir. Leoni ilk defa geldiği bu ülkede kendisini derinden etkileyen bir beraberlik hissiyle karşılaşır.
Leoni; Liwey ve Lumad halkının çabasını, babaannesinin kendisine anlattığı efsanevi hikâyedeki su ejderhalarına benzetir.
Şimdi iki küçük ejderha Liwey ve Lumad halkının, topraklarını ve eğitim haklarını tekrar kazanmaları için bir şeyler yapmak zorundadır.
İskandinav Mitolojisi
“Başlangıçtan Önce Hiçbir Şey Yoktu: Ne Toprak Vardı Ne Gökkubbe, Ne Yıldızlar Vardı Ne De Gökyüzü¨. Şekilsiz Ve Şemalsiz, Sisten Bir A^lem İle Durmadan Yanan Ateşten Bir A^lemdi Var Olan.”
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
Gaiman, eski çağa bu ait hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…
“Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin
“İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch
“Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris
Karanlığın Şehri
Doğduğu günden beri ailesinin son derece korumacı ve baskıcı tutumuyla yetiştirilen Efsan Erez, doğum gününde en sevdiği grubun konserine gitmek üzere kardeşiyle beraber gizlice evden çıkar. Masum bir istekle başlayan bu çıkış, Efsan’ın kendini küçük dünyasından tamamen farklı bir evrende bulmasıyla sonuçlanır.
Krallıklar tarafından yönetilen topraklarda yaşayan tehlikeli yaratıkların ve büyü kullanabilen ırkların hüküm sürdüğü evrende biçare ve kimsesiz kalır. Artık o, olmaması gereken bir yerde, olmaması gereken kişidir. Yabancıların hoş karşılanmadığı bu karanlık şehirde tanımadığı kişilerin yardımına muhtaç olmasıyla, sonun başlangıcı için zaman akmaya başlayacaktır.
Bir yandan eve dönüş yolunu ararken, diğer yandan hayatta kalabilmek için kimliğini gizleyerek tehlikeli seçimler yapmak zorunda kalır; fakat bu girişimleri, yakalanmaması gereken en önemli kişinin, Alaz Şahzade’nin dikkatini çeker. Artık olmaması gereken yer, bu karanlık şehir değil, yanında dahi durmaması gereken bu adamın geceden daha siyah harelerinin içidir.
Canını kurtarmak için kaçarak ailesine geri dönmeye çalışan Efsan karanlık şehirden kaçabilecek midir ya da tan vaktini bile görebilecek midir, belli değildir.
Üstelik ne kadar engel olmak isterse istesin kalbi de yavaş yavaş Alaz Şahzade için çarpmaya başlarken…
Güçlü bir duruşu vardı, aynı zamanda karanlıktı da ve karanlık kötüydü. Karanlık bilinmezlik demekti, karanlık boşluktu ve... Ben karanlığı sevmezdim.
Kılıçların Fırtınası 1
George R. R. Martin’in muhteşem serisi, Kılıçların Fırtınası ile modern fantastik edebiyatın istisnai başyapıtlarından biri konumuna geliyor, imgesel kurgunun büyük eserleri arasındaki yerini sağlamlaştırıyor. İktidar mücadelesindeki beş savaşçıdan birinin ölmüş, bir diğerinin gözden düşmüş olmasına rağmen savaş tüm şiddetiyle sürmektedir. Yedi Krallık’ın zor durumdaki hükümdarı Joffrey, Demir Taht’ta oturmaya devam etmektedir. En amansız düşmanı Stannis, takip ettiği büyücü kadının kurbanı olmuş ve bozguna uğramıştır. Nehirova’daki Genç Robb, Kuzey’e hükmetmekte; Daenerys yaşayan son ejderhalarla beraber kana bulanmış bir kıtayı katetmektedir. Rakipler son hesaplaşma için harekete geçerken büyük bir yabanıl ordusu, efsanevi Ötekiler’le birlikte medeniyetin merkezine doğru ilerlemektedir. Diyarda sükûnet, Yedi Krallık’ın kılıçların fırtınası ile sarsılmasıyla mümkündür... Zengin bir hayal dünyasının ürünü... boyutuyla çağdaş fantastik edebiyatın ümit verici örneklerinden. -Publishers Weekly-
Kılıçların Fırtınası 2
George R. R. Martin'in muhteşem serisi, Kılıçların Fırtınası ile modern fantastik edebiyatın istisnai başyapıtlarından biri konumuna geliyor, imgesel kurgunun büyük eserleri arasındaki yerini sağlamlaştırıyor.
İktidar mücadelesindeki beş savaşçıdan birinin ölmüş, bir diğerinin gözden düşmüş olmasına rağmen savaş tüm şiddetiyle sürmektedir. Yedi Krallık'ın zor durumdaki hükümdarı Joffrey, Demir Taht'ta oturmaya devam etmektedir.
En amansız düşmanı Stannis, takip ettiği büyücü kadının kurbanı olmuş ve bozguna uğramıştır. Nehirova'daki Genç Robb, Kuzey'e hükmetmekte; Daenerys yaşayan son ejderhalarla beraber kana bulanmış bir kıtayı katetmektedir. Rakipler son hesaplaşma için harekete geçerken büyük bir yabanıl ordusu, efsanevi Ötekiler'le birlikte medeniyetin merkezine doğru ilerlemektedir.
Diyarda sükunet, Yedi Krallık'ın kılıçların fırtınası ile sarsılmasıyla mümkündür...
"Zengin bir hayal dünyasının ürünü… boyutuyla çağdaş fantastik edebiyatın ümit verici örneklerinden."
-Publishers Weekly

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.