İvan İlyiç’in Ölümü – Hasan Ali Yücel Klasikleri 223
₺90,00
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. 1886 yılında yayınlanan İvan İlyiç’in Ölümü sade, süssüz anlatımıyla Rus gerçekçi edebiyatında eşsiz bir yere sahiptir. Daima gerektiği gibi yaşamaya özen göstermiş bir insanın ölümle yüzleşmesini konu edinen eser, Tolstoy’un yaşamının son döneminde ortaya koyduğu yeni ahlak anlayışının da ilk örneklerinden biridir. İvan İlyiç’in Ölümü Tolstoy’un bir mektubunda belirttiği gibi sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünden tasviridir.
| Yayınevi | İş Bankası Kültür Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Lev Nikolayeviç Tolstoy |
| Sayfa Sayısı | 100 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “12, 00″, 50 X 20 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
İş Bankası Kültür Yayınları – İvan İlyiç’in Ölümü – Hasan Ali Yücel Klasikleri 223
/n
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. 1886 yılında yayınlanan İvan İlyiç’in Ölümü sade, süssüz anlatımıyla Rus gerçekçi edebiyatında eşsiz bir yere sahiptir. Daima gerektiği gibi yaşamaya özen göstermiş bir insanın ölümle yüzleşmesini konu edinen eser, Tolstoy’un yaşamının son döneminde ortaya koyduğu yeni ahlak anlayışının da ilk örneklerinden biridir. İvan İlyiç’in Ölümü Tolstoy’un bir mektubunda belirttiği gibi sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünden tasviridir.
İlgili ürünler
Karamazov Kardeşler-2
Dostoyevski’nin başyapıtı kabul edilen Karamazov Kardeşler, evrensel çapta yankı uyandırmış, birçok bilim insanını, düşünürü ve edebiyatçıyı etkilemiş bir romandır. Einstein, romanın yazın dünyasındaki en büyük başarılardan biri olduğunu söylerken; Sigmund Freud, kendisini doruk noktasına bu romanla çıkaran Dostoyevski'nin edebi anlamda Shakespeare'nin hemen yanıbaşında olduğunu belirtir.
Karamazov Kardeşler, görünürde bir baba ve üç oğlunun ilişkisi üzerine kurulu gibi görünse de arka planında ihtirası, para hırsını, iyiliği, inanç ve inançsızlığı irdeleyen ve insan ruhunun en karmaşık duygularına dair ipuçları veren oldukça sarsıcı bir romandır.
Kazaklar
Moskova muhitlerinde “bir delikanlı” dendiğinde ne anlaşılırsa işte o olan Olenin, içinde bulunduğu çevreden aradığı huzuru bulamayınca hayatında yepyeni bir başlangıç yapmak istedi ve orduya katılıp Moskova’dan ayrıldı. Artık Rus aristokrasisinden ve şehir hayatından uzakta, karlarla kaplı geniş kırların ortasında ve yepyeni bir sonsuz âlem içinde yapayalnızdı. Ancak bu yalnızlık, önceki hayatıyla karşılaştırıldığında hiç de öyle şikâyet edecek bir şey değildi. Aksine…
Tolstoy, “Kazaklar”da iki karşıt dünyayı karşılaştırır. Bir tarafta şehir hayatına uyum sağlamış ve bu hayatın gereklerine göre yaşayan kibarların dünyası; diğer tarafta doğadan kopmamış, “insani özelliklerini” yitirmemiş Terek Kazaklarının dünyası… “Savaş ve Barış” yazarının güçlü kaleminden bu karşıtlık daha bir içe işlemekte ve tıpkı Olenin’de olduğu gibi bir “gitme” arzusu uyandırmaktadır!
Ölü Evinden Anılar
İklim soğuk olsa da, Sibirya’da memurluk hayatına kolay ısınılır. Orada, liberal düşünceler aşılanmış basit bir halk yaşar. Nizamlar eskidir, sağlamdır, asırlar boyunca kutsallık kazanmıştır. Haklın olarak Sibirya’nın saygınlarından gören bazı memurlar yerli, kökleşmiş Sibiryalılardır. Bazısı da Rusya’dan, hatta birçoğu büyük şehirlerden gelmişlerdir. Bunlar, Kadro ile ilgisi olmayan aylıklara, iki katı harcıraha ve koltuk için parlak ümitlere kapılarak gelirler. Onlardan, hayat bilmecesini çözebileneler hemen hemen her zaman Sibirya’da kalır, oraya seve seve yerleşirler. Sonra da, onların soyundan birçok zengin ve yararlı beyinler ortaya çıkar. Fakat uçanlar, hayat bilmecesini çözmesini bilmeyenler, Sibirya’dan çabucak bıkarlar, üzüntü ile kendi kendilerine, buraya niçin geldiklerini sorarlar. Sabırsızlıkla, yasal süre olan üç yılı doldurur doldurmaz tayinlerini çıkarmak için uğraşmaya başlarlar. Sonra, Sibirya’ya söverek, onunla alay ederek pılı pırtıyı toplayıp geri dönerler. Bu adamlar, haksızdırlar. Çünkü Sibirya’da yalnız memurluk bakımından değil, türlü bakımdan rahat ve mutlu yaşanabilir. Bir kere burası son derece güzeldir. Oldukça zengin, misafir sever birçok iş adamı, hali vakti yerinde pek çok yabancı da vardır.
Usta Ve Margarita – Modern Klasikler 114
1930’lu yıllarda Moskova’da sıcak bir bahar günü… Günbatımına yakın saatlerde Şeytan, iyi giyimli ve yabancı görünümlü bir beyefendi kılığında şehre iner ve kendini kara büyü uzmanı Profesör Woland olarak tanıtır. Onun garip maiyetiyle birlikte gelişini, Sovyet başkentini kasıp kavuran bir dizi esrarengiz ve tekinsiz olay izler. Bulgakov 20. yüzyıl Rus edebiyatında çığır açan romanında, biri 1930’ların Moskova’sında, diğeri eski Kudüs’te geçen iki ayrı hikâye arasında baş döndürücü zikzaklar çizerek sürdürür anlatısını. Stalin rejiminin en karanlık günlerinde yazılan Usta ve Margarita, Sovyet yaşam tarzına yönelik keskin bir hiciv, dinsel bir alegori, komik bir fantezi olduğu kadar, dokunaklı bir aşk öyküsüdür de aynı zamanda. Bulgakov’un yaşamının son günlerine dek üzerinde çalıştığı roman, uzun süre yasaklanmış, yazarın ölümünden yıllar sonra, üstelik sansürlenmiş haliyle 1966’da yayımlanabilmiştir ancak.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.