Gradiva – Bir Pompei Düşü
₺84,00 Orijinal fiyat: ₺84,00.₺70,00Şu andaki fiyat: ₺70,00.
1 adet stokta
Gradiva – Bir Pompei Düşü
Gradiva, hem psikanalitik bir incelemeye tabi tutulan ilk edebiyat yapıtı, hem de birçok sanatçının esin kaynağı olarak bir mit haline gelmiştir. 1902’de Neue Freie Presse adlı Viyana gazetesinde tefrika edilen novella, Freud’un 1907 tarihli incelemesi Jensen’ın Gradiva’sında Hezeyan ve Düşler’e esin vermişti. Antikçağdan kalma bir rölyefi saplantı haline getiren genç arkeoloğun hikâyesi Freud’un çok ilgisini çekmiş, yapıtı adeta bir psikiyatrik vaka gibi incelemişti. Zira Freud parçalı bir geçmişten gün yüzüne çıkardıklarıyla anlamı yeniden inşa etme çabasında, arkeolojiyi psikanaliz için bir metafor olarak görüyor, kendisinin de aynı kazı çalışmasını insan zihninde yaptığını düşünüyordu. Bu incelemeyi kaleme aldıktan birkaç ay sonra Roma’yı ziyaret ettiğinde, rölyefi görmek üzere Vatikan Müzesi’ne gitmiş ve tıpkı Jensen’ın karakteri gibi bir kopyasını edinip Viyana’daki çalışma odasına asmıştı. Mitoloji, psikanaliz ve düşlerin kesiştiği noktada duran Gradiva, Salvador Dali, André Masson, Marcel Duchamp gibi sürrealistlerin de esin perisi haline geldi. André Breton 1937’de Paris’te açtığı galeriye Gradiva adını vermişti. Sürrealistler için Gradiva düşlerin ve çılgın aşkın gizemini temsil ediyordu.
İlgili ürünler
Dorian Gray’in Portresi
Ressam Basil Hallward’ın sıra dışı güzelliğiyle Dorian Gray adlı bir genç adamın portresini çizmesiyle başlar her şey. Dorian portrede gördüğü genç ve güzel halinin büyüsüne öyle kapılmıştır ki yaşamının devamını tuvaldeki suretini koruyabilmenin hırsı içinde geçirir. Kendisinin bile haberdar olmadığı tutku ve arzularını ona açan Lord Henry Wotton’sa Dorian’ın güzellik, şehvet ve zevk peşinde günden güne yozlaşmasına önayak olur. Dorian Gray’in Portresi, cinselliğe dair kalıpları yıkarken estetik, güzellik ve sanat kavramlarına da felsefi bir yaklaşımda bulunur.
Oscar Wilde’ın sansasyonel romanı Dorian Gray’in Portresi, metinde olan bitenler kadar yayımlanma öyküsüyle de merak uyandırır. Romanın yayımlanmasından beş yıl sonra, Wilde bir gecede İngiliz edebiyatının en renkli figüründen bir cinsel suçluya dönüşmüştür. Romandan alıntılar eşcinsel olduğu gerekçesiyle yargılandığı duruşmalarda yazarın önüne kanıt olarak sürülür. O günlerde ne yaşanmış olursa olsun, roman dönemin cinsellik ve erkeklik algısında bir kırılma yaratması ve yazarın yaşamından kolayca görülebilen izler taşımasıyla çağdaşlarından ayrışır. Okur ve eleştirmenler, karakterlerin yazarın gerçek yaşamındaki hangi kişilerden esinlendiğine kafa yoradursunlar, kendisi ise şöyle der: “Benden çok şey barındırıyor. Basil Hallward benim olduğumu düşündüğüm şey, Lord Henry Wotton insanların benim hakkımdaki düşünceleri; Dorian’sa olmak istediğim şey – belki de başka bir çağda.”
#dünyaklasikleri #ingilizklasikleri #güzellik #sanat #yozlaşma #iyilikvekötülük
Kesik Baş
“Türk romanında hakiki konuşma Hüseyin Rahmi ile başlar… Edebiyatımıza sokak onunla girmiştir.” –Ahmet Hamdi Tanpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1921 yılında Heybeliada’da tamamladığı, daha sonra İkdam gazetesinde tefrika edilen ve 1942’de tam hâliyle ilk defa yayımlanan Kesik Baş romanı, mizahtan, yaşadığı şehrin sokaklarında konuşulan dili yansıtmaktan ve zevkli bir okuma tecrübesi yaşatmaktan asla vazgeçmeyen yazardan gerilim dozu yüksek bir cinayet hikâyesi.
Bir kuyunun dibinde bezlere sarılmış vaziyette kesik bir baş bulunur. Bu korkunç cinayetin üzerindeki sır perdesini aralamak üzere açılan tahkikatla görevli zabıta Remzi ve yardımcısı Seyit maceralı mı maceralı, karışık mı karışık, bir acayip gizemin tam göbeğine düşerler.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan Kesik Baş , deneyimli dedektif ve çaylak yardımcısı, mantık yoluyla çözülen cinayet gibi öğeleriyle Türk edebiyatının ilk polisiye romanlarından biri.
Ziyafet
Ziyafet ; Dante Alighieri’nin 1304-1307 yılları arasında, sürgün döneminde Bologna’da kaldığı sırada yazdığı bir eser. Kendisinin belirttiği üzere on dört risaleden oluşmasını planlamış olmasına rağmen bu çalışmayı dördüncü risalenin sonunda bırakır. Kitabı, herkese açık bir “ziyafet” düzenler gibi tasarladığını, bu çalışmada insana dair konulara değineceğini belirtmesine rağmen şairin hemen ardından İlahi Komedya ’ya başlamış olması, bu yapıtı yazmak üzere bilgileri topladığını ve düşünce yapısını burada oluşturduğunu gösterir.
Çünkü İlahi Komedya’da yer alan birçok dize, kişi ve bilgi bu kitapta da mevcuttur. Timur Guda’nın özgün dilinden çevirdiği Ziyafet; şairin başyapıtı İlahi Komedya ’yı okumuş, okumak üzere olan veya okuyacak tüm okurlar için bir anahtar kitap niteliğinde. Üstelik ilk defa Türkçede.
“Herkese açık bir ziyafet hazırlamaya niyetliyim, böyle hazırlanan yemeğe de öyle bir ekmek gerekir ki o olmadan yenmesi mümkün değildir. Hatta bu öyle bir ziyafet ki değerli ekmek, düşündüğüm yemekle nafile yere servis edilmiş olmayacak. Lakin o sofraya bazı uzuvları sorunlu olanlar hiç oturmasınlar, dişi dili damağı olmayanlar gibi, kötü alışkanlıklara susamış olanlar da, çünkü onların midesi zehirli bade ile doludur, bu nedenle böyle bir yemeği içlerinde tutamazlar.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.