Çivit Mavisi
₺160,00 Orijinal fiyat: ₺160,00.₺128,00Şu andaki fiyat: ₺128,00.
1 adet stokta
Çivit Mavisi
Evet, ben buraya ait değilim. İstanbullu değilim ben, Ankaralı bile değilim. Orta Anadolu’nun ortasından geldim. Çok çalıştım, üniversiteler, yüksek lisanslar bitirdim, tezler yazdım. Neredeyse doktora yapacaktım. Yaldızlı karnelerim, kurdeleli diplomalarım oldu. Sonra nasıl olduysa burada buldum kedimi. Bir iş arıyordum. Ne olursa olsun işe girmek lazımdı. Ne iş olduğu, ruhuna uygun olup olmadığı falan önemli değildi. İş bulmak, para kazanmaktı; para, erkti. Başarı, para kazanmaktır diyordu sistem. Nezaketle, zarafetle yaşamak, incelikleri gözetmek, insanlara faydalı olabilmek falan hiç telaffuz edilmemişti okullarda. İş arıyordum, burada buldum kendimi. Arzu ettim demek ki burada olmayı. Her şeyi de nasip ile açıklayıp kolaycılığa kaçmak istemem. Kaderimiz çabamıza bağlı kılınmış nihayetinde.
ek hedefimin doğru kuzuları bulup eve getirmek olduğu mutlu yaz tatillerim vardı oysa. Sarılıp öptüğüm kuzularım vardı.
Şimdi anlatsam ya ben bunlara… Durun desem, durun!
‘Hanımlar, beyler! Siz biliyor musunuz, koyunların evlerinin yolunu bildiğini? Her sabah caminin önünden alır onları çoban, götürür, otlatır akşama kadar, akşam yine caminin önüne getirir. Koyun kısmı akıllıdır, bilir evinin yolunu. Ama kuzular bilmezler. Meydandaki ağıla bırakır çoban onları. Biz çocuklar, vakit geldi mi ağıllara koşardık. Eve biz getirirdik kuzuları. Kimini kucağımızda taşır, kimini önümüzde koşturur, oynaşır dururduk onlarla. Nasıl da cıvıl cıvıl bir manzara oluşurdu. Beyaz, bembeyaz bulut kümeleri gibi koyunlar, kuzular, çoban köpekleri… Hepsi bir araya toplanır, melemeler, kuzu sesleri, çıngırak sesleri birbirine karışırdı. Ama sahipleri karıştırmazdı onları. Herkes kuzusunu, koyununu bilirdi. Bizim kuzular çivit mavisiydi…’
İlgili ürünler
Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Riviera’da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. Pansiyonda kalanlar küçük çaplı bir Madam Bovary vakasıyla karşı karşıya oldukları düşüncesiyle kadını iffetsizlikle suçlar, anlatıcımız da kadını savununca tartışma alevlenir. Masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de hoşgörüsünden cesaret bularak anlatıcıya gençliğinde, bundan tam 24 yıl önce, başından geçen unutulmaz bir 24 saatin hikâyesini anlatmaya başlar.
“Tüm duygularımla bu yabancı insanın, bu neredeyse her şeyini kaybetmiş, ölümün eşiğine gelmiş insanın tüm hırsları ve tutkularıyla son bir şeye tutunduğunu hissediyordum
Denizler Arslanı
Deve Gözü
Eserleriyle dünya edebiyatında en fazla tanınan yazarlardan olan Cengiz Aytmatov, bu kısa hikayesinde her zamanki berrak ve sade üslûbunu bu defa tabiat tasvirleri için kullanmıştır. Onun eserlerini okurken, tasvir ettiği yerlere ayak basmış, o yerleri karış karış gezmiş gibi hissedersiniz. Deve Gözü isimli bu hikâye de işte o eserlerden biridir. Aytmatov’un halk ile aydınlar arasındaki çatışmaya da yer verdiği bu hikayesi, kısalığına rağmen okuyucuda iz bırakır. Bunda hikâyenin muhtevası kadar Aytmatov’un üslubunun da tesiri olduğu muhakkaktır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.