Felsefi Şiir
₺540,00 Orijinal fiyat: ₺540,00.₺459,00Şu andaki fiyat: ₺459,00.
1 adet stokta
Felsefi Şiir
“Felsefi şiir, şiir üzerine felsefi bir metin değil, felsefi olmakla
ıralanan bir şiir anlayışını dile getiren poetik bir metin.”
Yücel Kayıran’ın poetik metni Felsefi Şiir, bir kitap bütünlüğünde ve Evet, Etik! kitabıyla birlikte ilk defa 2007 yılında yayımlandı. O günden bugüne birden fazla baskı gördü ve bu süre içerisinde Kayıran’ın, dünyagörüşü ile ideolojiye dayalı şiirin karşısında konumlandırdığı şiir anlayışı üzerine çokça yazılıp çizildi. Everest Yayınları tarafından hazırlanan bu gözden geçirilmiş ve genişletilmiş baskı birçok niteliğe sahip: Felsefi Şiir – Tinsel Poetika, bu baskıda ilk defa Evet, Etik! ’ten ayrılarak bağımsızlık kazanmakla birlikte, heybesine daha önce yayımlanmamış yeni denemeler de ekliyor. Kayıran, şiiri ideoloji, dünyagörüşü, realite, politika, bilgi, metafizik, varoluşçuluk, hayal, olanaklılık gibi birçok kavramla birlikte irdeliyor; çağın şiirini ve felsefesini yorumlarken şaire ve eleştirmene yeni yollar teklif ediyor.
Felsefi şiir, ne felsefi söylemle kurulan bir şiirdir ne de felsefenin ortaya koyduğu bilgiye dayalı bir şiirdir. Felsefi söylemle ve bu söylemin içerdiği felsefi akıl yürütme sistematiğine göre yazılan bir “şiir” zaten şiir olmaz. Felsefenin, yani filozofların ortaya koyduğu bilgiye dayalı olarak yazılan “şiir” de, yaratıcılık ve sözkonusu şaire aitlik ilkesi bakımından şaibeli bir durum yaratır. Felsefi şiir, şairin “felsefi göz” edinmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Şairler, ideolojik ve dünyagörüşü gözü yerine, bir felsefi göz edinmelidir. Bu, felsefi şiir anlayışının birinci ilkesidir.
İlgili ürünler
Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir
İnsan derdini anlatmak için onlarca yol bulabilir belki kâri. Kimi söyler, kimi ağlar, kimi kaçar gider ve kimi de yazar. Ama bence en asil olanı susmak.
Ben yazmayı söylemekten değil de susmaktan bir cüz olarak görenlerdenim. Yazarak susmak diye bir hâl bu bahsettiğim. Kendine saklamaya gücünün yetmediklerinin ardına saklanmak bir çeşit. Tanımadığın, tanışmadığın biriyle dertleşmek gibi. Hem söylemek hem de söylememek yani.
…
Bu kez sana değişen, başkalaşan hatta bence kötüleşen ne varsa –elbette kendimce– ondan bahsetmek istedim. Bizim mahallemizden, bizden, bizim gibilerden. Bir mahalle bakkalında leblebi tozunu, eski bir kıraathanede şekerli oraleti, mahalle aralarında top oynayan, ip atlayan çocukları aradım bu kez.
“Sen de değiştin be abi!” diyenlere hak vererek biraz değişmesini istemediklerimi, eski ve güzel olanları yazdım.
Deli Çocuğun Güncesi
Eşref Saat
Türkçeyi güzel kullanan yazarlardan biri olan Şevket Rado sohbetlerinde akıcı ve kolay anlaşılır bir üsluba sahip. Eşref Saat çocuklara hatta her seviyedeki insana vazife duygusunu, etrafına faydalı olmayı, güçlüklerden yılmamayı, aileye bağlı olmayı telkin etmek amacıyla İstanbul Radyosu’ndaki konuşmalarından oluşuyor. Eşref Saat’i okuyarak hayatı sevecek, sağlığınızın değerini bilecek, zengin olmak için doğru davranışın ne olduğunu öğreneceksiniz. İlköğretim öğrencileri için belirlenen 100 Temel Eser’den biri olan Eşref Saat pek çok insanın keşke öğrencilik yıllarında, çok daha önce okusaydım diyeceği türden bilgiler içeren bir kitap. Eser, yazarın radyo konuşmalarını dinleyenlerin o günlere dönmelerini sağlayacak türden bir anlatıma sahip. Yazarın ifadesiyle "hayatı sevmeyi, çalışmayı, iyiliğe, doğruluğa, güzelliğe değer vermeyi üstün tutan" bir insan olmanın kapısını aralıyor Eşref Saat.
Hangimiz Sevmedik
PUSLU HAVALAR
Kaçırıyorum artık gözlerinden gözlerimi,
Ardıma bakmaktan göremiyorum önümü,
Rast gitmiyor işim gücüm,
Dar geliyor sensiz sokaklar,
Yalnız yürüyorum gölgemi bile göremez oldum,
Işıklar sönük, yollar sessiz,
Ellerim cebimde, sigaram bitti,
Güneş doğmak üzere,
Sadece yürüyorum,
Sen o sırada rüyalarda,
Ben ise puslu havalarda.
Kanadını İyileştirdiğiniz Her Kuş Bir Gün Uçar Gider
Mutsuz Çocuklar Ülkesi
Süper Baba’nın müziğini flütle çaldığımız günlerde çok enteresan çocuklardık, Tsubasa izlerken çarpan kalbimiz, banyo sonrası Bizimkiler dizisi... Hayatın seyrinde güzel bir yolculuktaydık, önce hüpleten sonra gümleten felsefemiz, can sıkıntısının artan yoğunluğunda misket oynayarak geçirdiğimiz zamanlar, amacımız basitti yani:
Masumluk...
Amma velakin çok masumduk!
Pandalar Uçabilir
Güzel olan her şey nefreti yenebilir. İnanmak her güçlüğü yenebilir.
Eğer inanırsan, pandalar bile uçabilir...
Yaralar sarılır, küsler barışır, gece aydınlanır.
İnandığın doğrular aslında birer masaldır. Masallar acıtmaz gerçekler kadar, gerçek masaldan daha yalandır.
Yağmur yağar. Sonra diner.
Bazıları hiç dönmez. Bazı acılar diner.
Bazı yaraları kim okşasa geçmez.
Er geç iyileşir hakkına girilen yürekler. Bu devran böyle sürüp gitmez.
Bir gün...
Susayan kanar susadığı ne varsa.
Aşka doyar mesela, ya da gülümseyen insan suratlarına.
Gülmek güzeldir. Yaşamak güzeldir. Sevmek güzeldir.
Güzel olan her şey nefreti yenebilir.
İnanmak her güçlüğü yenebilir.
Eğer inanırsan, pandalar bile uçabilir...
Sevseydi Gitmezdi
Bavulunu ne kadar toplarsan topla...
Onu boşalttığın gibi boşaltamazsın beynini...
Yolcu olmak sorun değil.
Gitmesine gidersin de
Dönünce bulabilir misin terk edip gittiğini?
Ben en çok yanlış duraktan korkarım.
İndiğinde ne yol bilirsin ne de iz...
Gerçi gidecek yerin yokken nasıl kaybolabilirsin ki?
En iyisi bırakmak her şeyi...
Hem bir yere gitmek yerine
Kalırsam olduğum yerde...
Olduğum yer evim olur...
Olmaz mı?
Olmasın...

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.