Aykırı Kıyılar 1
₺499,00 Orijinal fiyat: ₺499,00.₺412,00Şu andaki fiyat: ₺412,00.
1 adet stokta
Aykırı Kıyılar 1 – Ciltli
TAMAY REVA YAZGAN Hayali İstanbul’da mimarlık okumak olan Tamay için, babasının otellerini devretme vaadi cazip görünse de onun tek isteği hayallerine ulaşmaktır. Ve bunun için ne kadar ileri gidebileceğinin farkında değildir. Ta ki karşısına babasının en yakın dostunun oğlu Araf Altemur çıkana kadar. “Sen… uzaktan bakınca, normal şartlarda…” Bir süre baktım yüzüne, çok uzun bir süre olmalıydı ki gözleri sabırsızca gözlerime çevrildi. “… tam benim tipimsin… Biliyor musun?” ARAF REHA ALTEMUR Uzun yıllardır tek başına sürdürdüğü disiplinli dünyasında, hayatını işine adamış ve kendi çizgilerini koruyan bir adamdır. Ağırbaşlı, kararlı ve göz ardı edilemez bir çekiciliğe sahiptir. Kendi yolunu çizip ailesinin ısrarından kurtulmak için hayatında yaptığı en iyi anlaşma, bir gece Kalkan’da olmuştur. “Tamay Altemur,” dedi derinden bir sesle. “Sen benim hoşlanabileceğim bir kadınsın.” Alt dudağını ıslattı yavaşça. “Tam anlamıyla benim tipimsin, bunu biliyor muydun?” Tam anlamıyla benim tipim olan bir Sarışın
İlgili ürünler
Asi Çakıltaşı 3.Perde
Sanki bir mezarım vardı, yerini ondan başka kimse bilmiyordu.
Karan, Asi’nin yaralarını yavaş yavaş iyileştirirken, Asi artık hayatını usulca yoluna koymaya başladığını hisseder. Kelebeğin parçalanan kanatları yavaşça birleşiyordur ve karşısındaki adama gitgide daha da bağlanarak kördüğüm olan Asi, hislerinin bu denli büyük bir şiddetle büyüyerek onu ele geçirmesinden korkmaya başlar. Durdurulamaz bir şekilde birbirlerine karışan kelebek ve sığınağı için aşağı sarkan idam ipi, ucunda yeni acıları taşımaktadır. Asi, ruhunun bel kemiğini kıran bir olayla karşılaşır ve artık her şey daha karanlıktır.
“Şimdi sana nasıl dokunsam zamanı delerim ben?” Durdu, anlayamamıştım, zaman da bizimle birlikte durdu. “Şimdi sana nasıl dokunsam,” dedi tekrardan, sesi artık daha kısıktı, sanki bana bir sırrını fısıldıyordu. “Zaman dokunmaz bize?”
Emanet Gelin
İstanbul'un arsız Erkut'u, Mardin'in Barzan Ağa'sı… Yaşadığı iki hayatı da parmağında çevirebilen Zalim Hezeroğlu. Yaşadığı bu iki hayat, nihayetinde başına bela olmuştu. Belası da emanet bir gelindi. Güzel, uysal, günahkâr; Berçem Dağdelen.
Kimsesiz Berçem, düğün günü kocasının ölümüyle kayınbiraderiyle evlendirilmiş ve böylece bir darbe daha almıştı. Nelerle karşılaşacağını bilmeyen Berçem Nasıl bir hayat yaşayacağından habersizce koparılmıştı doğduğu topraklardan. Hayat ona zehir olacaktı. Bir günah keçisiydi o. Emanet edildiği zalim adamın ellerinde, işkence altında bir ömür geçirecekti.
Kocasının sevdiği kadınla aynı evde nefes alabilecek miydi? Hayatı darmaduman olan Barzan, bir yanda sevdiği kadın, diğer yanda emanet karısıyla vereceği savaştan galip çıkabilecek miydi?
Gel Zaman Git Zaman
Halkın ortak kültürü ve şuurundan doğan masallar, sözlü edebiyatımız içinde hatırı sayılır bir yere ve üne sahiptir. Nesilden nesile, kulaktan kulağa aktarılarak günümüze kadar ulaşan masalların yeri ve zamanı belli değildir. Gerçek dışı olaylar kurgusudur. İnandırıcı özelliği olmayan ama inandırabilme özelliği taşıyan masallarımız aynı zamanda eğitici ve eğlendiricidir. Sözlü Edebiyat Kültürü’nün bir anlatım türü olup sade bir dile sahiptir.
Çocuklardan ziyade büyükler içindir. Çocukları uyutmak büyükleri uyandırmak vazifesi görür. Masallar, inandırıcılık iddiası olmayıp inandırabilme özelliğine sahiptir. Neslin gelişimi ve kültürün devamı için çok değerlidir. Öğüt vererek ahlak aşılar.
Her yaştan, her tabakadan insanın büyük bir zevkle ve keyifle dinlediği masalların anlatıcıları, hem erkek hem kadınlardır.
Masalsız bir dünya düşünmek imkânsız gibidir. Bugün insanlık; Heman, Voltron, Harry Potter ve Badman gibi filmlerle geleceğin masalını ortaya koymuyorlar mı? Öyle sanıyoruz ki, gün gelecek teknolojiye doymuş olan insanlık, bu masallara yönelecektir. Ama o gün elimizde, acaba ne kadar orijinal masal metni bulunabilecektir, bilemeyiz.
Günümüzde, masalların ne kadar değerli olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. Çocukların olduğu kadar büyüklerin de masallarla kuvvetli bağ kurduğu bir gerçektir. Bazı psikologların -özellikle evlilik terapistlerinin- danışanlarını masal üzerinden tedavi ettiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü bedenimizin maddi açlığını nasıl muhtelif besinlerle gideriyorsak ruhsal bazı açlıklarımızı da masallar yardımıyla doyuruyoruz.
Dileriz, büyük bir özveri ve titizlikle hazırlanıp kitapta yerini almış olan ve tamamen bizim olan bu masal metinleri öncelikle çocuklarımıza ve sonra da büyük Türk coğrafyasına ulaşır, okunur, okutulur ve anlatılır.
Hayalini Asan Kadın
Dünyanın evim olmadığına inanıyorum bu aralar. Pek yaşamak gelmiyor içimden. Yaşamak dediysem, öyle işte… Ne zaman balkona çıksam ay ışığı, “Ölmek için güzel bir gece,” diye fısıldıyor sanki kulağıma. Hayvan gibi sigara içiyorum. Parmaklarım sarardı, gözlerim sarardı; tırnaklarım, ruhum sarardı. Hayatımı renklendirmek için intihar süslü hayaller kuruyorum gecelerde.
Uyuyamıyorum. Gerçi çok takılmıyorum artık uyku sorunuma, bir şekilde uyanmak zorundayım çünkü. Uyandığımda yanıma uğramadan geçip giden hayallerimi, çocukken elimde oyuncak tabancayla babamın gidişini seyrettiğim gibi izliyorum.
Nereye gidersem gideyim, mutlu olacağıma inancım kalmadı hiç. Bakın bu, iki kez ölmek demek... Bilmiyorum. Kendi içimde boğuluyor gibi hissediyorum bu aralar ve inan bazı şeyleri içime atmaktan derin bir nefes bile alamıyorum artık. Ölüm değil de yaşamak öldürüyor sanki beni… Kurtarılmayı beklemiyorum, annemin gözlerimin önünde bitişini seyrettiğimden beri. Bize ne oldu böyle diye sorarsam, az biraz saçlarınla oynayıp derin bir nefes alacaksın, biliyorum. Başını yere eğip gözlerini kıstığında verdiğin derin nefesinde görüyorum ben tükenmişliğini. Kırılan kalplerin hesabını… Ya da neyse ya…

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.