Bu Saatlerde Oluşan Bir Merakı Da Gidereyim
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺182,00Şu andaki fiyat: ₺182,00.
1 adet stokta
Bu Saatlerde Oluşan Bir Merakı Da Gidereyim
Bu kitabın yazarı, ilişkiler hakkında iyi bir şey duymak istiyorsanız kitabı tekrar rafa koyup arkadaşınıza kahve falı baktırmanızı öneriyor. Fakat eğer gerçekleri duymaktan korkmuyorsanız bu kitap bir nebze de olsa size yardımcı olabilir. Merak ettiğiniz her şeye bir cevap verdiğimi iddia etmemekle birlikte asla kabullenemediğimiz, etrafımızdaki insanların da üzülmeyelim diye asla söyleyemedikleri çoğu şeyi duymak belki hoşunuza gitmeyecek ama ben gerçekleri duymanız için kendi adıma bu riski alıyorum. Kitap flört, ilişki ve ayrılık süreçlerinin erkek gözünden, mümkün olduğunca dürüst ve karşı tarafla empati kurmaya çalışarak tanımlanmasını ve bu süreçlerde yaşanan bazı önemli merakları gidermeye çalışırken bir yandan da soruları cevaplamayı amaçlıyor. Umarım başarır.
İlgili ürünler
Casuslar Ve İstihbaratçılar
Klasik anlatımların dışına çıkan bir casusluk kitabı. Çok konuşulan, hiç anlatılmayan ve yeni ortaya çıkan casusların, istihbaratçıların sarsıcı hikayelerini okuyup aynı zamanda dönemin istihbarat bağlantılarına da şahit olmak ister misiniz?
Tarihten günümüze kadar uzanan bu derin dünyanın deşifresi sizi derinden sarsacak. Unutmayın, casusluk tarihinde her şey yazılmadı.
Çoğu zaman saklandı. Biz ise bu kitapta bağlantıları birleştire birleştire çok konuşulan bu adamlar hakkındaki gerçekleri ortaya çıkaracağız.
Şahit olmaya cesaretiniz var mı?
Konuşmalar
"Konuşmalar" sıradan bir diyaloglar dizisi değil; memleket meselelerini derinlemesine irdeleyen bir düşünce akışı. Cumhur Utku, farklı mesleklerden dokuz kişiyle yaptığı sohbetlerde, Türkiye'nin toplumsal, siyasal ve kültürel dönüşümünü sorgularken, okuyucuyu da kendi yolculuğuna ortak ediyor.
Yurt ve yurttaş hakkında konuşmalar, zamanın nabzını tutmaktadır. Bu kitap sadece bir döneme ışık tutmakla kalmıyor aynı zamanda bireylerin iç dünyalarındaki çatışmaları, özlemleri ve düşünce fırtınalarını gözler önüne seriyor. Çağdaş dünyanın bireyi yalnızlaştırdığı bir zamanda konuşmanın, yazmanın ve anlamanın değerini anımsatıyor.
Yalnızca kelimelerle değil, samimiyet ve cesaretle yazılmış bu eser toplumun hafızasına katkı sunan bir kayıt niteliğinde. Cumhur Utku’nun kaleminden kendi kendimizle ve birbirimizle yüzleşmenin gücünü keşfedeceksiniz.
Konuşalım, anlatalım ve anlayalım. Çünkü gelecek günler bugünü konuşanların ellerinde şekillenecektir. Duygu ve düşüncelerimizi kalplerimize gömmek bize zarar verir. Bu doğru elbette. Konuşmalı ya da yazmalıyız. İkisini birden yapanlar herhâlde geceleri rahat uyuyorlardır. Yaşlanan insanlara baktığınızda çoğu susmak üzeredir ya da artık susmuştur. Annem ve babam öğretmen olduklarından çok konuşurlardı. Yaşlandıklarında konuşmaz oldular. Öyle pencereden dışarı ya da TV camından içeri bakar dururlardı. Babam televizyonu dinleyip hükûmet erbabına kızdığında salondaki masaya daktilosunu getirir, onlara mektuplar yazardı. Lütfen konuşun ve konuştuklarınız kayda geçsin diye de yazın. Olanağınız varsa görüntülü kayıt yapın. Çünkü artık kimse okumuyor, seyretmek daha iyi geliyor yeni kuşaklara. Bizden sonrakiler belki yazdıklarınızı okur, konuştuklarınızı izlerler ve sizin ne kadar saf olduğunuzu öğrenirlerken yaşadığınız çağın bir bölümünü de anlayabilirler.
Meczup – Can Yayınları
İnsan nasıl meczup olur? Cibran’a göre herkes kadim gerçeklerin bilinciyle doğar. Gerçek yüzlerini gizleyen toplumun içinde bu bilgiyi unutur, arayışından vazgeçer. Ta ki bir gün uykusundan uyanana ve her şeyi olduğu gibi görene kadar. Ancak bu özgürlüğün bedeli meczup olarak görülmesi ve toplumun dışına itilmesidir. Yazarın kendi çizimleriyle yayımladığımız Meczup, adeta yüzyılların birikimini taşıyan bir bilgelikle bize, insanın benlik arayışında her zaman aklına gelen soruları sorduruyor.
Meksika’ya Yolculuk
Gülten Dayıoğlu'nun bu seferki durağı, gizemli uygarlıklar ülkesi Meksika. Üzerinde çok konuşulan, bilimsel eserlerden oyunlara, filmlerden çizgi romanlara kadar pek çok şeye konu olan Maya ve Aztek uygarlıklarının geride bıraktığı güzellikler içinde geziniyor Dayıoğlu. Tarih içinde duygulanıyor, kederleniyor, coşuyor. Ve tüm bunları yine sizinle paylaşmayı arzuluyor.
Savrulan Bulutlar
“Ruhuna ilmek ilmek işlenen bu genç kadını sevmeye başladığı andan beri tüm gün, tüm gece yalnızca onun çehresini düşlüyordu. Onu kalbinden söküp atamıyor, aşkını dile getirebilir mi, bilmiyordu.”
Modern Japon romancılığının ilk örneği olarak kabul edilen Savrulan Bulutlar, Japon toplumunun
radikal değişimleriyle iç içe geçmiş bir öykü sunar. Bunzō, içine düştüğü mecburiyet sebebiyle akrabalarıyla yaşamaya başlar. Bir yandan hayatındaki bu değişime ayak uydurmaya çalışırken
bir yandan da çevresindeki insanlarla birlikte ülkenin yaşadığı toplumsal dönüşümünün
bir parçası hâline gelir .
Klasik yazı üslubu yerine kendi modern çizgisini oluşturan Futabatei Shimei, Savrulan Bulutlar ile
Meiji Dönemi'nin zorluklarına ışık tutar. Japonya’nın modernleşme süreci, toplumsal dokunun evrimi
ve bireylerin bu değişimle başa çıkma çabaları, bir karakterin gözleminden yaşadığı iç çatışmalarla
birlikte aktarılır. 1887 ve 1889 yılları arasında tefrika edilen bu eser, tarihsel bir panorama
çizerek yaşadığı coğrafya ve zaman dilimi fark etmeksizin insanların aynı acıları ve aynı dertleri paylaştığını keşfetmeye davet ediyor.
Tanrı Misafirleri Oteli
Timur Soykan arka sokaklarda gezerek insan öyküleri biriktirdi. Amele profesörü, yerli Indiana Jones’ları, kravat saçları ülkücü bıyığı olan Ayşe’yi, inşaatlarda kalmak için heykeller yapan sanatçıyı, şarkı sözü dükkânı açan şairleri, bekâr odalarında yaşayan yoksul gençleri tanıdı... Bazı insanlar girişini bilmese, gelişmesini hatırlamasa, sonucunu önemsemese bile hayatlarını bir öykü gibi işler. Soykan’a sadece dinleyip, yazmak kalmış. Okuyacaklarınız, kurgulanmış birer ‘öykü’ değil. Zaten hiçbir kurgu Tanrı Misafirleri Oteli’ndeki insanların öyküleri kadar derinden etkileyemez insanı. Soykan’ın kitabı aynı zamanda bir belgeleme çalışması. İstanbul’un ve başka kentlerin arka sokaklarındaki zorlu koşullara rağmen bildiklerini okumuş, bütün engellere tutkularıyla direnmiş, sıradanlaşmamış insanların öyküsü...
Yol Hikayeleri
Mekân, kendisi ve doğduğu topraklar arasında döne döne dans edercesine kaçarken, zamana özgü sanılan güçten çok daha fazla gücü olduğunu kanıtlıyor; saatler geçtikçe mekân, zamanın oluşturduklarına çok benzeyen ama bazı açılardan onları da aşan değişimlere neden oluyordu.
“Turizmin altın çağı” olarak kabul edilen modern yüzyılda diğer sanatlar gibi edebiyat da dünyayla yeni bir bağ kurmaya başlamıştı. Thomas Mann da birçok çağdaşı gibi hayatı boyunca seyahat eden, defterlerinde ve mektuplarında bu seyahatlerin kaydını tutan, onları romanlarına ve hikâyelerine taşıyan bir yazardı. Venedik’te Bir Ölüm’ün Tadzio’su ve Büyülü Dağ’ın şifa arayan Hans Castorp’u gibi karakterler de onun gezilerinden ve uluslararası duyarlılığından koparılamayacak karakterlerdi.
Yol Hikâyeleri, Thomas Mann’ın gezgin kimliğine ışık tutan bir derleme; yok olmuş bir dünyaya ait resimsel izlenimlerle dolu bir albüm.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.