Hilal Şehir Toprak Ve Kan Hanesi
₺650,00 Orijinal fiyat: ₺650,00.₺553,00Şu andaki fiyat: ₺553,00.
Sevgiyle, her şey mümkündür.
Kanla bağlandı.
Arzuyla baştan çıkarıldı.
Kaderle serbest bırakıldı.
#1 New York Times | #1 USA Today | #1 Publishers Weekly
#1 Los Angeles Times | #1 Goodreads Fantastik
“Toprak ve Kan Hanesi oyunun kurallarını değiştiriyor!
Mutlaka okumalısınız. Sarah J. Maas bu romanıyla standartları yeniden yarattı. “
—J. R. Ward
“Heyecan verici bir ilk kitap… Maas’ın keskin bir mizahı ile şölene dönüşen sınırsız hayal gücü ve yakıp kavuran bir romantizm. “
—Publishers Weekly
Bryce’ın yaşamı kusursuzdu, bütün gün çalışır, gece de partilerdi, ta ki bir iblis en yakın arkadaşını öldürene kadar. Suçlu parmaklıklar ardında olmasına rağmen cinayetler devam edince Bryce kendini büyük bir soruşturmanın merkezinde buldu.
Hunt ise düşmüş bir melekti. Bir zamanlar devirmeye çalıştığı Başmelekler tarafından köleleştirildi. Artık acımasız becerilerini tek bir amaç için kullanıyordu,patronunun düşmanlarına suikast yapmak… Ancak bir gün, Bryce’ın davasını çözerse özgürlüğüne bir adım atabileceğini fark etti.
Bryce ve Hunt, Hilal Şehir’nin derinliklerine inerken, her şeyi tehdit eden karanlık gücü ve alev alev yanan tutkuyu keşfederler.
Cam Şato ve Dikenler ve Güller Sarayı’nın büyük yazarı Sarah J. Maas bu kez yaşadığımız kayıpların yarasını, özgürlüklerimiz için ödediğimiz bedelleri ve sevginin gücünü yazıyor.
| Yayınevi | Dex Kitap |
|---|---|
| Yazar | Sarah J. Maas |
| Sayfa Sayısı | 856 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2021 |
| Boyut | “13, 00″, 70 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
Dex Kitap – Hilal Şehir Toprak Ve Kan Hanesi
/n
Sevgiyle, her şey mümkündür.
Kanla bağlandı.
Arzuyla baştan çıkarıldı.
Kaderle serbest bırakıldı.
#1 New York Times | #1 USA Today | #1 Publishers Weekly
#1 Los Angeles Times | #1 Goodreads Fantastik
“Toprak ve Kan Hanesi oyunun kurallarını değiştiriyor!
Mutlaka okumalısınız. Sarah J. Maas bu romanıyla standartları yeniden yarattı. “
—J. R. Ward
“Heyecan verici bir ilk kitap… Maas’ın keskin bir mizahı ile şölene dönüşen sınırsız hayal gücü ve yakıp kavuran bir romantizm. “
—Publishers Weekly
Bryce’ın yaşamı kusursuzdu, bütün gün çalışır, gece de partilerdi, ta ki bir iblis en yakın arkadaşını öldürene kadar. Suçlu parmaklıklar ardında olmasına rağmen cinayetler devam edince Bryce kendini büyük bir soruşturmanın merkezinde buldu.
Hunt ise düşmüş bir melekti. Bir zamanlar devirmeye çalıştığı Başmelekler tarafından köleleştirildi. Artık acımasız becerilerini tek bir amaç için kullanıyordu,patronunun düşmanlarına suikast yapmak… Ancak bir gün, Bryce’ın davasını çözerse özgürlüğüne bir adım atabileceğini fark etti.
Bryce ve Hunt, Hilal Şehir’nin derinliklerine inerken, her şeyi tehdit eden karanlık gücü ve alev alev yanan tutkuyu keşfederler.
Cam Şato ve Dikenler ve Güller Sarayı’nın büyük yazarı Sarah J. Maas bu kez yaşadığımız kayıpların yarasını, özgürlüklerimiz için ödediğimiz bedelleri ve sevginin gücünü yazıyor.
İlgili ürünler
Cadının Yüreği
“Madeline Miller'ın Ben, Kirke'sini sevenler için birebir.” –Library Journal
“Neil Gaiman’ın İskandinav Mitolojisi’ni ve Joanne M. Harris’in Loki romanlarını seven okurlar için eşsiz bir yeniden anlatım.” –Booklist
“Kadim İskandinav tanrılarının puslu diyarına uzanan benzersiz bir yolculuk. Kitabın merkezinde ise sevdiklerini korumak için çağlar boyunca fedakârlıklar yapan bir cadı duruyor.” –Margaret George
Derler ki, yaşlı bir cadı yaşarmış doğuda…
Bu cadı güneş ve ayı kovalayan kurtlar getirmiş dünyaya. Derler ki, Asgard’a gitmiş ve üç kez ateşe verilmiş, üç kez yeniden doğmuş kaçmadan önce. Derler ki, eşsizmiş büyüsü, kâbusuymuş tanrılar tanrısı Odin’in bile. Derler ki, yaralı dudakları ve sivri dili olan bir adamı sevmiş, Loki derlermiş adına. Derler ki, doğurduğu çocuklar tanrıların alacakaranlığını, Ragnarök’ü getirmiş. Ve yine derler ki, kendisi direnmiş Ragnarök’ün alevlerine sonuna kadar, kalbi dışında her şey bir kez daha küle dönene kadar. Ancak kimisi onun hâlâ yaşadığını söyler.
İnsanlar ölür, tanrılar ölür amao yaşamaya devam eder…
Cadının Yüreği’nde Genevieve Gornichec, İskandinav mitolojisinin göz ardı edilen ancak kıyametin gelmesinde doğrudan rol oynayan buz devi cadı Angrboda’nın hikâyesini anlatıyor. Loki’nin Asgard tanrılarından gizlediği eşi; Fenrir, Hel ve Jormungundr’un annesi; Odin’in alt edemediği rakibi Angrboda, bu kibirli tanrılar dünyasında kendi destanını yazma fırsatına ilk kez kavuşuyor.
Ejderhaların Dansı 1
Kötülüğün yükseldiği bir vakitte olaylar; kanunsuzların, rahiplerin, askerlerin, derideğiştirenlerin, asillerin ve kölelerin büyük roller oynadığı bir sahnede geçmektedir. En zorlu dans, Ejderhaların Dansı başlamaktadır.
Daenerys Targaryen, toz ve ölüm dolu topraklar üzerinde hüküm sürmektedir. Tyrion Lannister, yeni müttefikler edinmiş, bilinmezlerle dolu bir serüvene çıkmıştır. Donmuş kuzeyde Jon Kar, Sur'un ötesinden gelen buzdan düşmanlarla ve en yakınları arasından hasımlarla karşı karşıyadır.
Yedi Krallık'ın akıbeti, uçurumların kenarındadır...
"Fantastik edebiyat tarihinin en iyi serilerinden."
-Los Angeles Times
"Edebiyat dervişi George Martin... Çok yaşa!"
-The New York Times
"Ejderhaların Dansı, olması gerektiği gibi bir epik fantastik eser: tutku dolu, merak uyandıran, tatmin edici derecede detaylı, güzelce hayal edilmiş."
-The Washington Post
"Buz ve Ateşin şarkısı sağlam bir şekilde çok satanlar listelerinde çünkü muhtemelen en iyi fantastik seri."
-Detroit Free Press
Gölgelerin Efendisi-8 Clonmelin Kralları
Macera devam ediyor…
Dışarlıklılar, ortalığı kasıp kavurmaya başladılar. Onları durduracak biri var mı?
Will, yıllık Orman Muhafızları Birliği Toplantısı'ndadır, ancak Halt batıda meydana gelen gizemli olayları araştırmaktadır. Nihayet işini bitirip onlara katılır, fakat hiç iyi haberler getirmemiştir. Hiberniya'da kızılca kıyamet kopmaktadır.
Kendilerine Dışarlıklılar diyen sahte bir tarikat, ortalığı yakıp yıkmaktadır ve altı Hiberniya krallığının beşini ele geçirmişlerdir. Şimdi de altıncı krallık Clonmel tehlikededir. Bunun üzerine Halt, Will ve Horace işleri yoluna koymak için kolları sıvarlar.
Halt'un geçmişindeki sır, bu görevlerinde onlara yardımcı olabilecek midir?
İskandinav Mitolojisi
“Başlangıçtan Önce Hiçbir Şey Yoktu: Ne Toprak Vardı Ne Gökkubbe, Ne Yıldızlar Vardı Ne De Gökyüzü¨. Şekilsiz Ve Şemalsiz, Sisten Bir A^lem İle Durmadan Yanan Ateşten Bir A^lemdi Var Olan.”
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
Gaiman, eski çağa bu ait hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…
“Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin
“İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch
“Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris
Kılıçların Fırtınası 1
George R. R. Martin’in muhteşem serisi, Kılıçların Fırtınası ile modern fantastik edebiyatın istisnai başyapıtlarından biri konumuna geliyor, imgesel kurgunun büyük eserleri arasındaki yerini sağlamlaştırıyor. İktidar mücadelesindeki beş savaşçıdan birinin ölmüş, bir diğerinin gözden düşmüş olmasına rağmen savaş tüm şiddetiyle sürmektedir. Yedi Krallık’ın zor durumdaki hükümdarı Joffrey, Demir Taht’ta oturmaya devam etmektedir. En amansız düşmanı Stannis, takip ettiği büyücü kadının kurbanı olmuş ve bozguna uğramıştır. Nehirova’daki Genç Robb, Kuzey’e hükmetmekte; Daenerys yaşayan son ejderhalarla beraber kana bulanmış bir kıtayı katetmektedir. Rakipler son hesaplaşma için harekete geçerken büyük bir yabanıl ordusu, efsanevi Ötekiler’le birlikte medeniyetin merkezine doğru ilerlemektedir. Diyarda sükûnet, Yedi Krallık’ın kılıçların fırtınası ile sarsılmasıyla mümkündür... Zengin bir hayal dünyasının ürünü... boyutuyla çağdaş fantastik edebiyatın ümit verici örneklerinden. -Publishers Weekly-
Kralların Çarpışması 1
Buz ve Ateşin Şarkısı II
Krallar çarpışırken tüm diyar titrer...
George R. R. Martin, Taht Oyunları'nın sabırsızlıkla beklenen devam kitabı Kralların Çarpışması'nda okuyucuları eşsiz hayal gücüyle buluşturuyor. Büyü, intikam ve savaşla dolu, eşi benzeri görülmemiş bir dünyanın kapıları açılırken büyük bir serüven başlıyor.
Alev ve kan rengine bürünmüş bir kuyruklu yıldız, gökyüzünü baştan başa kaplamıştır. Ejderha Kayası'nın kadim kalesinden, Kışyarı'nın haşin topraklarına kadar korkunç bir keşmekeş hâkimdir. Altı güç, Demir Taht'ı ve parçalanmış Yedi Krallık'ı ele geçirmek için kıyametvari bir savaşa hazırlanmaktadır. Gecenin karanlığında ölüler yürümekte, kardeş kardeşi katletmektedir. Bir akıl şövalyesi, tehlike saçan bir büyücü kadını zehirlemek peşindedir. Bir prenses, öksüz oğlan kılığında dolaşmakta; Ay Dağları'nın vahşi adamları, yağma için inmektedir. Kardeş katli, zillet, simya ve kıyımla ilerleyen bu macerada zafer, kılıcı ve kanı en soğuk olanların dahi olabilir...
"Martin, birinci ciltteki vaadini fazlasıyla yerine getiriyor ve yazılmış en iyi fantastik eser olmaya aday serisine devam ediyor."
-The Denver Post
"George Martin kesinlikle destansı fantastik edebiyatın yeni ustalarından."
-Katharine Kerr
"Kendisinden her zaman en iyi işleri beklediğim George R. R. Martin beni asla şaşırtmıyor."
-Robert Jordan
"Muhteşem bir öykü, muhteşem bir tarihi fantastik yapıt! Göz kamaştırıcı."
-Anne McCaffrey
"Muhtemelen gelmiş geçmiş en iyi epik fantastik eser."
-Marion Zimmer Bradley
Numenor’un Düşüşü
J. R. R. Tolkien, Orta Dünya’nın İkinci Çağı için “karanlık bir çağdır” demiştir. Silmarillion başta olmak üzere Bitmemiş Öyküler ve Christopher Tolkien’in on iki ciltlik Orta Dünya Tarihi’nde detaylandırılan bu dönemin kırılma noktası sayılan “Númenor’un Düşüşü” ise ilk kez tek bir ciltte toplanıyor ve okurlara Númenor özelinde yeni bir tarihçe sunuyor.
Morgoth’un yenilgiye uğratılmasında Valar’a ve elflere yardım etmelerinin ödülü olarak Orta Dünya insanlarına bahşedilen Númenor, zamanla uygarlığın beşiği ve zenginliğin merkezi hâline gelmişti. Halkı bilgelikleri ve yiğitlikleriyle ünlüydü. Ama Manwë’nin bir şartı vardı, Númenórlular Valar’la Eldar’ın ölümsüzlüğüne imrenerek Kutlu Diyarları aramaya çıkamazlardı. Ne var ki Númenórluların güçleri arttıkça ölüm korkusu onları sarmaladı, açgözlülükleri ve kibirleri Sauron’un fısıltıları eşliğinde yüreklerini kararttı ve böylece Númenor’un düşüşünün tohumları da atılmış oldu.
Üç bin küsur senelik bu çalkantılı tarih Güç Yüzükleri’nin dövülmesinden Barad-dûr’un inşasına ve Sauron’un yükselişine kadar tüm Orta Dünya’yı etkileyecek olaylara sahne olacaktı.
Númenor’un Düşüşü Orta Dünya’nın tarihini Yüzüklerin Efendisi’nin eklerinde yer alan “Yılların Öyküsü” bölümünün zaman çizelgesine bağlı kalıp Tolkien’in yayımlanmış tüm metinlerinden faydalanarak Alan Lee’nin artık klasikleşen tarzıyla çizdiği illüstrasyonlarıyla birlikte anlatıyor.
Paradokya 3 Düşler Ülkesi
Gecenin Gizemli Oyunu’nda heyecan devam ediyor! Diğer kahramanlar gibi sen de Paradokya’ya ne zaman gireceğini merakla bekliyor olmalısın. Düşler Ülkesi’nin gizemi, bilinçaltındaki âlemin kapısını ardına kadar açmış durumda. Paradokslarla çevrili yolculuğun, uykuya daldığın her an başlayabilir.
Açtığın her kapı aynı yere çıkıyorsa, geldiğin yer başladığın noktaysa, etrafında gerçekten güveneceğin biri yoksa, bir kısırdöngünün içine hapsolduysan oyunundan nasıl çıkacaksın? Zaman hızla akıyor. Oyundan çıkmak ve yeni maceralara koşmak için fazla vaktin yok.
Paradokya’da açılan yeni kapılar, yepyeni maceraların habercisi! Düşler Ülkesi’ne hoş geldin!

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.