Güzelliğin Efendisi Hz.hasan
₺295,00 Orijinal fiyat: ₺295,00.₺251,00Şu andaki fiyat: ₺251,00.
| Yayınevi | Kapı Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Ahmet Turgut |
| Sayfa Sayısı | 272 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Boyut | “13, 5 X 19, 5″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Kapı Yayınları – Güzelliğin Efendisi Hz.hasan
İlgili ürünler
Bir Kuran Şairi
Kur’an Şâiri, kolay kolay eskimeyen bir sesin ve sözün sahibiydi. İnanan ve inandığı gibi yaşayan biriydi! Dürüst muhaliflerinin bile ahlâkına ve bilgisine toz kondurmadıkları, konduramadıkları bir dâvâ adamıydı. İddiası vardı, dâvâsı vardı, uğrunda her türlü eziyet ve cefâya katlandığı sevdâsı vardı. Kur’an Şâiri hakkında birileri, "hurafelere takılan adam" tabirini kullanmıştı. Binaenaleyh bu kitap, onu o "hurafeler"den tezkiye etmek için değil, bilâkis onun "hurafelerini" hâlâ takip edenlerin bulunduğunu ve dahî, "hurafelerinin" zerresini bile fedâ etmeyi düşünmediklerini hatırlatmak için yazıldı.
Cenab-I Aşk
Varlığa gelen her âdemin kendini varlığa getirene ihtiyacı iki cihettendir; ilki varlığa getirdiği için, ikincisi varlığını sürdürmesini sağladığı için. Evet, varlığa gelmenin bir sebebi olduğu gibi, var kalmanın, varlıklı olmanın da bir sebebi vardır. İki farklı sebepten değil, bir sebebin iki cihetinden söz ediyoruz aslında. Varolabilmemiz için muhtaç olduğumuza varlığımızı sürdürmek için de muhtaç olmaktan... Böylelikle varolanların tümü iki sıfatla muttasıf olmak zorunda: vücûd ve beka. Demek ki aşk vücûdu bâki kılmak için çırpınanların değil, vücûdu fâni kılmak için çabalayanların mesleki.
O halde Cenab-ı Aşk yâriniz ve yardımcınız olsun efendim!
Geleceğimizde İslam Var
Roger Garaudy, bu kitabında şu çığlığı atıyor: Batı'yı Ortaçağ karanlığından, barbarlıktan, cahillikten ve canlı cenazelikten dün İslam kurtarmıştı!
Bugün de gerekli gereksiz, yararlı yararsız ve hatta zararlı her bir şeyi imal eden ve insanlara bunları reklamlarla vazgeçilmez ihtiyaçlarmış gibi sunan, körü körüne üretip körü körüne tüketen ve tükettiren Batı'yı bu korkunç sapmadan yine İslam kurtaracaktır!
Ya İslam'ın eşsiz bilgeliği, kültürü ve medeniyetiyle tanışıp onun kurtarıcı insanlık değerlerini paylaşacağız ya da yakın zamanda yok olacak ve Batı toplumlarıyla birlikte bütün dünyayı da intihara sürükleyeceğiz.
Bundan böyle, bütün dirilişlerin müjdecisi, İslam'ın destanıdır.
Çünkü İslâm'ın destanı, insanlık destanının muhteşem bir anıdır.
İslam
İslam ve Türkiye tarihi konusunda en önemli tarihçilerden biri olan merhum Bernard Lewis, Hz. Muhammed’in peygamber olmasıyla başlayan ve Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesine kadar uzanan yaklaşık sekiz yüzyıl boyunca İslam tarihinde bir yolculuğa çıkıyor. Arabistan Yarımadası’ndan başlayıp Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’ya, Asya’nın büyük bir bölümüne, Kuzey ve Güney Avrupa’ya yayılan İslam’ın bu tarihsel yolculuğunda, farklı devlet ve halkların ortak inanç temelinde yarattıkları bir uygarlığın tarihini herhangi bir yorum yapmadan orijinal belgelerle okumak, Lewis’in okuyucusu için de heyecan verici bir deneyim oluyor. Üstelik, Bernard Lewis okuyucusunu heyecan verici bir yolculuğa çıkarmakla kalmayıp, kendi tarihsel çalışmaları için derlediği belgeleri paylaşarak İslam tarihi konusunda araştırma yapan tarihçilere de bir yol haritası çıkarıyor.
Elbette tarih yazımı belgelerden ibaret değil. Bernard Lewis, tarihçilere sadece bir yol haritası veriyor. Tarihçiye düşen görev, bu yol haritasında, belgeler arasında kuracağı bağlantılarla, belgeleri yorumlayışıyla ve farklı belgelerle zenginleştirmesiyle kendi özgün tarihini yazmak oluyor. Lewis, tarihin sadece belgelerden ibaret olduğunu savunmuyor, aksine “bu çalışmalardaki değerlendirmeler, hatta kabul görmüş olgular olma iddiasındaki basit açıklamalar bile titizlikle ele alınmalıdır” uyarısında bulunuyor. Tarih çalışmalarının sadece belgelerden ibaret olduğunu ileri sürmek ne kadar eksik bir anlayışsa belge olmadan tarihsel çalışma yapmanın mümkün olduğunu ileri sürmek de o kadar hatalı bir anlayıştır.
İslam, İslam uygarlığı ve tarihi konusunda araştırma yapan tüm tarihçilerin ve bu büyük uygarlığın tarihine ilgi duyan herkesin mutlaka okuması gereken bir başyapıt.
Nasıl Dayandın Ya Rasulullah
Yer O’nun için...
Gök O’nun için...
Deniz kıyısındaki kum tanelerinin her biri O’nun için...
Tüm alem O’nun, O ise tüm alem için...
Kul ve resul planında vücuden en evvel, manen en ahir...
O ki Allah’ın sevdiği kulu, son resulü...
Hürriyetini bulmak isteyen O’na esir olsun.
Allah’a kul olmak isteyen O’na uysun.
Kurtuluş O’nda... Ferahlık O’nda... Selamet O’nda...
Aranıp da bulunamayan hiçbir güzellik yok O’nda...
Öyleyse bugün kimin gönlü bunalıyorsa, kim başına gelen imtihanlardan yorgunsa, kim sıkıntılar içinde göğüs kafesi çatlayacakmış gibi hissediyorsa, kim her şeyi olmasına rağmen hâlâ huzursuzsa, kim aldatılmışsa, kim ağlatılmışsa Resulullah’la arasındaki bağa baksın... Kim de hayatına yeni bir başlangıç yapmak istiyorsa bir besmele çekip bundan sonra O’na biraz daha benzeyebilmek için adım atsın.
Allah’ın bizlere yol göstermek için gönderdiği Peygamber Efendimize(sav) tutunursak aklımızdaki birçok soru cevap bulacak, kalbimizdeki birçok şüphe yerle bir olacak ve karanlıklar aydınlanacak.
Yedi Ayet Yedi Şahsiyet & Fatiha Suresi Tefsiri
Kur’an; hayatı ve cemi cümle varlığı anlamlandırır. Hayatın anlamı ancak Kur’an ile idrak edilebilir. Efendimizin (sav) ifadesiyle, “Fatiha” Kur’an’ın özüdür. O özü idrak etmek, özün temsil ettiği Kur’an’ın bütününü idrak etmek, demektir. Kur’an’ın bütününü idrak etmek ise hayatın anlam ve özüne nüfuz etmektir.
Bu sebeple “Fatiha”yı anlamak ve yaşamak Kur’an’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Kulluk hayatın, namaz kulluğun, Fatiha da namazın ruhudur.
Yasin Pişgin, Yedi Ayet Yedi Şahsiyet’te, sadece Mushaf’ı değil aynı zamanda insanı da açan, açıklayan ve tanımlayan Fatiha suresinin yedi ayetini tefsir ederken, bu yedi ayetin içerisine serpiştirilmiş yedi şahsiyetin karakter özelliklerine de işaret ederek insanın kimliğine, kiminle olması ve olmaması gerektiğine vurgu yapıyor.
Ta ki hayatın anlam ve özüne nüfuz edebilmenin kapıları aralansın….

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.