Tutulma – Epsilon Yayınevi
Epsilon Yayınevi okurlarının heves ve ısrarla neredeyse her gün arayarak "Ne zaman çıkacak?" diye sorduğu Tutulma çıktı! Tüm dünyada satış rekorları kıran Alacakaranlık Serisi’nin yüksek hasılatlı filmi vizyona girmeden beklenen üçüncü kitap Tutulma, hem de filmin afişiyle birlikte kitabevlerinde... Binlerce Alacakaranlık hayranını beklediğine değecek kadar sevindirecek olan kitabın satışa sunulduğu ilk gün kapışılması mümkün! Çünkü Edward’la Bella için aşkın anlamı Tutulma’da daha derin...
Umudun Beşinci Mevsimi
İnsan en karanlık anlarında bile çıkış yolunu düşünür; çünkü umut etmek, insan ruhunun en güzel teslimiyetidir. Yeniden başlamak gerektiğini biliriz, ne kadar zor olursa olsun. Tam da o anlarda geçmişin anılarıyla geleceğin hayallerini harmanlar, hayata yeniden tutunuruz. Bazen küçücük bir cesaret kıvılcımı, karanlıkları aydınlatmaya yeter. En zor anlarda bile bir çıkış yolu vardır; yeter ki bakmasını bilelim.
Kendini karanlığa bırakma, kendinden vazgeçme; çünkü sen kendini bırakırsan, kimse uğramaz yüreğine. Gülümse yarınlarına, çünkü bu beşinci mevsimi en çok sen hak ettin.
Her insan, yüreğinde kendi mevsimlerini taşır. Yaşanmışlıkların ve zorlukların ardından, beşinci mevsimi yüreğine sığdırmayı öğrenir. Hayat, kimine yaz, kimine kış, kimine bahar getirir. Ancak sabredenlerin yolları her zaman çiçeklerle bezenir. Umut, dua ve sabırla yoğrulan kalplerin ödülü, hep bahara çıkan güzel bir yoldur.
Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak
Dale Carnegie'nin dünyanın her yerinde milyonlarca insan tarafından okunan kitabı Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak üzüntü alışkanlığının üstesinden gelmenize yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Carnegie'nin formülleri 2000'lerin hızla değişen dünyasında da gerçekten çok işe yarayacaktır. Bu formülleri uygulayarak;
Vernem Nihaden Açık Yaralar Ve Dikiş İzleri 2
İnsanın en büyük savaşı kendi iç dünyasıyladır ve hayat, göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman aralığında, gerçekle hayal arasında biriktirdiğin anılardan ibarettir. Anıların seni geçmişe bağlar da bazen bunlar ruhunu sıkar, bedenin dar gelir. Ölümün soğuk kollarına atlayacakken bir seçimle tekrar her şey değişir.
İşte Liva, tam da bu ince çizgide gidip gelirken derin okyanuslarında yok olduğu Pars'la karşılaşır ve kendisini çok bilinmeyenli bir denklemin ortasında buluverir.
Çıkış yolunu buldum derken sır perdelerinin arkasında kaybolur.
Acaba Liva, bu beklenmedik olaylar karşısında gardını alıp çarpışacak mıdır yoksa mücadele gücünü tamamen kaybedip herşeyden vaz mı geçecektir?
Ya yaraları, can kırıkları... Onları tek bir yara bandı kapatabilecek midir?
Bir dikiş, iki dikiş, vazgeçiş.
En büyük yaran ilk vazgeçişindir.
En çok ilk vazgeçişlerin izi kalır.
Çünkü izi kalan yara, hiç iyileşmemiştir aslında.
Yeni Yıl Yeni Hayat
Kitapları tüm dünyada onlarca dile çevrilen ve satış rekorları kıran New York Times çoksatan yazarı Debbie Macomber’dan yürekleri ısıtacak bir kış romanı.
Cesur adımlar atarak kendini aramaktan vazgeçmeyenlere...
Debbie Macomber'in, aşkın, değişmesi en zor hayatları bile nasıl değiştirip güzelleştirdiğini ve güçlü aile bağlarının dönüştürücü etkisini anlattığı yeni romanı okurlarıyla buluşuyor. Başarılı bir iş insanı olan Everly çalıştığı şirkette stresli günler geçirmektedir. Ortağı Jack onu bu stresten kurtarmak ister ve yılbaşı öncesinde bir aylığına izin alıp Everly'i tatile gitmesi için ikna eder. Jack, asistanı Annette’e Everly için sıcak ülkelerden birinde lüks bir gemi yolculuğu ayarlamasını söyler. Ancak Annette’in gizli bir intikam planı vardır. Everly için ayarladığı tur, lüks bir gemi turu değil, Amazon ormanlarında bir eğitim gezisidir ve yetişkinlerin yaz kampından farksızdır: İnternet yok, telefon yok, kamaralarda kilit yok. Everly bir kâbus gibi başlayan on beş günlük bu yolculuğun hayatını tamamıyla değiştireceğinden habersizdir.
Yeni Yıl Yeni Hayat, Amazon ormanlarının muhteşem doğasından Indiana’daki sıcacık bir aile ortamına uzanan aşk, umut ve macera dolu bir yeniden doğuş hikâyesi...
Yere Yakın Yıldızlara Uzak
“Her kalp atışının bir hikâyesi vardı.”
Bestegül her sabah yaptığı gibi, o sabah da okula gitmek için evden ayrıldığında, kaderinin on üç diğer insanla birleşeceğini henüz bilmiyordu. O sabah metroya bindi ve son durağa kadar seyahat etti fakat son duraktan çıkamadı. Onunla beraber diğer on üç kişide metro istasyonunda mahsur kaldı ve o an ortak hikâyelerinin ilk kalp atışı kulakları sağır etmeye başladı.
Enkaz altında mücadele etmeleri gereken şeyler vardı.
Açlık, susuzluk, özlem, keder, hüzün, ölüm...
Kalpleri korkuyla çarparken ansızın aralarından biri öldü ve diğerleri de ilginç sebeplerle onu bir bir takip etti. Tüm bu ölümler kalplerinde ve beyinlerinde derin izler bırakırken, yapabildikleri tek şey enkaz altından kurtarılmayı beklemek oldu.
Şimdi birimiz buradan çıkacak, kurtulacak. Çekildiğimiz fotoğrafları alıp bir çerçeveye koyacak, çerçeveyi bir duvara asacak, geçip karşısına bizi izleyecek. Zaman o anda donacak. Şimdi birimiz sağ kalacak ama solu ölmüş olacak. Birimiz, birimizin duvarına asılmış bir çerçevenin içinde yaşlanacağız. Birimiz için şarkı bitecek, fakat her ikimiz de dans etmeyi bırakacağız.
Anlıyor musun?
Anlamıyorsun.
Çünkü beni duymayı bıraktın.
Zaten, ben de konuşmayı...
Yolcu
Claire Randall ne derse desin, onların tutkulu karşılaşmaları çok uzun zaman önce gerçekleşti. Genç kadın yirmi yıl önce zamanda yolculuk ederek geçmişe gitmiş, 18. yüzyılda adı Jamie Fraser olan bu cesur bir İstoç’un kollarına düşmüştü. Daha sonra Claire onun çocuğunu taşıyarak kendi zamanına geri döndü, genç adamın kanlı Culloden savaşında öldüğüne inanıyordu. Fakat onu bırakmayan Jamie’nin hatırası asla silinmedi... Rüyalarında hala onunladır.
Nihayet, Claire onun hayatta kaldığını keşfeder. Ona geri dönmek ile kızıyla kendi zamanında kalmak arasında kararsızlığa düşer. Claire kendi kaderini belirlemek zorundadır. Ve zaman ile mekan tamamlarken, kendisini bekleyen tutku ve acıyla yüzleşmek için gereken cesareti bulmak zorundadır. Tehlikeli entrikaların döndüğü bölünmüş İskoçya’da, bilinmez bir karanlıkta yol alırken ya ölümsüz aşkına kavuşacak ya da sonsuza kadar lanetlenecektir.
Yüz Yüze – Sarsıntı 2
“Her Şey Sana Aklımda Bir Oda Vermemle Başladı.”
Arda Erel ilk psikolojik romanı Sarsıntı’nın ardından devam romanı Yüz Yüze ile gözlerini bu kez topluma çevirirken, görünenle yaşananın ayrımını mahremiyet düzleminde inceliyor. Kitleleri, toplumsal bakış açılarını, ötekileştirilenleri, tarih boyunca değişmeyen ailedeki iktidar zeminini ve toplumun statüsel yaklaşımlarını kadınlar ve erkekler üzerinden sorguluyor.
Aşk, hiçbir zaman ne öylesineymiş ne de boş yere.
Acıysa, ne geçmişteymiş ne de gelecekte.
O halde aşkı acıdan özgürleştirmek için, herkes birbiriyle yüz yüze gelmeli nihayetinde.
Yüz Yüze, hayattaki düğümlerini çözüp kendi yolculuğuna yürüyenlere dair bir roman.
Zorbalar Okulu
Tumblewater’ın yeraltı dünyasında diğerlerinden
Oldukça sıra dışı bir okul.
Tekrardan (gayet sıradan görünen) kapıya baktım ve üzerinde kötü yazısı olan birisinin tüm elini çamura batırıp yazdığı mesajı gördüm:
RIDLEY GARNET’IN ZORBALAR OKULU
Çocukların severek takip edeceği muhteşem hikâye anlatıcısı Daniel Dorey geri döndü. Kayıp kız kardeşini bulmak için zorbaların azılı ismi Hazarlı Prye’nin peşine düşüyor. Fakat bu yolculuk Londra’nın karanlık yeraltı tünellerinde hayatta kalmaya çalışan kimsesiz çocuklarla kesişiyor. Sizler de bu çocukları zorbaların dünyasına hazırlayan sıra dışı Zorbalar Okulu ile tanışmaya hazır mısınız?
Zorbalık
Zorbalığın gerçekten balık olduğunu düşünüyorsanız, bizim sınıfın da bir akvaryum olduğuna inanıyor olmalısınız. Ancak Okan püskülü, kuyruğu olan bir balık hiç değil; yalnızca bana göre fazlasıyla iri ve zorba biri. Bense kürdan gibi inceyim. Kuş tüyü bir yastık bile beni hastanelik etmeye yeter.
Annem rüzgarlı havalarda dışarı çıkmama izin vermiyor. Uçup gitmemden korkuyormuş. Bu durumdan şikayetçi olduğumu sanmayın, tam tersi çok mutluyum. Yalnızca gözümü morartan, elbisemi çekiştirip duran, lakap takıp dalga geçen sonra da “Şaka yaptım, kazayla oldu.” diyen zorba Okan’dan kurtulabilmeyi isterdim.
Belki zorbalıklardan kurtulmam için güçlü pazulara gerek yoktur, bir çaresi olmalı ne dersiniz?