Bertolt Brecht Bütün Oyunları 3
₺535,00 Orijinal fiyat: ₺535,00.₺455,00Şu andaki fiyat: ₺455,00.
20. yüzyıl Alman şiir ve tiyatrosunun en önemli isimlerinden biri olan Bertolt Brecht, epik tiyatronun, diğer bir deyişle diyalektik tiyatronun kurucusudur. Eserleri uluslararası alanda da saygıyla karşılanmış, pek çok ödüle layık görülmüştür. Düzen çarklarındaki çürük yanları başarıyla hicveden Brecht, onlarca oyununun yanı sıra kuramsal yazıları ve yeni sahneleme yöntemleriyle çağdaş tiyatro anlayışına da yön vermiştir. Körü körüne eğlendirmekten ziyade seyircide bir bilinç yaratmayı önceleyen Brecht’in epik tiyatrosunda oyuncuların role dışarıdan yaklaşması, seyirciden kopmadan farkındalığını belli etmesi, seyircinin katarsis yaşamasına engel olması beklenir. Brecht’in kavramlaştırdığı bu yabancılaştırma efekti, seyircinin oyunla duygudaşlık kurmasını engelleyip akılcı eleştirel bakışını korumayı amaçlar. Brecht, insanı koşulların bir ürünü olarak gören diyalektik görüşü benimsemiş ve insanın bu koşulları değiştirebileceğine inanmıştır: Mesele yalnızca dünyayı yorumlamak değil, ayrıca onu değiştirmektir; amacım bu ilkeyi tiyatroya uygulamaktı.
| Yayınevi | Everest Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Bertolt Brecht |
| Sayfa Sayısı | 572 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2023 |
| Boyut | “13, 50 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Everest Yayınları – Bertolt Brecht Bütün Oyunları 3
/n
20. yüzyıl Alman şiir ve tiyatrosunun en önemli isimlerinden biri olan Bertolt Brecht, epik tiyatronun, diğer bir deyişle diyalektik tiyatronun kurucusudur. Eserleri uluslararası alanda da saygıyla karşılanmış, pek çok ödüle layık görülmüştür. Düzen çarklarındaki çürük yanları başarıyla hicveden Brecht, onlarca oyununun yanı sıra kuramsal yazıları ve yeni sahneleme yöntemleriyle çağdaş tiyatro anlayışına da yön vermiştir. Körü körüne eğlendirmekten ziyade seyircide bir bilinç yaratmayı önceleyen Brecht’in epik tiyatrosunda oyuncuların role dışarıdan yaklaşması, seyirciden kopmadan farkındalığını belli etmesi, seyircinin katarsis yaşamasına engel olması beklenir. Brecht’in kavramlaştırdığı bu yabancılaştırma efekti, seyircinin oyunla duygudaşlık kurmasını engelleyip akılcı eleştirel bakışını korumayı amaçlar. Brecht, insanı koşulların bir ürünü olarak gören diyalektik görüşü benimsemiş ve insanın bu koşulları değiştirebileceğine inanmıştır: Mesele yalnızca dünyayı yorumlamak değil, ayrıca onu değiştirmektir; amacım bu ilkeyi tiyatroya uygulamaktı.
İlgili ürünler
Dört Oyun
İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883): Avrupa’da ve ülkemizde eserleri ilk çevrilen 19. yüzyıl Rus romancıları arasında yer alır. Moskova, Petersburg ve Paris üniversitelerinde öğrenim gören Turgenyev döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılır. Zayıf iradeli Rus aydınlarını, serflerin yaşantısını, toprak sahibi soyluların aşklarını ve kendisini yakın hissetmediği radikal genç kuşağı tarafsız ve gerçekçi bir dille eserlerine aktarmıştır. İhtiyatsızlık beklenmedik bir ihaneti, Taşralı Kadın kadının fendini, Ana Yolda Konuşma insanı eğlendiren boş konuşmaları, Sorrento’da Bir Akşam kendi yolunu bulan aşkı sahneye taşır.
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım
Haldun Taner, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ın iki kahramanı Vicdani ile Efruz’un şahsında 20. yüzyıl Türkiye’sinin analizini yapıyor. Karagöz’lerle Hacivat’lara uzak yakın aynalar tutarak ‘gözlerimi kaparım vazifemi yaparım’ anlayışına tatlı-sert dokunuyor.
“Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ın ana teması da bir yanlış koşullandırma. Oyunun ekseni, küçük ezik bir adam. Kapsadığı süre, yakın tarihimizin yetmiş yılı. Dekoru, Türkiye ve Yakındoğu haritası. 31 Mart’tan 12 Mart’a kadar oynanan siyasi oyunların zengin arka fonu önünde çeşitli dönemlerin, çeşitli koşullandırma evrelerinin kurbanı bir küçük, bir ezik adamın acı komedyasını izliyoruz, on beş tablo boyunca.”
- Haldun Taner
“Çok soylu bir tiyatro eseri bu. Üstelik Haldun Taner o cesur ama cesaretini kabul ettirmesini iyi bilen; taşlayıcı ama kırmadan taşlayıcı, tatlı, yumuşak üslubu ile bu güzel eserini büsbütün güçlü kılmış. Tiyatro geçmişimizin bütün olanaklarından Karagöz, tuluat, kanto gibi– bilge bir ustalıkla yararlanan Taner, gerçekten ilgi çekici, uyarıcı ve başarılı bir sonuca ulaşmış.”
- Çetin A. Özkırım
İpin Ucu
Gereği düşünüldü: Sanığın mahkememizde yargılanmasına olanak bulunmadığı kanısına varıldığından usul yasasının 4820. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verildi. Bu nedenle dosyanın yeterli uzunlukta bir ipe bağlanarak görevli mahkemeye sunulmak üzere aşağıya sarkıtılması için kapı dışında bekleyen mübaşire gerekli talimat verildi. (Işık kararır.)
Vüs’at O. Bener’in “sosyo-güldürü” olarak tanımladığı İpin Ucu , bölünmüşlüğü, yabancılaşmayı toplumsal ve bireysel düzlemde veren benzersiz bir oyun. Hesaplaşmayı cisimleştiren ana karakter iki kişidir ve hem kendisiyle hem düzenle dalgasını geçer: “Kendimi de öldürdüm. Kiminle kavga edeceğim şimdi ben?” Zaten insanı şekillendiren yapılar arasında ilerler bölümler; eğitim, din ve hukuk düzenine dokunarak ipin ucuna ulaşır.
Abdi İpekçi Tiyatro Armağanı’nı kazanan ve İstanbul Devlet Tiyatrosu’nca sahnelenen İpin Ucu , zengin diliyle açtığı ölüm-yaşam-özgürlük düğümleri üzerinden hem okuma hem seyir zevki yaşatan sıradışı bir yapıt.
“Yüzeyde yansıyan ayrıntılarıyla birlikte ele alındığında ise ‘İpin Ucu’, düşünce özgürlüğünü koşula bağlamaksızın benimseyememiş bir düzende, var olma nedeni ‘düşünmek’ olan kişinin, tarihsel-toplumsal-ekonomik konumu içinde yaşadığı çıkmaz için tiyatroda yakılmış ağıtların bir anlamda en yüreğe oturanı, bir anlamda da en güldürücü olanıdır.”
–Ayşegül Yüksel
Konu Vatansa Gerisi Teferruattır
Macbeth – Hasan Ali Yücel Klasikleri 38
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren bu efsanevi yazar, büyük olasılıkla 1606 yılında yazdığı Macbeth’le "yükselme arzusu ve politik hırsın" kişiyi neye dönüştürebileceğini dünü, bugünü ve yarını kapsayacak bir derinlikle öngörmüştür. Sabahattin Eyüboğlu (1990-1973): Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biriydi. Tek başına ya da imece usulü yaptığı çeviriler, Hayyam'dan Montaigne'e, Platon'dan Shakespeare'w kadar, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
Orestes – Hasan Ali Yücel Klasikleri 395
Euripides (MÖ y.484-406): Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu özelliği şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripides’in kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri tutkularından kaynaklanır. Euripides çağdaş tiyatroya en yakın eserler veren klasik ozan veya modern ozanların ilki sayılabilir. Orestes MÖ 408 yılı civarında Atina’da sahnelenen son tragedyasıdır. Konusu Aiskhylos’un Eumenides oyununun konusuyla hemen hemen aynıdır. Ancak her şey daha gerçekçidir. İnsanüstü güçlerle donatılmış mükemmel kahramanların Euripides’in eserlerinde yeri yoktur. İdealleri savunma kararlılığı hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür. Kahramanlar arasındaki keskin zıtlaşmalar karakterlerini olduğu kadar dönemin ahlak değerlerini de gözler önüne serer.
Toplu Oyunlar 1
Kaldım yine kendi kendime. İlk baştaki gibi. Olsun ama artık trendeyim. Ne güzel karnım tok sırtım pek. Düzen içerisinde bir piyon olabildim sonunda. Amacım bu muydu? Ben söylenmemiş sözlere tercüman olacaktım. Akmayan göz yaşlarının akarsuyu olacaktım. Ne umdum ne buldum. Kendi sesim kendi ne nefesimdim halbuki. Şimdi düzenin bir parçası olmaktan başka çarem yok. Ne kadar acı. Makinist görevini yapıyor elçi de beni gözetliyor. Ben… Ben anca kendimle uğraşırım. Kendimi dinlerim. Bu tren durduğunda seneler geçmiş olacak ben ne olacağım peki? Zaten ben var mıydım? Hiç var oldum mu?
Vanya Dayı
Behçet Necatigil’in Anton Çehov’dan çevirdiği Vanya Dayı adlı oyun, 60 yıl sonra gün ışığına çıkıyor. Necatigil arşivindeki kayıtlarda, Almancadan çevirdiği oyunlar listesinde adı geçmesine rağmen kopyası bulunamayan oyun, yıllar sonra, Başar Başarır’ın Kâmuran Yüce arşivinde yaptığı çalışmayla ortaya çıkarıldı. Yıldız Kenter, bu çeviriyi Kent Oyuncuları tarafından sahnelenmek üzere Necatigil’den istemiş, 1964 yılında çevrilen oyun ancak 1978 yılında sahneye konmuştu.
Necatigil çevirisiyle ilk kez yayınlanan Vanya Dayı’nın önsözünü Cevat Çapan yazdı.
“Vanya Dayı, Çehov’un olgunluk döneminin öbür oyunları Martı, Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi gibi insan olmanın, günümüz dünyasının gerçeklerini hem sosyolojik hem de psikolojik açıdan anlamanın, sevginin ve nefretin yarattığı çelişkilere karşın çalışmaya ve geleceğe güvenmenin bir belgesi olarak değerlendirilebilir.”
Cevat Çapan

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.