Killik
₺284,00 Orijinal fiyat: ₺284,00.₺228,00Şu andaki fiyat: ₺228,00.
5 adet stokta
Killik
KİLLİK, Cumhuriyet sonrası Türk Edebiyatı’nda Mehmet Akif Ersoy’dan sonra yazılan ilk ve tek manzum eserdir. Kıbrıs Türk Edebiyatı’nda da rast gelmedim şimdiye kadar. İçinde biraz tebessüm, biraz da hüzün var. Ben hepsine birden manzum hikâyeler dedim ama siz, şiirden hikâyeler de diyebilirsiniz, öykü şiirleri de. Adı ne olursa olsun, zaman içinde değerlendirecek olan okuyucudur. Ben sadece, 3 kitabı dolduracak 32 hikâyemi tek ciltte onun takdirine sunuyorum.
Abdullah Azizoğlu
İlgili ürünler
Denizler Arslanı
Deve Gözü
Eserleriyle dünya edebiyatında en fazla tanınan yazarlardan olan Cengiz Aytmatov, bu kısa hikayesinde her zamanki berrak ve sade üslûbunu bu defa tabiat tasvirleri için kullanmıştır. Onun eserlerini okurken, tasvir ettiği yerlere ayak basmış, o yerleri karış karış gezmiş gibi hissedersiniz. Deve Gözü isimli bu hikâye de işte o eserlerden biridir. Aytmatov’un halk ile aydınlar arasındaki çatışmaya da yer verdiği bu hikayesi, kısalığına rağmen okuyucuda iz bırakır. Bunda hikâyenin muhtevası kadar Aytmatov’un üslubunun da tesiri olduğu muhakkaktır.
Falaka – Parıltı Yayınları
Osmanlı’da çocukluk nasıl yaşanırdı?
Eğitim hangi yollarla verilirdi?
Ahmet Rasim, başta bunları ve daha fazlasını, anılarından doğan Falaka’da, 19. yüzyılın İstanbul manzaraları eşliğinde anlatıyor.
Edebiyatımızın en üretken kalemlerinden Ahmet Rasim,
okul hayatının ilk dönemini oluşturan “mahalle mektebi” yıllarında yaşadığı olayları, kıvrak kalemiyle yazıya döktü. Bugünden bakıldığında bir yanı trajik, bir yanı komik sayılabilecek bu tecrübeleri 1927’de, Falaka adı altında yayımladı.
Falaka, o günden bu yana hayatımızda ve
Ahmet Rasim’in, dahası edebiyatımızın en çok okunan
kitapları arasında yer alıyor.
Şimdi, günümüz Türkçesiyle…
Peyami Safa Hikayeler
Edebiyat târihçileri, son asır fikrî, içtimâi ve edebî sahaların Peyâmi Safâ gibi bir büyük ismi hakkında umûmî hükümler verirken, onun hikâyeleri üzerinde her nedense durmazlar. Halbuki, bir sanatkârın belli bir cephesini bütünüyle değerlendirmek, ancak o sahada yazdıklarının tamamını gözden geçirmekle mümkündür.
Küçük hikâyecilik zannedildiği gibi kolay değildir. Ama Peyâmi Safâ, daha ilk hikâyesinden itibaren bu zorluğu aşmış bir sanatkârdır. Ona, âdeta tahkiyeci olarak doğmuştur nazarıyla bakabiliriz. Muallim Nâci’nin babasına verdiği unvânı, “anadan doğma hikâyeci-romancı” şeklinde biraz değiştirerek kullanabiliriz. Kısa hikâyelerde merak unsuru, hikâye esprisi, iç bütünlük, hâdiseler arasındaki irtibat Peyâmi Safâ tarafından çok ustalıkla kullanılmıştır.
Peyâmi Safâ’nın dili ve üslûbu hakkında söz söylemeye lüzûm var mı? Kıvrak bir zekâ, duru, güzel bir Türkçe ve çarpıcı bir üslûp, her zaman olduğu gibi bu hikâyelerin de başlıca vasfıdır.
1914’ten 1930’a kadar muhtelif hikâyelerini topladığımız bu kitap, Peyâmi Safâ’nın romancılık öncesi devresine ışık tutacak mâhiyettedir. Peyâmi Safâ’nın hikâyeden romana giden sanat anlayışının da vesikalarını vermesi bakımından HİKÂYELER ayrı bir değere sâhiptir.
Günümüz Peyâmi Safâ okuyucularının en az romanları, fikrî ve içtimâî yazıları kadar HİKÂYELER’ini de zevkle ve severek okuyacaklarını tahmin ediyoruz.
Yakıcı Sır
Stefan Zweig’tan yakıcı bir roman...
Edgar on iki yaşında bir erkek çocuktur. Yeni geçirdiği hastalığın ardından dinlenmesi için babası onu annesiyle birlikte bir dağ oteline gönderir. Burada arkadaşlık edebileceği bir yaşıtı olmayan Edgar otele tatil için gelen genç Baron’la tanışır ve onunla vakit geçirmeye başlar.
Baron geçici bir macera arayışı içindedir ve Edgar’la yakınlık kurmasındaki amacı da onun orta yaşlı, alımlı bir kadın olan annesine yaklaşmaktır. Edgar, Baron ve annesi arasındaki yakınlaşmayı yadırgar. Kadınlarla erkekler arasında yaşanan ve yetişkinlerin açıklamaktan kaçındığı şeyin ne olduğunu bilmemekte ve bu büyük sırrı öğrenmek istemektedir.
Yıldırım Sesli Manasçı-Asker Çocuğu-Beyaz Yağmur
Cengiz Aytmatov’un birbirinden güzel üç hikayesinin yer aldığı kitap; aslında insan, mekan ve hafıza arasında birbirini sürekli besleyen ilişkinin göz önüne serilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Aytmatov, Asker Çocuğu isimli hikayesinde tıpkı çocuk kahramanların olduğu diğer hikayelerindeki gibi, çocuğa uçsuz bucaksız bir hayal dünyası vermiştir. Yazarın bu hikayesinde yetim bir çocuğun babaya duyduğu hasret okuyucuya öyle kuvvetli hissettirilmiştir ki, kısacık bir hikayede bunu başarmak elbette Aytmatov’un ustalığını bir kez daha ispatlamaktadır. Beyaz Yağmur hikayesinde aşkın tertemiz halini, Yıldırım Sesli Manasçı’da ise ölümsüz olanın fikir olduğunu anlatan Aytmatov, şu sözlerle Kırgız kahramanını bir Manas anlatıcısına dönüştürür: “Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. (…) Ama dünyada, insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.