Mimar Sinan
₺180,00 Orijinal fiyat: ₺180,00.₺144,00Şu andaki fiyat: ₺144,00.
1 adet stokta
Mimar Sinan
Anadolu’nun bir kasabasında dünyaya gelmişti. Daha çocuk yaşlarında iken yapılara dikkat ediyor, taşla örülen duvarları uzun uzun seyrediyordu. Camilerin, köşklerin nasıl yapıldığını kendi kendine anlamaya çalışıyordu. Sokakta oynarken tahtadan evler yapıyor, ufak taşlar toplayarak kum üzerinde küçük binalar yapmayı deniyordu. Artık kafasına koymuştu; ileride mimar olacaktı.
Yavuz Sultan Selim tahta geçince Osmanlı Devleti Anadolu’dan da çocukları toplama kararı aldı. Henüz on yaşlarında idi. Bir gün kasabaya gelen Yeniçeriler yetenekli ve zeki çocukları seçeceklerdi. İstanbul’a götürmek üzere onu da seçmişlerdi. Önüne büyük bir fırsat çıkmıştı. Bir yandan ailesinden ayrılacağı için üzülüyordu. Diğer yandan devletin himayesinde yetişip büyük bir mimar olacaktı.
Böylece İstanbul’a geldi. Yetenekli ustaların yanında yapıcılığı öğrendi. Katıldığı seferlerde ordunun gölleri, ırmakları aşmak için kadırga, yol ve köprü yaptı. Giderek herkesin beğenisini kazanıyordu. Bu durum Kanunî Sultan Süleyman’ın da dikkatini çekti. Onu devletin baş mimarlığı görevine atadı.
Önünde geniş bir ufuk açılmıştı. Devlet kendisine her türlü imkânı sağlamıştı. Bütün hüner ve becerisini göstererek, birbirinden sağlam ve çarpıcı eserler inşa etti. İstanbul başta olmak üzere uçsuz bucaksız vatan coğrafyasını imar etti. Cami, medrese, türbe, hamam, su kemeri, çeşme ve köprü gibi eserlerle Osmanlı şehirlerini süsledi. Böylece uygarlığımızın da en büyük simgesi olarak dünyaca ün kazandı. Tarihimizin en büyük yüzyılında yaşayan bu kişinin adı Mimar Sinan’dı.
Sinan durup dinlenmeden çalışarak devletine ve milletine hizmet etti. Ömrünü yapı işlerine adayan Sinan, dünya durdukça rahmetle anılan ölümsüz bir mimar oldu.
İlgili ürünler
19. Yüzyılda Osmanlı Ekonomisi Üzerine Araştırmalar
Ah Mine’l – Aşk
Fatih’in Gizli Mabedi Fatih Serisi I
İmparatorluğun Sonu 1914
Nili: Ortadoğu’da Casuslar Savaşı
Osmanlı Sufiliğine Bakışlar
Alanında otorite olarak kabul edilen Ahmet Yaşar Ocak bu kitabında yer alan makaleleriyle projeksiyonunu Osmanlı dönemindeki tasavvufî figürlere ve Osmanlı tarihinde önemli bir yer tutan sufî zümrelere çeviriyor.
Bu kitapta serinin ilk kitabı olan "Türkiye Sosyal Tarihinde İslamın Macerası"ndaki genel perspektif çerçevesinden daha özele inen makaleler var. Selçuklu döneminde Balkanlar'da önemli bir Türkmen kolonizasyon hareketine öncülük etmiş olup, buralarda İslam'ın yayılmasında ciddi bir payı bulunan Sarı Saltık, 16. yüzyılda Osmanlı merkezî yönetimiyle ciddî ideolojik problemler yaşayan Melâmî hareketinin temsilcilerinden Bünyamin-i Ayâşî ve İsmail Ma'şukî gibi isimler bu makalelerin konularından bazıları. Kitapta Fuat Köprülü'nün Ahmed-i Yesevî ve Yesevilik'le ilgili çalışmalarından bu yana geçen zaman içinde, bu konunun yeniden akademik tarihçiliğin ilgi alanına girdiğini gösteren yeni tartışmaları, Türkiye tarihinde siyasal iktidar ve sufi çevre ilişkilerini sentetik bir yaklaşımla değerlendiren makaleler de var.
Ahmet Yaşar Ocak ayrıca Osmanlı'da Sufi Çevreler, Kalenderiler ve Kalenderi Dervişler, Bektaşilik, Bayramî Melamîleri gibi konuların yanısıra Zaviyeler, Evliya Menakıbnamaleri gibi konulara farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Türkiye'de her zaman tartışılan ama üzerinde çok şey bilinmeyen hususlara dair derinlemesine incelemeler bulunan mühim bir eser...
Sultanın Casusları
Bazen işleyişi itinayla düzenlenmiş resmi bir teşkilat çerçevesinde, bazen de fırsatçı ve dalavereci casuslar aracılığıyla, devletler ve ordular tarih boyunca istihbarat yapmıştır. Bu istihbarat teşkilat ve elemanlarının tek görevi haber toplamak ve bu haberi şifreleme ve gizlenmiş yazı gibi metotlarla zamanında ve güvenli bir şekilde aktarmak değildir; düşman hükümdar ve komutanlarını bir suikast ile ortadan kaldırmak, askeri hedeflere sabotaj yapmak ve düşman yönetiminden memnun olmayan “beşinci kol”ları kışkırtmak gibi “örtülü operasyon”lara da girişmektedirler.
İşte, Osmanlıca kaynakları Avrupa arşivlerindeki İtalyanca, İspanyolca, Fransızca, Portekizce, Almanca ve Latince binlerce belgeyle harmanlayan elinizdeki bu kitap, Osmanlıların Yeniçağ’daki istihbarat faaliyetlerini, rakipleri Habsburg ve Venediklilerle karşılaştırmalı bir şekilde ele almaktadır. Sultanın Casusları: 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları, cihanşümul bir imparatorluk olan Osmanlıların Avrupa ve Akdeniz’e yolladığı casusların sahadaki faaliyetlerinin yanı sıra, Osmanlı istihbaratının kurumsal yapısı, Osmanlı karşı istihbaratı (kontrespiyonaj), Osmanlı paşa ve elçilerinin haber alma kaynakları, istihbarî bilginin siyasi fonksiyonu ve Osmanlı karar alma süreci gibi konuları titizlikle irdelemektedir.
İstihbarat, korsanlık, kölelik, ihtida, Osmanlı-Avrupa ilişkileri ve serhad çalışmaları gibi alanlarda araştırmalar yapan Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan’ın bu eseri, yıllar süren arşiv çalışmasıyla bir araya getirilmiş tarihi örnekler eşliğinde istihbarat dünyasının gizemli sayfalarını aralıyor. Böylece, hem Osmanlı hem de istihbarat tarihi alanında çok önemli bir boşluğu dolduruyor.
“Akdeniz dünyasındaki siyasi gelişmeler, korsanlık faaliyetleri gibi konularda gerçekleştirdiği ilmî çalışmalarla öne çıkan isimlerden olan Emrah Safa Gürkan’ın elinizdeki kitabı, imparatorluk çağının doruk noktası olarak genel kabul gören XVI. asırda casusluk ve karşı istihbarat meselesini, orijinal yerli ve yabancı belge ve kitabî kaynaklara dayalı olarak incelemekte; çok az ciddî çalışmaya konu olmuş haber alma “ameliyesi” hakkında doyurucu sayılabilecek ilginç bilgiler sunmaktadır.”
Feridun M. Emecen

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.