Dostoyevski Okumaları
₺518,00 Orijinal fiyat: ₺518,00.₺428,00Şu andaki fiyat: ₺428,00.
3 adet stokta
Dostoyevski Okumaları
Rus edebiyat tarihinde 19. yüzyıl yalnızca şiirin değil, roman türünün de Altın Çağı’dır. Bu döneme eserleriyle damgasını vuran ve dünya klasikleri arasına girmeyi başaran yazarlardan birisi de Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’dir.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, bugün hâlâ dünya edebiyatının en iyi roman yazarlarından birisi olarak kabul ediliyor. Onun eserleri yalnızca edebiyat biliminin değil, felsefe, psikoloji, teoloji, kriminoloji gibi çok farklı disiplinlerin de araştırma konusudur. Öyle ki edebiyat bilimi ve edebiyat tarihinin bir alt dalı olarak faaliyet gösteren ve Rusçada Dostoyevstika (Dostoyevizm) olarak anılan alanda Dostoyevski uzmanları yazarın biyografisini, sanatını ve yaratıcılık
süreçlerini araştırmaktadır.
Birsen Karaca, Dostoyevski Okumaları adlı bu çalışmasında Dostoyevski’nin sürgüne gitmeden önce yazdığı eserleri metne bağlı analiz yöntemiyle
inceliyor. Elde ettiği verileri ise, yazarın biyografisini, aile ortamını, çevresini ve yaşadığı dönemin sunduğu koşulları dikkate alarak değerlendiriyor.
İlgili ürünler
Divan-I Hikmet
Ahmed Yesevî’nin yaşadığı XI-XII. yüzyıllarda Sayram, Türkistan ve çevresi tam anlamıyla her günü sürprizlerle geçirmekteydi. Bu bölge; Karahanlı Devleti, Oğuz Yabgu Devleti, Selçuklu Devleti, Harzemşahlar Devleti ve Gazneli Devleti’nin mücadele alanıydı. Yani Yesevî’nin doğup büyüdüğü yıllarda bu bölge beş Türk devletinin kesişme noktasıydı.
X. yüzyılda Türkler genel olarak kitleler hâlinde İslamiyet’i kabul etmişti. Fakat İslamiyet’in öğrenilmesi gerekliydi. Bunun için de başta Karahanlı Devleti ve Selçuklu Devleti Arapçaya yönelmiş, Türkçeyi gölgede bırakmıştı. Tam da bu sırada Ahmed Yesevî, İslamiyet’i Türkçe ile öğretmek için Türkistan’da bir güneş gibi doğdu. Beş Türk devletinin kesişme noktasında binlerce öğrenci yetiştirdi. İslam’ın kurallarını “ Hikmetler ” ile öğrettiği öğrencilerini Türk dünyasının en uç noktalarına kadar gönderdi. Böylece ortaya koyduğu aydınlanma hareketi Türk Dünyası’nın hemen her köşesine ulaştı. Türklerin yaşadığı bütün coğrafyalarda eski Türk gelenekleri ile İslam, Türkçe ile yoğrulup şekillendi.
Ahmed Yesevî’nin ortaya koyduğu aydınlanma hareketinin mumları onun söylediği hikmetlerdir. Kulaktan kulağa yayılan hikmetler daha sonra toplandı ve “Dîvân-ı Hikmet” oluşturuldu.
Prof. Dr. Necati Demir, kaleme alınan Dîvân-ı Hikmet nüshalarını dünya kütüphanelerinde uzun zaman araştırdı. Yaklaşık 150 nüsha içerisinden şimdiye kadar tespit edilen en eski tarihli nüshayı önce Çağatay Türkçesinden yeni yazıya, sonra da her mısraı, herkesin anlayabileceği sadelikte Türkiye Türkçesine aktardı. Girişte de Ahmed Yesevî ve eserleri hakkında bilgiler sundu. Böylece Ahmed Yesevî ile ilgili tam anlamıyla kılavuz bir kitap ortaya konulmuş oldu.
İki Gözüm Türkçe
Türkçe, evde, sokakta, okulda konuşulan hâliyle, canlı ve güçlü edebiyatıyla, her bakımdan işlenmişliğiyle bir büyük dünya dilidir. Yeni zamanların bütün gelişmelerini anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya yeten bir dünya dilidir. İlim ve sanat dili hâline gelmiş, yüksek kültür yaratmış, büyük bir tarihin içinde parlayan, büyük bir milletin dilidir. Unutulmamalıdır ki kimlik bir kültür işidir ve dil ekseninde oluşur.Sağlam bir dil edinmeyen nesillerde millî kimliğin edinilmesi ve savunulması mümkün değildir. Dile dikkatsizlik milletin varlığına kayıtsızlıktır.Bu kitabın anlatmak istediği budur. Yeni zamanların tabiriyle “farkındalık” yaratmak mecburiyetinde bulunduğumuz en köklü meselemizin Türkçe olduğunu düşündürmektir.“Dil, ek ve kökten, kelime ve cümle çözümlemelerinden ibaret değildir. Dil hayatın içindedir ve dil üzerinde dururken onun bu tarafını unutmamak gerekir. İşte Yağmur Tunalı da bunu yapıyor ve dili, hayatın içinden gözlüyor.(...)Konuşulan Türkçenin ses akışına, musikisine kulak veriyor Tunalı, kulağını tırmalayan ne varsa ortaya döküyor. Vurgular, tonlamalar, duraklar veya durmamak gereken yerler onun ilgi alanındadır. Kulağı bunları hemen kapar ve burada durulmayacak, burada vurgu olmayacak, burada hece uzatılmayacak, diye sizi uyarır.”
İnanç
“Beni okuyanların şunları da bilmelerini isterim: Ben hiçbir ortaklıkta hisseli değilim. Hiçbir bankanın, fabrikanın, şirketin, gazetenin kazancı ile ilgili değilim. 1917'den beri Rusya’ya birkaç defa gidip gelerek ve Moskova’da oturarak, daha sonra onun örnekliği ile türemiş olanları görerek ve Batı sosyalizminin bu derslere göre nasıl kendi kendini gözden geçirmekte olduğuna bakarak edindiğim inançları yaymaya çalışıyorum. Elli şu kadar yıldan beri de savaşlarımın tek dayanağı, inancım olmuştur.” diyor.
İnanç; Falih Rıfkı Atay’ın, dünyaya yön veren ideolojilerin, politikaların ve kişilerin toplumlar üzerindeki etkisini anlatan ve döneminin Türkiye’sine ışık tutan değerlendirmelerini onun ‘inanç’ perspektifinden okumak isteyenler için eşsiz bir eser niteliğindedir.
Özgürlüğün Rengi Mavidir
Zehirli egoların ülkesinde bu kitabı yazarken kafamda tek gaye vardı. İstedim ki okur yakın tarihin filtresiz gerçeklerini birinci ağızdan öğrenirken hepimizi silindir gibi ezip geçen sistemin aklı, zekâyı, yeteneği, beceriyi yok sayan vasatlığına kendi varlığıyla direnç geliştirmenin yollarını yine kendi içinde bulabilsin.
Abartılı hassasiyetlerin topraklarında var olmaya çalışırken ortalama hayatlara mahkûm bugünkü gençliğin yılgın neferisin. Gençsin ama gençliğini hissedemiyorsun. Umutlarını çalıyorlar, çaresizce seyrediyorsun. Düzen hepimize had bildiriyor çünkü.
“Sesini çıkarma, konuşma, hayal kurma, farklı düşünme, düşünüyorsan da kendine sakla!” diyor. Buna itirazım var benim.
Birey olmak zorundasın. Kimse seni kurtarmayacak. Kimse sana mahkûmiyetlerinin yalan olduğunu göstermeyecek. Uyanacaksın. Başka yolu yok.
Kimse özgürlüğün mavisini elimizden alamaz. Hiçbir güç, hiçbir kudret, hiçbir otorite insandan daha üstün değil. Yeter ki insan kendi gücünün farkına varabilsin.
Sizi özgürlüğe davet ediyorum bu kitapta. Özgürleşmeden mutlu olamayız çünkü. Ezene direnemeyiz. Kendi dünyana döneceksin arkadaş, kaybettiğin özgürlüğü bulup çıkaracaksın.
Motorları maviliklere süreceğin güne kendi emeğinle ulaşacaksın.
Sonrası umut...
Theogonia – İşler Ve Günler – Hasan Ali Yücel Klasikleri 286
Hesiodos (y. MÖ 8. yüzyıl): Kullandığı dil, yapıtlarının taşıdığı bazı karakteristik özellikler, hayatı hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz Hesiodos’un Aiol ve İon kökenli olduğunu göstermektedir. Büyük ozana ait olduğu kanıtlanmış iki önemli eserden biri olan Theogonia, evrenin yaratılışı, tanrıların doğuşu, tanrıların ve tanrısal varlıkların soyları gibi Yunan kozmolojisini kuran meseleler ile belli başlı Yunan efsanelerini konu alan epik bir eserdir. Yunan didaktik şiirinin ilk örneği kabul edilen İşler ve Günler’de ise ozan, insanlık tecrübesine adalet, erdem, çalışma, cömertlik, hak, hukuk, düzen ve doğruluk gibi kavramların “gerçeğini” söyleyerek dokunur; tarım, denizcilik işlerine dair işlevsel bilgiler sunar; ayın uğurlu ve uğursuz günlerini sıralar. Bu bilgece öğütler Anadolu insanına yabancı gelmeyecektir, zira konuşan sadece Hesiodos değil, aynı zamanda Akdeniz halklarıdır. Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi, bu iki eserin bu en değerli çevirisini, Azra Erhat’ın hazırladığı “Hesiodos Eseri ve Kaynakları” başlıklı inceleme ve sözlük eşliğinde yeniden okurla buluşturuyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.