Dört Rüzgar
₺0,00
Stokta yok
Dört Rüzgar
Dinlersen toprağım sana kendi hikâyesini anlatır. Ailemizin hikâyesini…
Bazen gözlerimi kapattığımda tozun tadını aldığıma yemin edebilirim…
Teksas, 1921. Bolluk ve bereket zamanı. Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, cömert topraklarıyla Amerika yeni ve iyimser bir döneme girmiştir. Ancak kadınlar için evliliğin tek seçenek olarak görüldüğü bir dönemde evde kalmış gözüyle bakılan yirmi beş yaşındaki Elsa Wolcott için gelecek hâlâ belirsizdir. Ta ki hayatını değiştirmeye karar verip Rafe Martinelli’yle tanışana dek. Fakat Elsa’nın düşünmeden aldığı bu kararın bazı sonuçları olur ve artık yapabileceği tek bir şey vardır: neredeyse hiç tanımadığı bir adamla evlenmek.
Takvimler 1934’ü gösterdiğinde dünya değişmiş, milyonlarca insan işsiz kalmıştır. Büyük Ovalar’ı mahveden kuraklıkla beraber kuruyup çatlayan topraktan mahsul alamayan çiftçiler artık yalnızca tarlalarını ve hayvanlarını kaybetmemek için mücadele etmektedir. Yıkıcı toz fırtınaları dünyalarını altüst ederken Martinelli ailesinin çiftliğinde de her şey ölmeye başlar ve Elsa’nın köksüz evliliği de buna dâhildir. Artık bir anne olarak tek amacı çocuklarının hayatta kalmasını sağlamak olsa da, yağmuru bekleyerek geçirdiği her yeni gün doğaya karşı ümitsiz bir mücadeleden ibarettir.
Dört Rüzgâr, Büyük Buhran dönemini tecrübe eden insanlara hayat vererek, bir ulusu ikiye bölen acı gerçekleri ve zengin ile yoksul arasındaki bitmek bilmeyen savaşı anlatan çarpıcı bir roman. Umudu, direniş ruhunu ve zor zamanlarda insanın ne kadar dirayetli olabildiğini hatırlatan bu hikâye, aslında cesareti ve fedakârlıklarıyla bir nesli temsil eden yenilmez bir kadının gözünden Amerikan Rüyası’nın ta kendisi.
“Kristin Hannah bize hem insan kalbinin hem de dünyamızın rüzgârdaki küçük bir değişim kadar güçlü ama bir o kadar da kırılgan olabileceğini hatırlatıyor. Toprağı vuran kuraklığı kendi ruhunda da hisseden bir anne, ‘annelik’ denen ve içten gelen o müthiş güçle evlatlarını kurtarmak için çölleri aşmaya, açlığa direnmeye çalışıyor. Doğanın kıymetini bilmenin önemine ve aslında onun ne kadar hassas olduğuna dikkat çeken, tam zamanında kaleme alınmış bir roman.”
Delia Owens
“Dört Rüzgâr yer yer annelerin gücüne ve yırtıcılığına dair bir övgü, yer yer bizi bir arada tutanın yalnızca sevgi olduğuna dair bir çıkarım. Ama hepsinden ötesi içinizde dokunulmak isteyen her noktaya dokunmayı başaran ve sizi son sayfasına dek şaşırtan, kelimenin tam anlamıyla güzel bir hikâye.”
Associated Press
“Hayır, gözlerinize batan, dişlerinizin arasında çıtırdayan kum gerçek değil; sadece Kristin Hannah’nın toz fırtınalarını tasvir etmekteki başarısından kaynaklanıyor. Elsa Martinelli karakteri kalbinize taht kuracak.”
Amazon Book Review
“Okuru zamanda yolculuğa çıkaran, destansı ve dokunaklı bir kara gün ve sevgi hikâyesi. Çok görkemli ve etkileyici.”
USA Today
“Öyle güzel ki canınız yanıyor.”
Newsweek
“Dört Rüzgâr şu an bile tüylerinizi ürpertecek kadar güncel bir hikâye. Taşıdığı mesaj heyecan ve umut verici: Biz kavgacı yaşam savaşçılarından oluşan bir milletiz. Nice zorluk gördük ve bir o kadarını daha göreceğiz. Birbirinize kenetlenin.”
The New York Times
“Dört Rüzgâr, En Büyük Nesil kadınlarının çok önemli olmasına rağmen sık sık göz ardı edilen rollerine ışık tutan bir yetenek gösterisi.”
People
“Hannah, Toz Çanağı göçüne bu nefes kesici sevgi, cesaret ve fedakârlık hikâyesiyle can veriyor. Acı verici gerçekleri duygusal açıdan derin karakterlerle ve ışıldayarak daha ilk satırdan kulağınıza tam da olması gerektiği gibi gelen lirik bir dille harmanlıyor.”
Publishers Weekly
“Olağanüstü… Aile bağlarına, direnmeye, kadınlar arasındaki dostluklara ve metanete dair, okuduğunuza asla pişman olmayacağınız çok zengin bir hikâye.”
Booklist
“Yaşam savaşına devam etmek ile yuva bildikleri yer arasında zor bir tercih yapmak zorunda kalan aileleri temsil eden bir kadının yolculuğu.”
GoodMorningAmerica
“Ailesini ayakta tutmaya çalışan Amerikalı bir kadının sürükleyici, destansı hikâyesi. Ulusal çapta bir kriz söz konusu olduğunda kadınların yükü nasıl omuzladığı gerçeğine dikkat çektiği için zamanlaması bakımından düşündürücü.”
Real Simple
“Fedakârlığı, cesareti, sevgiyi ve umudu anlatan hüzünlü ama çok güzel bir hikâye. Mendilinizi yanınızdan eksik etmeyin.”
The Skimm
“Sevgiyi, fedakârlığı ve hayatta kalmak için insanın neler yapabileceğini gözler önüne seren derin, nefes kesici bir roman.”
Kate Morton
“Ustalık dersi niteliğinde.”
Karen Swan
“Hannah’nın Bülbül romanının hayranları bu romanla da hayal kırıklığına uğramayacaklar ve hâlâ haberiniz yoksa mendillerinizi elinizin altından eksik etmemeniz konusunda sizi uyaracaklar.”
KMUW
“Gözyaşlarına boğulabilecekleri bir kitap arayışındaki sadık Hannah hayranları için…”
Kirkus
“Okurlar Elsa’nın gözünden Büyük Buhran dönemine yolculuk edecek ve Büyük Ovalar’da verilen yaşam mücadelesini birinci elden tecrübe edecek. Tarihî roman severler ise bu dokunaklı hikâyenin içinde kendilerini kaybedip Elsa’nın o kırılgan, öz güvensiz kızdan korkusuz bir direnişçiye dönüşmesine tanık olmanın tadını çıkaracak.”
Library Journal
İlgili ürünler
Hachiko
Bundan 100 yıl kadar önce, bir köpekle bir profesör arasında, sonraları tüm dünyayı derinden etkileyecek bir dostluk başladı. Fakat bu dostlar, profesörün ölümüyle kısa süre sonra ayrılmak zorunda kaldı. Peki bir köpeğe ölümün ne olduğunu anlatabilir misiniz? Elbette hayır. İşte Hachiko da bu yüzden, en yakın dostunu yaklaşık 10 yıl boyunca bekledi. Hem de her gün, aynı saatte ve aynı yerde. Köpekler, yüzyıllardan beri insanların en sadık
dostlarıdır. Ancak bazı dostluklar, filmlere ve kitaplara konu olacak kadar büyük izler bırakmıştır hafızalarda. Sahibini yıllarca, sabırla beklediği tren istasyonuna heykeli dikilen Hachiko’nun hikayesi, genç yaşlı demeden tüm kalpleri ısıtacak türden. Hachiko bize hiçbir zaman vazgeçmemeyi öğretti. Bize sadakati ve bağlılığı öğretti. Umudu ve inancı öğretti. Sabrı ve sorumluluğu öğretti. Ama hepsinden öte, Hachiko bize arkadaşlığın gerçek anlamını ve Sevdiklerimizi asla unutmamayı öğretti.
Teşekkürler, Hachıko.
Öteki
“Yaşamıma başka türlü devam etmem mümkün değildi belki de. Unuttum, suçluluk duygusundan kurtulmak istedim ve eski beni sildim, peki yerine koyduğum ne? Bir kukla, öyle mi? Algılarım zaman ve mekândan kopuyor, aklımda apansız bir tilki fikriyle ekranıma görmeden bakıyorum. “Av yoksa avcı da yok,” diye mırıldanıyorum kendi kendime, bu boşluktan çıkmak için düşünce akışıma tutunmalıyım.”
‘Öteki’ romanı; örneğine pek rastlanmayacak biçimde geleceğin tasarımını günümüz teknolojik gelişmeleriyle ilişkilendirerek okura hem sürprizlerle dolu hem de bir o kadar tanıdık bir dünya gösterirken yazar Barış Toprak, Türkiye’de ‘Bilim Kurgu’ ve 'Polisiye' edebiyatına yeni bir bakış açısı getiriyor…
Sevdim Gitti
Çırpınıyorum, boğuluyorum.
Olmadığın her an biraz daha
ölüyorum, biraz daha seviyorum.
Bir yerden eksiliyor, bir
yerden büyüyorum. Yokluğunda
eksiğim, tamamlanamıyorum.
Beni sevmediğin her an yok
oluyorum, parçalanıyorum.
Oysa ne güzel severdik birbirimizi,
hep en acıyan yerlerimizden
öpmez miydik? Hep sarmaz mıydık
yaralarımızı?
Gel artık, ben hep buradayım.
Sensiz eksiğim, yalnızım.
Gel artık.
Bıraktığın yerdeyim.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.