Covid-XIX
₺154,00 Orijinal fiyat: ₺154,00.₺124,00Şu andaki fiyat: ₺124,00.
3 adet stokta
Covid-XIX
Bu gezegende var olmanın sarhoşluğu o kadar içimize işlemiş ki yaşarken kenara ittiğimiz bazı şeyleri yapamıyor ya da düşünemiyoruz. Hayat bize kendi öğretmek istediği birtakım şartları tahmin etmediğimiz zamanlarda karşımıza çıkarıyor.
Bugünlerde yeni bir virüsten bahsediliyor. Aslında daha önceden de tanıdığımız uçuk yapan Herpes ve grip yapan İnfluenza vb. virüsleri var. Ama Covid gibi bazı virüslerin etki alanı geniş ve yayılma hızı yüksek olduğundan vücutta farklı bölgeleri hastalandırabiliyor. Bu etkileri önlemek ya da azaltmak için bireylerin ve toplumun daha ileri güç unsurlarına sahip olması gerekiyor.
Bütün dünya hijyen, sosyal mesafe, ilaçlar, aşı ve sağlıklı beslenme ile kendini toparlamaya çalışırken bir sağlık çalışanı olarak bu dönemde yaşadıklarımı kaleme aldım. Dünyada yangın, sel, deprem, kasırga vb. doğal afetler gibi virüsler de hayatımızda var olmaya devam edecek. İçinde bulunduğumuz şartların dışında olamıyoruz. Bu nedenle doğal afetlerden ve virüslerden korunmak için toplumsal hafıza oluşturup ekosistemin devamlılığına da katkıda bulunabiliriz.
İlgili ürünler
Bir Genç Kızın Günlüğü
Sigmund Freud’un “bir hazine” olarak tanımladığı Bir Genç Kızın Günlüğü küçük bir kızın on bir yaşından on dört yaşına kadar düzenli olarak kaydını tuttuğu duygu dünyasını açıyor bizlere. 20. yüzyılın başlarında Viyanalı orta sınıfa mensup bir kız olan Rita’nın samimi düşünceleri ve itiraflarıyla dolu olan bu günlük Freud tarafından hem psikolojik hem de kültürel-sınıfsal bağlamda muazzam bir kaynak olarak değerlendiriliyor. Kitap bir yandan ergen psikolojisini, genç kız ruhuna dair naif detayları basit bir şekilde ve doğrudan verirken öte yandan günlüğün yazıldığı döneme, coğrafyaya ve sınıfsal bağlama dair önemli ipuçları sunmaktadır. Çocukluktan ergenliğe geçişin sancılarını, cinselliğe değin merakın derinliğini, aşk, ölüm ve arkadaşlık gibi önemli meselelerle ilgili tutumların bireyde oluşumunu tüm çıplaklığıyla görebildiğimiz Bir Genç Kızın Günlüğü Freud’un, eserin yayınlanması için 1915’te editörüne ilettiği küçük mektubuyla birlikte karşınızda.
Çanakkale’de Üç Muhammed
Amaçsız, başıboş ve asi ruhumla beyhude bir ömür tüketirken, bir grup kafadarla Çanakkale gezisine gitmiştik.
Savaşların geçtiği yerlerde dinlediğim, dedelerimin kahramanlık dolu sarsıcı hikâyeleri ve kardeşlik bağı hayatıma anlamlı sayfalar açmıştı. Bütün dünyamı kuşatan bu esrarlı duygu, varoluş nedenimi yeni baştan sorgulamama da sebep olmuştu.
Dizginlerini kırmış bir küheylan gibi şahlanan gözü pek Osmanlı torunları; aşklarını, hayallerini ve memleket hasretlerini bir tarafa koyarak yollara düşmüştü. Bu cesur yiğitlerin bizleri yaşatmak için ölümü tercih etmeleri beynimde fırtınalar koparmıştı. Özellikle de yedi düvele meydan okuyan ölümsüz destanları iksirli bir ilaç gibi damarlarıma yayılarak bütün duygularımı yaratılış ayarlarına geri çevirmişti.
Allah ve Peygamber aşkının yürükleri ateşleyerek, vatan derdine düşen iki yüz elli bin şehidin içinde; bilhassa da ‘Üç Muhammed’in yürek paralayan hikâyesi beni derin bir uykudan uyandırmıştı.
Eminim ki bu kitapta sizin de içinizde yeni “ben”ler doğacak, hayatın anlamı belki de ilk kez yürek kıvrımlarınızda bitmeyen bir heyecana dönüşecektir.
Kışın Ardı Bahardır
Hayatınız kışa döndüyse baharı hiç yaşayamıyorsanız,
Deli rüzgârlar sizi sağa sola savuruyorsa,
Yanlış arkadaşın veya yanlış çevrenin kurbanı olduysanız,
Hapsolduğunuz karanlık gecelerde bir çare, bir çıkış arıyorsanız,
Sizi kimse anlamıyor, çığlıklarınızı duyuramıyorsanız,
Haksızlık girdabında ikiyüzlülerle boğuşuyorsanız,
Hasretinizi, sevdanızı ve hayallerinizi yüreğinize gömdüyseniz,
İnancınızı, dürüstlüğünüzü ve yolunuzu kaybetmek üzereyseniz,
Ve hâlâ da nefes alıyorsanız,
Üzülmeyin! Daha umudunuz var demektir.
Çünkü, kışın ardı bahardır...
Küçük Anılar
Evinin kapısında oturuyordun sen, anneanne, yıldızlı, uçsuz bucaksız geceye açılan kapısında evinin, hakkında hiçbir şey bilmediğin ve asla yolculuk yapamayacağın gökyüzünün altında, büyülü tarlaların ve ağaçların sessizliği içinde, sonra doksan yaşının vakarıyla ve hiçbir zaman kaybetmediğin bir gençlik ate?iyle dedin ki: “Dünya öyle güzel, öleceğime öyle yanıyorum ki.”
Aynen böyle dedin. Ben oradaydım.
José Saramago, “küçüklüğümdeki küçük anılar” dediği türlü anı parçacıklarını birbiri ardına sıralıyor.
Bir amacı da var üstelik: aklın içindeki canavarları ve yine onun yarattığı yücelikleri ortaya çıkarmak.
Ömer’in Çocukluğu – Türk Edebiyatı Klasikleri 13
Muallim Naci, nam-ı diğer Ömer, sekiz yaşına kadarki çocukluk hatıralarını pek sevimlice, neredeyse o yaşından anlatıyor. Babası, abisi, annesi, kedisi Fındık, Hoca Efendi, mahalledeki komşular... Bir çocuğun çevresindeki herkes var bu anlatıda. Sokakta karşılaştığı köpeğin saldırması üzerine yaşadığı korku, eve alınan oğlakla bahçede geçirdiği keyifli vakitler, oynarken düşüp yaralanması, babasıyla ders çalıştığı saatler, mektepte falakaya yatıran Hoca Efendi’den ve karanlıktan korkusu, bilmediği bir yerde kaybolduğunda duyduğu çaresizlik... Muallim Naci, hepimizin çocukluğundan tanıdığı bu duyguları öyle canlı anlatıyor ki tek başımıza gidemeyeceğimiz bir mazinin içine bizi bırakıveriyor; üstelik eski İstanbul da semtleri ve yaşayışıyla yanımızda olarak.
Muallim Naci (Ömer) (1850-1893) Muallim Naci, Saraçhanebaşı’nda saraçlık yapan Ali Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın oğulları olarak Fatih’te dünyaya geldi. Babasının vefatı üzerine annesi ve kardeşleriyle Varna’ya, dayısının yanına yerleştiler. Fatih Fevziye Mektebi’nde başlayan eğitimine Varna’da devam eden Naci, bir yandan medrese eğitimi görürken bir yandan da özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Hattatlıktan icazet aldı. Muhayyelat-ı Aziz Efendi romanındaki Naci karakterinden etkilenerek bu adı kendisine mahlas olarak seçti ve ilk şiirlerini de Naci mahlasıyla bu dönemde yazdı. Tercüman-ı Hakikat’e şiirlerini gönderen Naci, Varna’dan İstanbul’a döndüğünde bu gazetenin edebi sütunlarını yönetmeye başladı. Burada yayımladığı eski tarz şiirler eski-yeni tartışmasında bir kutuplaşma yarattı ve gazetenin sahibi Ahmet Mithat’ın tepkisini çekti. Arkadaşlarıyla beraber gazeteden ayrılan Muallim Naci Saadet ve Mürüvvet’te yazılarını yayımladı; Mecmua-i Muallim dergisini yönetti. Mekteb-i Sultani ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmenliği yapan Muallim Naci, Tanzimat Dönemi edebiyatımızın meşhur ve önemli simalarındandır. Yeni kültüre sahip, milli değerlere bağlı, edebiyatta eskiyi savunur görünmekle beraber dilin sadeleşmesi ve edebiyatın yenileşmesine hizmet etmiş bir yazardır. Şairliği, sözlük çalışmaları, çevirileri ve yazarlığıyla Tanzimat edebiyatının yine çok yönlü isimlerinden olan Muallim Naci’nin seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizisi’nde yer vermeyi sürdüreceğiz.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.