Aforizmalar (Ciltli)
₺340,00 Orijinal fiyat: ₺340,00.₺281,00Şu andaki fiyat: ₺281,00.
3 adet stokta
Aforizmalar (Ciltli)
Kafka, içinde yaşadığı dönemin, o dönemin olaylarının değil, gelmiş geçmiş tüm zamanlar›n toplumsal mekanizmalarının yarattığı yalnızlığı, anlamsızlığı betimlemiştir. Kuşkusuz, karanlık bir tablodur bu. Bu karanlık tabloyu aydınlatan ise Kafka Güneşi’dir. Gecenin en yoğun ânında doğan, karanlığın tüm gizlerini açığa vuran ışığıyla, bizlere, insanlara yalansız bir dünya göstermeye çalışan, bunu handiyse özür dilercesine mırıldanarak gerçekleştiren, son aşamada da pişman olup tüm yazdıklarının yakılmasını (bunu hiçbir zaman yerine getirmeyecek bir dostundan istemiş olsa da) isteyen, hiçlikten sahici bir dünya yaratan bir insan.
İlgili ürünler
Amerika
Hizmetçinin birini ayartıp, hamile bıraktığı için, yaşam koşulları elverişsiz ailesinin Amerika’ya gönderdiği on altısındaki Karl Roosmann, hızını düşürmüş bir gemiyle New York limanına yanaştığı anda, kaç vakittir seyrettiği Özgürlük Tanrıçası’nı yoğunlaşmış gün ışığında gördü.
Anıtın kılıçlı eli daha da tepelere uzanıyor, bedenini salıveren esintiler oluşturuyordu...
...
Kayıp, diğer adıyla Amerika, Kafka´nın yazdığı ilk romandır. Ailesi tarafından apar topar Amerika´ya gönderilen Karl Rossman´ın hikâyesini konu almaktadır.
Karl, on altı yaşında bir gençtir ve işlediği bir suçtan dolayı ailesi onu bu cezaya mahkum etmiştir. Sürgün edildiği Amerika’ya giderken, bulunduğu geminin ateşçisiyle tanışmış ve macera başlamıştır.
Artık önünde bazen zengin bazen fakir olacağı, farklı şehirlerde, farklı sosyal statülerde ve farklı yaşam şartlarında bir hayat onu beklemektedir.
Ateş Yakmak – Modern Klasikler 129
Jack London, Kuzey topraklarını konu alan eserlerinde okurlarını buzla sarmalanmış bir diyarda adım adım gezdirir. Biri 1902’de, öbürü 1908’de yayımlanan ve “Ateş Yakmak” başlığını paylaşsalar da birbirlerinden olay örgüsü yönünden ayrılan iki hikâyeyle, “Yaşama Azmi” adlı üçüncü bir hikâyenin bir araya getirildiği bu derlemede de Jack London insanın buz kaplı doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesini anlatır. Gençliğinde Klondike bölgesine altın aramaya giden ve soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklarda bizzat yaşamış olan London, Alaska’dan Yukon’a, Kolondike’ten Kanada tundralarına kadar yörenin coğrafyasına ve sakinlerine oldukça hâkimdir. Jack London’ın karakterleri Kuzey’in dört bir yanda uzanan bembeyaz topraklarında vahşi doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. Doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde, hayata tutunmaya çalışırlar. Ve ateş yakmak, bu varoluş mücadelesinin ilk adımıdır.
Dubrovski
Puşkin’in ölümsüz eseri Dubrovski , dünyanın pek çok dilinde karşılığı olan bir isyan hikâyesi... Topraklarına açgözlü bir derebeyi tarafından sözde hukuk marifetiyle el konulan genç bir soylunun adalet arayışını anlatıyor. Yozlaşmış bürokrasi tarafından eli kolu bağlanan Dubrovski, tek çareyi derebeyinin zulmünden kaçan bir grup köylüyle birlikte sistem dışına çıkmakta bulur. Zenginden çalıp fakirlere dağıtarak, tıpkı Robin Hood ya da İnce Memed gibi efsanevi bir halk kahramanına dönüşür.
“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” demişler... Güçlü düşmanının kızına ümitsizce sevdalanan Dubrovski, aşkı ve adaleti bulabilecek mi? Puşkin’in hiciv ile romantizmi sımsıcak harmanladığı bu eseri, Hasan Âli Ediz’in su gibi akan çevirisinden “bir solukta” okuyacaksınız.
Dürtü
Seni kim bekliyor? Kıyım ve ölüm, belki, ama başka kimsenin beklediği yok! Uyan, Ferdinand, özgür olduğunu gör, tamamen özgürsün, kimsenin senin üzerinde bir yaptırımı yok ve kimse sana emir veremez; dinle, özgürsün, özgür, özgür! Bunu sana binlerce kez söyleyebilirim, on bin kere, her saat, her dakika, sen bunu hissedinceye kadar! Sen özgürsün. Özgür! Özgür!
Vatan denilen toprak parçasının yeni ölü bedenler isteğiyle yaptığı çağrıyı duyunca içinde engel olamadığı bir gitme dürtüsüyle ayağa kalktı Ferdinand. Oysa gitmek, ölmek, öldürmek istemiyordu ama onun iradesini ele geçiren başka bir güç vardı. Bir yanda özgürlüğü öte yanda bir nesneden öte görülmediği, ondan itaat bekleyen anavatanın çağrısı.
Zweig, Ferdinand’ın yaşadığı bu ikilem üzerinden milliyetçilik ve faşizmi sorguluyor. Zevkle ve düşünerek okuyacaksınız.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.