Keziban’a Mektuplar
₺200,00 Orijinal fiyat: ₺200,00.₺165,00Şu andaki fiyat: ₺165,00.
1 adet stokta
Keziban’a Mektuplar
Nurullah Ataç’ın “Keziban’a Mektuplar” ve “Ayşe’ye Mektup” başlıkları altında 1926-1940 yılları arasındaki süreli yayınlarda kalmış yazıları Keziban’a Mektuplar adıyla ilk kez Yapı Kredi Yayınları’nda kitaplaşarak okuruyla buluşuyor.
Mehmet Can Doğan’ın büyük bir titizlikle hazırladığı kitapta, Keziban’a 14 yıl boyunca yazılmış toplam 44, Ayşe’ye ise hepsi 1940’ta yazılmış 10 mektup bulunuyor.
Ataç, mektup biçimindeki eleştirel denemelerinde yazınsal sorunlar üzerine Keziban’la düşünürken bazen ona, bazen kendisine karşı çıkıyor. Lirizm, intihal, snopluk, delilik, muamma, tesir, eleştiri, anket, samimiyet, eski şiir, yenilik konularının yanı sıra, dergilerde okuduğu kimi yazılar üstüne yaptığı eleştirilerde, yazarlarla girdiği polemiklerde alabildiğine alaycı, kuşkucu, sivri dilli bir Ataç, Ayşe’ye mektuplarındaysa büsbütün aşka düşmüş, büsbütün hülyalı bir Ataç çıkıyor karşımıza. Sanki biri muhayyel, biri gerçek iki kadına yazılmış mektuplar, yazan-yaşayan Ataç’ın düşüncelerine, duygularına ışık tutuyor.
Nurullah Ataç’ın modern düzyazımızın kurucu ustalarından olduğu Keziban’a Mektuplar’da bir kez daha görülüyor.
“Yenilik peşinde koşanların kendilerini tehlikeye attıklarını söyledim, Keziban; doğru, ancak şu var ki eskiye, sınanmışa bağlananlar doğrudan doğruya ölüme atılmış olurlar. Her çiğnenmiş yolun ucunda ölüm vardır; dirim her vakit yeniliktedir.”
İlgili ürünler
Erkeklerin İç Sesi
Bir cümlenizle kırılan, bir cümlenizle yelkenleri suya indiren, bir cümlenizle affeden adam değilim ben artık.
Yoruldum.
Her şeyi geçiştirmek, sadece gülmek istiyorum.
Bir zamanlar hayatın getirdiği her şeyin üzerine iyi ya da kötü daha çok kafa yorardım. Uykularım kaçardı düşünmekten. Anı yakalayamazdım. En mutlu olmam gereken anda bile, ya geçmiş için üzülür, ya gelecek için kaygılanıyor olurdum.
Bu saatten sonra kendimi yormayacağım hiç.
Gülüp geçeceğim.
Böyle tertemiz delirdim işte, sizi de beklerim, burası çok eğlenceli...
Türkiye’nin en çok takip edilen fenomeni Çağrı Taner’den, bilinen ama adlandırılamayan, hissedilen ama dile dökülemeyen, yanımızda olan ama yüzleşilemeyen ne varsa, hayatımıza, sustuklarımıza, anlatamadıklarımıza dair içten, duru bir sesleniş.
Bir erkeğin içinden, sadece erkeklere değil, hepimize…
Hüzünlü Tebessümler
Haydi bugün çok önemli şeylerden bahsedelim, dolu konuşalım ve boş laflar uzak olsun meclisimizden. Mesela, havadan sudan...
Sanırım insanlar büyüdükçe, akılları ile kalpleri arasındaki mesafe de açılıyor. “Aklım başka bir şey, kalbim başka bir şey söylüyor” demeye başlıyorlar. Oysa, aklımızın onayladığını kalbimiz sevmeli, kalbimizin sevdiğini de aklımız onaylamalıydı. Ve biz bu ikisinin arasında, Buridan’ın eşeği gibi kalakalmamalıydık...
Bütün insanların omurgalı canlılar olduklarını, sadece biyoloji kitapları yazar...
İçinde gökyüzü kadar büyük bir boşluk taşıyanın, renklerden en çok maviyi sevmesine şaşırmamalı...
Bu kitabın tek iddiası samimi olması. Ancak samimiyet de iddia ile ol(a)mayacağına göre, demek ki hiç bir iddiası yok! İddiası yok ama hatırası çok...
Mutsuz Çocuklar Ülkesi
Süper Baba’nın müziğini flütle çaldığımız günlerde çok enteresan çocuklardık, Tsubasa izlerken çarpan kalbimiz, banyo sonrası Bizimkiler dizisi... Hayatın seyrinde güzel bir yolculuktaydık, önce hüpleten sonra gümleten felsefemiz, can sıkıntısının artan yoğunluğunda misket oynayarak geçirdiğimiz zamanlar, amacımız basitti yani:
Masumluk...
Amma velakin çok masumduk!
Şemspare
Gönülden yazılmış her roman, her hikâye, her kelime bir şemsparedir...
Güneş parçası...
Kararır gökyüzü bazen;
kasvetli bulutlar kaplar semayı.
Hayatın ritmi durağanlaşır, sohbetler bildikleşir,
içimizde birikir yalnızlık hissi.
Nasıl özleriz güneşi o zaman,
griler içinde aradığımız
bir tutam renk demeti.
Peri tozu gibi, inceden.
Gönülden yazılmış her roman,
her hikâye, her kelime
bir şemsparedir...
Güneş parçası...
Düşer omuzlarımıza,
kar tanesi gibi usulca,
yağmur gibi yıkar ruhumuzu, arındırır tozdan kirden tekdüzeliklerden...
Sevgi Yukarıdan Gelir
Hepimiz büyük bir çaba içindeyiz. Kavuşmak için. Sevgilinin izini sürüyoruz. Bizi ona götürecek işaretler arıyoruz. Yürümek istediğimiz yollardan geçmiş âşıklar, şairler yetişiyor imdadımıza; sözleriyle rehber oluyorlar bize. Gökteki yıldızlar gibi onların mısraları; yönümüzü tayin edebilmemiz, kaybolmamamız için yolumuzu aydınlatıp bizi hakikate yöneltiyorlar.
“Sevgi Yukarıdan Gelir”de Hayati İnanç, akıcı üslubuyla zarif bir anlatıcı ve hatırlatıcı olarak edebiyatımızın ustalarının baş döndürücü, ruh açıcı, hikmet dolu mısralarını nakledip izah ediyor bizlere. Maksat can evimizi temiz tutabilmek ve Vedûd’un sevgisini orada büyütebilmek…
Söz Mühendisi
Hiç bitmesin dediğin zamanlara, gün geliyor keşke hiç yaşamasaydık diyorsun.Hayat ne garip. İyi ki varsın dediğiniz insanın yokluğu ile huzur bulduğunuz günler de gelecek. Bu sana hayatın verdiği en önemli ders olacak. Bir zamanlar iyi ki vardı, şimdi iyi ki yok. Çok acayip bir durum elbette. Hasta olmasına bile dayanamadığın biri için gün gelir "Daha beter olsun." dersin. Bugün çok sevdiğin, yarın görmek istemediğin birine dönüşebilir. Kabullendim, böyle olması gerekiyormuş. Bugün yoktu, yarın da olmayacak. Bir zaman sonra çabalamayı bırakıyorsun. Hani elinden geleni yapıyorsun ve daha fazla zorlamıyorsun. Bir zaman sonra elinden değil, içinden bile gelmiyor bir şey yapmak. Bedenin değil tüm ruhun yorulmuş. Çabalamak istemiyorsun. Ne olacaksa olsun diyorsun. Zamana bırakmak en güzeli aslında. Zamanla gelir, Zamanla gider, Zamanla biter.
Umudun Beşinci Mevsimi – Olimpos Yayınları
İnsan en dibe düştüğünde bile ne zaman çıkacağını düşünür çünkü umut etmek en güzel teslimiyettir. Toparlanmamız hatta her şeye yeniden başlamamız gerektiğini biliriz. Tam da bu noktada geçmiş anıların yansıması ile iyi olacak yarınları düşlemeye başlarız. Bazen ufak bir cesaret kırıntısı her şeyi düzeltmeye yeter. En zor anda bile bir çıkış yolu vardır her zaman. Kendini bırakma karanlığa, gitme kendinden; sen kendinden gidersen kimse uğramaz kalbine. Gülümsesin yarınların. Bu beşinci mevsimi en çok sen hak ettin.
Her insan kendi mevsimini taşır yüreğinde. Yaşanmışlığın getirdiği tecrübe ile beşinci mevsimi sığdırır dünyasına. Kimine yaz kimine kış kimine bahardır hayat. Ve sabredenlerin sonu çiçekli yollardır her zaman. Dua, umut, sabır ile güzel insanların sonu hep bahar olur.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.