Çocuğun Sesi
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺182,00Şu andaki fiyat: ₺182,00.
1 adet stokta
Çocuğun Sesi
Kimi oyun oynayacak yaşta evlilik adı altında tecavüze uğradı, kimi yıllarca öz babası tarafından istismar edildi, kimi şiddet gördü. Hepsi bir şekilde derdini anlatmaya çalıştı ama onları duyan olmadı.
Çocuklar aslında susmadı, bazen gözyaşlarıyla konuştu, bazen bir oyunla, bazen sessiz bir çığlıkla… Fakat kabullenmek zordu.
Elinizdeki kitap, çocukların sesine ses olmak için yazıldı. Adliye koridorları sadece bir yılda on binlerce çocuk istismarı davasıyla yankılanırken bir kez de birileri onların çığlıklarına kulak versin diye çıkıldı yola.
Çocuğun Sesi, geleceğimiz olan çocuklar geleceksiz kalmasın diyen herkese cesaret verecek acı ama en az hayat kadar gerçek bir yol gösterici.
İlgili ürünler
Atasözleri
Atasözleri, kültüre dair inceliklerin görülebileceği en temel söz birimleridir. Ne zaman ya da kim tarafından söylendiği bilinmez ama halk bu sözlerin doğruluğunda, derinliğinde mutabıktır. Binlerce yıllık gelenekten damıtılmış bu hikmetli sözler, İskender Pala’nın özgün yorumlamalarıyla tekrar bir araya getirildi. Günlük hayatta hangi durumlarda kullanıldıkları, hangilerinin artık kullanımdan kalktığı / kalkması gerektiği gibi aydınlatıcı bilgilerle zenginleştirilmiş bu eser, halk kültürümüz için de önemli bir çalışma. Bu çalışmada bine yakın atasözüne yer verilmiştir. ... Umarız okuyucu ve öğrencilerimiz bu bin sözden bin öğüt öğütürler ve atalar sözü hazinemizden cevherler devşirirler.
Dahi Diktatör
Atatürk hala önemli mi bizim için? Çok önemli. Peki, akıl bizim için önemli mi, aklımızı kullanmak zorunda mıyız? Buna verilecek cevaptan, Atatürk’ün bugün bizimle ilgili olup olmadığı, onun adını hatırlayıp hatırlamamız, onun yaptıklarından ders alıp almamamız gerektiği ortaya çıkacaktır. Atatürk bize aklın neler yapabileceğini göstermiştir. Bunun mümkün olduğunu göstermiş; ama, “Ben böyle diyorum, böyle yapın,” dememiştir. Bilakis, “Ben hiçbir şey söylemiyorum, sadece aklınızı rehber edinin,” demiştir. Yaptığı bütün inkılapların gayesi de aklın rehberliğinde Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağa uygun, bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline dönüştürmektir.
Atatürk bir diktatör mü, değil mi?
Son yıllarda yazılmış en iddialı Atatürk kitabı olmaya aday bu eserde bu ve daha birçok sorunun cevabını bulacaksınız.
Divan-I Hikmet
Ahmed Yesevî’nin yaşadığı XI-XII. yüzyıllarda Sayram, Türkistan ve çevresi tam anlamıyla her günü sürprizlerle geçirmekteydi. Bu bölge; Karahanlı Devleti, Oğuz Yabgu Devleti, Selçuklu Devleti, Harzemşahlar Devleti ve Gazneli Devleti’nin mücadele alanıydı. Yani Yesevî’nin doğup büyüdüğü yıllarda bu bölge beş Türk devletinin kesişme noktasıydı.
X. yüzyılda Türkler genel olarak kitleler hâlinde İslamiyet’i kabul etmişti. Fakat İslamiyet’in öğrenilmesi gerekliydi. Bunun için de başta Karahanlı Devleti ve Selçuklu Devleti Arapçaya yönelmiş, Türkçeyi gölgede bırakmıştı. Tam da bu sırada Ahmed Yesevî, İslamiyet’i Türkçe ile öğretmek için Türkistan’da bir güneş gibi doğdu. Beş Türk devletinin kesişme noktasında binlerce öğrenci yetiştirdi. İslam’ın kurallarını “ Hikmetler ” ile öğrettiği öğrencilerini Türk dünyasının en uç noktalarına kadar gönderdi. Böylece ortaya koyduğu aydınlanma hareketi Türk Dünyası’nın hemen her köşesine ulaştı. Türklerin yaşadığı bütün coğrafyalarda eski Türk gelenekleri ile İslam, Türkçe ile yoğrulup şekillendi.
Ahmed Yesevî’nin ortaya koyduğu aydınlanma hareketinin mumları onun söylediği hikmetlerdir. Kulaktan kulağa yayılan hikmetler daha sonra toplandı ve “Dîvân-ı Hikmet” oluşturuldu.
Prof. Dr. Necati Demir, kaleme alınan Dîvân-ı Hikmet nüshalarını dünya kütüphanelerinde uzun zaman araştırdı. Yaklaşık 150 nüsha içerisinden şimdiye kadar tespit edilen en eski tarihli nüshayı önce Çağatay Türkçesinden yeni yazıya, sonra da her mısraı, herkesin anlayabileceği sadelikte Türkiye Türkçesine aktardı. Girişte de Ahmed Yesevî ve eserleri hakkında bilgiler sundu. Böylece Ahmed Yesevî ile ilgili tam anlamıyla kılavuz bir kitap ortaya konulmuş oldu.
Dünyayı Değiştiren Kitaplar
Kusursuz Casus Yoktur
Dünyaca ünlü adli bilimler uzmanı ve kriminolog Prof. Dr. Sevil Atasoy, casusların gizemli dünyasını, istihbarat yöntemlerini ve nasıl yakalandıklarını aydınlatıyor.Soğuk Savaş sırasında İstanbul casuslar için nasıl bir arenaydı?Gececiler, çöpçüler, pizzacılar… FBI’ın casusları yakalamak için kullandığı sıra dışı yöntemler nelerdi? Filmlere konu olan ünlü casus Çiçero’nun akıl almaz hikâyesi…Mata Hari bir günah keçisi miydi?Epstein gerçekten intihar etti mi?Naziler genelevleri bir istihbarat merkezi olarak nasıl kullanıyordu?“Casusların cinselliğe başvurması istisna değil. Her ne pahasına olursa olsun bilgiye ulaşmayı hedefleyen istihbarat örgütleri, kadınları baştan çıkaracak erkekleri ya da erkekleri baştançıkaracak kadınları kullanırlar.Tuzak kurmak, şantaj yapmak, ulusal sırlara ulaşmak için cinselliklerinden yararlanan kadın ve erkek casuslar her devirde, her ülkede karşımıza çıkar. Amaç ve yöntem farklılaşsa bileortak yanları tektir: Aldatma.”
Theogonia – İşler Ve Günler – Hasan Ali Yücel Klasikleri 286
Hesiodos (y. MÖ 8. yüzyıl): Kullandığı dil, yapıtlarının taşıdığı bazı karakteristik özellikler, hayatı hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz Hesiodos’un Aiol ve İon kökenli olduğunu göstermektedir. Büyük ozana ait olduğu kanıtlanmış iki önemli eserden biri olan Theogonia, evrenin yaratılışı, tanrıların doğuşu, tanrıların ve tanrısal varlıkların soyları gibi Yunan kozmolojisini kuran meseleler ile belli başlı Yunan efsanelerini konu alan epik bir eserdir. Yunan didaktik şiirinin ilk örneği kabul edilen İşler ve Günler’de ise ozan, insanlık tecrübesine adalet, erdem, çalışma, cömertlik, hak, hukuk, düzen ve doğruluk gibi kavramların “gerçeğini” söyleyerek dokunur; tarım, denizcilik işlerine dair işlevsel bilgiler sunar; ayın uğurlu ve uğursuz günlerini sıralar. Bu bilgece öğütler Anadolu insanına yabancı gelmeyecektir, zira konuşan sadece Hesiodos değil, aynı zamanda Akdeniz halklarıdır. Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi, bu iki eserin bu en değerli çevirisini, Azra Erhat’ın hazırladığı “Hesiodos Eseri ve Kaynakları” başlıklı inceleme ve sözlük eşliğinde yeniden okurla buluşturuyor.
Türk Edebiyatı Tarihi
"Tanrının devlet güneşini Türk burçlarından doğdurmuş olduğunu ve onların ülkeleri üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş bulunduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verip yeryüzüne hâkim kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin idare yularını onların eline verdi. Onları herkese üstün eyledi. Kendilerini hak üzre kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanları aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi.
Bu kimseleri kötülerin şerrinden korudu. Okları dokunmasından korunabilmek için aklı olana düşen şey, bu adamların tuttuğu yolu tutmak oldu. Derdini dinletebilmek, Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur. Bir kimse kendi takımından ayrılıp da onlara sığınacak olursa o takımın korkusundan kurtulur. Bu adamla birlikte başkaları da sığınabilir."
Kaşgarlı Mahmud Dîvânü Lugati’t-Türk’ten; Yazılışı: 1072
Türkçe Off
Türkçe “Off”un yazılışının üstünden çeyrek yüzyıla yakın zaman geçti. Ne yeni bir bilinç ışıltısı var ortalıkta ne kendine gelme, uyanma, silkinme... Gitgide batıyoruz. Üstelik dilimize bunca yabancılaşma, artık pek çok kişiyi irkiltmiyor bile. Yabancı sözcükleri sevgiyle bağrımıza basarken Türkçeyi yitiriyoruz.
Yeni bir Osmanlıcayı ilmek ilmek dokuyoruz. Osmanlı, dilinin Türkçeden ne kadar uzaklaştığını fark ettiğinde halkın konserve gibi, bozulmadan koruduğu Türkçeyi bulmuş ve ona dört elle sarılarak içine düştüğü açmazdan kurtulmaya çalışmıştı. Biz ne yapacağız? Türkçeyi bozulmadan koruyan o halk yok şimdi. Halkın dilini de kirlettik, yozlaştırdık. Televizyon ve internet, girdiği evlerde Türkçeyi bozmakla işe başladı. Yitirdiğimiz Türkçenin aslını biz nereden bulacağız?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.