Hayatımdaki Tüm Mutluluğu Sana Borçluyum
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺182,00Şu andaki fiyat: ₺182,00.
3 adet stokta
Hayatımdaki Tüm Mutluluğu Sana Borçluyum
Şüphesiz Leonard ve Virginia Woolf çiftinin birliktelik hikâyesi “büyük aşklar” sınıfına girecek cinsten değildir. Özellikle Virginia cephesinden bakacak olursak, tutkudan ya da tensellikten bahsetmek zordur. Victoria dönemi İngiliz toplumunun feragat ve özveri telkiniyle bir eş ve anne olarak kadına biçtiği rolü kanıksamaz ama ihlal ettiği de söylenemez. Uzlaşımcıdır. Zira uzlaşımlar insan ruhundaki çatlakları bir alçı gibi kapatır. Sıkıca sarar, saklar, korur. Leonard Woolf ile ilişkisinin daha baştan “evlenme” üzerine kurulmuş olmasının nedenlerini belki biraz burada aramak gerekir. Carole d’Yvoire, Virginia Woolf’un yazarlığa ilk adımını atarken aldığı bu evlilik kararının, bu stratejik hamlenin arka planını irdeliyor. Hem onun hem de Leonard’ın hayatının gelişiminde, açtıkları yaralarla derin izler bırakan belli kırılma anlarını hikâye ederek, bu evliliğin koşullarının nasıl oluştuğunu ortaya koyuyor. Evliliğin umdukları gibi krizlere çözüm değil, bilakis yeni krizlere vesile olduğunu göstererek hayatlarındaki bir başka önemli viraja işaret ediyor: birlikte var ettikleri yayınevi Hogarth Press
İlgili ürünler
Hayvanlaşan İnsan – Hasan Ali Yücel Klasikleri 329
Émile Zola (1840-1902): Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Zola, romancının olayları bir izleyici gibi kaydetmekle yetinmemesi, kişileri ve tutkularını bir dizi deneye tabi tutarken, duygusal ve toplumsal olayları da bir kimyacı gibi ele alması gerektiğini savundu. Zola içinde yaşadığı eski dünyanın yıkıntılarını inceledi, gelecekteki bir dünyanın olgularını saptamaya çalıştı. Bu niyetle yirmi iki yılda yazdığı yirmi romandan oluşan Rougon-Macquartlar dizisi başta olmak üzere çok sayıda büyük eser verdi. İkinci İmparatorluk Dönemi’ni anlatan bu dizinin on yedinci kitabı Hayvanlaşan İnsan 1890’da yayımlandı. Roman 19. yüzyılda Paris ve Le Havre arasındaki demiryolu hattında geçen bir suç ve aşk hikâyesidir; insanın öldürme içgüdüsünü ve nasıl bir kötülük makinesine dönüşebileceğini anlatır. Zola’nın, eşsiz gözlem gücüyle endüstrileşmenin beraberinde getirdiği kasvetli, yıkıcı ve ilkel arzuları deşifre ettiği bu roman defalarca sinemaya da uyarlanmıştır.
İzlanda Balıkçısı
Meyhane
Meyhane hiç tartışmasız Emile Zola’nın başyapıtlarından biri... Paris’in kenar mahallelerinin birinde çamaşırcı Gervaise’in hikâyesini anlatan roman yayımlandığı dönemde büyük fırtınalar koparır, edebiyat dünyasını âdeta ikiye böler. Kentin gözden ırak köşelerinde yaşayan işçilerin yoksullukla, alkolle, aylaklıkla çürüyen yaşamları, ahlakın yavaş yavaş yitirilişi, yaşadığı gibi sefilce ölen bütün bu insanlar öyle yalın ve ödünsüz bir gerçekçilikle anlatılıyordur ki pek çok kişi ortaya çıkan toplum tablosunu kabul etmek istemez. Roman mimlenir, Emile Zola çeşitli suçlamalara uğrar.
Eleştirilere karşı yazdığı önsözde Zola, romanının halkın kokusunu taşıyan ilk roman olduğunu ve yalnızca gerçeği söylediğini belirtir. Eserinin kendisini savunacağına inandığını, bunun için zamana ve halkın iyi niyetine güvendiğini dile getirir. Bu düşüncesinde de yanılmaz: Roman çok kısa sürede onlarca baskı yapar, başka bir deyişle halk romanı sahiplenir. Meyhane yalnızca Zola’nın en çok okunan romanlarından biri olmakla kalmaz, Fransız romanının da köşetaşlarından biri olur.
Bu büyük romanı ve onun unutulmaz kahramanı Gervaise Macquart’ın umutlar ve hüsranlarla dolu hazin yaşamını Hamdi Varoğlu’nun yetkin çevirisiyle okurlarımıza sunuyoruz.
Monte Cristo Kontu – 2 Cilt – Hasan Ali Yücel Klasikleri 332
Alexandre Dumas (pere) (1802-1870): On dokuzuncu yüzyılda Avrupa’yı saran siyasal ve sosyal çalkantıları yaşamasına rağmen daha çok on altıncı ve on yedinci yüzyılın tarihi olaylarını konu alan üç yüzden fazla roman yazdı. Yaşadığı dönemin sevilen ve en çok okunan romantik yazarlarından biridir. Monte Cristo Kontu ilk kez 1844 yılında Journal des Debats’da tefrika edilmiş, Batılı kültür dünyasına tüketilmesi imkânsız bir arketip armağan etmiştir. Sinemaya, tiyatroya, televizyona ve hatta bilgisayar oyunlarına uyarlanmış, hakkında besteler yapılmış bu eser, Fransa’nın, Kral ve taraftarlarının Napoleon’un dönmesinden endişelendiği Restorasyon Dönemi’nde geçer. İftiraya uğrayan Denizci Edmond Dantes, bu şüphe girdabında sevgilisi Mercedes’i, babasını, özgürlüğünü bir anda kaybeder. Acı, korkunç tecrübelerle dolu bu dönemden kaderin cilvesi ve azimle çıkmayı başarır. Artık güçlü, bilgili ve zengin biridir ve aklında tek bir şey vardır: Tanrı’nın adaletinin gereğini yapmak. Doğu’dan gelmiş gizemli bir kont kılığında bir intikam meleği gibi Paris sosyetesinin üzerinde dolaşır ama intikamı yalnızca düşmanlarının değil masumların hayatını da değiştirecektir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.