Neksus
₺630,00 Orijinal fiyat: ₺630,00.₺530,00Şu andaki fiyat: ₺530,00.
Hikâyeler bizi birleştirdi.
Kitaplar düşüncelerimizi ve mitolojilerimizi yaydı.
İnternet bize sonsuz bilgiyi vaat etti.
Algoritma sırlarımızı öğrendi.
Sonra da bizi birbirimize düşman etti.
Peki yapay zekâ neler yapacak?
Son yüz bin yılda biz Sapiensler muazzam bir güce ulaştık. Ancak tüm keşiflerimize, icatlarımıza ve fetihlerimize rağmen bugün kendimizi yine de bir varoluş krizinin içinde bulduk. Dünya ekolojik çöküşün eşiğinde. Siyasi gerginlikler her geçen gün tırmanıyor. Yanlış bilgiler her yerde, her alanda hızla çoğalıyor. Üstelik bizi ortadan kaldırabilecek yeni bir bilgi ağına, yapay zekâ çağına doğru son hızla ilerliyoruz. Başardığımız onca şeye rağmen, kendimize nasıl bu kadar zarar verebiliyoruz?
Neksus insanlık tarihine derinlemesine bir bakış atarak, bilgi akışının bizi bugünlere nasıl getirdiğini tartışıyor. Bizi Taş Devri’nden Kitabı Mukaddes’in kanonlaştırılmasına, matbaanın icadına, kitle iletişim araçlarının gelişimine ve son dönemlerde popülizmin yeniden doğuşuna tanıklık ettiren Harari, bilgiyle gerçek, bürokrasiyle mitoloji, bilgelikle otorite arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulamaya teşvik ediyor. Roma İmparatorluğu, Katolik Kilisesi ve Sovyetler Birliği gibi sistemlerin iyi ya da kötü, hedeflerine ulaşmak için bilgiyi nasıl kullandığını örneklerle inceliyor. Ve insandışı zekânın varlığımızı tehdit ettiği bu dönemde, her şey için çok geç olmadan neler yapabileceğimizi tartışıyor.
Bilgi ne gerçeğin hammaddesi ne de sadece bir silahtır. Neksus yelpazenin bu iki ucu arasındaki umut dolu orta yolu ararken bir yandan biz insanların ortak mirasını yeniden keşfediyor.
| Yayınevi | Kolektif Kitap |
|---|---|
| Yazar | Yuval Noah Harari |
| Sayfa Sayısı | 448 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “5, 0 X 21, 5″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
Kolektif Kitap – Neksus
/n
Hikâyeler bizi birleştirdi.
Kitaplar düşüncelerimizi ve mitolojilerimizi yaydı.
İnternet bize sonsuz bilgiyi vaat etti.
Algoritma sırlarımızı öğrendi.
Sonra da bizi birbirimize düşman etti.
Peki yapay zekâ neler yapacak?
Son yüz bin yılda biz Sapiensler muazzam bir güce ulaştık. Ancak tüm keşiflerimize, icatlarımıza ve fetihlerimize rağmen bugün kendimizi yine de bir varoluş krizinin içinde bulduk. Dünya ekolojik çöküşün eşiğinde. Siyasi gerginlikler her geçen gün tırmanıyor. Yanlış bilgiler her yerde, her alanda hızla çoğalıyor. Üstelik bizi ortadan kaldırabilecek yeni bir bilgi ağına, yapay zekâ çağına doğru son hızla ilerliyoruz. Başardığımız onca şeye rağmen, kendimize nasıl bu kadar zarar verebiliyoruz?
Neksus insanlık tarihine derinlemesine bir bakış atarak, bilgi akışının bizi bugünlere nasıl getirdiğini tartışıyor. Bizi Taş Devri’nden Kitabı Mukaddes’in kanonlaştırılmasına, matbaanın icadına, kitle iletişim araçlarının gelişimine ve son dönemlerde popülizmin yeniden doğuşuna tanıklık ettiren Harari, bilgiyle gerçek, bürokrasiyle mitoloji, bilgelikle otorite arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulamaya teşvik ediyor. Roma İmparatorluğu, Katolik Kilisesi ve Sovyetler Birliği gibi sistemlerin iyi ya da kötü, hedeflerine ulaşmak için bilgiyi nasıl kullandığını örneklerle inceliyor. Ve insandışı zekânın varlığımızı tehdit ettiği bu dönemde, her şey için çok geç olmadan neler yapabileceğimizi tartışıyor.
Bilgi ne gerçeğin hammaddesi ne de sadece bir silahtır. Neksus yelpazenin bu iki ucu arasındaki umut dolu orta yolu ararken bir yandan biz insanların ortak mirasını yeniden keşfediyor.
İlgili ürünler
Arapların Gözünden Haçlı Seferleri
9. yüzyılda Yunancadan Arapçaya çevrilen Salaman ve Absal öyküsü, başta İbn Sina’nın Hay bin Yakzan’ı olmak üzere, birçok İslam düşünürünün yapıtlarına kaynaklık etti. Genellikle alegorik öyküler ya da öykümsü anlatılar olan bu yapıtlardan Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir okur kitlesine sahip olan Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf’un büyük ses getiren kitabı “Arapların Gözünden Haçlı Seferleri” Yapı kredi yayınları tarafından yayımlandı. Maalouf’un 1983 tarihli bu yapıtı, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın başına kadar devam eden Haçlı Seferleri’ni egemen tarih anlayışının yerine “öteki”nin gözünden anlatıyor.
Avrupa Hunları
Uzun bir tarihî süreç içerisinde Asya bozkırlarında yaşayan Türkler , Hunlar ile birlikte farklı bir coğrafya olan Doğu Avrupa sahasına yönelmeye başlamışlardır. Hunların Avrupa içlerinde
görülmeleri: Sabarlar, Avarlar , Kumanlar, Hazarlar, Bulgarlar, Peçenekler gibi çeşitli Türk boylarının da buralara ilerlemelerine basamak ve temel teşkil etmiştir.
Avrupa Hunları, 4. yüzyılın sonlarında Avrupa önlerinde görünmelerinden, dağılış devreleri olan 5. yüzyılın ikinci yarısına kadar Avrupa tarihinde derin izler bıraktılar. Bu sebeple Avrupa Hun tarihinin aydınlatılması, daha sonraki devirlere de ışık tutacaktır. Elinizdeki eser de Avrupa Hunları’nın tarihini orijinal kaynaklar yardımıyla aydınlatmaya çalışmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914. Kara El Örgütü üyesi Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip’in yarı otomatik Browning’inden çıkan kurşunların uğursuz çınlaması Saraybosna’da duyulduğunda, bunun – kimi tarihçilere göre – tarihin ilk topyekûn harbiyle sonuçlanacağını pek az kişi öngörebilirdi. Ancak Avusturya-Macaristan Veliahdı Arşidük Franz Ferdinand ve eşi Prenses Sophie’nin ölümleri, 19. yüzyılın ikinci yarısındaki Fransa-Prusya Savaşı’ndan beri âdeta cadı kazanına dönmüş olan Avrupa’yı kıyamete sürükledi. Avusturya-Macaristan ve Alman İmparatorlukları çok geçmeden İngiltere, Fransa ve Rusya’dan müteşekkil İtilaf Devletleri’yle savaşa tutuştu. Birçok kişi, savaşın 1870-71’deki gibi bir manevra harbiyle süratle sona ereceğini, hatta askerlerin Noel’den önce evlerine döneceğini düşünüyordu. Ancak mücadele, kimi zaman birkaç kilometrelik kazanımlar için yüz binlerce askerin toprağa düşeceği, Manş Denizi’nden İsviçre’ye kadar uzanan çamurlu siperlerde durağan bir mevzi savaşı hâlini aldı. Nihayetinde 30’dan fazla ülkeyi içine çekerek 4 yıldan daha uzun süren Birinci Dünya Savaşı; kara, hava ve denizdeki çarpışmalarla yaklaşık 20 milyon insanın canına mâl oldu. İmparatorlukların tarihe karıştığı, büyük sosyoekonomik dönüşümlerin yaşandığı ve dünya haritasında köklü değişikliklerin ortaya çıktığı bu süreç, tarihin en büyük trajedisi olan İkinci Dünya Savaşı’na zemin hazırlayarak günümüz dünyasının da temellerini attı.
Andrew Wiest’in Birinci Dünya Savaşı Tarihi, dünyanın dört bir yanında gerçekleşen askerî, siyasi ve toplumsal hadiseleri 250’den fazla fotoğrafla, yalın bir dille aktarıyor. Kara, hava ve denizde gerçekleşen muhtelif muharebeler haritalar eşliğinde okuyucuya sunulurken, tankların ilk kez tarih sahnesine çıkışı gibi mühim gelişmeler ile önemli kişilere ilişkin bilgiler de hususi kutucuklarla açıklanıyor. Andrew Wiest’in Birinci Dünya Savaşı Tarihi, dünyanın küresel ölçekteki ilk modern savaşını, zengin görseller ve sürükleyici bir anlatımla çarpıcı bir okuma tecrübesine dönüştürüyor.
Kore: Güney’in Ve Kuzey’in Yeni Tarihi
“Bu kitap, iki Kore'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra keskin bir şekilde ayrılan yollarında gösterdikleri olağanüstü ve 'esrarengiz' direncin ilginç tarihini anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Bu kitap sadece Kore uzmanları ve analistlerine değil, Blackpink hayranlarından turistlere ve uluslararası ilişkiler öğrencilerine kadar yarımadayı daha iyi tanımak isteyen herkese hitap edecek.”
Jeongmin Kim, Korea Pro Yayın Yönetmeni ve NK News Başmuhabiri
Kore kültürü tüm dünyada o kadar hızlı yayıldı ki Kore’nin Uzakdoğu’nun bir parçası olduğu neredeyse unutuldu. Aradaki fiziksel mesafe yerli yerinde duruyor olsa da Korece şarkılara eşlik edip, dizi repliklerini ezbere bilecek kadar Kore kültürüne hâkim bir gençlik ortaya çıktı. Yakın bir zamana kadar Amerika’nın yön verdiği dünya kültür sahnesinde artık Asyalılar başrolde. Ancak bu gelişmelerin hepsi Kore’nin yalnızca bir tarafı sayesinde oldu: Güney Kore. Dünyaya pazarladığı bu göz alıcı kültür ve sanat hayatına ev sahipliği yapmanın yanı sıra, oturmuş demokrasisi ve güçlü ekonomisiyle de dikkat çekiyor ve böylece adını gelişmiş ülkeler listesine yazdırıyor. Sınır komşusu ve ezelî rakibi Kuzey Kore ise dünyanın en otoriter rejimlerinden biriyle yönetiliyor, pek çok ölçüte göre yoksul bir ülke ve daha çok iktidardaki Kim ailesiyle tanınıyor. Ancak her iki Kore de benzersiz bir ortak tarihi paylaşıyor.
Victor Cha ve Ramon Pacheco Pardo, modern Kore tarihini 19. yüzyılın sonlarından günümüze kadar getirirken, yıllar süren araştırma ve gözlemlerini çarpıcı anekdotlarla okurlara sunuyorlar. Odağına yalnızca Güney Kore’yi alan genel eğilimin aksine Kuzey Kore’yi derinlemesine analiz edip, Güney Kore’yle arasındaki uçurumun sebeplerini ortaya koyuyorlar. Bu kapsamlı eser, Güney ve Kuzey Kore’nin birleşme ihtimalini gerçekçi bir şekilde değerlendirip olası bütün senaryoları gözler önüne sererken, iki Kore hakkında söylenegelen bütün klişelerin ötesine geçiyor.
Tarihi Değiştiren Günler
Tüfek Mikrop Ve Çelik
Dünya üzerinde yaşayan bütün insanların 13.000 yıllık tarihi…
İnsanlık tarihi, devletler, savaşlar, keşifler, icatlar ve yeniliklerle doludur. İmparatorluklar kurulup yıkılırken, tarihin seyrini değiştiren, kıtaların kaderlerini belirleyen olaylar yaşandı. Ancak insanlık tarihi nasıl başladı ve nasıl şekillendi? Anadolu ve Orta Doğu coğrafyası tarihin akışında neden bu kadar önemli? Neden Avrasya’da atlar evcilleştirilebilirken Afrika’da zebralar evcilleştirilemedi? Neden Amerika kıtasının yerlileri Avrupa’yı istila etmedi de tersi oldu? Neden bazı toplumlar zenginken diğerleri fakir kaldı?
Tüfek, Mikrop ve Çelik, insanlık tarihinin en can alıcı ve önemli sorularını soran ve bilimsel kanıtlarla yanıtlayan muhteşem bir eser. Biyoloji, coğrafya, dilbilim ve tarih gibi birçok alandan yararlanarak yazılmış, “Batılı” koşullandırmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.
Dinlerin nasıl doğduğu, devletlerin nasıl kurulduğu, mikropların ve onlara bağlı hastalıkların nasıl oluştuğu, tarım ve hayvancılığın hayatımızdaki önemi, yazının neden icat edildiği, insanoğlunun teknolojiyi nasıl ve neden geliştirdiği, insanlık tarihinin temellerinin neler olduğu ayrıntılarıyla bu kitapta inceleniyor.
Ve tüm hikaye bundan 13.000 yıl önce Orta Doğu’da yaşayan bir insanın bir buğday tanesini toprağa ekmesiyle başlıyor.
“Sanatsal, bilgilendirici ve eğlenceli… Bir konunun daha önce akla hiç gelmemiş yönlerini aydınlatan bir pencere görmek gibisi yoktur ve Jared Diamond da tam olarak bunu yapmış.”
- William H. McNeil, New York Review of Books
“Bu kitabın kapsamı ve açıklayıcı gücü inanılmaz.”
- The New Yorker
“Tüfek, Mikrop ve Çelik’te açıkça görebiliyoruz ki, hiçbir bilim insanı sosyal meseleleri Jared Diamond kadar açıkça ve rahatlıkla anlatamıyor. Bu inanılmaz derecede başarılı kitapta biyoloji ve tarih bilimlerini birleştiren Jared Diamond insan durumunu hiç olmadığı kadar derinlemesine anlatıyor.”
- Edward O. Wilson, Harvard Üniversitesi
“Sahip olanlar ve olmayanlardan oluşan dünyamızın nasıl oluştuğunu açıklayan nefes kesici bir kitap. Daha önce hiç bu kadar büyük bir uzmanlık ve şefkatle işlenmemiş bir konu.”
- The Times

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.