Devrim’in Mavi Yıldızı
₺95,00
3 adet stokta
Devrim’in Mavi Yıldızı
Dil susar o kolay
Ya
Yüreğimi nasıl susturacağım
Delifişek gibi
Coştukça coşuyor
Munzur gibi
Çağlayan gibi
Ucu bucağı olmayan
Okyanuslar gibi
Seni sevdikçe sevesi
Geliyor yüreğimin
Halbuki aşığım
Kelimelere
Dizelere
Notalara
Nağmelere
Şarkılara ve türkülere
Ha bir de sana çok AŞIĞIM SEVDİĞİM
Ömürlerime sığdıramayacak kadar
Nefeslerime dolduramayacak kadar
Gördüklerimi anlamlandıramayacak kadar
İşittiğim sesleri algılayamayacak kadar
Dokunuşları hissedemeyecek kadar
SANA ÇOK AŞIĞIM SEVDİĞİM…
İlgili ürünler
Ahmet Kutsi Tecer’in Bütün Şiirleri
Ahmet Kutsi Tecer, 4 Eylül 1901'de Kudüs'te doğdu. 1922'de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu'nu bitirdikten sonra Paris'e gitti. Sorbonne Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürürken Paris Ulusal Kütüphanesi'ndeki eski Türk yazmaları ve özellikle Karacaoğlan üstüne yeni belgeler bulmuştur. Bu çalışmalar ile dikkatleri üzerine çeken genç Ahmet Kutsi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirerek öğrenimini tamamlamıştır.
Öğretmenlik yaşamına Ankara Gazi Lisesi'nde başlayan Tecer, 1930 yılında Sivas Lisesi'ne atandı. Sivas'ta halkla yakın ilişki içine girerek ilk Halk Şairleri Derneğini kurdu ve ülkemizde ilk kez bir Halk Şairleri Bayramı düzenledi, Âşık Veysel, Ali İzzet, Talibi gibi halk ozanları, bu bayramla tanındılar. 1934'te soyadı yasası çıkınca yöreye duyduğu sevgiden dolayı Tecer soyadını aldı. 1934'ten başlayarak Yüksek Öğretim Genel Müdürü, Gazi Eğitim Enstitüsü (şimdiki Gazi Üniversitesi) edebiyat öğretmeni görevlerinde bulundu. Ankara Devlet Konservatuvarı Halk Müziği Bölümünü geliştirdi; Muzaffer Sarısözen'i oraya atayarak ilk arşiv çalışmalarına öncülük etti.
Önce Oluş Dergisi'ni çıkaran Tecer, 1941-1946 yılları arasında Ülkü Dergisi'ni yönetti ve bu dergi ile Cumhuriyet'in genç edebiyatçılar kuşağına ışık tuttu.
1942-1946 yılları arasında Seyhan ve Urfa milletvekilliklerinde bulundu.
1949'da Paris'te UNESCO daimi delegesi, kültür ataşesi ve öğrenci müfettişi görevlerinden sonra 1951'de yurda dönerek İstanbul'a yerleşti. Uzun yıllar, Galatasaray Lisesi'nde edebiyat dersleri verdi. Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik dersleri verirken emekli oldu. Bir yıl sonra, 23 Temmuz 1967'de İstanbul'da öldü.
Köylü Temsilleri adlı önemli bir araştırması, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış geleneksel Türk tiyatrosu üzerine makaleleri, denemeleri vardır. Oynanmış oyunları: Yazılan Bozulmaz (1947), Köşebaşı (1947), Koçyiğit Köroğlu (1949), Bir Pazar Günü (1959), Satılık Ev (1960).
İlk şiirlerini 1932 yılında Sivas'ta Şiirler adıyla yayınlayan Tecer'in tüm şiirleri, bu kitapta kendi düzenlemesine bağlı kalınarak sunulmaktadır.
Bütün Şiirleri 1
Çiçekler Üşümesin
Nurullah Genç, Çiçekler Üşümesin ile şairin uzun yolculuğunun ilk duraklarına götürüyor okurunu yeniden. Şiirine yön veren izlekleri okurlarıyla buluşturuyor bu eserle.
Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden
Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden
Kar yağsa da bu ıssız vadiye, gün bitmesin
Yapraklar üşüse de, çiçekler üşümesin
Denizin Son Martıları
Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.
Hayatı hece hece öğretti bana
Sevginin açtığı kör kapıları
Ne zaman döndüysem hülyalarıma
Damladı kalbime sevda suları
Kalsın istiyorum kulaklarımda
Umut saatinin tıkırtıları
Mehtab neden böyle kanlı ve mağrur
Nerede ışıklı çöl atlıları
Uysal zamanlara kanatlanıyor
Rüya denizinin son martıları
Harflerin Simyası
Kalbe Karışık
Şiir azıcık aklî, daha çok kalbî bir eylemdir. Şairin kastı konuşulduğunda birazcık aklı, daha çok ruhu konuşuluyor demektir. “el-Ma’nâ fî batni’ş-şâir.” der Araplar. Yani kasd-ı mahsusa şairin bâtınında, derûnunda, hâsılı ruhundadır. Ruh ise sırdır, akıl onu anlayamaz, kısırdır.
Şiiri ruh anlar; akıl ise belki ve ancak yorumlar.
Şiir, aklî düşüncenin kalbî idrake evrilmesidir.
Şiir, aklın devrilmesi, kalbin anlamı devralmasıdır.
Aslında muamma olan; sözdeki şiir değil, ruhtaki şuurdur. Kapalı olan, lafız değil ruhtur.
Nuyageva
Usta şair Nurullah Genç'in kalemiyle hayata armağan ettiği kelimeler, Nuyageva 'da yıllar sonra yeniden nefes buluyor.
O nasıl maceraydı, o nasıl “düş”tü
Çevresine ihtilâl kuzgunları üşüştü
Ay görünce düzenli ışıyan gözlerini
Hıçkırıklı bir mendil gökten kıyıya düştü
Öyle maktul bir esaret boşaldı ki doğudan
Köleler ata bindi; sultanlar yaya düştü
Nuyageva bir gümüştü, tılsımlı bir gülüştü

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.