Edebiyatın İlhamıyla Taylor Swift
₺265,00 Orijinal fiyat: ₺265,00.₺219,00Şu andaki fiyat: ₺219,00.
Çağımızın en büyük yıldızı Taylor Swift’in söz yazarlığına ilham olmuş kederli şairler kim?
Albümlerinin bize fısıldadığı hikâyeler ne?
Taylor Swift’in müziği, Shakespeare`den Brontë kardeşlere, F. Scott Fitzgerald’dan Sylvia Plath’e kadar edebiyat tarihine iz bırakmış pek çok yazarın eserinden ilhamla dolu.
Hazırsanız, hep birlikte Swift`in albümlerini edebiyatın merceğinden inceleyecek ve onun yaratıcı yönüne dair yepyeni bir bakış açısı kazanacağız.
Renkli illüstrasyonları, tematik çalma listeleri ve kitap önerileriyle Edebiyatın İlhamıyla Taylor Swift müziğin edebiyatla ilişkisine dair keyifli bir rehber…
| Yayınevi | Yuzu |
|---|---|
| Yazar | Rachel Feder |
| Sayfa Sayısı | 256 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2025 |
| Boyut | “13, 0″, 5 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
16 adet stokta
Yuzu – Edebiyatın İlhamıyla Taylor Swift
/n
Çağımızın en büyük yıldızı Taylor Swift’in söz yazarlığına ilham olmuş kederli şairler kim?
Albümlerinin bize fısıldadığı hikâyeler ne?
Taylor Swift’in müziği, Shakespeare`den Brontë kardeşlere, F. Scott Fitzgerald’dan Sylvia Plath’e kadar edebiyat tarihine iz bırakmış pek çok yazarın eserinden ilhamla dolu.
Hazırsanız, hep birlikte Swift`in albümlerini edebiyatın merceğinden inceleyecek ve onun yaratıcı yönüne dair yepyeni bir bakış açısı kazanacağız.
Renkli illüstrasyonları, tematik çalma listeleri ve kitap önerileriyle Edebiyatın İlhamıyla Taylor Swift müziğin edebiyatla ilişkisine dair keyifli bir rehber…
İlgili ürünler
Aşık Veysel Halk Müziğinin Seyyar Radyosu
Avrasya’da Jeopolitik Hesaplaşma
“Bu kitapta yer verdiğim, Ekim 2022’den sonra VeryansınTv ‘Mavi Vatan’ köşesinde yayınladığım makaleler, genelde Avrasya’daki jeopolitik hesaplaşmaya gidişin 26 Mayıs 2024 tarihine kadar söz konusu olan ana olay ve hatlarını sunmaktadır. Bundan önceki kitabımın adının Jeopolitik Fırtına olduğunu hatırlatırsam neden bu kitabın adını Avrasya’da Jeopolitik Hesaplaşma olarak belirlediğim ortaya çıkar. Fırtına artık hesaplaşma dönemine girmiştir.
Dilerim 100 yıldır savaş görmeyen, II. Dünya Savaşı gibi milyonları yok eden bir savaşın dışında kalabilmeyi başaran Cumhuriyetimizin yaşayan nesilleri olarak, coğrafyamızın ve tarihimizin gücünü kullanarak jeopolitik hesaplaşmanın dışında kalırız. Ancak unutulmamalıdır ki, Avrasya’nın kilit ülkesi olarak bu hesaplaşmada Atlantik güçlerinin yanında savaşmamız için her türlü baskı, sindirme, tehdit ve gerekirse silahlı güç ile tehdit metotları kullanılacaktır.”
Doğu Avrupa’da yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı, Ordadoğu’da Hamas-İsrail çatışması sonrası bölgede gerçekleşen katliamlar, yıllardır Suriye’de olanlar... Peki ya sonrası? ABD, Rusya, Çin gibi “büyük aktörler” ve Türkiye’nin çevresinde yaşananlar karşısında ne yapacağı sorunu ise apayrı bir başlık. Cem Gürdeniz Avrasya’da Jepolotik Hesaplaşma adlı kitabında son yıllarda yaşanan bildiğimiz gelişmelerin haricinde bilmediğimiz detayları da değerlendirerek tüm süreci analiz edip Türkiye’nin ne yapması gerektiğini ele alıyor.
Dahi Diktatör
Atatürk hala önemli mi bizim için? Çok önemli. Peki, akıl bizim için önemli mi, aklımızı kullanmak zorunda mıyız? Buna verilecek cevaptan, Atatürk’ün bugün bizimle ilgili olup olmadığı, onun adını hatırlayıp hatırlamamız, onun yaptıklarından ders alıp almamamız gerektiği ortaya çıkacaktır. Atatürk bize aklın neler yapabileceğini göstermiştir. Bunun mümkün olduğunu göstermiş; ama, “Ben böyle diyorum, böyle yapın,” dememiştir. Bilakis, “Ben hiçbir şey söylemiyorum, sadece aklınızı rehber edinin,” demiştir. Yaptığı bütün inkılapların gayesi de aklın rehberliğinde Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağa uygun, bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline dönüştürmektir.
Atatürk bir diktatör mü, değil mi?
Son yıllarda yazılmış en iddialı Atatürk kitabı olmaya aday bu eserde bu ve daha birçok sorunun cevabını bulacaksınız.
Divan-I Hikmet
İki Gözüm Türkçe
Türkçe, evde, sokakta, okulda konuşulan hâliyle, canlı ve güçlü edebiyatıyla, her bakımdan işlenmişliğiyle bir büyük dünya dilidir. Yeni zamanların bütün gelişmelerini anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya yeten bir dünya dilidir. İlim ve sanat dili hâline gelmiş, yüksek kültür yaratmış, büyük bir tarihin içinde parlayan, büyük bir milletin dilidir. Unutulmamalıdır ki kimlik bir kültür işidir ve dil ekseninde oluşur.Sağlam bir dil edinmeyen nesillerde millî kimliğin edinilmesi ve savunulması mümkün değildir. Dile dikkatsizlik milletin varlığına kayıtsızlıktır.Bu kitabın anlatmak istediği budur. Yeni zamanların tabiriyle “farkındalık” yaratmak mecburiyetinde bulunduğumuz en köklü meselemizin Türkçe olduğunu düşündürmektir.“Dil, ek ve kökten, kelime ve cümle çözümlemelerinden ibaret değildir. Dil hayatın içindedir ve dil üzerinde dururken onun bu tarafını unutmamak gerekir. İşte Yağmur Tunalı da bunu yapıyor ve dili, hayatın içinden gözlüyor.(...)Konuşulan Türkçenin ses akışına, musikisine kulak veriyor Tunalı, kulağını tırmalayan ne varsa ortaya döküyor. Vurgular, tonlamalar, duraklar veya durmamak gereken yerler onun ilgi alanındadır. Kulağı bunları hemen kapar ve burada durulmayacak, burada vurgu olmayacak, burada hece uzatılmayacak, diye sizi uyarır.”
Öyküyü Okumak
“Öykü yumuşak yumuşak okşamaz; başında ya da sonunda sarsar okuru. Bir tümceyle, bir ünlemle, bir sözcükle; kimi zaman susarak...”
Öykü nedir? Bir öykünün atmosferi, karakterleri, geçtiği zaman ve yer nasıl değerlendirilmelidir?
Öykücülüğümüzün temel direği sayılan usta kalemlerden genç yazarlara uzanan bir çizgide Feyza Hepçilingirler’in seçtiği 13 öykü ve incelemelerinin bulunduğu bu kitap, öyküye dair sorulara cevap arıyor. Öykü dilinin derinlerine dalıyor. Ele aldığı öyküleri didiklemeye, anlamaya ve anlatmaya çalışıyor.
Sırayla önce öyküyü ardından değerlendirmesini sunan Öyküyü Okumak okura kendi okuma pratiğini yazarın analizleriyle karşılaştırma imkânı veriyor.
Usta yazar ve eleştirmen Feyza Hepçilingirler, bildiğimiz, sevdiğimiz öykülere farklı bir pencereden bakarak okurla yazar arasındaki bağı derinleştiriyor, okumalarımıza yan yollar açıyor.
Türk Edebiyatı Tarihi
"Tanrının devlet güneşini Türk burçlarından doğdurmuş olduğunu ve onların ülkeleri üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş bulunduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verip yeryüzüne hâkim kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin idare yularını onların eline verdi. Onları herkese üstün eyledi. Kendilerini hak üzre kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanları aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi.
Bu kimseleri kötülerin şerrinden korudu. Okları dokunmasından korunabilmek için aklı olana düşen şey, bu adamların tuttuğu yolu tutmak oldu. Derdini dinletebilmek, Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur. Bir kimse kendi takımından ayrılıp da onlara sığınacak olursa o takımın korkusundan kurtulur. Bu adamla birlikte başkaları da sığınabilir."
Kaşgarlı Mahmud Dîvânü Lugati’t-Türk’ten; Yazılışı: 1072
Türk Töresi
Ziya Gökalp ilk kez 1923 yılında yayımlanan kitabında, Türklerin töreyi ne şekilde tanımladığını, töre anlayışlarının nasıl şekillendiğini, töreyle ilgili bilgilerin hangi kaynaklarda ne ölçüde yer aldığını, kısacası Türk töresinin ne demek olduğunu araştırmaktadır.
Eserin “Başlangıç” kısmında “Töre Ne Demektir?”, “Türk Kendisini Başkalarından Nasıl Ayırıyordu?” gibi sorular sorarak bunlara cevap arayan Ziya Gökalp, öncelikle töre kelimesini, tarihî ve edebî kaynaklardaki takibini yaparak tanımlamıştır. Ziya Gökalp’a göre Türk töresi, eski Türklere atalarından kalan bütün kaidelerin toplamı demektir.
Bu yüzden Ziya Gökalp, Türk mitolojisinin ana karakterlerinden tutun da yirminci yüzyılda bile canlılığını hâlâ muhafaza eden kadim geleneklerimiz arasında bağlantılar kurarak, Türk töresini bütün yönleriyle ele almış ve oldukça sade bir dille okuyucuya sunmuştur.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.