Çocuklar Ve Çiçek Mezarlıkları
Karşınızdaki çocuk; bir yaban mersini, papatya, gündüzsefası, cennetkuşu çiçeği, gelincik, gök sarmaşığı ya da yeşil kanatlı yabani orkide olabilir. Hepsinin farklı ihtiyaçları, farklı hassasiyetleri vardır. Onlardan rengârenk tarhlar yerine, kasvetli çiçek mezarlıkları yaratmak istemiyorsanız başkasının çizdiği otoyolları, sizi gitmenizi istedikleri yerlere doğru yönlendiren işaretleri, politize olmuş düşünce kalıplarını, karmakarışık çizgilerle dolu haritaları ve bilindik yollardan gitme konforunu terk edin. Çocukların kendi yollarını çizmelerine ve kendi ruhlarını bulmalarına izin verin. Gölgesinde nefesleneceğiniz bir ulu çınar, bir yönder, bir bilge bulun. Birbirinizle yaptığınız iyi şeylerin ve güzelliklerin mayalarını paylaşın, emanetler alın ve emanetler verin. Ezilmemiş otlarla örtülü yeşil bayırlara tırmanın, taşları kaldırıp altlarına bakın. Mısır, pancar ya da pamuk tarlalarında başıboş dolaşın. Karşılaştığınız ıssız kulübelerin kapılarını tıklatın. Sükûtu sevin ve yüceltin. Sol yanınızda hiç durmadan atıp duran ve sesini size duyurmaya çalışan o ritmi dinleyin.
Duvarın Ardı – Dünyanın Son İnsanları
Yaşanan nükleer savaş sonrası bir yaşlı bakım merkezine sığınıp hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bir avuç insan... Bu merkezi yöneten Hugo ve askerleri... Yok olmanın kıyısındaki insanların sıfırdan başlayan bir yaşam mücadelesi... Açlık, yoksulluk, esaret, teknolojik cihazlardan yoksunluk...
Uygarlığın en üst seviyesindeki dünya nükleer savaşla nasıl tepetaklak olur? Peki ya savaştan önceki dünyayı neredeyse hiç görmemiş biri, telefonun ya da internetin ne olduğunu nasıl anlayabilir ya da nârenciye bahçesi ve gelincikli bir yamacın kokusunu nasıl bilebilir? Enkaza dönmüş bir dünyada yaşlı bakım merkezinde kalanlar gerçekten güvende midir?
Bu bir hayatta kalma, dostluk ve aile hikâyesidir.
Gizemli Yazar Per
Bu kitap yazmanın, hayal etmenin, çizmenin, üretmenin, arkadaşlığın neşeli taraflarını ve iyileştirici gücünü çocuklara göstermek için kaleme alındı.
Burası bir yaşlı bakım merkeziydi. Per de birçok yaşlı gibi burada kalıyordu. Sorsanız kalmazdı ama ona soran da olmamıştı zaten. Kimi kimsesi yoktu. Ne oğlu ne kızı ne kardeşi ne de tombalak bir torunu. Bu yüzden kendini yapayalnız, bir başına hissediyordu. Fakat son zamanlarda tuhaf bir uğraş bulmuştu. Aslında tam 87,5 yaşındaydı ama şu sıra okula yeni başlayan çocuklar kadar heyecanlıydı! Bu uğraş, onu on iki yıl, üç ay, beş gün gençIeştirmişti. Nasıl mı? Bilmem ki, bana da bunu Per söylemişti. Hatta, "Sevdiğin şeyleri yapmak, kozadan yeni çıkmış bir kelebek gibi hissettirir," de demişti.
İlham Çobanı
Evet, ben bir ilham çobanıyım. Bu bir sır değil. Yaşadığım yerde herkes ilham çobanı olduğumu bilir, artık siz de biliyorsunuz. Annem de bir ilham çobanıydı, onun annesi Hoşnigar nene de öyleydi. Bizde aile geleneğidir ve çok ama çok uzun süredir insanların ilhamlarına çobanlık ederiz. Mesela biz olmasak bu kitabı okuyamayacaktınız. Filmler çekilemeyecek, şiirler yazılamayacak, şarkılar bestelenemeyecek, resimler çizilemeyecekti. İnsanlık için neyi ifade ettiğimizi ve değerimizi biliyorduk, sonsuza kadar bu mesleği yapmaya devam edeceğimizi düşünüyorduk ama öyle olmadı. Çok geçmeden acımasız bir dünyanın kapısı aralandı ve hepimizi, ardındaki karanlığa, ilhamsız bir evrene doğru çekmeye başladı.
Bu hikâye sadece benim hikâyem değil, hepimizin hikâyesi. Yalnızlıkla, kıtlıkla, teknolojiyle, umutla, dayanışmayla, hayal kırıklıklarıyla, sabırla, işsizlikle, toplumsal çöküşle ve yeniden uyanışla ilgili.
Pışpış Meraklıbakış
Ah, evet… Çocuklar sahildeki kum taneleri kadar çok soru sorar. Hem de her gün… Sorular çocukların başına, lambaya üşüşen ateş böcekleri gibi toplanır. Ellerinizle kovalasanız da onlardan bir türlü kurtulamazsınız. Üstelik bu uçan, minik ve parlak soruların akıllara ne zaman ve nerede geleceği de hiç mi hiç belli olmaz.
Etrafta vızıldayarak dolanıp duran bu ateş böcekleri her an her yerde parıldayabilir. Doğum günü pastasını üflerken, ejderhalarla ilgili bir masalın tam ortasındayken, yorganının içinde kamp kurmuşken veya şey… Tuvaletteyken!
Ama korkmanıza, kızmanıza, oflayıp puflamanıza gerek yok! Çünkü her soru bir ateş böceğidir. Ateş böcekleri de, bilirsiniz işte, ışıl ışıl ışıldarlar. Bu ışıklar uyuz birer baş belası gibi gözükse de bir fener gibi önümüzü aydınlatır. Biri söndüğünde diğeri yanar. Bu hayat boyu böyle devam eder. Sorular çocuklarımızın en iyi yol arkadaşlarıdır ve çok iyi de birer rehberdir.
Yeşil Kafalar 1 – Ormanı Yemek Yasak
Yeşik Kafalar’ın kafaları gerçekten yeşil mi? Yoksa onlar birer uzaylı mı? Bu kitap, küçük yeşil kafaları olan uzaylı çocuklarla mı ilgili? Durun durun, hayır! Aksine bu hikaye; ağaçlara şiirler okuyan, kuş yuvalarını kurcalayan ve yıldızları kavanoza dolduran dört acayip arkadaşın maceralarını anlatıyor. Neşeli, haylaz, mızmız, obur, şakacı ve sizden biriler. Sıradan olmaları başlarının canavarlarla, kemiklerle ve cevizlerle belaya girmesine engel değil tabii.
Yeşil Kafalar, diğer insanları ormanı yemenin yasak olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Başarılı oldular mı, yoksa vazgeçip ormandan bir ısırık da onlar mı aldılar? Tüm bunlar ve diğer gayretkeş serüvenler için kitabın sayfaları arasında sörf yapmanız gerekecek. Ormanı yemeye çalışacak kadar şaşkına dönmüş insanlarla tanışmak ve sizin çevrenizde de onlardan birileri olup olmadığını öğrenmek istemez misiniz? Belki yan komşunuz belki karşı kaldırımdaki iş yeri sahibi, ormanı yemek için kurulan abur cubur topluluğun üyelerinden biridir. Şey, belki de siz bile… Kim bilir?
Yeterince Tembel Misin? – Aylaklar İçin Matematik
Matematik zekâsı efsane midir? Rögar kapakları neden yuvarlaktır? Tembellik asaletimizden mi gelir?
Fibonacci’ye tavşandan yahni yerine matematik yaptıran nedir? Doğa hangi dilde şarkı söyler?
Canımız matematiğe mi emanet? Altın orana sadece zenginler mi sahip olabilir? Neden kelebeklere
iyi davranmalıyız? Bıyıkların matematikle ne ilgisi var? Matematiği yapmak için gerçekten
çoraplarımızı mı çıkarmalıyız? İyi bir miço nasıl olunur? Bir suçlunun matematik bilmesi neyi
değiştirir? Alaylı kunduzların mektepli mühendislere okuduğu meydan nasıl sonuçlandı? Brokoliyle
matematik nasıl yapılır? Hepimiz açlıktan mı öleceğiz? Kredi kartlarının şifreleri neden çözülemiyor?
Rastgelelik gerçekten gerekli midir? Hamburgerin siyasilerle ne alakası var? Matematiğe göre simitle
kahve fincanı aynı şeyler midir? Bir saniye nasıl bir felakete sebep olabilir? Doğa dans etmeyi nereden
öğrendi? Mısır Piramitleri’nin boyunu 30 cm’lik cetvelle nasıl ölçersiniz? Bilgisayarlarımıza satranç
oynamayı kim öğretti? Bezelyeler hakikaten olasılık biliyor mu? Ev yapımı fraktal daha mı sağlıklıdır?
Pisagor’un namını inşaat işçileri mi yürütüyor? Bir gün neden 24 saattir?