Dava – Bilgi Yayınevi
₺170,00 Orijinal fiyat: ₺170,00.₺141,00Şu andaki fiyat: ₺141,00.
| Yayınevi | Bilgi Yayınevi |
|---|---|
| Yazar | Franz Kafka |
| Baskı Yılı | 2016 |
1 adet stokta
Bilgi Yayınevi – Dava – Bilgi Yayınevi
İlgili ürünler
Amerika – Modern Klasikler 81
Kafka’nın arkadaşı Max Brod tarafından yayıma hazırlanan ve ölümünden üç yıl sonra, 1927’de yayımlanan ilk romanı Amerika, sonraki yapıtlarına nazaran daha akıcı anlatısıyla, daha fazla umut ve mizahi unsur barındırmasıyla dikkat çeker. Yeniyetme bir göçmenin, henüz on altı yaşındaki Karl Rossmann’ın şaşkın bakışından yansıyan Amerika, rastlantıların da önemli rol oynadığı ultramodern bir medeniyet olarak dehşetengiz bir büyülenmeyle gözlerimizin önüne serilir. Gökdelenleriyle, makineleriyle, büyük servet ve aşırı yoksulluk arasındaki tezatla, dev binaların karşısında cüceleşen insanın ister istemez müthiş bir verimlilik talebine maruz kaldığı bir Amerika’dır bu aynı zamanda.
Yazarın hayatı boyunca hiç gitmediği, bütünüyle hayal ürünü olan bu Amerika, kültürel mitlerle tanımlanan bir düş ülkesidir. New York limanına girerken Karl’ı karşılayan Özgürlük Heykeli’nin elinde meşale yerine kılıç tutması, bu ülkede disiplin ve şiddetin hüküm sürdüğüne dair bir uyarıdır. Karl’ın zamanında beş parasız bu ülkeye göç eden, ancak milyoner bir senatör olarak karşısına çıkan dayısı da, sıfırdan başlayıp servete kavuşma mitinin cisimleşmiş halidir adeta.
Babaya Mektup – Modern Klasikler 82
Kafka’nın babası Hermann Kafka’ya Kasım 1919’da yazdığı bu mektup, alıcısına hiçbir zaman ulaşmadı. Yazarın yapıtlarına ve esin dolu dünyasına adım atmak için mükemmel bir giriş metni olan mektup, aynı zamanda 20. yüzyıl edebiyat tarihinin büyük itiraflarından biri sayılabilir.
Kafka, suçlayıcı bir tonla hafif bir ironinin birbirine karıştığı mektubunda, babası tarafından kabul görme talebini dillendirir. Aslında babasıyla arasındaki yabancılaşma ve iletişimsizliği, yapıtlarının çoğunda kendine mesele edindiği daha geniş kapsamlı varoluşsal bir açmazın parçası olarak görüyordu. Yazar evliliğe ve yetişkin bir erkek olmaya hazırlanan Georg Bendemann adlı karakterinin babası tarafından ölüme mahkûm edildiği Yargı adlı öyküsünde olduğu gibi, evlenememesinden ve yetişkin olamamasından babasını sorumlu tutuyordu.
Başarılı bir işadamı olan Hermann Kafka’nın oğluyla ilişkisinde, işlerini devam ettirecek tek erkek evladına yönelik geleneksel beklentisi belirleyici olmuştu. Bu, yeni oluşmuş ataerkil Yahudi orta sınıfının yaşadığı tipik baba-oğul çatışmasının yaygın bir örneğiydi aslında.
Ceza Kolonisinde Ve Diğer Öyküler – Modern Klasikler 80
Elinizdeki kitap, Kafka’nın sağlığında yayımlanan öykülerinden oluşuyor. Yazar kısa metinlerinin dışındaki yapıtlarını yayımlamaktan kaçınmış, hatta ölümünden kısa bir süre önce yakın dostu Max Brod’dan yazdığı her şeyi yakmasını istemişti. Ancak Brod onun engin dehasının farkındaydı. Kafka’nın vasiyetini yerine getirmedi ve ölümünden sonra toplu yapıtlarını yayımlayarak günümüze ulaşmasını sağladı.
Kafka’nın öyküleri kaynağı belirlenemeyen bir kaygı ve utancın hâkim olduğu, atılan her adımın engellerle karşılaştığı bir evrende geçer. Özgürlük, suç, sorumluluk gibi meseleler; bireyi baskı altında tutmaya çalışan iktidar mekanizmaları ve bireyin otorite karşısındaki direnişi onun zihnini hep meşgul etmiştir. Kafka bütün bu evrensel meselelerin yanında mizahın ve hicvin de eksik olmadığı gizemli öykülerinde, kurmacayı edebi geleneğin bütün biçim ve uzlaşımlarından özgürleştirmiş, adeta tersyüz etmiştir. Yazarın insanlık durumu, sanat, sanatçı ve bizzat hayat üzerine derin düşünceleri, her okuyuşta yeni anlamlara bürünen çok katmanlı öykülere dönüşmüştür.
Fedailerin Kalesi Alamut
Yılların eskitemediği muhteşem kitap Alamut artık Koridor Yayıncılıkta. Hasan Sabbah'ın, Alamut Kalesinin, fedailerin ve cennet bahçelerinin hikayesi. Bir tarafta Hasan Sabbah'ın yeryüzü cennetiyle yeni tanışan güzel köleler, diğer tarafta onun en güvenilir savaşçıları olan fedailer.
Sabbah'ın yarattığı cennetin içinde gözleri açıldığında hepsinin hayatı hiç umulmadık bir şekilde değişir. Hikaye 11. yüzyıl İranında, kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah'ın, seçilmiş bir grup insanı intihar suikastçısına dönüştürerek bölgede hakimiyet kurmak için çılgınca ve aynı zamanda zekice bir plan tasarladığı Alamut Kalesinde geçmektedir.
Güzel kadınların, yemyeşil bahçelerin, şarap ve haşhaşın göz boyadığı sanal bir cennet yaratan Sabbah, genç savaşçılarını emirlerine uydukları takdirde bu cennete gidebileceklerine inandırır. Kendilerini onun yoluna adayan, ölmeyi de öldürmeyi de göze almış olan bu küçük orduyla hükümdar sınıfına gözdağı verebileceğini düşünür. Sabbah kendi deyimiyle insanların saflığını kullanıp dine adanmışlığı politik emellerine alet eder. Artık kapılar onun için ardına kadar açılmıştır.
Genç Werther’in Acıları – Koridor Yayıncılık
En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla buluşuyor.
Yaşadığı ruhsal bunalımdan kurtulabilmek için şehirden uzaklaşan Werther, yerleştiği yeni çevrede soylu bir ailenin kızı Lotte’ye imkânsız bir aşkla tutulur. Aralarındaki güçlü bağa rağmen Lotte’nin başkasıyla nişanlı olması ve evlenmesi, zaten güçsüz olan kalbi için çok fazladır. Zihni ışıksız bir zindana dönen Werther, tutkulu aşkına ve umutlarına rağmen kendini geri dönülmez bir yolun başında bulur.
Fırtına ve Coşku, Klasisizm ve Romantizm akımlarının güçlü temsilcisi Goethe’nin henüz yirmi beş yaşındayken, kendi yaşadığı umutsuz ilişkiden esinlenerek yazdığı Genç Werther’in Acıları, şiirsel dili ve tutkulu anlatımıyla döneminin temel eserleri arasında sayılmaktadır.
Kendini kapana kısılmış hisseden gençlerin ve çaresiz âşıkların manifestosu haline gelen bu eseri, Yeşim Tükel Kanra’nın özenli çevirisiyle sunuyoruz.
Satranç-Bez Ciltli
En çok okunan klasikler, Türkiye'nin önde gelen çevirmenlerinin özenli çevirileri ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucularla buluşuyor.
Savaş sırasında Naziler tarafından tutuklanan ve çeşitli psikolojik işkenceler gördüğü bir hücreye kapatılan Dr. B. günün birinde sorgu odasındaki askıda bir kaputun cebinde küçük bir kitap bulur, bir satranç kitabı. Hiç bilmediği bu oyunla ilgili kitabı çalmayı başarır ve mutlak bir yalnızlığa mahkûm edilerek hiçliğin eşiğine itildiği odasında zihnini oyalayacak bir şey bulduğuna inanır, ancak tecritte ne satranç taşları ne de bir satranç tahtası olduğu için oyunun inceliklerini öğrenirken dâhilik ile deliliğin sınırlarında gezer. Suçsuzluğu ispatlanıp salıverildiğinde bir gemi yolculuğunda dünya satranç şampiyonu ile iki yolcunun oyununda kendini bir anda taktik veren ses olarak bulur, sonra da kendisine birebir bir maç teklif edildiğinde artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiştir.
"Zihinsel yurdu Avrupa'nın" yıkımına tanık olan, buna katlanamayan ve 1942'de hayatına son veren Stefan Zweig'ın dönemin tarihsel arka planını da gözler önüne seren ve soluk soluğa okunan bu çarpıcı anlatısını Çağlar Tanyeri'nin özenli çevirisiyle sunuyoruz.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.