İkinci Hayat
₺340,00 Orijinal fiyat: ₺340,00.₺289,00Şu andaki fiyat: ₺289,00.
1 adet stokta
İkinci Hayat
“Her yazarın içinde az ya da çok bir yer yaratma, bütün yerleri geride bırakıp yazıya yerleşme isteği vardır. Bir yazınsal vatan: Bu taşlı toprağı ben yarattım, bu geniş bozkırı, bu yeşil tepeleri, bu zirveleri karla kaplı dağı ben yarattım. Dağda yanan ateş, ateşin başında toplanmış insanlar, insanların dinlediği hikâyeler benim eserim. Ama sadece bir yazı olanağından değil, bir yaşam olanağından da söz eden bir yazarın yazınsal yurda rahatça yerleşmesini beklemek safdillik olurdu.”
İkinci Hayat’ta “yer duygusu” üzerine düşünüyor Nurdan Gürbilek. Bir yandan “yer”e, “yurt”a, “ev”e edebiyatın, bazen sinemanın açtığı kapılardan giriyor; kökenlere ve başlangıçlara, kaçanlara ve dönenlere, eve ve sırlarına yakından bakıyor. Diğer yandan anlatı, üslup ve dili bu ana eksen etrafında değerlendiriyor; “dilsel vatan” ve sınırları üzerine düşünüyor.
Bazı sorular eşliğinde: Kapısını başkalarına sımsıkı kapatmış bir kompartmana, bir özel sığınağa, bir kişisel hücreye mi dönüşecek ev, yoksa o koruyucu hücreyi geniş bir ortaklık zemininde yeniden tanımlayabilecek miyiz? Etrafına kalın duvarlar çekmiş bir “coğrafya kaderdir”e mi sürükleniyoruz, yoksa daha geniş bir yurt tanımına ulaşabilecek miyiz? Bugün evin hayatımızın merkezine oturduğu bir dünyada bizi evin gerçek ve mecazi, olumlu ve olumsuz anlamları üzerine düşünmeye çağıran deneme ve fragmanlardan oluşuyor İkinci Hayat.
İlgili ürünler
Belediye Başkanına Linç (Ciltli)
Biçem Alıştırmaları
Ünlü Oulipo akımının kurucularından, Fransız edebiyatının önemli ismi Raymond Queneau'nun Biçem Alıştırmaları, doğurduğu illüstrasyonlar, kabareler, tiyatro oyunları, başka yazarlarca yapılan ekler, ilham verdiği yapıtlarla çağdaş edebiyatın klasiklerinden biridir. Sıradan bir hikâye parçasının 99 değişik biçimde anlatılmasına dayanan, ilhamını ise Bach'ın Füg Sanatı'nın çalındığı bir konserden alan Biçem Alıştırmaları, Oulipo akımının pek çok özelliğinin de nüvesini barındırıyor.
Basit bir motiften ya da hikâyeden yola çıkarak sonsuz sayıda çeşitleme yapmanın mümkün olduğu gösteren Biçem Alıştırmaları, dilin, anlatımın, gerçekliğin çokyönlülüğü ve çeşitliliği üzerine son derece ciddi imalar içeren bir mizah kitabı (ya da son derece gayriciddi bir dilbilim kitabı) olarak da okunabilir. Queneau'nun bu en çok iz bırakmış yapıtı, gözden geçirilmiş çevirisiyle yeniden Türkçede.
Kitaplar Ve Portreler
Kitap, Nihad Sâmi Banarlı’nın “Yahyâ Kemal ve Târih, Huzûr’a Dâir Düşünceler, Fikret’in Mısraları, Şâir Hocalar, Büyük Kapı, Hâmid’in İntikâmı, Son Hattatlar, Üç Devrin Romanı, Fâtih’in Çocukluk Defteri, Türk Edebiyatı, Kitaplar Arasında, Hâlide Edib ile Adım Adım…” isimli makalelerinden oluşmaktadır.
Kırk Ambar-(1. Cilt)
"Kırk Ambar" bir mefhumlar kamusu, derbeder ve dağınık bir ansiklopedi, Cemil Meriç'in deyişiyle, "kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası". Eser iki bağımsız bölümden oluşuyor: Rümuz-ül Edeb ve Lehçe-t-ül Hakayık. Her bölüm başlı başına bir kitap olacak kadar hacimli.
O yüzden "Kırk Ambar"ın iki ayrı bölümünü, eseri baskıya hazırlayan Mahmut Ali Meriç'in düzenlemesiyle, iki ayrı cilt halinde yayımlıyoruz. Bu birinci cilt, dünya edebiyatından klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın ro1anından edebiyat tarihinin tarihine uzanan bir çizgide Türk okuyucusunu düşünceye davet ediyor.
Metapoetika
Okuruma Mektuplar Prospero İle Caliban
Okuruma Mektuplar'da, yaşamın kanıksanmış yönlerine ayna tutarak şiir, aşk, ölüm, doğa, hastalık, yalnızlık gibi konularda ilgili tutkularını, bildiklerini, özlediklerini -kendini- tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bir Ataç var karşımızda.Prospero ile Caliban'da ise, aydınların (mutlu azınlığın) toplumdaki görevi, yazar ve toplum ilişkisi, gelenek, uygarlık gibi konularda bizi çerçevenin dışına çıkarak düşünmeye çağırıyor."... kimine göre bir diken, kimine göre bir öğendireydi. En uyuşuk kafalara, bereketli bir 'acaba' akıtmakta ustaydı. (...) eleştirmeciliği, bir 'beğeni' eleştirmeciliğiydi. (...) Fakat nesnel ölçülerin dışında kaldığından olacak, içgüdüsü, sezgisi alabildiğine gelişmişti. Kendi sanat görüşüne uygun eserler arasında (bu görüşün on dokuzuncu yüzyılı aşamadığı da bir gerçektir) en özlülerini hemen sezer, deyimim hoş görülsün, bunların kokusunu alır, az eleştirmende görülen bir inatla da hemen savunurdu. Bu bakımdan aramızdan 'alacaklı' olarak ayrıldığını söyleyebiliriz."

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.