Gün Gülü
₺190,00 Orijinal fiyat: ₺190,00.₺152,00Şu andaki fiyat: ₺152,00.
1 adet stokta
Gün Gülü
Çok güçlü köklere bağlı Türk Yazını önüne çıkan / çıkarılan engelleri aşıp, yenilenerek, özde gelişerek akışını sürdürüyor. Hatice Sönmez Kaya “Gün Gülü” adlı öykü kitabıyla da sözkonusu yaşamsal çağrışımları yaratıyor. Olağanüstü, sıradışı bir anlatım, içtenlikli dil, özlü ve yalın Türkçe, ortak insanlık durum ve kaygılarına duyarlık… “Ne bir fazla ne bir eksik,” ölçülü, dengeli bir yapı.
Hatice Sönmez Kaya “Gün Gülü”nde, genç kızın tutmayan bedeninin sağaltım sağlayan delikanlıya akan duyarlığını; kimi hak ederek kimi etmeyerek bilinir olmuş yazar öbeği arasında, yapıtıyla ilgili düşüncelerini tedirginlikle bekleyen kadın yazarın endişesini; yeni taşınılan apartman evinde komşu kadının bir anda kırk yıllık dostçasına öğrenilen yakıcı acısını; çiğnenen insan onurunun kanayan yarasını, bağışlanan evin bile sağaltamayışını; bir kadının, bir ömrü çürüten kocasının kabalığından, zulmünden kaçışını ya da çaresizliğini; her anlamda faşizmin güzel insanları yok edişini; kıstırılmış insanların cinnetin-uçurumun kıyısında yıkılışlarını; çocukların mutsuzluğa mahkûm edilişini; yaşlı bir zorbayla evlendirilmekten kaçan genç kızın kurşunlar altında öldürülüşünü, birçok sarsıcı ayrıntıyı büyük bir yazınsal sorumlulukla, yer yer şiirsellikle öyküleştiriyor. Hatice Sönmez Kaya çağını, çağının başat çatışma ve çelişkilerini kavramış bir yazar. Türk öyküsüne kesinlikle bir yeni soluk.
İlgili ürünler
Başını Vermeyen Şehit
“Hava kapalıydı. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi acı acı bağırıyorlardı.
Palanka kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru Kadı, yavaşça kımıldadı. İkindiden beri rutubetli rüzgârın altında düşünüyor; uzakta, belirsiz sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların hepsi Türklerin elindeydi.”
*****
Başını Vermeyen Şehit; savaşta başı gövdesinden ayrılarak şehit düşen derviş Deli Mehmet’in, dilden dile dolaşan destansı bir hikâyesidir.
Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Riviera’da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. Pansiyonda kalanlar küçük çaplı bir Madam Bovary vakasıyla karşı karşıya oldukları düşüncesiyle kadını iffetsizlikle suçlar, anlatıcımız da kadını savununca tartışma alevlenir. Masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de hoşgörüsünden cesaret bularak anlatıcıya gençliğinde, bundan tam 24 yıl önce, başından geçen unutulmaz bir 24 saatin hikâyesini anlatmaya başlar.
“Tüm duygularımla bu yabancı insanın, bu neredeyse her şeyini kaybetmiş, ölümün eşiğine gelmiş insanın tüm hırsları ve tutkularıyla son bir şeye tutunduğunu hissediyordum
Falaka – Parıltı Yayınları
Osmanlı’da çocukluk nasıl yaşanırdı?
Eğitim hangi yollarla verilirdi?
Ahmet Rasim, başta bunları ve daha fazlasını, anılarından doğan Falaka’da, 19. yüzyılın İstanbul manzaraları eşliğinde anlatıyor.
Edebiyatımızın en üretken kalemlerinden Ahmet Rasim,
okul hayatının ilk dönemini oluşturan “mahalle mektebi” yıllarında yaşadığı olayları, kıvrak kalemiyle yazıya döktü. Bugünden bakıldığında bir yanı trajik, bir yanı komik sayılabilecek bu tecrübeleri 1927’de, Falaka adı altında yayımladı.
Falaka, o günden bu yana hayatımızda ve
Ahmet Rasim’in, dahası edebiyatımızın en çok okunan
kitapları arasında yer alıyor.
Şimdi, günümüz Türkçesiyle…

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.