Milena’ya Mektuplar – Yapı Kredi Yayınları
₺350,00 Orijinal fiyat: ₺350,00.₺289,00Şu andaki fiyat: ₺289,00.
Franz Kafka ve gazeteci Milena Jesenská 1920 yılının başlarında, Prag’da, bir dost meclisinde tanışırlar. Milena’nın bu ilk buluşmada Kafka’nın iki öyküsünü Çekçeye çevirme arzusunu dile getirmesiyle, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine kadar sürecek umutsuz bir aşk ilişkisinin ilk adımı atılmış olur.
Umutsuz bir aşk ilişkisidir bu çünkü Milena Viyana’da, mutsuz bir evlilik sürdürdüğü kocasıyla birlikte yaşamakta, Kafka ise tüberküloz tedavisi için sanatoryumda yatmadığı zamanlarda yaşamını Prag’da sürdürmektedir. Yazarın aşkını, kaygılarını ve çaresizliğini paylaştığı bu mektuplar, hem bir aşk romanı hem de yazarın iç dünyasının en katıksız, en çarpıcı anlatımıdır.
Milena’ya Mektuplar’ın bu edisyonunda, Kafka’nın mektuplarına Milena Jesenská’nın Max Brod’a yazdığı mektuplar ve gazete yazıları eşlik ediyor.
| Yayınevi | Yapı Kredi Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Franz Kafka |
| Sayfa Sayısı | 288 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
Yapı Kredi Yayınları – Milena’ya Mektuplar – Yapı Kredi Yayınları
/n
Franz Kafka ve gazeteci Milena Jesenská 1920 yılının başlarında, Prag’da, bir dost meclisinde tanışırlar. Milena’nın bu ilk buluşmada Kafka’nın iki öyküsünü Çekçeye çevirme arzusunu dile getirmesiyle, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine kadar sürecek umutsuz bir aşk ilişkisinin ilk adımı atılmış olur.
Umutsuz bir aşk ilişkisidir bu çünkü Milena Viyana’da, mutsuz bir evlilik sürdürdüğü kocasıyla birlikte yaşamakta, Kafka ise tüberküloz tedavisi için sanatoryumda yatmadığı zamanlarda yaşamını Prag’da sürdürmektedir. Yazarın aşkını, kaygılarını ve çaresizliğini paylaştığı bu mektuplar, hem bir aşk romanı hem de yazarın iç dünyasının en katıksız, en çarpıcı anlatımıdır.
Milena’ya Mektuplar’ın bu edisyonunda, Kafka’nın mektuplarına Milena Jesenská’nın Max Brod’a yazdığı mektuplar ve gazete yazıları eşlik ediyor.
İlgili ürünler
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Modern Klasikler 22
Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
Bir Genç Kızın Günlüğü
Sigmund Freud’un “bir hazine” olarak tanımladığı Bir Genç Kızın Günlüğü küçük bir kızın on bir yaşından on dört yaşına kadar düzenli olarak kaydını tuttuğu duygu dünyasını açıyor bizlere. 20. yüzyılın başlarında Viyanalı orta sınıfa mensup bir kız olan Rita’nın samimi düşünceleri ve itiraflarıyla dolu olan bu günlük Freud tarafından hem psikolojik hem de kültürel-sınıfsal bağlamda muazzam bir kaynak olarak değerlendiriliyor. Kitap bir yandan ergen psikolojisini, genç kız ruhuna dair naif detayları basit bir şekilde ve doğrudan verirken öte yandan günlüğün yazıldığı döneme, coğrafyaya ve sınıfsal bağlama dair önemli ipuçları sunmaktadır. Çocukluktan ergenliğe geçişin sancılarını, cinselliğe değin merakın derinliğini, aşk, ölüm ve arkadaşlık gibi önemli meselelerle ilgili tutumların bireyde oluşumunu tüm çıplaklığıyla görebildiğimiz Bir Genç Kızın Günlüğü Freud’un, eserin yayınlanması için 1915’te editörüne ilettiği küçük mektubuyla birlikte karşınızda.
Küçük Anılar
Evinin kapısında oturuyordun sen, anneanne, yıldızlı, uçsuz bucaksız geceye açılan kapısında evinin, hakkında hiçbir şey bilmediğin ve asla yolculuk yapamayacağın gökyüzünün altında, büyülü tarlaların ve ağaçların sessizliği içinde, sonra doksan yaşının vakarıyla ve hiçbir zaman kaybetmediğin bir gençlik ate?iyle dedin ki: “Dünya öyle güzel, öleceğime öyle yanıyorum ki.”
Aynen böyle dedin. Ben oradaydım.
José Saramago, “küçüklüğümdeki küçük anılar” dediği türlü anı parçacıklarını birbiri ardına sıralıyor.
Bir amacı da var üstelik: aklın içindeki canavarları ve yine onun yarattığı yücelikleri ortaya çıkarmak.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.