Laytmotif
₺91,00
1 adet stokta
Laytmotif
Fahri Güllüoğlu’nun beşinci şiir kitabı Laytmotif şiir-dışı kabul edileni şiirin gözünden okuyan, şiir-düzyazı arasında çizilen sınırı ortadan kaldıran üç kitabın birleşmesinden oluşuyor: “Kronoskopi”, “Sessiz Düzeltmeler”, “Logos”. Şiirde dile gelen hakikatin kırılganlığını bilen ve hakiki şiirin silinmiş şiir olduğu bilgisiyle; anlatıdan monologa, günlükten senaryoya, mektuptan mesele, manifestodan soruşturmaya, diyalogdan masala farklı türleri katederek kendini sınayan organik bir şiir bu.
Laytmotif nasıl yaşamalı/nasıl yazmalı meselesi üstüne yalın bir dilin imkânlarıyla düşünürken müziğin prensiplerine bağlı felsefi düşünceden ödün vermeyen; burada, bu zamanda yaşayan bir bilincin ve gövdenin kayıtlarından oluşan bir “hayat kitabı”.
Kitaptan:
ÖNYARGI ATLASI
dünya bir hapishane mi, dedim, hayat zindan değil, dedi, insan sıkıştığında, sıkışmışlıkla kendini fazla önemser, kendini önemsediğinde hayatı unutur, hayat hiç kimseyi önemsemez, akar, zaman bir yön değil, boyuttur, insan gözleri görmeyince her şeyi gördüğünü sanır, görme yetisini yitirmiş olsa, kendini, başkasını daha iyi görürdü insan, ışık hep baştan çıkartıcıdır, ışık, baktıkça, yansıttıklarıyla aldatır, dedi, bir sorunla karşılaştığında, sorun tek başına zifiri karanlıkla sarabilir zihnini, çözüm nedir diye sorarsan, bilmiyorum, sana akıl veremem, onu sen bulacaksın, kendine ait bir yol, ışığı da karanlığı da eş derecede sevebilen, hoş gören, hor görmeyen, onlara göre uyum arayan bir yürüyüş, sadece, uçmadan, uçacaksan da bunu hedeflemeden, ne hesaplı ne büsbütün kayıtsız, duyularımızdan başka bir şeyimiz yok, duyum sanatı, dedi, evet, duyum sanatı, dedim, başka sanatları hiç mi hiç umursamayan duyum sanatı, öğüt verilebilseydi, başkası karanlıkta kaldığında eline küçük bir kılavuz tutuşturabilmek gibi, bu gerçekçi olmazdı, dedim, bugün böyle düşünebilir kişi, o düşünce sadece o günün düşüncesi, duyumu olabilir, bir yıldız gibi, o gün ışığı parlak, o gün çok yakın, başka gün uzak, seçilmeyebilir, insan dünya döndükçe başkalaşabilir, asıl öğüt vermek karanlık bir fikir değil midir, öğüt verirsen aynı kalmayı vaat ediyorsun demektir, bilemezsin, bilemem, bilemeyiz, dedim, bilemeyiz, dedi, ama gençsin, her şeyi yapabilirsin, her şey mümkün, kılavuz arıyorsan, mutlaka bir kılavuz bulmaksa dert, dert etme, insan bir köre eşlik eden ikinci gibi hayal edebilirse kendini, karanlıkta kaldığında ne yapması gerektiğini de hayal edebilir, ne gördükleriyle ne görmedikleriyle, ne seçebildikleriyle ne seçemedikleriyle yetinmeyi bilen insana güvenme, kendinle bir kör gibi, kendinle bir kılavuz gibi yürüyebilmeyi öğrenmeli, insan hayallerini kimseyle kirletmemeli, yürüdükçe, kendine eşlik eden bir kör gibi yolu göze alabilmeli, dedi.
İlgili ürünler
Bağbozumu Şarkıları
Tanrılar arasında insan yalnızlığı mı
İnsanlar arasında insan yalnızlığı mı?
Korkusu küçük düşürüyor hayatımızı.
Ne diyordu ince şeylerin annesi
“Ötekini oku, derinde dipte duranı.”
Kilisenin bahçesinde mumdan bir harita
Bütün göç yollarının iki ucuna tutunmuş
“Geride kalmanın cezasıyım –diyor-
Biliyor musun, hoyratlık değil de
İncelik yakıyor canımı...”
Bu kalabalıkta bu tenhalık--
Sevgilim, bütün sözlerimi
Mazlumların rüyasından seçtim ben.
Budur, düşünmeden bildiğim
Budur, ayaklarına serdiğim has bahçe...
Belki De Neşe
“Hayat, en uzunu, sakalı nehri andıran en uzun ömürlü ihtiyarınki
De dâhil olmak üzere, ardında her zaman karanlık
Suskunluklar, küle dönmeyen harabeler, meçhul
Adalar bırakır. Altmış yıl değil, akla hayale sığmayacak altı
Yüz yıl daha geçse bile, bu süre adaları yaşanır kılmaya,
Harabeleri kül etmeye yetmez; insan karanlıklardan bahsetme
Mecburiyetinden gene kurtulamaz.”
Çağdaş dünya edebiyatının ölümsüz kalemlerinden José Saramago’nun üç kitaptan oluşan Toplu Şiirler’i artık Türkçede.
Bütün Şiirleri 1
Bütün Şiirleri 2
Babam gelirdi ve akşam olurdu.
Bahçedeki akasya ağacı, gün boyu biriktirdiği kuşları,
birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza.
Siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam.
Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi.
Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım.
Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam.
Kapılar titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı.
Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç.
Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya.
Destan Destan Çanakkale
Düşman çizmesinden korumak için bir neslin canlarını siper ettiği kutlu şehir; Çanakkale!
Anadolu’nun her köşesinden bütün sevdiklerini ardında bırakarak vatan savunmasına koşanların geri dönemediği yurt köşesi Çanakkale!
Çanakkale; adını duyduğunda her annenin bağrı kanar, her çocuğun yüreği sızlar. Mutlaka o cepheden geri dönmeyen bir sevdiği vardır!
Bu kutlu yurt köşesini düşmana vermemek için milletimizin her ferdi Mehmetçik olmuş, verdiği emsalsiz mücadele ile bayraklaşmıştır.
Çanakkale’de yaşananlar, dilden dile gönülden gönüle dolaşırken şairlerin, ozanların gönüllerine de uğrayınca şiirleşir, destanlaşır..
Bu kitapta; bayraklaşan bir neslin hikâyesini mısra mısra, beyit beyit, kıta kıta bulacaksınız.
Mehmet Âkif Ersoy’dan, İbrahim Alaeddin Gövsa’ya; Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan Âşık Halil’e pek çok ozanımız bu destanı tarihin sayfalarına ve gönüllerimize altın harflerle nakşetmişlerdir.
Bizim derlediğimiz ise bu kutlu nakıştan sadece birkaç desen...
Siyah Gözlerine Beni De Götür
Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.
Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yağamıyorum
Yeni bir koşunun başlangıcında
Biraz deprem sonrası
Biraz şehir hülyası
Bir kalp yangınından geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artık bu yerlere sığamıyorum
Sonsuz Günbatımı
1965 yılında yaşamöyküsünü ünlü yönetmen Bertolucci’nin belgesel film yaptığı, şiirleri ve hayatıyla tüm dünyada “biricik” yere sahip adlardan Furuğ Ferruhzad.
Kısacık yaşamına rağmen (1935-1967) modern İran şiirinin en parlak temsilcilerindendir Furuğ.
Sonuncusu “tamamlanmamış” olmakla birlikte beş şiir kitabıyla önce İran’da sonra tüm dünyada ezilen kadınların sesi olmuş bir şair aynı zamanda.
Sonsuz Günbatımı , Furuğ’un tüm okuyanları etkisi altına alan duyarlılığıyla; insanı, doğayı, zamanı, mekânı derin şiir diliyle sorguladığı şiirlerinden ustalıklı bir seçki. Onat Kutlar ve hem Kutlar’ın hem de Furuğ’un yakın dostu Celal Hosrovşahi’nin seçtikleri şiirler ve ustalıklı çevirileri, şairin şiir dünyasını tüm yoğunluğuyla aktarıyor.
Sonsuz Günbatımı hacmen küçük ancak her kelimesi, her dizesiyle zihinlerinizde balyoz etkisi yaratacak bir kitap.
Yalnızlığıma Dokun
Harikadır şimdi bizim oralar,
Her manzara ayrı dilden konuşur...
Bahar cümle sergisini açmıştır...
Gökte uçan kuşlar ve akan sular,
Mevsimin efsunu orda buluşur...
Kırlarda çiçekler, dalda meyveler,
Toprağın bağrına düşen sebzeler,
Doğada süzülen tüm kelebekler
Ve hatıralarımın sindiği her yer.
Doğduğum o diyar beni konuşur...
Ahmed Günbay Yıldız, eserleriyle nesilden nesle sayısız insanın duygu ve düşünce dünyasının şekillenmesine katkıda bulunmuş, durmadan üretmiş, Türk edebiyatının en önemli kalemlerinden. Yıldız’ın hem yeni hem de uzun zamandır baskısı bulunmayan şiirlerini bir araya getiren Yalnızlığıma Dokun , en derinlerde saklanan duygularımıza yoldaşlık edecek.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.