Hatırlayış
₺200,00 Orijinal fiyat: ₺200,00.₺165,00Şu andaki fiyat: ₺165,00.
1 adet stokta
Hatırlayış
“Heyecan verici bir gizem romanı. Kahramanın kör olması fikri çok zekice. Başından sonuna kadar insanın ilgisini canlı tutuyor.” –OSCAR WILDE
19. yüzyıl polisiye edebiyatının önemli isimlerinden ve sıklıkla Wilkie Collins’le karşılaştırılan Hugh Conway’in en ünlü eseri Hatırlayış 1883’te yayımlandığında 350 bin kopyadan fazla satarak büyük bir başarı elde etti ve ertesi yıl tiyatroya uyarlandı. Tecrübeli dedektifler yerine sıradan insanların cinayeti açıklığa kavuşturdukları eserlerin ilk örneklerinden olan Hatırlayış aynı zamanda romantik bir polisiye.
Gilbert Vaughan kör bir adamdır ve bir akşam arkadaşının evi yerine yanlış bir eve girer. Evin içinden gelen çığlıklar ve gürültülerden sonra evden kaçmak isterken kıskıvrak yakalanır ama kör olduğunu anlayan katiller adamın gitmesine izin verirler. Yıllar sonra görme yetisini kazandığında bir kadınla tanışıp ona âşık olan Gilbert, kadının o melun geceyle çok acı bir bağlantısı olduğunu öğrenecek ve cinayetin ardındaki sırrı açığa çıkarmak için kolları sıvayacaktır.
İlgili ürünler
Çatı Katı – Tünelden Önceki Beyaz Ev
Tüm ülkenin gündemine oturan ve büyük sırlarla dolu Beyaz Ev soruşturmasını yürüten Başkomiser Emris, kendisine ulaşan yeni delillerin ardından araştırmayı derinleştirmeye başlar ve İnterpol’ün desteğiyle yurt dışına taşır. Beyaz Ev’in yeni sahibi Eren ve daha önce Beyaz Ev ile bağlantılı cinayetleri çözen Atlas, Demir, Ala üçlüsünün de dâhil olduğu özel bir ekip kurar.
Daha önce ortadan kaybolan Arden’i bulmak, soruşturmanın devamı ve uluslararası suç örgütünün deşifre edilmesi için kilit rol oynamaktadır. Ancak Arden’den hiçbir iz yoktur. Başkomiser Emris, Arden’i bulmak için uğraşırken; Eren için ise eski sevgilisi Arden’e yaklaşmak kendi içinde büyük iç çatışmalara neden olacaktır.
Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin başarılı yazarı Işıl Işık’tan her bölümünde ayrı bir heyecan ve merak duyacağınız bir polisiye roman… Beyaz Ev üçlemesinin final kitabı Çatı Katı isimli romanla, hikâye sona yaklaşırken kendinizi bir yandan soluk soluğa bir uluslararası soruşturmanın içinde bulacak, öte yandan Beyaz Ev’deki yeni gizemli olaylarla korku ve gerilimi iliklerinize kadar hissetmeye devam edeceksiniz
Cinayet Kokusu
Merdivenlerden çıkarken, “Ne kokusu bu?” diye sordu polislerden biri. Burunları her kokuya alışıktı; benzin kokusu, yanık kokusu, esrar kokusu, küf kokusu, devriye aracının arka koltuğuna oturttukları tutuklunun ter kokusu ve elbette ölü kokusu... “Her kokuyu unutabilirsin ama ölü kokusunu asla.” Emekli memurların teşkilata yeni girenlere tekrarladıkları bir cümleydi bu. Dairenin kapısını, “Aç, polis!” diye birkaç kez yumruklarken hâlâ burunlarına gelen keskin kokunun ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.
Kadınlar neden polisiye izlemeyi sever? Para karşılığı bir insana işkence edilmesini seyredebileceğiniz “kırmızı odalar”gerçekten var mı? DNA analizleri suçluları saptamada ne kadar etkili? Bir tutam toprakla cinayet çözmek mümkün mü?
İnsanın kanını donduran seri katil öyküleri Prof. Dr. Sevil Atasoy'un kaleminde hayat buluyor. Yıllarca çözülemeyen cinayetler, Agatha Christie romanlarından fırlamış katiller, akıl almayacak yöntemlerle kurbanlarını yakalayıp öldüren caniler, insan eti yemekten zevk alan canavarlar...
Prof. Dr. Sevil Atasoy, Çin'den Brezilya'ya, ABD'den Avusturya'ya seri katillerin peşinde. Her birinin dehşete düşüren hikâyesini bizimle paylaşırken adli bilimlerin hayranlık uyandıran gelişmesini de aktarıyor. Cinayet Kokusu, yine elinizden bırakamayacağınız bir Sevil Atasoy kitabı.
Hiddet
SESSİZ HASTA ’nın yazarından.
“Şaşırtmacanın ustası Michaelides’in en beğendiğim romanı.” –LUCY FOLEY
Yedi kişi görkemli bir adada mahsur kalmıştık.
İçimizden biri katildi.
Lana Farrar eski bir Hollywood yıldızı ve muhtemelen dünyanın en ünlü kadınlarından biri. Her yıl en yakın arkadaşlarını İngiltere’nin kasvetli gökyüzünden uzaklara, kendisine ait bir Yunan adasına davet ediyor. Cennete bir hafta sonu kaçamağı… Yine öyle olması gerekiyordu. Ama şiddetli bir fırtına sonucu konuklar adada mahsur kalınca önce dostlukların makyajı aktı, sonra berbat sırlar ortaya saçıldı. Nihayetinde telafisi imkânsız bir şey oldu.
Hikâye dünya basınında manşetleri süsledi ve o günden beri, bu korkunç gece hakkında sürekli yeni bir söylenti çıkıyor. Bense olayların dışında kalmayı seçtim. Orada yaşananları zihnimde tekrardan canlandıracak gücüm yok.
Kim olduğumu mu merak ettiniz?
Adım Elliot Chase. O gece oradaydım.
Bu hikâyeyi bildiğinizi düşünebilirsiniz. Ama yanılıyorsunuz…
“Büyüleyici, şaşırtıcı ve sürprizlerle dolu bir labirent, Sessiz Hasta ’dan bile daha iyi.” –JP DELANEY
“Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı nadir kitaplardan biri. Michaelides asla hayal kırıklığına uğratmıyor.” –RAGNAR JONASSON
“Bildiğiniz tüm güvenilmez anlatıcıları unutun. Bir de üstüne iki romana yetecek kadar şaşırtmaca.” –DAVID BALDACCI
Lontano
Jean-Christophe Grange’den Kongo-Fransa-Belçika üçgeninde tüyler ürpertici, soluk soluğa bir kovalamaca.
Onlar ölümsüzlüğün sırrına vakıf olanlardı.
İntikam hissiyle yanıp tutuşan, kötülüğün öncüleriydi.
Zamanın ve mekanın ötesine geçebilenlerdi. Afrika’nın derinliklerinden getirdikleri
Kara büyüleriyle aklın sınırlarını aşanlardı.
Ne Yaptığını Biliyorum
Karımı Üç Kelimeyle Anlatabilirim:
GÜZEL. HIRSLI. MERHAMETSİZ.
Kocamı Tanımlamak İçin Tek Kelime Yeter:
YALANCI.
Tipik bir İngiliz kasabası olan Blackdown’da bir kadın öldürüldüğünde, BBC spikeri Anna Andrews bu haberi yapmak istemiyordu. Dedektif Jack Harper’sa onun bu vakayla bir alakası olduğundan şüpheleniyordu. Ta ki başında bulunduğu cinayet soruşturmasında kendi de şüpheli durumuna düşene kadar.
Bazı sırlar, uğruna öldürmeye değerdi.
“Hızlı akan bir macera… Hikâye yalnızca katili ortaya çıkaran değil, anlatıcıların güvenilirliğini de sorgulatan bir doruk noktasına doğru ilerliyor.” —New York Times Book Review
“Zekice kurgulanmış bir psikolojik gerilim… Nefes kesici finalinin okurları hazırlıksız yakalayacağı kesin.” —Publishers Weekly, starred review
“Muazzam bir kedi fare oyunu.” —Booklist
“Bu yılın en heyecanlı kitabını buldunuz.” —Woman & Home
“Kimse bir hikâyeyi Alice Feeney gibi kurgulayamaz. Ne Yaptığını Biliyorum insana kime güvenebileceğini sorgulatan, çarpıcı, elinizden bırakamayacağınız bir roman.” —Samantha Downing
“Ne Yaptığını Biliyorum’da Alice Feeney, okurların sayfaları hızla çevirmesine neden olacak karanlık ve sarsıcı bir hikâyeyi ustalıkla dokuyor. İnsanın tüylerini ürperten bu cinayet romanında gerçek suçluyu tahmin etmeye çalışıp her seferinde yanılacaksınız.” —Mary Kubica
“Feeney yine yapacağını yapmış! İnsana bundan sonra birine güvenip güvenemeyeceğini sorgulatıyor. Elimden bırakamadım.” —Christina Dalcher
“Ne Yaptığını Biliyorum’u bir çırpıda okudum. Ustaca kurgulanmış anlatıcıları ve karanlık sırların gün yüzüne çıktığı tipik İngiliz kasabasıyla film gibi bir atmosferi olan sürükleyici bir roman.” —Helen Monks Takhar
Ölüm Meleği
Jane Marple hiç beklemediği birinden bir mektup alır. Yolculuklarının birinde tanıştığı Bay Rafiel’den gelen mektup yaşlı kadını şaşırtır. Kısa bir süre önce ölen adam, onun adalet duygusuna güvendiğinden söz ederek bir cinayet olayının ortaya çıkarılmasını istemektedir. Ama tüm b u isteklerin dışında cevaplanmamış sorular vardır: Bir; sözü edilen cinayeti kim işlemiştir? İki; cinayet nerede ve ne zaman gerçekleşmiştir? Tüm bu soruları cevaplandıracak olan yaşlı Marple, kalan zamanı ve düşmanını bilemeden hızla yol almak zorundadır... -Agatha Christie-
Sherlock Lüpen Ve Ben – Operada Cinayet
Yanlış Adım
Unutulmayacak bir kuzey polisiyesi… Tüm dünyada ses getiren Dedektif Karen Eiken’ın maceraları Türkçede.
Ücra bir ada. Acımasız bir cinayet.
Geçmişte saklanan bir sır. . .
Birleşik Krallık ve Danimarka arasındaki Doggerland’da birkaç kadın polis memurundan biri olmak için çok çalışan dedektif Karen Eiken Hornby, bir otel odasında amiri Jounas Smeed'in yanında uyandığında büyük bir hata yaptığını fark eder. Ancak işler daha da kötüye gitmek üzeredir: O günün ilerleyen saatlerinde Jounas'ın eski karısı vahşice öldürülmüş olarak bulunur. Cinayet için hiçbir ipucuna sahip olmayan Karen, zamana karşı bir yarışta katili bulmak için mücadele eder. Gerçeğin Doggerland'ın tarihinde yatabileceğinden şüphelenmeye başlar ve araştırması derinleştikçe şunu öğrenir: Küçük adalar bile ölümcül sırları gizleyebilir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.