Alacakaranlık
₺99,00
1 adet stokta
Alacakaranlık
Aylak Köpek ve Üç Damla Kan’la beraber Sâdık Hidâyet’in öykülerini bir araya getiren kitaplardan biri olan Alacakaranlık’ta, modern İran edebiyatının kurucularından bu en gizemlisinin gözde temaları geniş bir tür ve anlatım çeşitliliği içinde okur karşısına çıkıyor: İnsanlığın mutlak maddi mutluluğa ulaştığı bir gelecekte insanların karanlık tarafı sinsi bir hastalık gibi kendini gösteriyor; bebeğiyle yalnız başına kalmış bir kadın zorba kocasını şehir şehir, kasaba kasaba arıyor; Avrupa’ya okumaya giden İranlı bir delikanlı aşkı beklenmedik bir yerde ve kılıkta buluyor; bir mezarlıkta ölüler ruh, madde, yaşam ve ölüm üstüne tartışıyor…
Farklı edebi türlere uğrayan Hidâyet, şiddet ve tutkunun hüküm sürdüğü bir manzarayı ve yalnızlığını yenmek için her yolu deneyen insanı resmediyor.
Basık meyhanelerin kırmızı lambaları, kaçak adamlar, acayip acayip suratlar, bu tip insanlara yaraşan küçük ve gizemli kahvehaneler peş peşe gözünün önünden geçiyordu. Limanda zift ve balık yağı kokularıyla karışık nemli ve serin bir rüzgâr esiyor, demir direklerin üstündeki renkli lambalar göz kırpıyordu. İrili ufaklı gemilerin, kayıkların, yelkenlilerin gürültüsü arasında bir sürü işçi, hırsız, ipini koparmış, sürmeyi insanın gözünden çalan yankesici, hasılı Âdem soyundan ve her ırktan insan görülüyordu. (…) Büyük bir gemi sahile demirlemişti ve uzaktan dizi dizi ışıkları yanıyordu. Küçük dünyalar gibi, yüzen bir şehir gibi denizin sularını yarıyor, uzak ülkelerden değişik yapılarda, acayip diller konuşan insanları limana getiriyor, bu insanlar şehir tarafından çekilip hazmediliyordu. (…) Hayat denen şey tamamen yapmacık, saçma ve belirsiz geldi ona.
(“Perde Arkasındaki Bebek” adlı öyküden)
İlgili ürünler
Stage-1 Animal Farm – İngilizce Hikaye
All Animals Are Equal
But Some Animals Are More Equal
Than Others
This story takes place on a farm in England. The animals of Manor Farm work too hard for the farmer Mr. Jones and they do not get much back in return for all of their work.
A wise pig named Old Major calls the animals together to give them a speech and to tell them about his dream. That is the start of the revolution. The animals decide that they will have better lives if they run the farm by themselves. They chase the humans away and write their own rules for their new farm: Animal Farm. They learn how to do everything by themselves. They even learn some human skills too like reading and writing.
But, will life on Animal Farm really be better than it was on Manor Farm? Will the animals really work less and have more? Will they really have more freedom? Or will things be worse than before?
Sultanmurat
Cengiz Aytmatov, İkinci Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği yıllarda Kırgızistan’ın bir köyünde, cephedeki askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yediden yetmişe herkesin tabiat ve savaş şartlarıyla çetin mücadelesini anlatıyor. Cesur, zeki ve okulun güzel kızı Mirzagül’e tutkun Sultanmurat 15 yaşında olmasına rağmen cephedeki askerlere yardım etmek için seçilen köyün beş gencinden biridir. Sultanmurat’ın gözünden savaşın yıkıcılığını ve insanları adeta birer canavara dönüştürmesini anlatan Cengiz Aytmatov, diğer bütün eserlerinde olduğu gibi, bu hikâyesinde de insana olan inancını vurgulamaktadır. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde sönmeden yanmaya devam eden o sevgi ateşi her türlü zorluğun üstesinden gelmek için insanın sahip olduğu en kıymetli hazinesidir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.