Masalların Ötesinde
₺350,00 Orijinal fiyat: ₺350,00.₺280,00Şu andaki fiyat: ₺280,00.
18 adet stokta
Masalların Ötesinde
Hansel ile Gretel’in ormanda takip ettiği o dolambaçlı yol, Deli Dumrul’un beklediği ıssız köprüden geçer mi? Stranger Things izleyenleri ürperten Demogorgon’un hakkından atalarımızın gulyabanisi mi gelirdi yoksa Vikinglerin korkunç kurdu Fenrir mi? Masalları uzak geçmişten çıkarıp günümüzün soluksuz izlenen dizileriyle karşılaştırarak ele alan, bu büyülü anlatıları teolojik bir bağlama oturtan Doç. Dr. Selahattin Özkan bu eserinde yepyeni bir denemeyle okurlarının karşısına çıkıyor. Sosyal bilimlerde ilerlemeyi düşünen öğrenciler kadar edebiyata ve tarihe meraklı her yaştan okura hitap eden bu kitap beş bölümden oluşmaktadır. Bölümleri tamamlayıp kitabı elinizden bıraktığınızda masalların ötesine geçip inançla, bilimle ve tarihle kesişen bir dünyanın kapılarını aralayacaksınız. Tutkunu olduğunuz yapımların, elinizden düşürmediğiniz kitapların ve ilham aldığınız inançların kökenlerini karşılaştırmaya hazır mısınız?
İlgili ürünler
Batı Notları
Batı Notları , Nuri Pakdil’in Fransa’ya yaptığı gezinin akabinde kaleme aldığı yazıları içeriyor. Kitapta sadece Batı’ya dair tespitler yapılmıyor, ülkemizdeki Batılılaşma sürecinin halkımıza ve genelde tüm mazlum halklara yansımaları ele alınıyor. Batı Notları , tarih bilincine sahip Müslüman bir yazarın Batı’yı ve Batılılaşma girişimlerini değerlendirdiği bir çalışmadır.
Sunuş yazısında şöyle diyor Pakdil: “Yalnızca izlenimlerimi değil, Batı’nın bende yaptığı çağrışımları da yazdım. Şunu da belirteyim: Bilinen gerçeklere yeni bir şey eklenmedi.Ama bunlarla, uygarlık sorunlarımıza az çok değiniliyorsa, bu gerçeklerin sürekli yazılması ve üzerinde düşünülmesi zorunludur.”
Nuri Pakdil, Paris’te katıldığı bir sempozyumda, Afrika ülkelerinden gençlerle görüşür. Bu konuşmalarda Afrika’nın dirilişine, diriliş özlemine yoğunlaşır dikkati. Ve 1969’da Türkiye’ye döndüğünde, “Afrika sorunlarını inceleyecek, Afrika uluslarıyla kültürel ve ekonomik ilişkileri düzenleyecek, bununla ilgili yapılması gerekli girişimleri hükümete önerecek, bir Afrika Enstitüsü” kurulmasını önerir. Çünkü artık, “Yabancılaşmayı bırakarak, mazlum ulusların yürek çırpıntılarını duymanın vaktidir”.
Nuri Pakdil için edebiyat, sadece güzel söz üretme eylemi değildir. Edebiyat; bir duruş, bir tutum alış, karşı koyuş ve muhalefet etme aracıdır.
Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir
İnsan derdini anlatmak için onlarca yol bulabilir belki kâri. Kimi söyler, kimi ağlar, kimi kaçar gider ve kimi de yazar. Ama bence en asil olanı susmak.
Ben yazmayı söylemekten değil de susmaktan bir cüz olarak görenlerdenim. Yazarak susmak diye bir hâl bu bahsettiğim. Kendine saklamaya gücünün yetmediklerinin ardına saklanmak bir çeşit. Tanımadığın, tanışmadığın biriyle dertleşmek gibi. Hem söylemek hem de söylememek yani.
…
Bu kez sana değişen, başkalaşan hatta bence kötüleşen ne varsa –elbette kendimce– ondan bahsetmek istedim. Bizim mahallemizden, bizden, bizim gibilerden. Bir mahalle bakkalında leblebi tozunu, eski bir kıraathanede şekerli oraleti, mahalle aralarında top oynayan, ip atlayan çocukları aradım bu kez.
“Sen de değiştin be abi!” diyenlere hak vererek biraz değişmesini istemediklerimi, eski ve güzel olanları yazdım.
Deli Çocuğun Güncesi
Elifname
Sen çoktan öldürmüşsün beni… Neydi ruhunu benden esirgemekteki bahanen? Eski aşklarından farklı olan ya da eksik kalan yanım, sana sadık olup da seni yirmi birinci yüzyılın Mecnun’u gibi bir sevdayla sevmem miydi?
Sen sevdikten sonra unutmalara alışmışsın sevgili… Eski sevdiklerini ruhunda saklayıp taşıyacak kadar sadık ama sana kendini her şeyiyle adayan bir adamı, senin gözlerinde kendini bulduğu anda öldürecek kadar cesursun…
Ve artık, bunca yıl bekleyişimin sonunda gelmeyecek, açtığı kan revan yaraları sarmayacak, birlikte kuracağımız yuvanın hayalini bende bırakacak kadar da özgürsün sevgili…
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”
Yerli Yersiz Cümleler
Bu kitap önce “Yersiz Cümleler” adıyla tasarlandı. Niyetim sağda solda kalmış ve hiç yayınlanmamış onca cümleyi bir araya getirmek, bir bakıma onlardan kurtulmaktı.
Fakat cümle bu. Bir kez kapısından girince gazete ve dergilerde kalmış yazıları da taradım. Derken hızımı alamadım, bütün kitaplarımı okudum yayımlandıklarından sonra ilk kez, “Yerli Cümleler”e de el attım.
Sonra? Bütün cümleler yerli yersiz birbirine karıştı.
Böylece binlerce cümleyle baş başa kaldım. Hepsini mümkün mertebe temalara ayırarak bir senaryo dâhilince sıralamaya çalıştım.
İçlerinde nerede, ne zaman, nasıl yazdığımı bugün gibi hatırladıklarım vardı, avucumun içine mıh gibi çakılmış olanlar. Ve hiç de hatırlamadıklarım. Bana öyle karanlık geldiler ki. Bunları ben mi yazmışım, sahi, ne zaman? Neden yazdığımı unutmuşum çünkü, hiç unutmayacağım sandığım şeyi.
Üstelik tahmin etmediğim bir şey daha oldu ve yerinden edilen, bağlamından kopan cümleler yeni manalarla yüklendi, bambaşka tasniflere girdi. Yerinde doğaya ilişkin bir cümle aşk bahsine uygun düştü örneğin, yazıya ait olan insanlığa.
Yeni bir okuma, dahası yeni bir yazma.
O zaman anladım içimde bütün yazdıklarıma süzülen bambaşka bir metin olduğunu.
Bir de neden sonra Nun Masalları’ndan bu yana 20 yıl geçtiğini fark ettim.
Yerli Yersiz Cümleler’in hikâyesi bu.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.