Duvargeçen
₺280,00 Orijinal fiyat: ₺280,00.₺231,00Şu andaki fiyat: ₺231,00.
3 adet stokta
Duvargeçen
Duvargeçen Marcel Aymé’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında Paris’in Montmartre semtinde geçen fantastik öyküsüdür. İmgelemle mizahın iç içe geçtiği, özgürlük ve isyankârlık temalarıyla dikkat çeken bu öykü, okura unutulmaz bir edebi deneyim vaat eder. Öykünün kahramanı Dutilleul’ün savaş zamanı duvarlardan geçerken aslında toplumsal sınırları ve normları da ihlal etmesi mânidardır. 1941 yılında Lectures 40 dergisinde yayımlanan Duvargeçen, zamanla Marcel Aymé’nin en sevilen yapıtlarından biri haline gelirken, Paris’e de damgasını vurmuştur. Zira aktör ve heykeltıraş Jean Marais tarafından yapılan ve 1989 yılında Montmartre’da yerini alan Duvargeçen heykeli, bugün semtin bohem ruhunun simgesi ve zengin kültür mirasının bir parçası olarak kabul edilir.
Duvargeçen daha sonra yazarın gerçeküstü mizahi öykülerinden oluşan elinizdeki 1943 tarihli derlemenin de başlığı oldu. Bu öykülerde savaşın dehşeti kendini hissettirir. Aymé’nin açlık ve yokluk çeken karakterleri bir yandan da ülkeyi yönetenlerin absürd kararları yüzünden bunalırlar. Ancak Aymé’nin gerçeklikle düşsel olanı harmanladığı büyülü dünyasında, en ağır trajedi karşısında bile her zaman bir kurtuluş yolu bulunur.
İlgili ürünler
Dumbledore : Hogwarts’ın Tanınmış Müdürünün Hayatı
İki Küçük Su Ejderhası
Hollanda'dan Filipinler'e uzanan İki Küçük Su Ejderhası'nın umut dolu hikâyesi...
Leoni, babasının işleri nedeniyle yaz tatilini Filinpinler'de geçirmek zorundadır. Gittiği bu yeni ülkede Liwey ile tanışır ve aralarında muazzam bir dostluk başlar.
Ancak Liwey ve Lumad halkının başı, topraklarını ele geçirmek isteyen birtakım insanlarla derttedir. Leoni ilk defa geldiği bu ülkede kendisini derinden etkileyen bir beraberlik hissiyle karşılaşır.
Leoni; Liwey ve Lumad halkının çabasını, babaannesinin kendisine anlattığı efsanevi hikâyedeki su ejderhalarına benzetir.
Şimdi iki küçük ejderha Liwey ve Lumad halkının, topraklarını ve eğitim haklarını tekrar kazanmaları için bir şeyler yapmak zorundadır.
İskandinav Mitolojisi
“Başlangıçtan Önce Hiçbir Şey Yoktu: Ne Toprak Vardı Ne Gökkubbe, Ne Yıldızlar Vardı Ne De Gökyüzü¨. Şekilsiz Ve Şemalsiz, Sisten Bir A^lem İle Durmadan Yanan Ateşten Bir A^lemdi Var Olan.”
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
Gaiman, eski çağa bu ait hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…
“Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin
“İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch
“Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris
Ozan Beedle’ın Hikayeleri Ciltli
Sihir ve kurnazlıkla dolu büyüleyici beş masaldan oluşan Ozan Beedle’ın Hikâyeleri yüzyıllardır büyücü evlerinde uyumadan önce sevilerek okunuyor.
15. yüzyılda parşömene ilk kez aktarıldığından beri cadılar ve büyücüler tarafından ilgi görmeye devam eden muzırlık ve sihirle dolu bu hikâyeler her yaştan Harry Potter hayranları ve Muggle'lar için de mükemmel. Profesör Albus Dumbledore'un muzip ve zekice yorumlarının eşlik ettiği (Hogwarts Müdiresi Profesör McGonagall’ın izniyle) beş büyüleyici masaldan oluşan bu kitaba Tomislav Tomic’in çizimleri eşlik ediyor.
Ozan Beedle’a Övgüler
“Muggle’ların Hans Christian Andersen’i varsa, büyücüler dünyasının da bir ahlakçı, büyücü ve müthiş hoşgörülü olan Beedle’ı vardır.”
- Sunday Times
“Yazarın her zamanki kendinden emin aklı ve kurnazlığıyla yazdığı bu beş büyüleyici masal hem çocuklar hem anne babalar için derslerle dolu.”
- Sunday Express
“Harry Potter meraklılarının iyi anlayacağı, dipnotlarla tamamlanmış, cezbedici ve karmaşık bir şaka.”
- Observer
“Hikâyeler özgün, çeşitli, muzip ve akıllıca... tam bir öykü şöleni.”
- Books for Keeps
Paradokya 3 Düşler Ülkesi
Gecenin Gizemli Oyunu’nda heyecan devam ediyor! Diğer kahramanlar gibi sen de Paradokya’ya ne zaman gireceğini merakla bekliyor olmalısın. Düşler Ülkesi’nin gizemi, bilinçaltındaki âlemin kapısını ardına kadar açmış durumda. Paradokslarla çevrili yolculuğun, uykuya daldığın her an başlayabilir.
Açtığın her kapı aynı yere çıkıyorsa, geldiğin yer başladığın noktaysa, etrafında gerçekten güveneceğin biri yoksa, bir kısırdöngünün içine hapsolduysan oyunundan nasıl çıkacaksın? Zaman hızla akıyor. Oyundan çıkmak ve yeni maceralara koşmak için fazla vaktin yok.
Paradokya’da açılan yeni kapılar, yepyeni maceraların habercisi! Düşler Ülkesi’ne hoş geldin!
Powerless Ciltli
New York Times Çok Satanlar listesinden!
Paedyn, Prens’in hayatı boyunca avladığı şeyin ta kendisi…
Prens ise Paedyn’in hayatını rol yaparak geçirdiği gerçekliğin ta kendisi…
Ilya Krallığı sadece sıradışı ve güçlü olan Seçkinlere ait. Seçkinlerin sahip oldukları güçler, onlara onlarca yıl önce yaşanmış Veba tarafından bahşedildi. Fakat herkes iyileşecek ve Veba’nın ödüllerinin tadını çıkarak kadar şanslı değildi. Sıradan doğanlar ise isimlerini hak edecek kadar… sıradanlar. Ve Kral, Elit topluluğunu korumak için tüm Sıradanları sürgün etmeye karar verdiğinde, bir yeteneğinizin olmaması aniden bir suç haline geldi. Şimdi Paedyn Gray bir kader suçlusu ve zorunlu olarak bir hırsız.
Yeşil Bambu Ve Diğer Fantastik Öyküler
“O yılın bir sonbahar gününde Saburou birini öldürdü. Bir oyun arkadaşını Kototoi Köprüsü’nden Sumida Nehri’ne itti. Kişisel bir sebebi yoktu. Tabancayı kendi başına dayayıp ateş etmek isteyen birinin dürtüsüne tamamen benzer bir dürtü tarafından ele geçirilmişti.”
Yirminci yüzyıl Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından, “sıradışı” hayatıyla da meşhur Osamu Dazai, Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik Öyküler’de Japon masallarındaki tipik su perilerini, denizkızlarını ve intikamcı hayaletleri kendine has üslubuyla yorumlayarak fantastik bir alegori, çarpık bir masal dünyası ortaya çıkarıyor.
Bu öykü kitabında bir denizkızı peşinde helak olan samuray Çûdô Konnai’dan onurlu yoksulluğunun altüst olmaması için elinden geleni ardına koymayan krizantem sevdalısı Sainosuke’ye, para peşindeki yalancı Saburou’dan kız peşinde kendini yakışıklı birine dönüştürmek isteyen sihirbaz Tarou’ya kadar hiç kimse, Dazai’nin acımasız ve mizahi kaleminden kurtulamıyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.