Saftirik 5 Ama Bu Haksızlık
Greg Heffley bir an önce büyümek için sabırsızlanıyor. İyi de büyümek iyi bir şey mi gerçekten?
Greg birdenbire kendini kızlı-erkekli partilerin sorunlarıyla artan sorunluluklarla hatta büyümenin getiridği sevimsiz değişikliklerle baş ederken buluyor. Üstelik bütün bunlar olurken en yakın arkadaşı Rowly de yanında değil! Ama bu haksızlık!
Greg her şeyin üstesinden tek başına gelebilecek mi?
Saftirik 6 Panik Yok
Greg’in başı dertte. Okul malına zarar verildi ve bir numaralı şüpheli de bizim Greg. Ama işin tuhaf yanı, Greg masum. En azından, masum sayılır. Herkes onun üzerine giderken, birden şiddetli bir kar fırtınası patlak veriyor. Heffley ailesi de evde mahsur kalıyor. Greg, karların erimesi halinde başına gelecekleri biliyor ama hangi ceza tatil boyunca ailenle eve hapsolmaktan daha kötü olabilir ki? Okuyucular, Saftirik Greg’in Günlüğü’ne bayılıyor! USA Today, Publishers Weekly, Wall Street Journal ve #1New York Times çok satanlar listelerinin vazgeçilmezi olan seri ile ilgili övgüler:
"Saftirik serisinin yaratıcısı Jeff Kinney, kitapların sihirbazı."
- Parade dergisi
"Saftirik Greg’in Günlüğü serisi, günümüzde yayıncılığın büyük balığı."
- The Hollywood Reporter
"Saftirik çılgınlığı dünyayı sarsıyor."
- Time dergisi
"Bugüne kadar yayınlanmış en başarılı çocuk dizilerinden biri."
- The Washington Post
Saftirik 8 Batsın Bu Dünya
Greg Heffley çok ama çok dertli!
En iyi arkadaşı Rowley Jefferson, Abigail ile çıkmaya başlayınca onu tamamen unuttu! Orta okulda yeni arkadaşlar edinmek hiçte kolay değil.
Greg kaderini değiştirmek, yeni kararlar vermek ve kendine yeni bir yol çizmek zorunda. Peki herşey yolunda gidecek mi? Yoksa Greg'in hayatı "Batsın Bu Dünya!" dedirten bir hikayeye mi dönüşecek?
Saftirik 9 Bende Bu Şans Varken
Saftirik Greg’in Günlüğü 17 – Pis Kokulu Şarkılar
Greg Heffley, şöhrete ve zafere giden yolun bazı zorlu sınavlardan geçtiğini keşfediyor.
Kardeşi Rodrick bir müzik grubu kuruyor ve bu grubun ismi hiç de normal grupların ismine benzemiyor: Çünkü adını Böklü Beğz koyuyor, şarkıları da buram buram pis kokuyor. Bu Böklü Beğz’in adı dışında birçok sorun daha ortaya çıkıyor. Geç saatlere kadar provalar, ücretsiz konserler, grup üyeleri arasındaki kavgalar ve para sıkıntıları tüm grubu oldukça zorluyor.
Greg, Böklü Beğz’in bir efsaneye dönüşmesine yardım edebilecek mi? Yoksa Böklü Beğz’in ismi unutulup gidecek ve yıldızı parlamadan hızla sönecek mi?
Saftirik Greg’in Günlüğü 18 – Beyin Bedava!
Uluslararası çoksatan yazar Jeff Kinney’in Saftirik Serisi Beyin Bedava ile devam ediyor… Ortaokula giden Greg okulda yine yeni maceralara atılıyor.
Öğrencilik hayatı Greg için eğlenceli geçmemektedir.
Bu yüzden okul kapatılma tehdidiyle karşı karşıya kaldığında Greg’in buna çok da üzüldüğü söylenemez.
Ta ki hem istemediği okula gönderilecek olmasının hem de en iyi arkadaşı Rowley’le ayrılacağının farkına varana kadar…
Saftirik Greg’in Günlüğü 19 Olanlar Oldu!
Dünyaca ünlü Saftirik serisi yepyeni bir macerayla devam ediyor... Hem de bol kahkaha ve eğlence garantili!
Greg Heffley bu kez ailesiyle minik bir tatile çıkıyor. Tabii evin kalabalığı, kavurucu sıcaklar ve yıllardır saklanan aile sırları derken olanlar oluyor!
Sosyal medya fenomeni olmanın yollarını arayan Greg çılgın bir fikir bulmaya kararlıdır. Ne yapıp edip Cakey Teyze’nin milyonlarca takipçisi olan köpeği Dazzle’ı geçmelidir.
Aile büyükleri de rahat durmaz ve büyükannenin, tarifini sır gibi sakladığı leziz köftelerin peşine düşerler. Acaba tatil bitmeden bu sırrı çözmeyi başarabilecekler mi, yoksa Greg her zamanki gibi işleri daha da mı karıştıracak?
Saftirik Kendin Yap Kitabı
Bir kere şunu söyliyim: Bu bir Günlük, hatıra defteri diil. İçinde bütün orjinal ve yeni görsel malzemelerin bulunduğu Kendin Yap Kitabı sana kendi hikayelerine ve karikatürlerine yer vermen için boş sayfalar ve konuşma balonları sunuyor. Bu kitapta en sevdiklerini ve sevmediklerini listeleyebilir, kendi günlüğünü tutabilirsin. Ama ne yaparsan yap, bitirdiğinde, kitabı güvenli bir yerde sakla. Çünkü zengin ve mutlu olduğunuda, bu kitap bir servet edecek.
Salgın
sALGln Çin’in Wuhan şehrindeki bir laboratuvarda başlamıştı.
Bu labaratuar hangi şirkete ait: Glaxo.
Bu labaratuarın yapımını üstlenen Alman Winterthur firmasının finansmanını kim karşılamış: Glaxo.
Bu şirketi kim satın aldı: Alman Allianz. Aşıyı bulan Pfizer’in sahibi kim Glaxo.
Kadife, Gül Devrimleri, Arap Baharı’nın arkasındaki spekülatör George Soros ve Open Foundatıon Society’nin finans yönetimi kimde: Glaxo.
Allianz ve Glaxo’nun en büyük hissedarı hangi fon şirketi: Vanguard.
Vanguard aynı zamanda dünya sermayesinin yaklaşık üçte birini elinde bulunduran Black Rock fon şirketinin hissedarı.
sALGln’ın baş aktörü Bill Gates’in Microsoft şirketinin en büyük hissedarı Vanguard.
Vanguard Pfizer’da da önemli hisseye sahip.
Medya, silah, petrol, değerli madenler ve diğer her alanda yaklaşık 22 trilyon dolarlık sermayeyi yöneten Vanguard, Black Rock ve State Street fon şirketlerinin arkasında kimler var?
Küresel tek dünya devletini kurgulayanlar bu sALGln’ın Planlayıcılarıdır.
Sana Kalbimi Açtım
The New York Times ’ın çoksatan ödüllü yazarı, tarihi kurgu kitaplarının kraliçesi Julia Quinn’den tutkunun, iyiliğin ve heyecanın doruklarında bir aşk romanı...
Bu hafta herkes Leydi Neeley’nin salı akşamı vereceği ziyafeti iple çekiyor. Konuklar sayıca pek fazla değil, seçkin de sayılmazlar ama geçen senenin ziyafeti, özellikle de ziyafetin menüsü dillerden düşmüyor ve bu yüzden göbek çevresi büyükçe olanlar başta olmak üzere tüm Londralılar bu seneki davete katılmaya can atıyor.
Bu satırların yazarına bir davetiye bahşedilmedi; bu sebepten kendisi bir testi şarap, bir somun ekmek ve gazetedeki köşesiyle evde kös kös oturmak durumunda. Neyse ki, sevgili okurlar, ona acımanıza gerek yok. Zira yemekli vodvilin konuklarının aksine o, Leydi Neeley’nin muhabbetine katlanmak zorunda kalmayacak!
LEYDİ WHISTLEDOWN’IN CEMİYET NOTLARI, 27 Mayıs 1816
Haftanın en gözde daveti, Leydi Neeley’nin yakut bileziğinin çalınmasıyla son günlerin en meşhur davetine dönüşmüştü. Ancak davetlilerden iki kişi için bu olaylı gece bir polisiyeden çok daha fazla heyecan vadediyor: Zarafetiyle ve muhteşem çeyiziyle sezonun zengin bekârlarından Leydi Mathilda Howard ve servet avcılığıyla ün salmış, yakışıklı beş parasız asker Peter Thompson. Onlar tüm benlikleriyle aşka düşmek üzere. Üstelik haklarında çıkan tüm dedikodulara rağmen...
Sana Kalbimi Açtım , sizi kusursuz bir aşkın kollarında tutkulu bir dansa davet ediyor!
“Tam anlamıyla kusursuz bir hikâyeci.”
“Julia Quinn sizi tatlı düşlere sürükleyecek.”
-ROMANTIC TIMES
Senden Geriye Kalan
New York Times çoksatan yazarı Colleen Hoover'dan muhteşem bir roman daha...
Bu yürek parçalayıcı ama umut dolu hikâyede talihsiz genç bir anne kefaretini ödemek için yeni bir şans arıyor.
Trajik bir hata yüzünden beş yıl hapis yatan Kenna Rowan, dört yaşındaki kızıyla yeniden bir araya gelme umuduyla her şeyin yanlış gittiği o kasabaya geri döner. Ancak Kenna'nın yaktığı köprüleriyeniden inşa etmek imkânsızdır. Kenna kendini kanıtlamak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın, kızının hayatındaki herkes, onu dışlamaya kararlıdır.
Ona kapıları tamamen kapatmayan tek kişi, yerel bar sahibi ve Kenna'nın kızıyla geriye kalan bağlardan biri olan Ledger Ward'dur. Ancak Ledger'ın yavaş yavaş Kenna'nın hayatının önemli bir parçası hâline geldiğini öğrenen biri olursa ikisi de kendileri için önemli olan herkesin güvenini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. İkili, etraflarını saran tüm bu umutsuzluğa rağmen aralarındaki büyük etkileşimden kaçamazlar, ancak aşkları büyüdükçe risk de artar. Ne var ki her şeyden önce Kenna, umutla ve iyileşmeyle dolu bir gelecek inşa etmek için geçmişindeki hataları affetmenin bir yolunu bulmalıdır.
"Duygu dolu ve muhteşem olay örgüsüyle kalbe dokunan bir hikâye."
-New York Post
"Hoover, keder ve suçluluk duygusunun derinliklerine inerek büyük bir sevgiyle savaşan karakterler için çok yönlü bir kefaret hikâyesi yaratıyor. Hayranlarını hüzünlendirecek, onları hayal kırıklığına uğratmayacak yeni bir yolculuk daha."
-Publishers Weekly
Senden Gidemiyorum
Bir adam bir kadını kafiyesiz de sevebilir.
Gitmek mi zor, kalmak mı?
Aşka tutulan ve karşılık bulamayan her kalbin ikilemidir bu...
Dilara Gönenç, gidemeyenlerdendi; sevdiğinde sonsuza dek kalanlardan ve kalbini aşkıyla mühürleyenlerden.
Ömer Ertengiz ise, farkına bile varmadığı o küçük kızın kalbinde ebediyete kadar hüküm sürecek olan özlem yüklü hayal...
Dilara’nın kaderi, onun tarafından sevilmenin nasıl bir his olduğunu bilemeden, hep özleyerek yaşamaktı; ama artık bir karar vermesi gerekiyordu.
Bazı kalpler tek kişiliktir, kapısını ilk açanın tek sahibi olduğu. Zaman, dönüştürmeye çalışsa da değiştirmeyi beceremez bir türlü.
Yazmak istedim, sen dolandın kaleme…
Senin Hatan
Nasıl mı düştüm? Basit, O, hayatımı altüst etti.
Amazon prime’ın en çok konuşulan filmlerinden Culpa Mia nefes kesen ikinci kitabı Senin Hatan’la devam ediyor.
İkisi de birbirine karşı koymaya çalıştı.
İkisi de başarısız oldu.
Ve şimdi...
Aşkın yakıcı ateşiyle baş başalar…
Noah ve Nick’in yasaklı düşmanlıktan tutkulu bir aşka dönüşen hikâyeleri, yeni bir sınava hazırlanıyor. Aralarındaki imkânsızlıklar, tekinsiz kampüs partileri ve geçmişin açtığı kapanmaz yaralar, onları günbegün uçurumun kenarına sürüklüyor.
Ne kadar çabalasalar da geçmişin yaraları kapanmıyor. Noah, korkularını yenip birine bütünüyle güvenmeye hazır olabilecek mi? Nick, geçmişini geride bırakıp kalbini açık tutabilecek mi? Yoksa birbirlerinin dünyalarını yakıp yıkmaktan başka çareleri kalmayacak mı?
İspanya’yı ve BookTook dünyasını kasıp kavuran Mercedes Ron imzalı Senin Hatan, tutku dolu ve sürükleyici aşk romanları sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap.
Siyah Beyaz
Siyah Kuğu
“Halüsinasyonun bir gerçeği yoktur. Fakat zihinde var olanın bir gerçeği vardır. Ben bilinçaltının zihninde yıllarca tutsak ettiği bir gerçeğiyim.”
“Zihninde zuhur etmemle delirdiğini, aklının gittiğini düşünme. Bundan sonra dünyayı öngöremediğin bir şekilde algılayacaksın. Evrene fiziğin kendi iktidarı için sana öğrettiği dille değil, içinde ruh ve bedeninin bir olduğu karmaşıklıktan bakacaksın...
Hadi durma!... Evreni kozmos-kaos ikilisiyle anlamaya çalışırken doğaya karşı işlediğin günahlarından arınmak için Suzanaca’nın seni beklediği, renklerin sayılardan özgürleştiği, cennet ve cehennemin birbirine karıştığı, karar vereninin olmadığı zamansızlık içindeki karmaşıklığa, kutsal hiçliğine koş...”
Prof. Dr. Gediz Akdeniz son romanında yaşanmış olanın yaşama dair diğer olasılıkları da içerdiğini delilik ve hiçliğin kaos sırtında yürümeye çalışan dört arkadaşın İtalya’da başlayan karmaşık var olma serüvenleri üzerinden anlatıyor.
Siyah Kuğu 1
"Gökyüzü aydınlık diye mi üzülüyorsunuz? Teninizi yakan güneşe gülümseyin.Çünkü karanlığın içindekileri bir kez gördüğünüzde, bir daha asla eskisi gibi olamazsınız."
Ve kan sızıyor, bir kuğunun dinmeyen uğultusundan. Mumu üfleyip siyahıma karanlığını süren tanıdık dudakları gözlüyorum şimdi; boğazından dökülen her bir söz ayrı bir melodi.
BİR İLAHİ.
YA DA AĞIT.
AYIRT EDEMİYORUM ARTIK.
Gökyüzü aydınlık diye mi üzülüyorsunuz? Teninizi yakan güneşe gülümseyin. Çünkü karanlığın içindekileri bir kez gördüğünüzde, bir daha asla eskisi gibi olamazsınız.
Siyah Kuğu 2 – Ruh Kadehi Ciltli
Siyah Kuğu 2 Ruh Kadehi
Ölümü kendi ellerinden olan gecenin koğuşlarına hapsolmuş katillerin son sözleri henüz söylenmedi.
Mezar taşlarının başında karanlığa bir mum yakan insanlar, bir şarkı mırıldanıyor; sözleri dile gelmedi.
"Kırılmış kanatlar, incinmiş kalpler, kaybolmuş ruhlar.Söylesene Siyah Kuğu, sen buradasın diye mi yağmur yağıyor, yoksa bulutlar da mı bize ağlıyor?"
Siyam 3 – Küllerinden
Siyam III – Küllerinden
Külden doğan, ateşe aittir.
Sırların ihtişamlı kafesi, içine aldığı masumu tehlikelerden
korur sananlar; en büyük zararı bilinmezliğin verdiğinin farkına vardığında artık gerçekleri konuşmak için çok geçtir.
Ne zaman aydınlatmayı bıraktı ay geceyi de; bu karanlığının
kucaklamasına izin verdin zayıf ve yorgun bedenini?
Dönme dolap durduğunda.
Göğüs kafesinin, güvende tutabilecekmişçesine içine sakladığı o zavallı kalbini nerede bir yabancının acımasız ellerine teslim ettin?
Hüzzam makamında.
Ve o kulağında çınlayan aynı eski ninni uykuya yatırmadığında seni artık geceleri, dört duvar arasında tek başına; bir adam boyu toprak yutmuş gerçekler kanlı canlı ne zaman karşına dikildi?
Masallara inanmayı bıraktığında.
Siyam 3 – Küllerinden Sert Kapak
Külden doğan, ateşe aittir.
Sırların ihtişamlı kafesi, içine aldığı masumu tehlikelerden
korur sananlar; en büyük zararı bilinmezliğin verdiğinin farkına vardığında artık gerçekleri konuşmak için çok geçtir.
Ne zaman aydınlatmayı bıraktı ay geceyi de; bu karanlığının
kucaklamasına izin verdin zayıf ve yorgun bedenini?
Dönme dolap durduğunda.
Göğüs kafesinin, güvende tutabilecekmişçesine içine sakladığı o zavallı kalbini nerede bir yabancının acımasız ellerine teslim ettin?
Hüzzam makamında.
Ve o kulağında çınlayan aynı eski ninni uykuya yatırmadığında seni artık geceleri, dört duvar arasında tek başına; bir adam boyu toprak yutmuş gerçekler kanlı canlı ne zaman karşına dikildi?
Masallara inanmayı bıraktığında.
Siyam 4 Mare
Hayata dair bildiğin ne varsa yalan...
Kaç yaşında olursan ol yeniden başladığın günler gelecek.
Kapıyı tıklatıp hazır olup olmadığını sormayacaklar ya da bir çanta hazırlayıp çıkacak vaktin olmayacak bulunduğun yerden; seni aniden yakalayan bir savaşın ortasında silahsız ve savunmasız kalacaksın.
Kaç tanesinden sağ kurtulabilirsen, o kadar sağlam basacaksın ayaklarını yere Seni omuzlarından tutup sarsacaklar koca koca adamlar ağla, bağır, tepki ver diye.
Şiddeti gittikçe katlanacak her seferinde.
Katlanamadığın noktaya geldiğinde gözlerini kırparken bir kez daha düşün çünkü karanlığın ardından göz kapaklarını kaldırdığında başka bir savaş alanında olacaksın.
Sen kadınsın.
Vazgeçtiğin, yenildiğin, yorulduğun zaman savaşın başlar.
Terini silip gölgesinde dinlendiğin meşe ağacından uzaklaş, dönemezsin; odunu yaşken yakmak zordur ve en zehirli duman hayatta kalanlardan çıkar.
Savaşırlar çünkü kalmak için. Hayatta.
Siyam Iv Mare Ciltli
Hayata dair bildiğin ne varsa yalan...
Kaç yaşında olursan ol yeniden başladığın günler gelecek.
Kapıyı tıklatıp hazır olup olmadığını sormayacaklar ya da bir çanta hazırlayıp çıkacak vaktin olmayacak bulunduğun yerden; seni aniden yakalayan bir savaşın ortasında silahsız ve savunmasız kalacaksın.
Kaç tanesinden sağ kurtulabilirsen, o kadar sağlam basacaksın ayaklarını yere Seni omuzlarından tutup sarsacaklar koca koca adamlar ağla, bağır, tepki ver diye.
Şiddeti gittikçe katlanacak her seferinde.
Katlanamadığın noktaya geldiğinde gözlerini kırparken bir kez daha düşün çünkü karanlığın ardından göz kapaklarını kaldırdığında başka bir savaş alanında olacaksın.
Sen kadınsın.
Vazgeçtiğin, yenildiğin, yorulduğun zaman savaşın başlar.
Terini silip gölgesinde dinlendiğin meşe ağacından uzaklaş, dönemezsin; odunu yaşken yakmak zordur ve en zehirli duman hayatta kalanlardan çıkar.
Savaşırlar çünkü kalmak için. Hayatta.
Siyam Kış Güneşi
Siyam Kış Güneşi Ciltli
“Sence Sezen Aksu kime diyor aykırı çiçek diye?”
“Kalana besbelli.”
“O zaman gitmek icap eder.”
“Herkes gitmiş diye gidilir mi?”
“Herkese inat kalınır mı?”
Dünyanın en boğucu sabahları, uyanmak istemediğin bir güne gözlerini açmanla başlar. Eninde sonunda çıkarsın o yataktan, kalkarsın ayağa...
Ve yeniden uyuyabilmek için akşamın gelmesini beklersin.
Tıp fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Karaca, öğrenim gördüğü hastaneye gelen çağrı ile yıllar önce evi terk etmiş abisinin boks müsabakasına gittiğinde pek de rayında olmayan hayatının tamamen rayından çıkacağından bihaberdi. Seçimler yapıldı. Kararlar verildi. Gece sona erdi. Boğucu sabahlar başladı... Ardından ona bir seçim şansı verildi: Ya ölenin gittiğini kabullenecek ve yasını sessizce, hayatına kaldığı yerden devam ederek tutacaktı ya da düşmanla işbirliği yapacak ve gerçekleri tırnaklarıyla kazıyacaktı geçmişin tozlu duvarlarından.
Bir şüphenin peşinden...
Kurşun kurda atıldı ama karacayı deldi.
Siyam-Iı Kanbeyaz
Sözleri silah etmiş kadın, elindeki silahın tetiğine baskı uygulayan parmağını titretmez; gözü karadır.
Sözleri silah etmiş bir adam ise eli tetiğe değdiği ân tereddüt edeceğini bildiğinden gözü kapalı ateş eder; zorunda bırakılmıştır.
Tüm hayatını geride bırakıp gerçeğin peşine düşen ve tehlikenin koynuna atılan Karaca, varlıklarını hissettiği ama ismini koyamadığı sırların üzerine kapıları kapatıp korkularının onu dört duvar arasına hapsettiği yeni hayatında; geleceğinin, geçmişini eşelediğinden habersiz şimdi.
Usulca estiği için üşütmediğini düşündüğü o kış rüzgârı, öfkenin alevlerini harlıyor. Yalanlar söyleniyor, sırlar tutuluyor, gerçekler saklanıyor.
Gece çöküyor.
Karanlığın, sevdiği kadının elini kolunu bağladığını gören Kunt Vidar Karyeli, ipleri eline alıyor.
Siyam-Iı Kanbeyaz (Sert Kapak)
Sözleri silah etmiş kadın, elindeki silahın tetiğine baskı uygulayan parmağını titretmez; gözü karadır.
Sözleri silah etmiş bir adam ise eli tetiğe değdiği ân tereddüt edeceğini bildiğinden gözü kapalı ateş eder; zorunda bırakılmıştır.
Tüm hayatını geride bırakıp gerçeğin peşine düşen ve tehlikenin koynuna atılan Karaca, varlıklarını hissettiği ama ismini koyamadığı sırların üzerine kapıları kapatıp korkularının onu dört duvar arasına hapsettiği yeni hayatında; geleceğinin, geçmişini eşelediğinden habersiz şimdi.
Usulca estiği için üşütmediğini düşündüğü o kış rüzgârı, öfkenin alevlerini harlıyor. Yalanlar söyleniyor, sırlar tutuluyor, gerçekler saklanıyor.
Gece çöküyor.
Karanlığın, sevdiği kadının elini kolunu bağladığını gören Kunt Vidar Karyeli, ipleri eline alıyor.
Son Kurşun Kalem
Kalemcik, Mert'in çantasından bir parkın bankına düşmüş ve bankın tahtaları arasına sıkışıp kalmıştı. Kalemcik oradayken 50 yıl geçmiş, Dünya'yı kavuran kuraklıklardan sonra bütün ağaçlar yok olmuştu. Sonra bir gün Ekin ve dedesi Kalemcik'i buldular. Böylece ta Kaf Dağı'na kadar giden bir serüven başladı. Şimdi
Kalemcik, hem Dünya'da kalan son kurşunkalemdi hem de Dünya'ya ağaçları ve yeşil doğayı geri getirecek "sihirli" tohumların tek bekçisi! Çevre duyarlılığıyla hayal gücünü birleştiren, inanılmaz bir öykü...
"Artık kalemlerimiz olmasaydı dünya nasıl olurdu?
Banu Bozdemir, bu sorunun yanıtını bizlere masalsı bir dille 'Son Kurşunkalem'in dilinden anlatıyor. Bir kurşunkalem, elli yıl kaybolduktan sonra ortaya çıkıp tüm dünyanın yeşermesini sağlıyor. Bunu yaparken küçük arkadaşı Ekin, ona yardım ediyor. Bizce de onların bu yolculuğunu
izlemek ve yeşilimize, dünyamıza sahip çıkmak kalıyor"
Seda Keçe-Türkçe Öğretmeni
Söz Söyleme Ve İş Başarma Sanatı
“Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı”, hayatınızdaki önemli kişileri, iş dünyasında karşılaştığınız kişileri ve işverenlerinizi etkilemenizi sağlayacak pek çok pratik ve yararlı öneriye yer vermektedir.
Bu kitapta size söylenenleri uygulayarak; kendinize hakim olmaya ve daha fazla güven duymaya başlayabilirsiniz.
Belleğinizi geliştirebilirsiniz. Söylediklerinizi daha net bir şekilde ifade edebilirsiniz. Konuşmanıza nasıl başlayacağınızı ve sözlerinizi nasıl bitireceğinizi kestirebilirsiniz.
Dinleyicilerin ilgisini çekebilirsiniz. Düşman kazanmadan tartışmalar yapabilirsiniz.
Yıllardır milyonlarca insan tarafından kullanılan ve geçerliliğini kanıtlamış olan bilgiler içeren “Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı” nın sizin de çok işinize yaradığını göreceksiniz.
Subliminal Mesajlarla – Bilinçaltının Gücü
Bilinçaltınızın gizli gücüyle iletişime geçmeyi ve bu gücü size hizmet etmek üzere serbest bırakmayı öğrenerek yaşamınıza daha fazla güç, daha fazla zenginlik, daha fazla sağlık, daha fazla mutluluk ve neşe getirebilirsiniz. Bu güç için dışarıdan bir desteğe ihtiyacınız yok, siz zaten ona sahipsiniz. Yalnızca onu nasıl kullanacağınızı öğrenmeniz ve hayatınızın her alanında uygulayabilmek için iyice anlamanız gerekiyor. Bu kitapta yer alan basit teknikleri uyguladıkça ve öne sürülen aşamalardan geçtikçe, ihtiyacınız olan tüm bilgiye ve anlayışa ulaşacaksınız. Hayatınıza yeni bir ışık doğacak ve umduğunuz, hayalini kurduğunuz ne varsa bunları gerçekleştirecek gücü harekete geçireceksiniz. Öncekinden çok daha büyük, çok daha görkemli, çok daha varlıklı ve bilge bir yaşamı gerçekten seçiyor musunuz?Potansiyel gücünüzü bir kez ortaya çıkardınız mı yolunuzda bolluk ve bereketle, güvenle, neşeyle, hâkimiyetle ilerlemekiçin gerekli bilgeliği elde etmiş olursunuz.Sınırsız bir b gelik, sınırsız bir güç ve tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak sonsuz bir kaynak bilinçaltınızın derinlerinde yatıyor. Tek yapmanız gereken onu keşfetmek ve harekete geçirmek. Subliminal Mesajlarla Bilinçaltının Gücü kitabıylazihninizin derinliklerindeki bu potansiyeli bir kez fark ettiniz mi, onsuz yaşayamayacaksınız.
Taht Oyunları
Buz ve Ateşin Şarkısı 1
Yazların on yıllar, kışların bir insan ömrü sürebildiği diyarda, dehşetli ve soğuk zamanlar yaklaşmaktadır. Kışyarı’nın kuzeyindeki buzul topraklarda, Yedi Krallık’ı koruyan Sur’un ötesinde tehditkâr doğaüstü güçler toplanmaktadır. Savaşın tam ortasında, doğdukları topraklar kadar sert, boyun eğmez Starklar vardır. Acımasız soğuğun hüküm sürdüğü kuzeyden, uzak güneydeki sıcak zevk yurduna uzanan, leydiler, lordlar, savaşçılar, büyücüler ve katillerle dolu öykü, korkunç kehanetlerin işaret ettiği bir devirde başlamaktadır. Komplo, trajedi, ihanet, zafer ve dehşet dolu olayların ortasında Starklar’ın, dostlarının ve düşmanlarının kaderi bıçak sırtındadır. Hedef, en ölümcül savaş olan taht oyununda muzaffer olmaktır.
George R. R. Martin türünün sınırlarını zorladığı Taht Oyunları ile bir şaheser ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanındaki fantastik edebiyat okurlarını kesinlikle memnun edecek epik serinin ilk cildi gizem, entrika, aşk ve macera dolu sayfalarıyla büyülüyor. Kendisinden her zaman en iyi işleri beklediğim George R. R. Martin beni asla şaşırtmıyor.
- Robert Jordan
Muhteşem bir öykü, muhteşem bir tarihi fantastik yapıt! Göz kamaştırıcı.
- Anne McCaffrey
Muhtemelen gelmiş geçmiş en iyi epik fantastik eser.
- Marion Zimmer Bradle
Döneminin başat fantastik kitabı Okumamak mümkün değil.
- The Denver Post
George R. R. Martin en iyi bilim kurgu yazarlarımızdan. Taht Oyunları da onun en iyi kitaplarından biri.
- Raymond E. Feist
Hem romantik hem gerçekçi.
- Chicago Sun-Times
Tespih Ağacının Gölgesinde
Bu ülkede beni korkutan tek şey şu: Devlet bir gün öyle bir canavarlaşacak ki, en küçük bireyler ayaklar altında ezilecek ve artık yaşamanın hiçbir değeri kalmayacak. Şu yorgun dünyamızda Amerika’nın hâlâ tek ve benzersiz yanı, burada bir insanın beyninin götürebildiği yere kadar, istiyorsa da cehennemin dibine gidebilmesi; ancak bu da fazla sürmeyecek.”
Harper Lee, 1960’lara damgasını vuran Pulitzer ödüllü başyapıtı Bülbülü Öldürmek ile okurlarına Amerika’nın güneyinde yaşanan ırkçılıktan bir kesit sundu. Neredeyse yarım asır sonra karşımıza çıkan Tespih Ağacının Gölgesinde ile de işin aslını; adaletle adalet, doğruyla doğru arasında fark olduğu gerçeğini tokat gibi yüzümüze çarptı.
Bülbülü Öldürmek’te hikâyeyi gözünden izlediğimiz çocuk kahraman Scout, yani Jean Louise Finch, artık genç bir kadın. Yıllar sonra ihtiyar babası Atticus’u ziyaret etmek için New York’tan evine dönen Jean Louise, hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşıyor: Çocukluğundan beri inandığı ve güvendiği ne varsa, Atticus’un ihanetiyle yerle bir oluyor.
Harper Lee, mizah ve tutku dolu karakteri Scout’ın refakatinde, hiç kaybolmayan, aksine, güçlendikçe güçlenen ırkçılığın, insanın riyakâr doğasının ve gerçeğin hayal kırıklığı yüklü yapısının bir portresini çıkarıyor.