Koç’ta Üç Nesil – Sanayi Barışına Adanmış Bir Hayat Hikayesi
₺300,00 Orijinal fiyat: ₺300,00.₺248,00Şu andaki fiyat: ₺248,00.
3 adet stokta
Koç’ta Üç Nesil – Sanayi Barışına Adanmış Bir Hayat Hikayesi
Tuğrul Kudatgobilik, Koç’ta üç kuşakla da çalışma fırsatını bulan ender yöneticilerden biri. Tüm meslek hayatını Koç’ta geçirmiş bir kişinin 1960’lı yıllarda Vehbi Koç’un yanında başlayan, bugünlere kadar uzanan profesyonel iş hayatında yaşadıkları, Koç Topluluğu’ndaki değişim ve dönüşümler ülkedeki ve dünyadaki değişimle birlikte kaleme alınmış. Dolayısıyla kitap, dünyadaki hızlı değişime ayak uydurabilmenin çarpıcı derslerini de içeriyor. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu başkanlıklarını da yürüten Kudatgobilik’in anılarında, Türkiye’nin en gerilimli yıllarında işveren temsilcisi olarak oturduğu toplu iş sözleşmesi masalarında yaşananların, tehditler, siyasi suikastlar, darbelerin de izini sürüyoruz. Koç’ta Üç Nesil iş hayatına damga vuran liderlerin tecrübelerinin aktarımı ve sosyal barışın tesisinde iş dünyasında yaşananlar adına da gelecek kuşaklara ışık tutuyor.
Kitabın Birinci Bölümü “Kudatgobilik Ailesi” başlığı altında Tuğrul Kudatgobilik’in çocukluk, gençlik, okul yılları ve ilk iş tecrübelerini kapsıyor.
İkinci Bölüm “Koç’ta Birinci Kuşak Vehbi Koç Dönemi” başlığı altında kaleme alınmış. Bu bölümde 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da ve Türkiye’de yaşananların ışığında Türkiye’nin 1950’li 60’lı ve 70’li, 80’li yıllarındaki ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerinin tanığı oluyoruz. Devlet desteğiyle Türk iş camiasındaki değişim ve dönüşümün, palazlanmanın izini sürüyoruz. Arka planda yeni yeni filizlenmeye başlayan sendikal örgütlenmeler, bir döneme damgasını vurmuş grevler, öğrenci olayları ve darbeler arasında giderek büyüyen Koç Ailesi’nde Vehbi Koç’un iş prensiplerinin yakın tanığı oluyoruz. Özellikle Koç’un Amiral Gemisi Arçelik’le başlayan yeniden yapılanma döneminde, endüstri sistemindeki değişim ve dönüşümlerin izini sürüyoruz.
“Toplam Kalite – Koç 2000 Projesi” başlığını taşıyan Üçüncü Bölümde, dünya markası olma yolunda hızla ilerleyen Koç Topluluğu’nun atılımları, açılımları, dönüşümleri anlatılıyor. Tuğrul Kudatgobilik’in Koç Holding’deki endüstri ilişkileri sistemini oturtmak, işçi-işveren ilişkilerini rayına sokmak, Koç Topluluğu şirketlerinin toplu sözleşmelerini yapmak ve özetle “işçi-işveren ilişkileri” denilen kutsal dengeyi kurmak için verdiği mücadeleyi görüyoruz. KOGEM – Koç Holding Geliştirme ve Eğitim Merkezi’nin kuruluş aşamalarına tanıklık ediyoruz. Bu bölümde ayrıca Sakıp Sabancı ile Vehbi Koç arasındaki tatlı, esprili, kinayeli, derslerle dolu sohbetinin yakın tanığı olurken gülümsemeden edemiyoruz. “Dünyada Yılın İş Adamı” seçilen Vehbi Koç’un, maceralı Hindistan yolculuğunun ardından Yeni Delhi’de düzenlenen törende ödülünü Rajiv Gandi’nin elinden alışının hikâyesini okuyoruz.
Vehbi Koç’a veda etmeden önce, bu duayen isme neredeyse bir evlat kadar yakın olmuş; zaman zaman en özel anlarına tanıklık etmiş, belki de birçok şeyi görmezden gelmiş ya da bir sır olarak saklamasını bilmiş; bazı özel anlarda bile duygusallığın zaaflarına teslim olmayıp aralarındaki iş ilişkisinin gerektirdiği mesafeyi koruyabilmiş; bir yandan Vehbi Bey’in esprilerine gülerken bir yandan da ölçüyü kaçırmamaya özen göstermiş bir insanın; Tuğrul Kudatgobilik’in anlatımıyla Vehi Koç’un çocukları ve torunlarıyla ilişkisini okurken Vehbi Koç’u biraz daha özeliyle tanımaya başlıyoruz.
Dördüncü Bölüm “Vehbi Koç’a Veda” başlığıyla kaleme alınmış. Bu bölümde Vehbi Bey’in naaşının mezarından çalınışını ve Nebbaşlarla sürdürülen pazarlığı nefesimizi tutarak okuyoruz.
Beşinci Bölüm: “Koç’ta İkinci Kuşak – Rahmi M. Koç Dönemi. Bu bölümde, 1990’lar ve 2000’ler Türkiyesi’nde yaşananları, Rahmi Koç, Semahat Arsel, Sevgi Gönül ve Suna Kıraç’ın Koç Ailesi’ndeki önemini onları daha yakından tanıyarak anlıyoruz.
Altıncı Bölüm: “Üçüncü Kuşak Koçlar”. Bilişim Teknolojileri çağında Mustafa, Ömer ve Ali Koç’un devraldığı bayrağı bugünlere taşıyışını, onların iş yapma tarzını, değişen dünyayı kavrayışlarını, Koç Topluluğu’nu yeni dünyaya entegre edişlerindeki profesyonelliği en ince ayrıntılarına kadar görüyoruz.
Yedinci Bölüm “Masanın Bir Ucunda: MESS”.
Vehbi Koç, Rahmi Koç, Semahat Arsel, Sevgi Gönül, Suna Kıraç, Mustafa, Ömer ve Ali Koç…
Koç Topluluğu’na damgasını vurmuş bu isimlerin hepsiyle çalışan; yeri geldiğinde onların eli ayağı, yeri geldiğinde gözü kulağı, yeri geldiğinde aklı mantığı olan Tuğrul Kudatgobilik’in emekliliği geldiğinde, Rahmi Koç “Tuğrul kardeşim, seni emekli etmiyoruz, Koç Şirketleri adına Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu’na aday gösteriyoruz ve Erdoğan Karakoyunlu’dan sonra da seni MESS Başkanı olarak görmek istiyoruz” der.
Bu bölümde Kudatgobilik’in on beş yıl süren MESS Başkanlığı dönemi anlatılıyor.
Ve kitap Tuğrul Kudatgobilik’in MESS Başkanlığının ardından TİSK Başkanlığı yaptığı on beş yılın anlatıldığı Sekizinci Bölümle sona eriyor.
İlgili ürünler
112 Öğretmenliğime Notlar
Öğretmenlik; her günü bir diğerinden farklı, tekrarı olmayan muhteşem bir meslek ve uzun bir öykü. Öğretmenliğe yeni başlayanlar için yaşanmışlıklardan, örnek olaylardan yola çıkarak “akılda bulunsun” diyerek yazıyorum.
Belli mi olur belki bir yerlerde, benzer şeyler yaşanır ve ön öğrenmeler işe yarar. Bu yolculuğun paylaştıkça güzelleşeceğine inananlardanız ve bizimki bu uzun öykünün giriş bölümünün dipnotları olsun.
Öğretmenliğin “öğretmek ve öğrenmek” olduğunu söyleyen Müjdat Ataman, 112 Öğretmenliğime Notlar adlı kitabında deneyimlerinden gelen önerilerini paylaşıyor bizlerle.
Ve Elma Yayınevi,
Duygulara kapattık gözümüzü, kuru bilgilerle doldurup genç beyinleri, kendi yarattığımız sınavlarda geri istiyoruz gereksiz öğretilerimizi, diyerekaçık yüreklilikle özeleştiri yapabilen bir öğretmenin okumaya doyamayacağınız kitabıyla buluşturuyor okuyucusunu.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Modern Klasikler 22
Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
Kelebek Ve Dalgıç
Sol Ayağım gibi bir klasik olmaya aday, gerçek bir yaşam öyküsü... Kelebek ve Dalgıç, yaşanmış bir hikâyenin anlatısıdır. Jean-Dominique Bauby, bir beyin kanaması geçirir; yolunda giden hayatı artık bir çıkmaza girmiştir. Onun için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık vücuduyla tek yapabildiği şey, gözkapaklarından birini oynatabilmektir. İnsanlarla iletişim kurmak için kullanabileceği tek yol budur. Yine de, umut... Hep vardır umut. İnanmaktan vazgeçmeyen insan birçok şeyi başarabilir. Jean-Dominique Bauby de bu kitabı, sadece göz kapağını oynatarak, alfabedeki yerlerini işaret ettiği harfler sayesinde yazdırmayı başarmıştır. O nedenle bu kitap kısadır ama açacağı kapının önünüze sereceği yol çok uzundur. "Günümüze ait bir efsane gibi... Yüzyılın en iyi kitaplarından biri." -Jackie Wullschlager-Financial Times "İnsan olmanın çekirdeğini, özünü anlatan bu kitabın söylediklerini dinlemeliyiz." -Robert McCrum-Observer "Bu kitabı okuyun ve hayatınıza yeniden âşık olun." -Edmund White- "Sarsıcı bir çalışma. Aklın ve ruhun inanılmaz gücünü yazıyla harmanlayarak mutlaka okunması gereken bir hikâye sunuyor." -A.L. Kennedy- "Günümüzün en dikkate değer yaşam öyküsü ...hatta belki de tüm zamanların demeliyiz." -Cynthia Ozick-
Ömer’in Çocukluğu – Türk Edebiyatı Klasikleri 13
Muallim Naci, nam-ı diğer Ömer, sekiz yaşına kadarki çocukluk hatıralarını pek sevimlice, neredeyse o yaşından anlatıyor. Babası, abisi, annesi, kedisi Fındık, Hoca Efendi, mahalledeki komşular... Bir çocuğun çevresindeki herkes var bu anlatıda. Sokakta karşılaştığı köpeğin saldırması üzerine yaşadığı korku, eve alınan oğlakla bahçede geçirdiği keyifli vakitler, oynarken düşüp yaralanması, babasıyla ders çalıştığı saatler, mektepte falakaya yatıran Hoca Efendi’den ve karanlıktan korkusu, bilmediği bir yerde kaybolduğunda duyduğu çaresizlik... Muallim Naci, hepimizin çocukluğundan tanıdığı bu duyguları öyle canlı anlatıyor ki tek başımıza gidemeyeceğimiz bir mazinin içine bizi bırakıveriyor; üstelik eski İstanbul da semtleri ve yaşayışıyla yanımızda olarak.
Muallim Naci (Ömer) (1850-1893) Muallim Naci, Saraçhanebaşı’nda saraçlık yapan Ali Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın oğulları olarak Fatih’te dünyaya geldi. Babasının vefatı üzerine annesi ve kardeşleriyle Varna’ya, dayısının yanına yerleştiler. Fatih Fevziye Mektebi’nde başlayan eğitimine Varna’da devam eden Naci, bir yandan medrese eğitimi görürken bir yandan da özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Hattatlıktan icazet aldı. Muhayyelat-ı Aziz Efendi romanındaki Naci karakterinden etkilenerek bu adı kendisine mahlas olarak seçti ve ilk şiirlerini de Naci mahlasıyla bu dönemde yazdı. Tercüman-ı Hakikat’e şiirlerini gönderen Naci, Varna’dan İstanbul’a döndüğünde bu gazetenin edebi sütunlarını yönetmeye başladı. Burada yayımladığı eski tarz şiirler eski-yeni tartışmasında bir kutuplaşma yarattı ve gazetenin sahibi Ahmet Mithat’ın tepkisini çekti. Arkadaşlarıyla beraber gazeteden ayrılan Muallim Naci Saadet ve Mürüvvet’te yazılarını yayımladı; Mecmua-i Muallim dergisini yönetti. Mekteb-i Sultani ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmenliği yapan Muallim Naci, Tanzimat Dönemi edebiyatımızın meşhur ve önemli simalarındandır. Yeni kültüre sahip, milli değerlere bağlı, edebiyatta eskiyi savunur görünmekle beraber dilin sadeleşmesi ve edebiyatın yenileşmesine hizmet etmiş bir yazardır. Şairliği, sözlük çalışmaları, çevirileri ve yazarlığıyla Tanzimat edebiyatının yine çok yönlü isimlerinden olan Muallim Naci’nin seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizisi’nde yer vermeyi sürdüreceğiz.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.