Feminist Manifesto
₺250,00 Orijinal fiyat: ₺250,00.₺213,00Şu andaki fiyat: ₺213,00.
Çin’in ilk anarşist feministlerinden olan He-Yin Zhen yazılarında Çin tarihi boyunca kadın emeğinin sömürülmesinin izini sürdü. Özellikle fuhuşa zorlanan kadın sorununun altında yatan erkek egemenliğinin ve bu sahte egemenlikle kız çocuklarının öldürülmesine kadar ileri götürülebildiğinin, cariye olgusunun militarizmden kaynaklandığının tarihsel perspektifini sundu. Erkeklerin toplumsal gücüne karşı güçlü suçlamalarda bulundu.
“Tüm kadın arkadaşlarımın anlaması için şunu açıkça söyleyeyim: Erkekler, kadınların baş düşmanıdır. Kadınlar erkeklerle eşit olmadıkça, öfke ve keder asla karşılığını bulamayacaktır. “
| Yayınevi | Doğan Kitap |
|---|---|
| Yazar | Chimamanda Ngozi Adichie |
| Sayfa Sayısı | 128 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 00 X 19, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Doğan Kitap – Feminist Manifesto
Çin’in ilk anarşist feministlerinden olan He-Yin Zhen yazılarında Çin tarihi boyunca kadın emeğinin sömürülmesinin izini sürdü. Özellikle fuhuşa zorlanan kadın sorununun altında yatan erkek egemenliğinin ve bu sahte egemenlikle kız çocuklarının öldürülmesine kadar ileri götürülebildiğinin, cariye olgusunun militarizmden kaynaklandığının tarihsel perspektifini sundu. Erkeklerin toplumsal gücüne karşı güçlü suçlamalarda bulundu.
“Tüm kadın arkadaşlarımın anlaması için şunu açıkça söyleyeyim: Erkekler, kadınların baş düşmanıdır. Kadınlar erkeklerle eşit olmadıkça, öfke ve keder asla karşılığını bulamayacaktır. “
İlgili ürünler
Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir
İnsan derdini anlatmak için onlarca yol bulabilir belki kâri. Kimi söyler, kimi ağlar, kimi kaçar gider ve kimi de yazar. Ama bence en asil olanı susmak.
Ben yazmayı söylemekten değil de susmaktan bir cüz olarak görenlerdenim. Yazarak susmak diye bir hâl bu bahsettiğim. Kendine saklamaya gücünün yetmediklerinin ardına saklanmak bir çeşit. Tanımadığın, tanışmadığın biriyle dertleşmek gibi. Hem söylemek hem de söylememek yani.
…
Bu kez sana değişen, başkalaşan hatta bence kötüleşen ne varsa –elbette kendimce– ondan bahsetmek istedim. Bizim mahallemizden, bizden, bizim gibilerden. Bir mahalle bakkalında leblebi tozunu, eski bir kıraathanede şekerli oraleti, mahalle aralarında top oynayan, ip atlayan çocukları aradım bu kez.
“Sen de değiştin be abi!” diyenlere hak vererek biraz değişmesini istemediklerimi, eski ve güzel olanları yazdım.
Hangimiz Sevmedik
PUSLU HAVALAR
Kaçırıyorum artık gözlerinden gözlerimi,
Ardıma bakmaktan göremiyorum önümü,
Rast gitmiyor işim gücüm,
Dar geliyor sensiz sokaklar,
Yalnız yürüyorum gölgemi bile göremez oldum,
Işıklar sönük, yollar sessiz,
Ellerim cebimde, sigaram bitti,
Güneş doğmak üzere,
Sadece yürüyorum,
Sen o sırada rüyalarda,
Ben ise puslu havalarda.
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”
Klas Duruş
Nuri Pakdil, dilin pörsümüş örtüsünü kaldıran, “Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?” diyen bir “klas duruş”un sahibidir.
O, tüm yeryüzünü büyük bir titizlikle gözetleyen, gözlemleyen, algılayan, sürekli kendini yenileyen yerli ve yabancı zorbalara, kara siyasa cambazlarına, emek sömürücülerine, insanı kendi karanlıklarında boğmaya çalışanlara karşı yiğitçe direnen, insanın önüne aydınlık ufuklar açan bir eylem ve tavır adamıdır.
“Emek” kavramı kadar, “mülkiyet” kavramı üzerinde de durur Pakdil: “Kirli mülkiyet”in eşitsizliğin temeli olduğu gerçeğinden hareketle bu kavramın insanı Tanrı’dan uzaklaştırdığına vurgu yapar ve çözüm önerir:
“Aklımızla irdelenecek mülkiyetin temize çıkması olanaksız bence tek başına. Bir de, daha köklü irdelenmesi gerekiyor mülkiyetin: vicdanımızla. Dâima, terazinin ibresi vicdandır. Artık, vicdan dışında hiçbir şey namusluluğu açıklayamaz: Kazanımlarımızı tartsak tartsak bu terazide tartabiliriz ancak.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.