Mahabharata – Vana Parva 2.Cilt (3.Kitap)
₺745,00 Orijinal fiyat: ₺745,00.₺595,00Şu andaki fiyat: ₺595,00.
18 adet stokta
Mahabharata – Vana Parva 2.Cilt (3.Kitap)
“Altı duyu organı içinde en tehlikelisidir düşünmek. Ne kelimelerinde ne davranışlarında, düşüncelerinde ne de kalplerinde günaha meyil etmeyenler; bedenlerini oruçla zayıflatıp nefislerini köreltenlerden daha fazla maddenin esaretinden kurtulup inzivadaymış gibi bir yaşam sürerler. Kendi türünden olanlara karşı kalbinde hiçbir merhamet taşımayan kişi isterse bedenini kutsal yazılarda yazdığı gibi temizlesin, hiçbir günahından kurtulamaz. Öfkeli ve merhametsiz bir kalp, hırs bataklığında debelenirken her defasında biraz daha batar dünya denilen maddenin içine. Kibir ve gururdan kör olmuş, açgözlü bir akıl, kalbin en büyük düşmanıdır. Bil ki kolay değildir etrafımızı saran bu maddeden kurtulmak. Varlığını erdemlerle süsleyen, tüm hayatı boyunca hayır işleyip sevap kazanan, kalabalıklar içinde olsa dahi inzivadaymış gibi bir hayat sürer. Konuşması gerekenden daha fazla konuşmayan, gereksiz yere sesini duyurmayan da öyle. Böyle biri tüm günahlarından arınmış olarak göğün kapılarından geçer. Kabul, oruç tutmak, et ve kandan meydana gelen madde, bedeni zayıflatır ve hatta hükümsüz kılar; ancak bu tek başına yeterli değildir yaşam boyu işlediğin tüm günahlarından kurtulmaya. Ne yaptığını bilmeden, kirli bir kalple ibadet eden sadece acı çeker çünkü bilir asla günahlarından kurtulamayacağını…
Bir insan duyu organlarının esaretinden kurtardığı aklını temizleyip onunla kalp evinin içine bakmayı başarırsa ne iyi ne de kötülükten ve bunların sonuçlarından etkilenmez. O, ruhu yeniden ait olana yaraşır şekilde parlayan kişi, en yüce olanın varlığını bilme haline erişir. Bu şekilde huzura ermiş ve temizlenmiş bir kalp, huzur içinde derin bir uykuya dalan ve çevresinde meydana gelen hiçbir şeyden etkilenemeyen biri gibidir. Kalbi saflık derecesine nail olmuş biri artık yaşamak için çok şeye ihtiyaç duymaz, kendinde tezahür eden yüce ruhun varlığı ile birleşir ve sabah akşam en yüce olanla hasbıhal eder. Görülemediği için bir şekli olmayan fakat tüm şekilleri kendi varlığında barındırdığı için tüm şekillerin kendisi olan yüce ruhu görür kalbindeki ışıkla. Ama bu mertebeye erişmek için, erdemin yolunu takip etmek için ve derin denizler kadar engin korku ve endişe denizini geçmek için insan açgözlülüğünü ve öfkesini yenmelidir…”
İlgili ürünler
Dede Korkut
Çocukluğunda "Dede Korkut" adını duymamış olan yoktur. O yaşlarda hakkında fazla bir şey bilmediğimiz ya da öğrenmediiğimiz Dede Korkut, Türklerin gelenek ve göreneklerini, yaşama biçimlerini, değer yargılarını yansıtan hikayelerin anlatıcısı, derleyip toparlayıcısı olan bir Türk "ata"sıdır.14. ve 15. yüzyıllarda yazıya geçirilen, ama önceinin çok ötelerde olduğu bilinen bu hikayelere "destan" da denilmektedir. Dildeki yalınlık ve açıklık, anlatımındaki akıcılık, bu yapıtın bugünlere ulaşmasını sağlamıştır. Doğa sevgisi, insanca olan her şeye verilen değer gibi evrensel temaların yanında,hikayelerin her satırına ozanca bir duyarlık da sinmiştir.
Dede Korkut Kitabı Türkistan
Dedem der;
Ay öte, yıl dolana, zamaneler kopup gele;
Dağ otları tükene, diken kala;
Tatlı dirlik tükene, dava ile savaş kala;
Asıl beyler tükene, avam kala;
Silintiler yıkıla, bir yerde oba ola;
Derintiler yıkıla, bir yerde kentli ola;
Bir kentte iki gühâ olsa, beş dahice daruğa ola;
Onlar dahi birbirinin sözüne bitmeyeler;
Ortalıkta bed nefs ile yalancının günü doğa;
O günleri görmemişim ben,
Dedem görmüş gibi söylerim;
Yazı, kışı bilinmez yıllar ola;
Kuvveti, gücü bilinmez eller ola;
Yaylaklar kışlak ola, kışlaklar yaylak ola;
Tat evi ile Türk evi bir araya komşu ola;
Ağaç çanak, taş çanak birbirine karışık ola.
Edige Batır Destanı
İdigey ile Moradım – Başkurt Türklerinin Tarihi Destanı
Ramayana Kişkindha Kanda (4. Kitap)
Türk Şaman Metinleri
Yeryüzünden Binbir Efsane
Yeryüzünden Binbir Efsane / Bakır Dağlar, Kör Kuyular, Büyülü Kuşlar'da Filiz Özdem, her yaştan genç için bir masal alemi kuruyor. Bu aleme, Aysu Koçak gravür tadındaki desenleriyle eşlik ediyor. Efsaneler resimlere, resimler efsanelere karışıyor. Şıklar mı istersiniz, tanrılar mı, asiler, kahramanlar, hükümdarlar, canavarlar, şeytanlar, doğaüstü güçler mi yoksa... Felaketler, mucizeler, kehanetler, rüyalar, sırlar arasından sıyrılarak kulelere mi çıkmak, kuyulara mı inmek, mağaralara mı sokulmak istersiniz? Belki Samanyolu'nda gezinmek istersiniz ya da Nuh'un gemisini yapmak için kolları sıvamak... Bütün bu efsanelere, insanoğlu hayal etmenin sınırı olmadığını kanıtlamak için didinip durmuş onbinlerce yıl. Hayallere devam edelim... Kitabın güzergahı İstanbul'da başlayıp yine İstanbul'da son buluyor. Kıtalar geçip okyanuslar arşınlayarak, Hint, Yunan, Çingene, Cermen, Türk, Kürt, Ermeni, Kızılderili, Eskimo, Aztek, Maya ve daha nice kültürün efsanesiyle kah Anadolu'yu karışlayacak kah Asya'dan Amerika'ya, Avrupa'dan Avustralya'ya, Kutuplar'dan Afrika'ya savrulacaksınız. Coğrafyanın birbirine karıştığı, zamanın silindiği kardeş efsaneler diyarında doyumsuz bir yolculuğa kim hayır diyebilir ki?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.