Gaziler Çağı
₺340,00 Orijinal fiyat: ₺340,00.₺272,00Şu andaki fiyat: ₺272,00.
1 adet stokta
Gaziler Çağı
Biz gazâ ile yurt tutmalıyız. Uçlara varılmalı, kâfirin dibinde durulmalı, daim kılıç bileyip yüreklere korku salınmalı. Ki cinin şeytana karıştığı bu çağda bir görklü çınar yüceltelim. Daha çok denize, daha çok ırmağa gidelim. Diyâr-ı Rum bizim için yalnız yaylanıp kışlanacak bir yer değil, asırların vadettiği kutlu bir yurttur.” “Bin Yılın Göçü” serisinin ilk kitabı olan Alplar Çağı’nda, Oğuzların Orta Asya’dan başlayıp Anadolu kapılarına kadar uzandıkları büyük göç serüvenini anlatan Hasan Erimez, ikinci kitap olan Gaziler Çağı’nda da başta Kayılar olmak üzere Oğuzların uzun ve kanlı serüvenlerle Anadolu’yu yurt tutmalarını anlatıyor. Oğuzların “Kutlu Devlet”i asırlar sonra nasıl kuruldu? Kayıları ve bütün Oğuz boylarını Anadolu’ya iten o kutsal ülkü neydi? Tarihi değiştiren Malazgirt Savaşı nasıl cereyan etti ve Sultan Alparslan, Anadolu’nun fetih kapılarını nasıl açtı? İlk akıncı gaziler, Anadolu’yu nasıl fethettiler? Kılıç Arslan ve Türk gazileri, Haçlı ordularını Anadolu’da nasıl dağıttılar? Ertuğrul Gazi, Oğuzların asırlardan beri izini sürdüğü Kutsal Taşı nerede buldu? Ve onun cihana hükmedecek bin yıllık ülküsü neydi? Hasan Erimez, bu romanda tarihi değiştiren hadiselerle beraber Oğuzların binlerce yıllık maddî ve manevî birikimlerini de harmanlıyor ve okuyucuları asırların içinden su gibi akacak unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.
İlgili ürünler
Çanakkale Mahşeri
Çanakkale Mahşeri; “cihânın yedi iklîminden” Türk’ün aziz topraklarına “kaynayan bir kum gibi” sökün edip gelmiş, Türk’ü tarihten ve hatta beşeriyet hafızasından söküp atmaya ahdetmiş düşman karşısında, Türk’ün “göğsündeki kat kat îmanla” ve kanının her damlasıyla verdiği cevabın destanıdır. Çanakkale Mahşeri; asırlardır Anadolu coğrafyasında çalınan mayanın bozulmayacağının, en sağlam istihkâmın vatanını nâmûs bilenlerin pâk yürekleri olduğunun, “rükû” haricinde cihâna nizam vermiş başların asla eğilmeyeceğinin destanıdır.
Mehmed Niyazi’nin 1998 yılında yayınlandığı ilk günden bu yana büyük bir ilgiyle okunan romanı, Çanakkale muharebelerinin en gerçekçi anlatıldığı eserlerin başında geliyor. Bir muharebede tek bir neferin bile ne kadar önemli olduğu malumdur. Çanakkale Mahşeri romanını da, bu hakikatin âdeta bir tezahürü olarak kaleme alan Mehmed Niyazi, Çanakkale siperlerindeki en üst rütbelilerden en düşük rütbelilere kadar bizleri sayısız kahramanın dünyasında gezdirir. Çanakkale Mahşeri’nin kahramanları öyle bir rûh iklîminin insanlarıdır ki, efsanelerde anlatılanlardan daha efsanevî, tarih kitaplarında anlatılanlardan ise daha gerçektirler.
Hannibal
Hannibal was a Carthaginian general. He acquired his great distinction as a warrior by his desperate contests with the Romans. Rome and Carthage grew up together on opposite sides of the Mediterranean Sea. For about a hundred years they waged against each other most dreadful wars. There were three of these wars. Rome was successful in the end, and Carthage was entirely destroyed.
There was no real cause for any disagreement between these two nations. Their hostility to each other was mere rivalry and spontaneous hate. They spoke a different language; they had a different origin; and they lived on opposite sides of the same sea. So they hated and devoured each other.
Kanaviçe
ben bu denizleri, gölleri, bu ağaçlarla hayvanları
aldım, biriktirdim sana, dağıttım, doksan dokuz gün
bu dağları, hele bu dağları yonttum, avuttum
unuta hatırlaya seni, seni en çok
yasaklı bir peygamber kadar sevdim
ben bir aşktan dirildim, ölümle aldatma beni
sağalmadı yaralarım, değdi kar, değdi rüzgâr
ben bu fırtınayı eskittimse, bu kavgayı, savaşı
uzaklaşa yaklaşa seni, seni en çok
bin ışık yılı öteden de sevdim
Kuşçubaşı Eşref (İsmail Bilgin)
Eşref Sencer Kuşçubaşı ya da namı diğer Kuşçubaşı Eşref…
Sıkı bir savaşçı, iyi bir istihbaratçı, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en ünlü casuslarından...
Ve tarihimizde hep merak edilen bir kurum: Teşkilat-ı Mahsusa…
Osmanlı’nın son dönemleri… Bir yanda Balkanlarda patlak veren isyanlar, diğer yanda iç karışıklıklarla baş etmeye çalışan bir devlet. Bir yanda varoluş mücadelesi veren Osmanlı İmparatorluğu, diğer yanda büyük bir hızla dünya savaşına doğru sürüklenen ülkeler. Böyle bir ortamda, gözünü budaktan esirgemeyen bir savaşçı çıkar ve tarihin seyrini değiştirir.
İçindeki vatan aşkıyla, 20.000 kişilik orduya sadece 40 adamıyla hiç çekinmeden kafa tutan ve saatlerce savaşan bir asker. İngilizlerin Ortadoğu’daki oyunlarını bozmak için akıl almaz istihbarat faaliyetleri yürüten bir casus. Arap çöllerinde çok hızlı yer değiştirmesiyle bilinen meşhur “uçan şeyh”…
Tarihimizin önemli figürlerini genç nesillere anlatan romanlarıyla okurun büyük beğenisini toplayan İsmail Bilgin’in kaleminden, hayatı mücadelelerle geçmiş bir istihbaratçının benzersiz hayat hikayesi…
“Durmadan çalıştım… Hiçbir zaman filozof ya da siyasetçi olmadım ve bu işten iyi dostlar, yara izleri, kalça kırığı, birkaç madalya ve memleketim için çok iyi dövüştüğümü bilmenin verdiği tatmin dışında hiçbir şey elde etmedim.”
Mehmed Akif – Milli Mücadele Yolculuğu
Ele avuca sığmaz, güçlü, sıhhatli ve enerjik... Ama hep çalışkan, hep erdemli...
Bir yanı şair ruhlu, bir yanı vatanı söz konusu olduğunda dinmez bir mücadeleci, sözüne güvenilir bir İslam büyüğü...
Vatan topraklarına düşmanların ayak basmasına daha fazla dayanamadı Mehmed Akif. İşgal yıllarında Sebilürreşad dergisiyle yaptığı mücadele de yetmedi ona. İstanbul’da artık rahat edemeyeceği hakikatine sarılarak, oğlu Emin Akif’le beraber Ankara yollarına düştü. Yeri geldiğinde gizlenerek, yeri geldiğinde at sırtında, yeri geldiğinde trenle, yeri geldiğinde yayan… Yolda karşılaştıkları bağımsızlık mücadelesine baş koymuş dostları ve insanlarla birleşip zorlu bir yolculuk gerçekleştirdi adım adım. İzmit, Eskişehir ve nihayet Ankara…
Milli Mücadele’de verdiği büyük hizmetlerle gerçek bir “istiklal kahramanı”nı karşıladı Ankara.
Bu, Türk tarihinin en hazin imtihanlarından biri olan Kurtuluş Savaşı yıllarında, memleketi karış karış adımlayıp pek çok yüreğe vatan sevdasını düşüren Mehmed Akif’in hikayesi…
Bu, hazin bir şekilde ölüme uğurladığımız Mehmed Akifler, Emin Akifler üzerinden; unutulmuş vatan savaşçılarının öyküsü
Mimar Sinan
Mimar Sinan, şüphesiz dünyanın gelmiş geçmiş en büyük mimarlarından biridir. Osmanlı mimarlığının olgunluk çağını temsil eden Sinan, yaklaşık bir asırlık yaşamı boyunca yüzlerce yapı inşa etmiştir. Bu yapılar hem teknik hem de estetik açıdan mimarlık tarihimizin şahikalarından olduğu gibi aynı zamanda Türk mimarisinin dünya çapında tanınmasına da büyük katkı sağlamıştır.
Mimar Sinan’ın hayatına dair bilgileri içeren bu kitap, onun gençliğinden başlayarak Osmanlı ordusundaki görevleri, mimarlık eğitimi, seferlerdeki başarıları ve mimarbaşı olma sürecini detaylı bir şekilde inceliyor.
Mimar Sinan kitabı Sinan’ın mimarlık anlayışını, inşa ettiği yapıların detaylarını, teknik becerilerini ve dönemin mimarlık anlayışına olan katkılarını anlamak isteyen okurlar için benzersiz bir rehber niteliği taşıyor. Ayrıca, mimarın ölümünden sonra bıraktığı mirasın günümüzdeki etkilerine ve popüler kültürdeki yerine odaklanarak, Sinan’ın izini sürüyor.
Mimar Sinan kitabı tarihî detayları, zengin görsel içeriği ve akıcı üslubuyla her seviyeden okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte bir eser olarak Mimar Sinan’ın büyülü dünyasına yeni bir kapı aralıyor…
Napolyon
Carl Sternheim, XX. yüzyıl Alman yazınının, özellikle ekspresyonizmin en önemli oyun ve öykü yazarlarından biridir.
Toplumsal dönüşümün, hangi zümreden olursa olsun insanı paraya, iktidara ve üne koşullandırmasıyla her türlü ilişkinin ölçüsü haline gelmesine, acı ve ince alayını yöneltir.
En gizli insan niteliklerini sözün kurgusuna büyük bir ustalıkla yedirerek yarattığı yapıtlar, dolambaçlı anlatıma yüz vermez. Doğrudan betimlerken, turnayı gözünden vuran keskin gözlemini, ayrıntıları ve incelikleri zengin bir dil dağarıyla yansıtır.
Şeyh Şamil
Şeyh Şamil ismi bir efsane olarak sadece Müslümanların değil, bütün insanların hafızasına kazınmıştır. Bir kahramanlık ve özgürlük timsali olan Şeyh Şamil kimdir? Ne yapmıştır?
Nerede, ne zaman, Niçin savaşmıştır? Bu sorunlara pek azımız hakkıyla cevap verebiliyor.
Bu kitap, Kafkaslarda doğan hürriyet güneşi Şeyh Şamil'in kırılmaz, çelik gibi iradesiyle, inancı uğruna yaptığı amansız özgürlük savaşını, teşkilatçılığını ve bu savaşlardaki cesaret ve kahramanlığını, çocukluğundan, ölümüne kadar olan mücadelesini belgelere istinaden yazılmıştır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.