Duvarlar Yıkılınca
₺625,00 Orijinal fiyat: ₺625,00.₺500,00Şu andaki fiyat: ₺500,00.
3 adet stokta
Duvarlar Yıkılınca
Bu kitap endüstri mühendisliği eğitimi aldıktan sonra, aynen müzikte olduğu gibi birçoğumuzun yaşamında oldukça önemli bir yer tutan moda sektöründe ve tanınmış markalarda yöneticilik görevlerinde bulunmuş Cem Mergen’in bir Klasik Müzik dinleyicisiyken nasıl Yeni Müziğe doğru evrildiğinin hikâyesini anlatmaktadır.
Kitabın editörü olarak yapmış olduğum okumalar sonucunda yazarımızı “Profesyonel Müzik Dinleyicisi” olarak tanımlamaya karar verdim. Başlangıçta tanıdığı melodileri bir araya toplamak amacıyla başladığı müzik dinleme yolculuğunda o kadar derinlere inmiş ki Spotify, Soundcloud ve Youtube gibi dijital müzik platformlarında, sadece Yeni Müzik konusunda toplamda 14680 eser, 3910 saat ve 162 gün boyunca hiç tekrar etmeden dinlenebilecek playlistler (dinleme listesi) oluşturmuş. Bununla da yetinmeyerek, bu eserlerin bestecilerinin yaşamlarını, eserlerin bestelenme sürecini, hangi koşullar altında bestelendiğini ve eserin neyi anlattığını da merak ederek araştırmaya başlamış. Müzik dinlemeye duyduğu bu derin ilgi, sonunda onu kitabın konusu olan büyük değişimle birlikte Klasik Müzikten Yeni Müzik’e getirmiş. Kitaptan bir bölüm: “Debussy‘nin ilk atonalite sağlayabildiği yıl 1894, Planck’ın ayrık kuantumları ortaya atması 1900. Schönberg‘in dodekafoniyi müzik dünyasıyla tanıştırması 1923 yılında gerçekleşirken, Einstein, Heisenberg, Schrödinger’in sırasıyla görelilik kuramı ve kuantum mekaniğinin büyük gelişmelerinin tamamlanması 1915’le 1927 arasına denk geliyor.” Müzikteki değişimi sadece müzikle değil, dönemin filozofları, ressamları, bilim adamları, sanat ve felsefi akımlarıyla birlikte ele alıyor. Diyor ki; “Değişimden korkmayın, buna açık olun ve etrafınızı değiştirmeye kendinizi değiştirerek başlayın.”
Kitap boyunca süren müzik yolculuğuna okurları da ortak edebilmek için, kitapta ismini verdiği 300’den fazla örnek eser için birer QR kod veriyor. Aydınlatıcı ve pek de görülmemiş bu yöntemle birlikte Cem Mergen’le Yeni Müzik yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız?
Prof. Dr. Süleyman Tarman
Editör ve Genel Yayın Yönetmeni
* * *
Her şeyde en güncelin peşindeyiz—bilginin, haberin, ekonomi-politiğin, ötesinde kültürün, toplumsallığın, girift ilişki biçimlerinin; dahası bunları şekillendiren teknolojilerin, bunlarca üretilen söylemlerin, kimliklerin…Tüm bunların yansıdığı güncel sanat üretimlerine gelince, dolaşımdaki pratiklerinin ister yeni medyaya koşut ya da disiplinle rarasından besleniyor olsun, görsellikle sınırlı, mekân ve uzamda yer bulan örneklerine yönelirken aynı farkındalık ve duyarlılığı duysal alanda nedense göstermeyiz; hep “bildiğimiz şarkıları,” liseden beri “sevdiğimiz müzikleri,” genellikle de çeyiz sandığımızın naftalin kokan eskilerini arar, dinler dururuz. Bu kanıksanmış, kalıplaşmış ezberi bozmanın zamanı geldi de geçti bile. Tamam, hemen “Yeni Müzik çok zor!” diyenler çıkacaktır; ama bu sözde konfor alanından uzaklaşmadan başka dünyalara varmanın olanağı da yok, en azından kısıtlı. “Başka gezegenlerin havasını solumak” isteyen ama bunun için ilk adımı henüz atamayan, nereden başlayacağını tam bilemeyenler için aynı yollardan geçmiş, öbür kıyıya varmış, şimdi de cesareti olanları yanına davet eden, dahası yol haritasını paylaşan Cem Mergen’in kitabı ajandasını adına da taşıyor: Duvarlar Yıkılınca… İlla ki yıkılacak; ardını görmek, daha geniş bir dünyanın sesini duymak isteyenlere…
Prof. Dr. Hakkı Alper Maral,
Besteci, Müzikolog
İlgili ürünler
Başlarım Senin Aşkına
Dünyanın boş ve aldatan yüzüne dönüp “başlarım senin aşkına!” dedikten sonra Allah’a yönelip “Rabbim önceden hazır değildim şimdi iznin olursa seve seve Başlarım Senin Aşkına” diyeceğiniz bir kitap...
Hakikatler gönlünde bir sarsıntı oluşturmuyor mu, yoksa uyanmak için hâlâ yerin göğün sarsılmasını mı bekliyorsun?
Ve anlarsın zor sorular ancak kaliteli öğrencilere sorulurmuş
İmtihanın bu yüzden ağırmış, anlarsın.
Ve anlarsın ateş İbrahim’i yakmadıysa,
Balık Yunus’u yemediyse,
Bıçak İsmail’i kesmediyse,
Deniz Musa’yı boğmadıysa,
Kuyular Yusuf’ları almadıysa,
Sen de anlarsın umutlarını kün fe yekün’le büyütmen gerektiğini.
Ve anlarsın,
Allah azze ve celle geciktiriyorsa, güzelleştiriyordur.
Sabret…
Sabret…
Anlıyorsun değil mi?
Deli Çocuğun Güncesi
Dua Kader Değiştirir
İnsanın kaderinde öyle bir kırılma noktası vardır ki tam isyan edeceğin an, evet, işte o an ufacık bir dua ile kaderinin yönünü avuçlarındaki gözükmeyen tılsımla değiştirebilirsin. Her gecenin nasıl bir sabahı varsa her derdin de bir sonu var. Düştükten sonra kalkacak ve üstünü silkeleyip tekrar devam edeceksin koşmaya...
Ve unutmayacaksın ki Allah yanında, seninle birlikte...
Eğer yüreğinde Rabb'in varsa, bu hayatta kimseye ihtiyacın yok demektir. Her şer denilen şeyin içinde kocaman bir hayır var, sakın unutma.
Hz. Mevlana'nın şu dizesi ne de hoştur aslında:
“İyi değilim demek ne haddimize?
Şükürler olsun her halimize!”
Edebiyat Kulesi
“Sürekli cümle kurarak, cümlelerini bozmalıyım bunların” diyen Nuri Pakdil’in, Edebiyat Kulesi ’nde kurduğu her yeni cümle, “mutlak öğreti”yi, “kök”leri, “insan”ı savunmada atılan birer yeni adım. Pakdil, aynı zamanda, cümlelerini kurarken gösterdiği olağanüstü titizliğin ipuçlarını da veriyor okura.
O, başını yastığa koyduğunda, “Aynası Firavun Tapınıcılığı olan bir ülkenin” aklından hiç çıkmadığını söylüyor. Bunu bilerek ve bunun öfkesiyle var gücüyle insanı saran buzullara vuruyor, harflerle yapılmış çekicini.
Köklere sımsıkı bağlanmanın, sahih bir eylem birlikteliği içerisinde insanı ve yeryüzünü onaracak bir yaşama ustalığının ipuçlarını veriyor Pakdil. Sabır, onun metinlerini okurken hiç bilmediğimiz kadar soylu bir bilgiyle anlam kazanıyor.
“Yazmalı ve mütemadiyen yeni tasarılar yapmalı tabii. Cambazlığın tıpkısı: Birtakım ağırlıklarla ipin üzerinde gidip gelmeli ve düşmemeli. Seyirlik bir iştir yazmak.”
“Bilinç, Tarih’e sarksa ve araştırarak çıksa oradan bir: Karanlığı yol diye önümüze koyanları göreceğiz.”
Yerli Yersiz Cümleler
Bu kitap önce “Yersiz Cümleler” adıyla tasarlandı. Niyetim sağda solda kalmış ve hiç yayınlanmamış onca cümleyi bir araya getirmek, bir bakıma onlardan kurtulmaktı.
Fakat cümle bu. Bir kez kapısından girince gazete ve dergilerde kalmış yazıları da taradım. Derken hızımı alamadım, bütün kitaplarımı okudum yayımlandıklarından sonra ilk kez, “Yerli Cümleler”e de el attım.
Sonra? Bütün cümleler yerli yersiz birbirine karıştı.
Böylece binlerce cümleyle baş başa kaldım. Hepsini mümkün mertebe temalara ayırarak bir senaryo dâhilince sıralamaya çalıştım.
İçlerinde nerede, ne zaman, nasıl yazdığımı bugün gibi hatırladıklarım vardı, avucumun içine mıh gibi çakılmış olanlar. Ve hiç de hatırlamadıklarım. Bana öyle karanlık geldiler ki. Bunları ben mi yazmışım, sahi, ne zaman? Neden yazdığımı unutmuşum çünkü, hiç unutmayacağım sandığım şeyi.
Üstelik tahmin etmediğim bir şey daha oldu ve yerinden edilen, bağlamından kopan cümleler yeni manalarla yüklendi, bambaşka tasniflere girdi. Yerinde doğaya ilişkin bir cümle aşk bahsine uygun düştü örneğin, yazıya ait olan insanlığa.
Yeni bir okuma, dahası yeni bir yazma.
O zaman anladım içimde bütün yazdıklarıma süzülen bambaşka bir metin olduğunu.
Bir de neden sonra Nun Masalları’ndan bu yana 20 yıl geçtiğini fark ettim.
Yerli Yersiz Cümleler’in hikâyesi bu.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.