Masal Kadın
₺320,00 Orijinal fiyat: ₺320,00.₺264,00Şu andaki fiyat: ₺264,00.
1 adet stokta
Masal Kadın
Bir varmış bir yokmuş… Oyuncu, eğitmen ve hikâye anlatıcısı Sema Çeker’in kalbine; asırlardır süregelen masal kalıplarında arka planda ve güçsüz olarak resmedilen “kadın” karakterlerin hikâyelerini yeniden yazma ateşi düşmüş! Bu masallar, ataerkil toplum yapısının dayattığı normlar sebebiyle kendi kabuğuna çekilen kadınların, bir kelebek misali kozasından kurtulup özgürleşmesini anlatmış. Bu kadınlar cesaret ve azimleriyle, savaşçı karakterleriyle, özgüvenleriyle, güçlü maneviyatlarıyla aslında hepimizin içindeki o kıvılcımın temsili imiş! Haydi gelin, hep birlikte alt edelim canavarları, üç başlı ejderhaları, kötü kalpli büyücüleri, zalim padişahların zorbalıklarını ve zorla öpmeye çalışan çirkin kurbağaları… Sema Çeker’in ilk kitabı Masal Kadın’ın her dizesinde, aştığımız her engelle birlikte içimizdeki bilge ve vahşi kadına vurduğumuz kilitlerden birinin açılmasına izin verelim. “Unutmayın, masallar çocukları uyutur, büyükleri uyandırır!”
Yazar Özgeçmişi Sema Çeker Kumpir patatesi büyüklüğünde bir şehirde erken gelen karın etrafı beyaza boyadığı bir günün gecesiydi. Anne ve babası çıtır çıtır kıvılcımlar çıkararak yanan sobanın yanındaki divanda uykuya hazırlandılar. Harika her çiftin yaptığı gibi birbirlerine iyi geceler öpücüğü verip sarıldılar. Fakat aşk perisi etraflarında dolanıyordu ve sihirli değneğini sallayıverdi. O anda kibritle kavın buluşması gibi bir alev ikisini de sardı. Kısa bir süre sonra kendisine benzeyen milyonlarca arkadaşıyla kendini şelaleden atılmışçasına yerde buldu. Bu onun ilk şokuydu. Diğer arkadaşlarının bir kısmı şoku erken atlatmayı başarmış bitiş çizgisine doğru ilerliyordu. Bazıları erken pes edip düşüyor, bazıları yolun yarısında kendini bırakıyordu. Bu yarışı sadece bir kişinin kazanacağının bilgisi gökyüzünde kendisine verilmişti ve hemen hatırladığı gibi koşmaya başladı. Uzun zamandır gökyüzünden aşağıyı izliyor ve dünyaya gelebilmek için hayaller kuruyordu. Bu yarışı kazanmak zorundaydı ve nefesi kesilene kadar koştu. Bazı rakipleri hile yapıp ona çelme taktı, bazılarıysa omuz atmaya çalıştı ama o düşmedi. Tüm gücüyle koştu koştu ve gücünün bittiği yerde kendini bıraktı. Nefesi normale döndüğünde kafasını kaldırıp etrafına baktığında anladı; ilk yarışını kazanmıştı. Artık dokuz aylık rahat bir uykuya yatabilirdi. İşte dünyaya gelişi aynen böyle oldu. Anne ve babası kucaklarına aldıklarında küçük kızlarını, onun yüzünde sonsuzluğu gördüler. Babaannesi, “Talihi de sevgisi de sonsuz olsun” deyip Sema ismini koydu küçük kıza. Bir hayalperest olarak geldiği dünyayı keşfedebilmek için hemen büyümek istedi Sema. Yapmak istediği çok şey, görmek istediği çok yer vardı. Cesurdu, gün geçtikçe güzelleşiyordu, meraklıydı, hevesliydi, sevgi dolu ve merhametliydi. Büyüdü. Harika bir kadına dönüştü. Büyük maceralara atıldı. Ejderhalarla savaştı, bilinmez diyarlara ulaştı. Bazen kayboldu bazen yolda çıkan bir dostla birlikte doğru yönü buldu. Şimdilerde bir oyuncu, eğitmen ve hikâye anlatıcısı olarak hayatına devam ediyor. İki harika kediye, muhteşem dostlara, şükür sebebi bir aileye sahip.
İlgili ürünler
Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Riviera’da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. Pansiyonda kalanlar küçük çaplı bir Madam Bovary vakasıyla karşı karşıya oldukları düşüncesiyle kadını iffetsizlikle suçlar, anlatıcımız da kadını savununca tartışma alevlenir. Masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de hoşgörüsünden cesaret bularak anlatıcıya gençliğinde, bundan tam 24 yıl önce, başından geçen unutulmaz bir 24 saatin hikâyesini anlatmaya başlar.
“Tüm duygularımla bu yabancı insanın, bu neredeyse her şeyini kaybetmiş, ölümün eşiğine gelmiş insanın tüm hırsları ve tutkularıyla son bir şeye tutunduğunu hissediyordum
Denizler Arslanı
Sultanmurat
Cengiz Aytmatov, İkinci Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği yıllarda Kırgızistan’ın bir köyünde, cephedeki askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yediden yetmişe herkesin tabiat ve savaş şartlarıyla çetin mücadelesini anlatıyor. Cesur, zeki ve okulun güzel kızı Mirzagül’e tutkun Sultanmurat 15 yaşında olmasına rağmen cephedeki askerlere yardım etmek için seçilen köyün beş gencinden biridir. Sultanmurat’ın gözünden savaşın yıkıcılığını ve insanları adeta birer canavara dönüştürmesini anlatan Cengiz Aytmatov, diğer bütün eserlerinde olduğu gibi, bu hikâyesinde de insana olan inancını vurgulamaktadır. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde sönmeden yanmaya devam eden o sevgi ateşi her türlü zorluğun üstesinden gelmek için insanın sahip olduğu en kıymetli hazinesidir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.