Kelimelerin Dünyasında Gezintiler
₺460,00 Orijinal fiyat: ₺460,00.₺391,00Şu andaki fiyat: ₺391,00.
1 adet stokta
Kelimelerin Dünyasında Gezintiler
“Kelimeler dünyasında gezinmekten çok zevk aldım. Yazarken duyduğum zevki okuyanlar da duyabilir diye düşündüm. Kelimelerin tarihçelerini bugünden başlayıp geriye, en eski kaynaklarına kadar götürmek, sözün gösterdiği anlam evrimini izlemek insan derin tabakalarına inmek gibi bir şey.” Bülent Aksoy, Kelimelerin Dünyasında Gezintiler’de Türkçenin Arapça, Farsça ve Batı dilleriyle etkileşiminden, bu etkileşim sonucu dilimize yerleşen kelimelerin bugünkü algılanışlarına; zamanla anlam değişikliğine uğrayanlardan, yanlış yerde kullanıla kullanıla “galat-ı meşhur”a dönen kelimelere uzanan geniş bir alanda dil üzerine düşünüyor. Bunu yaparken, dili sadece bir iletişim aracı olarak görmeyip, kelimeler, insan ve toplum arasındaki dönüştürücü ve besleyici ilişkiyi göstermeyi de ihmal etmiyor. Sadece etimoloji ve dilbilim ile ilgilenenler değil, her gün sıklıkla kullandığımız ama tarihin derinliklerinden bugüne süren yolculuklarını bilmediğimiz kelimeleri daha yakından tanımak isteyen okurlar için de bir başucu kitabı…
İlgili ürünler
Avrasya’da Jeopolitik Hesaplaşma
“Bu kitapta yer verdiğim, Ekim 2022’den sonra VeryansınTv ‘Mavi Vatan’ köşesinde yayınladığım makaleler, genelde Avrasya’daki jeopolitik hesaplaşmaya gidişin 26 Mayıs 2024 tarihine kadar söz konusu olan ana olay ve hatlarını sunmaktadır. Bundan önceki kitabımın adının Jeopolitik Fırtına olduğunu hatırlatırsam neden bu kitabın adını Avrasya’da Jeopolitik Hesaplaşma olarak belirlediğim ortaya çıkar. Fırtına artık hesaplaşma dönemine girmiştir.
Dilerim 100 yıldır savaş görmeyen, II. Dünya Savaşı gibi milyonları yok eden bir savaşın dışında kalabilmeyi başaran Cumhuriyetimizin yaşayan nesilleri olarak, coğrafyamızın ve tarihimizin gücünü kullanarak jeopolitik hesaplaşmanın dışında kalırız. Ancak unutulmamalıdır ki, Avrasya’nın kilit ülkesi olarak bu hesaplaşmada Atlantik güçlerinin yanında savaşmamız için her türlü baskı, sindirme, tehdit ve gerekirse silahlı güç ile tehdit metotları kullanılacaktır.”
Doğu Avrupa’da yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı, Ordadoğu’da Hamas-İsrail çatışması sonrası bölgede gerçekleşen katliamlar, yıllardır Suriye’de olanlar... Peki ya sonrası? ABD, Rusya, Çin gibi “büyük aktörler” ve Türkiye’nin çevresinde yaşananlar karşısında ne yapacağı sorunu ise apayrı bir başlık. Cem Gürdeniz Avrasya’da Jepolotik Hesaplaşma adlı kitabında son yıllarda yaşanan bildiğimiz gelişmelerin haricinde bilmediğimiz detayları da değerlendirerek tüm süreci analiz edip Türkiye’nin ne yapması gerektiğini ele alıyor.
Dahi Diktatör
Atatürk hala önemli mi bizim için? Çok önemli. Peki, akıl bizim için önemli mi, aklımızı kullanmak zorunda mıyız? Buna verilecek cevaptan, Atatürk’ün bugün bizimle ilgili olup olmadığı, onun adını hatırlayıp hatırlamamız, onun yaptıklarından ders alıp almamamız gerektiği ortaya çıkacaktır. Atatürk bize aklın neler yapabileceğini göstermiştir. Bunun mümkün olduğunu göstermiş; ama, “Ben böyle diyorum, böyle yapın,” dememiştir. Bilakis, “Ben hiçbir şey söylemiyorum, sadece aklınızı rehber edinin,” demiştir. Yaptığı bütün inkılapların gayesi de aklın rehberliğinde Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağa uygun, bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline dönüştürmektir.
Atatürk bir diktatör mü, değil mi?
Son yıllarda yazılmış en iddialı Atatürk kitabı olmaya aday bu eserde bu ve daha birçok sorunun cevabını bulacaksınız.
Hak Dostum Diye Başlayalım Söze
İki Gözüm Türkçe
Türkçe, evde, sokakta, okulda konuşulan hâliyle, canlı ve güçlü edebiyatıyla, her bakımdan işlenmişliğiyle bir büyük dünya dilidir. Yeni zamanların bütün gelişmelerini anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya yeten bir dünya dilidir. İlim ve sanat dili hâline gelmiş, yüksek kültür yaratmış, büyük bir tarihin içinde parlayan, büyük bir milletin dilidir. Unutulmamalıdır ki kimlik bir kültür işidir ve dil ekseninde oluşur.Sağlam bir dil edinmeyen nesillerde millî kimliğin edinilmesi ve savunulması mümkün değildir. Dile dikkatsizlik milletin varlığına kayıtsızlıktır.Bu kitabın anlatmak istediği budur. Yeni zamanların tabiriyle “farkındalık” yaratmak mecburiyetinde bulunduğumuz en köklü meselemizin Türkçe olduğunu düşündürmektir.“Dil, ek ve kökten, kelime ve cümle çözümlemelerinden ibaret değildir. Dil hayatın içindedir ve dil üzerinde dururken onun bu tarafını unutmamak gerekir. İşte Yağmur Tunalı da bunu yapıyor ve dili, hayatın içinden gözlüyor.(...)Konuşulan Türkçenin ses akışına, musikisine kulak veriyor Tunalı, kulağını tırmalayan ne varsa ortaya döküyor. Vurgular, tonlamalar, duraklar veya durmamak gereken yerler onun ilgi alanındadır. Kulağı bunları hemen kapar ve burada durulmayacak, burada vurgu olmayacak, burada hece uzatılmayacak, diye sizi uyarır.”
Mesela
Geleneğin hikmetiyle günümüzün gerçeği “Mesela”da buluşuyor.
“Doğu kültürü sosyal hayatı hikayelerle harmanlamayı, kuşaktan kuşağa aktarırken büyük veya küçük hikayeler üzerinden ilerlemeyi sever. Bazen kulağımızdan kısa bir hikaye girer, zihnimize veya kalbimize yerleşir, benliğimiz ile özdeşlik kurarak bize bir ders verir. Modern zamanlar maalesef bu devamlılığı bozdu ve bizi o tür medeniyet taşıyıcı hikayeciklerden, mesellerden mahrum bıraktı.
Bu coğrafyanın ve medeniyetin bağrında özenerek ve göz nuru ile üretilen iğne oyaları maalesef ucuz pahaya feda edildi. Ve şimdi bazısını restore veya tamir etmeye, kimisinin imitasyonunu yapmaya, kimisini de inşa ve ibda usulüyle yeniden üretmeye mecburuz.”
Bu mecburiyete dikkat çeken İskender Pala, “Mesela” diye okumaya başlayacağımız doksan dokuz hikaye sunuyor bize. Her bir hikaye “mutlaka”larımız ile “keşke”lerimiz üzerine yeni bir bakış açısı getiriyor. Bazen bizi eski zamanlara götürüyor, bazen güncel sorunlara farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor, en çok da çevremizi ve kendimizi tekrar tanımamıza kapı aralıyor. Usta kalemiyle geleneğin hikmetlerini ve günümüzün tecrübelerini güncel bir üslupta buluşturan Pala, okuyucularına eğlenceli ve yararlı bir okuma serüveni vadediyor.
On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi
Türk edebiyatı tarihlerinin hiçbir zaman vazgeçilemeyecek olanı şüphesiz ki Ahmet Hamdi Tanpınar’ın On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi’dir. Bundan sonra da ne kadar edebiyat tarihi yazılırsa yazılsın, Tanpınar’ın verdiği hükümler kültürümüzdeki yerini koruyacak niteliktedir. Çünkü yazar sadece malzemeyi nakletmekle yetinmemiş, içinde yaşadığı "devri anlamaya" ve anlatmaya çalışmıştır. Uzun 19. Yüzyıl olarak nitelendirilen Türk modernleşmesinin, aslında doğası gereği, edebî metinler üzerinden bir okumasını yapan yazar, Türk düşünce tarihinin meselelerini de masaya yatırmaktadır. Bu çerçevede siyasî olaylara paralel olarak, gazetenin yükselişi, roman ve şiirin aldığı yeni formlar Tanpınar’a has bir üslupla metnin içerisine dahil edilmektedir. Dergâh Yayınları olarak Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bütün eserlerini yayınlamaya, Türk Edebiyatının ve düşünce tarihinin temel kitaplarından biri olan On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi ile devam ediyoruz.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.