Aç Niyazi
Oruç tutmanın önemini eğlenceli bir şekilde keşfetmek ister misiniz?
O zaman “Aç Niyazi” tam da aradığınız çizgi roman!
Bu eşsiz eser, herkesin içinde devam eden nefis ve vicdan savaşını eğlenceli bir dille okuruna sunuyor. Kahramanımız Niyazi, bir yandan karnı gurul gurul guruldarken bir yandan da Ramazan ikliminin güzelliğini keşfetmeye çalışıyor. Bu sırada iki kişi yanından hiç ayrılmıyor: Nefsi ve Vicdanı! Bakalım Niyazi kimin sözünü dinleyecek ve kıyamete kadar devam edecek bu savaşın galibi kim olacak?
Aklımda Bir Yer Var
Şimdiii, güzel arkadaşım! Oyunun kurallarını anlatıyorum. Belki de biliyorsun bu oyunu zaten. Bilmiyorsan da çok kolay ve zevkli. Öğrenirsin hemen.
Oyunumuz şu: Ben aklımdan bir yer tutuyorum. Ve sana soruyorum. “Aklımda bir yer var?” Sen de ipucu istiyorsun. Diyorsun ki: “Nesi var?”
Ama öyle kolay değil haaa! Bilemeyebilirsin, hemen ilk soruda. Kafana takma! Sormaya devam et bana: “Nesi var?”
Milyonlarca çocuğun ve gencin severek okuduğu kitapların yazarı Hatice Kübra Tongar, aklından bir yer tutuyor. Sonra gençlere ipuçları vererek bu yerin tarihini anlatıyor. Tabii yerin ismini söylemeden! O yerin neresi olduğunu bulmak onlara kalıyor. Kitabın sonunda ise gençleri çok büyük bir sürpriz bekliyor.
O zaman soralım hemen: “Nesi var?”
Anne. Allah Nerede?
Meva sordu annesine,
“Anne, Allah nerede?” diye.
Annesi mutlulukla cevap verdi:
“Ne harika bir soru bu böyle!”
Çocuk Gelişimi Uzmanı, Uzman Psikolog Hatice Kübra Tongar, okul öncesi yavrularımızın sorduğu “Allah nerede?” sorusuna şiirsel bir dille, tatlı mı tatlı bir pencere açıyor. Çocuklarımızın Rablerini tanıma yolculuğu bu satırlarla çiçek açıyor.
Ayasofya’dan Kimler Kimler Geçti?
Ben Ayasofya…
Konstantin tarafından yapılan, yanıp kül olduktan sonra II. Theodosius’un emriyle yeniden ayağa kalkan, sonra tekrar yıkılan ve Justinyanus tarafından yapılıp bugünlere ulaşan, her taşında padişahlardan âlimlere, mimarlardan şairlere, hattatlardan gezginlere pek çok kişinin imzası ve duası bulunan, Fatih Sultan Mehmed’in kılıç hakkı, Mimar Sinan’ın minareleriyle şaha kaldırdığı, Müslüman mabedi Ayasofya.
Sana ilk günümden itibaren üzerimde emeği olan ve farklı niyetler taşıyan insanları anlattım. Bin beş yüz yıllık ömrümde gör bak neler yaşadım, nelere şahit oldum, kimleri ağırladım?
Bağırmayan Anneler
Anneniz Size Bağırıp Döver Miydi?
Benim küçüklüğümde çocukları dövmek, hakaret etmek, bağırmak ‘normal’ kabul edilen bir ebeveynlik davranışıydı. Aileler çocuklarına bu davranışlarda bulunduklarında, şimdinin annelerinin yaşadığı pişmanlık, vicdan azabı ya da hatayı telafi etmek gibi duygular yaşamazlardı. Çünkü o dönem ‘kızını dövmeyen dizini döver’, ‘dayak cennetten çıkmadır’ dönemiydi. Öyle öğrenmişlerdi. Çocuk hata yaptığında ceza verilmeliydi, hatta ceza ne kadar büyük olursa o kadar iyiydi. Mesela çocuğu dövmek demek, ‘bak bu davranışın çok yanlış, o kadar ki seni dövüyorum, canını yakıyorum ki bir daha yapmayasın’ demekti.
İşin ironik kısmı, geçmişe dönüp baktığımızda annelerin ya da babaların bizleri dövdüğü, bağırıp çağırdığı, aşağılanmış hissettirdiği anları gözlerimiz dolarak hatırlıyor olmamıza rağmen, neden yaptıklarını yani vermek istedikleri dersi hatırlamıyor olmamız. Eminim sizler de belli şeyler hissediyorsunuzdur: Ebeveynin vermek istediği ders unutuldu gitti. Geriye sadece yenilen dayakların ve işitilen azarların soğuk anıları kaldı.
İşte bu kitap tam da bunun için yazıldı. Evlatlarımız yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında yanaklarına atılmış bir tokadın soğukluğundan çok, yüreklerine dokunan bir annenin sıcaklığını hissetsinler diye…
O zaman gelin hep birlikte; Niyet Ettik Niyet Eyledik Bağırmayan Anneliğe…
Bağlanma Günlüğü
Kendinizle, eşinizle ve evladınızla sağlıklı bir bağ kurmaya hazır mısınız? Bağırmayan Anneler ve Fıtrat Pedagojisi kitaplarının yazarı Hatice Kübra Tongar, bu kitapta sizi derin bir iyileşme yolculuğuna davet ediyor. Doksan dokuz gün sürecek içsel yolculuk önerileri ve ailece uygulayabileceğiniz bağlanma temelli oyun ve etkinlikler, manevi bağınızı güçlendirecek esma dualarıyla harmanlanıyor. Bağlanma Günlüğü, duygu ve düşüncelerinizi kayıt altına alabileceğiniz ‘günlük’ formatıyla içinizdeki tüm bağları güvenli bir limana yanaştırıyor. Haydi o zaman aşk ile niyet ettik niyet eyledik; değişime, gelişime, ailece güzelleşmeye…
Ben Aslında Kimim?
Kral Aslan orman halkını topluyor ve yeni kararını açıklıyor:
“İki isimli hayvanlar yalnız bir hayvan olabilecek bundan sonra.”
Eşekarısı karar verecek, eşek mi olacak yoksa arı mı?
Yılan Balığı’nın adı artık ya yılan olacak ya da balık.
Peki Devekuşu ne yapacak?
Deve olmayı mı seçecek? Yoksa “Ben bir kuşum,” mu diyecek?
Kral Aslan’ın bu kararı bakalım ormanı nasıl etkileyecek…
Çocuklarımıza,
Kendinde olan özellikleri keşfetme,
Kendini olduğu haliyle kabul etme,
Ve kendi olmanın önemini gösterme konusunda ufuk açan bir öykü…
Ben Ne Biliim: Doğa
Merhaba dostum!
Sen bu satırları okurken ben dünyanın balta girmemiş ormanlarına doğru vahşi bir safari yolculuğuna çıkmış olacağım.
Ama merak etme! Bu kitap sayesinde bilgeliğimin bir kısmını sana aktarıyorum. ‘Doğa’ hakkında 50 kafa kaşındıran sorunun cevabını birer birer anlatıyorum.
Kitabın satırlarında dünyadaki en zor soruların cevaplarını bulacaksın. İnanmıyorsan annene ya da babana sorabilirsin. Göreceksin ki sorularıma cevap veremeyecekler. En azından benim verdiğim cevapları…
Normalde sana kendini 10 saniyede imha edecek bir not yazardım. Ama söylediklerimi unutabileceğin ihtimaline karşı bu not hep burada kalacak. Kitabı okurken unuttuğun, takıldığın bir yer olursa bu notu yeniden okuyabilirsin.
Haydi bakalım sıra sende!
Artık hayatın gerçeklerini öğrenme vaktin geldi!
Ben Ne Biliim: İnsan
Merhaba dostum!
Sen bu satırları okurken ben yeni geliştirdiğim mikrogranülazyon makinesine binmiş, insan vücudunun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkmış olacağım.
Ama merak etme! Bu kitap sayesinde bilgeliğimin bir kısmını sana aktarıyorum. ‘İnsan vücudu’ hakkında 50 kafa kaşındıran sorunun cevabını birer birer anlatıyorum.
Kitabın satırlarında dünyadaki en zor soruların cevaplarını bulacaksın. İnanmıyorsan annene ya da babana sorabilirsin. Göreceksin ki sorularıma cevap veremeyecekler. En azından benim verdiğim cevapları…
Normalde sana kendini 10 saniyede imha edecek bir not yazardım. Ama söylediklerimi unutabileceğin ihtimaline karşı bu not hep burada kalacak. Kitabı okurken unuttuğun, takıldığın bir yer olursa bu notu yeniden okuyabilirsin.
Haydi bakalım sıra sende!
Artık hayatın gerçeklerini öğrenme vaktin geldi!
Benim Yolum Hangisi?
Hatice Kübra Tongar’ın kaleminden
Bir Kendini Arama Öyküsü…
Kral Aslan orman halkını topluyor ve yeni kararını açıklıyor:
“İki isimli hayvanlar yalnız bir hayvan olabilecek bundan sonra.”
Eşekarısı karar verecek, eşek mi olacak yoksa arı mı?
Yılan Balığı’nın adı artık ya yılan olacak ya da balık.
Peki Devekuşu ne yapacak?
Deve olmayı mı seçecek? Yoksa “Ben bir kuşum,” mu diyecek?
Kral Aslan’ın bu kararı bakalım ormanı nasıl etkileyecek…
Çocuklarımıza,
Kendinde olan özellikleri keşfetme,
Kendini olduğu haliyle kabul etme,
Ve kendi olmanın önemini gösterme konusunda ufuk açan bir öykü…
Bu Benim Bedenim
Bir Sivrisineğin Gözünden Eğlence, Macera, Aksiyon Dolu Bir Farkındalık Kitabı
Ben bilim hayvanı Prof. Dr. Vızvızakan.
Hikâyem tarih öncesi çağlarda başladı.
O zamanlar buralar hep tarlaydı. Sen henüz yoktun meydanlarda, dinozorlar vardı.
Ben o dinozor senin bu dinozor benim gezerken bir şeyler fark ettim. Uzun yıllar boyunca değişik canlılarla tanışmaya devam ettim ve fark ettiklerim bir bir çoğaldı. Aslanlarla,
yunuslarla, fillerle, kedilerle tanıştım... Gergedanlarla, timsahlarla, kaplumbağalarla,
köpeklerle, tavşanlarla, kangurularla... Ve tabii insanlarla tanıştım. Her bir tanışıklık bilim yolunda attığım kocaman vızıltılara neden oldu. Edindiğim bilgileri “Bilime Paha Biçilmez Katkılarım” başlığıyla bu kitapta topladım.
Neler mi var kitapta?
Her türün neden farklı vücudu var? Cinsiyetlerin farklılığı neden önemli? Dünyaya gelme yolculuğu nasıl bir şey? Vücudumuzun özel bölgeleri hangileri? “İyi dokunuş”, “kötü
dokunuş” ne demek? Peki bedenimizi nasıl koruyabiliriz?
Tüm bu soruların cevabını anlatmak için Sinotor’uma bindim geliyorum. Haydi bakalım
başlayalım!
Çarpı 2
Her çocuk gibi ben de büyümek istiyordum. Büyüdüm de... Ama her çocuk gibi değil! On üç yaşımdan on dört yaşıma kadar geçen zaman tuhaf bir hızda ilerledi: Çarpı iki hızında!
Her şey o kadar hızlı oldu ki o yıl, bayramları, oyunları, sınavları, dersleri, ailece yaptığımız sohbetleri, Yumak’la oynamayı, Cicikuş’un ötüşlerini, babaannemin masallarını… Yani bir yılda yaşayabileceğim sayısız hatırayı kaçırdım!
Tüm bunlar nasıl mı oldu? Durun, hepsini anlatacağım. Yavaş yavaş...
Çeyiz
Annemden aldım çeyizimi,
Serdim dantel dantel ömrüme.
Aldığım çeyiz değilmiş ki
Kaderimmiş meğerse...
Anneler kızları için ince ince danteller örer...
Anneler kızları için iğne oyalı tülbentler bezer...
Anneler kızlarının hem tahtını hem bahtını eyler...
Nesilden nesile aktarılan korkuların, kederlerin, tebessümlerin, kırık kanatların, kabuk tutmuş yaraların, yarına saklanan umutların yaşamın bağrından akan iyileşme hikâyelerini bırakıyoruz sehpanızın üzerine.
Çocuklarımızla İtişmeyelim İletişelim
Hatice Kübra Tongar'dan Mutlu Ailelere!
Kavgasız Gürültüsüz Bir Aile Ortamı İçin
Doğru İletişim Teknikleri - 1
Bebekler doğar, büyür ve konuşmaya başlar!
'Dişimi fırçalamıcammm' der!
'Ödevimi yapmıcaamm!' der!
'Yalnız başıma uyumıcammm!' der.
'O yemeği yemicemmm!' der.
'Okula gitmicemmm!' der.
'Beni hiç anlamıyorsunuz!' der.
Peki çocukların bu cümlelerine karşılık ana babalar neler söyler?
Bağırmayan Anneler kitabının yazarı Hatice Kübra Tongar, 0-18 yaş arası çocukların sıklıkla kurduğu kriz cümlelerine doğru iletişim teknikleriyle çözüm önerileri sunuyor. Aile içi krizler yerini huzur ve sükûnete bırakıyor.
Çocuklarımızla İtişmeyelim İletişelim!
Çünkü insanlar konuşa konuşa anlaşırlar…
Herkes O’nu Anlatıyor 1 – Ailesi
Gözlerinizi kapatın ve zamanın, çölde savrulan kum taneleri gibi geriye akmasına izin verin. Tarih bin beş yüz yıl önceye gitsin, takvim Asr-ı Saadet’i göstersin, gözlerimiz Hane-i Saadet’e çevrilsin. Güzel Peygamberimizin hatıraları, ailesinin dilinden yüreğimize değsin. Bu kitap; dede Abdülmüttalib, baba Abdullah, anne Âmine, sütanne Halime ve sevgili eş Hatice’nin dilinden Hz. Muhammed’i (s.a.v.) anlatıyor. Saatler geriye dönüyor, tarih yeniden canlanıyor ve... “Ailesi O’nu (s.a.v.) Anlatıyor”
“Dedesi olmakla iftihar ettiğim, doğumuyla dünyamın aydınlandığı biricik torunum. Sevmelere doyamadığım, gözünde cenneti gördüğüm…” Seksen yaşlarında, torununu anlatan bir dede…
“Ben Abdullah. Atası İsmail gibi kurbanlık seçilen Abdullah. Yetimi Muhammed’in yıllar sonra ‘İki kurbanlığın oğlu’ diye anılmasını kader bilip yaşayan Abdullah...” Hiç görmediği evladına hayali mektuplar yazan bir baba...
“O gece evimin içinin nurla dolduğunu, güneşin âdeta içeri doğduğunu fark ettim. O güne kadar duymadığım bir koku yayılıyordu teninden.” Yetim çocuğunu anlatan bir anne…
“İki yaşındaydı ama yaşıtlarından başkaydı. O’nu gören herkes hayretini dile getiriyor ben ise nazar değmesinden endişe ediyordum.” Süt yavrusunu anlatan bir sütanne…
“Ruhum beden kafesinden ayrılırken O’nunla yaşadığımız tüm hatıralar birer birer gözümün önünden geçti. İlk tanışıklığımız, evliliğimiz, birer birer açan cennet çiçeklerimiz, yavrularımız, Mekke’nin soğuk gecelerinde birbirimizin kulağına fısıldadığımız hayallerimiz, dualarımız, karı-koca Rabbimizin önünde ilk secdeye varışımız, el ele şükürlerimiz...” Aşkı, sabrı, fedakârlığı anlatan bir eş…
İyileşen Evliliğim
“Evlilik iki şeye bağlıdır: Doğru insanı bulmaya ve doğru insan olmaya.”
Hz. Mevlâna
Sahip olduğumuz bir tanecik ömrümüz ve ömürlük olmasını dilediğimiz tek bir evliliğimiz varsa… Hazır mısınız evliliğimizin yaralarını iyileştirmek ve her ânını güzelleştirmek için beraberce bir yolculuğa çıkmaya?
Bu kitap bize evlilik ilişkisi içinde doğru insan olmanın yollarını anlatıyor.
Çocukluğumuzda gördüğümüz evlilik ilişkileri kendi evliliğimizi nasıl etkiler?
Karı-koca ilişkisine dair anne-babamızdan neler öğrendik?
Eşimizle doğru tartışmayı, iletişim kurmayı, beraber vakit geçirmeyi biliyor muyuz?
Anne-baba olduktan sonra karı-koca olmayı unuttuk mu?
Eşimiz kaygılı, depresif, narsist, öfkeli, ilgisiz, kıskanç, kuşkucu, sadakatsiz ya da içe dönük biriyse onunla nasıl geçiniriz?
Cinsel hayatımıza yeterince özen gösteriyor muyuz?
O zaman gelin hep birlikte,
Niyet ettik niyet eyledik evliliğimizi iyileştirmeye!
Kardeş Kardeş Geçinen Çocuklar Yetiştirmek
“Kardeş kıskançlığı neden olur?”
“Kardeşler nasıl ‘kardeş kardeş’ geçinir?”
“Biz ebeveynlerin işini kolaylaştıracak yöntemler nelerdir?”
Bu kitap, hem kendi çocukluk öykümüze hem de bugün satır satır yazılan evlatlarımızın kardeşlik ilişkisine doğru bir yolculuğa çıkaracak bizleri... Önce kendi sebeplerimizi, sonra çocuklarımızın sebeplerini anlamayı ve kabul etmeyi anlatacak. Her bir başlık, yöntem ve teknikler kullanarak “kardeş kıskançlığı” meselesini yönetebilmenin ve en aza indirebilmenin kilit noktalarını sunacak.
Yüz binlerce anneye rehber olan “Fıtrat Pedagojisi” ve “Bağırmayan Anneler” kitaplarının yazarı Hatice Kübra Tongar, üç çocuklu bir hayatın serencamını, zorluklarını ve kardeşler arasındaki dengenin sırlarını deneyimler ve pedagojik yöntemlerle birlikte kaleme aldı.
Evini, çocuk “bağırtıları” yerine çocuk “cıvıltıları” sarsın isteyen tüm anneleri bu keyifli yolculuğa bekleriz.
Çünkü kardeş kıskançlığı “yönetilebilir” bir süreçtir.
Yeter ki yönetmeyi bilelim...
Kem Küm
Bu Benim Bedenim” kitabıyla çocuklarda mahremiyet bilinci oluşturan Hatice Kübra Tongar, şimdi gençlerin cinsellikle ilgili sorularını cevaplandıran bir eserle karşımızda. Çocuklar büyüdükçe, cinsellikle ilgili merakları artıyor ve bu konuda sorular soruyorlar. Ne yazık ki yetişkinler bazen bu konularda doğru bir dille yanıtlar vermek yerine “kem küm” demekle yetiniyor.
Cinsellik ne demek? Üremek nedir? Cinsiyet ne demektir? Bebek annesinin karnına nasıl girer? Peki, zamanı gelince karnından nasıl çıkar? Bebekler nasıl oluşur? Bebekler anne karnında nasıl yaşar? Büluğa nasıl erilir? Bedenimi nasıl korurum?
İşte bu kitapta gençlerin aklına takılan bütün bu soruların cevabını bulacaksınız. Ve sizi temin ederiz ki hiçbir cevapta “kem küm” etmeyeceğiz.
Kıl Niyazi
Namaz kılmanın önemini eğlenceli bir şekilde keşfetmek ister misiniz?
O zaman “Kıl Niyazi” tam da aradığınız çizgi roman!
Bu eşsiz eser, herkesin içinde devam eden nefs ve vicdan savaşını eğlenceli bir dille okuruna sunuyor. Kahramanımız Niyazi, kendisine sürekli “Namaz kıl” diyen herkese kıl olduğu bir çocukluktan sağlam bir “kul” olduğu gençliğe yürürken yanından ayrılmayan iki kişi var: Nefsi ve Vicdanı! Bakalım Niyazi kimin sözünü dinleyecek ve kıyamete kadar devam edecek bu savaşın galibi kim olacak?
Sağlıklı. Ahlaklı Ve Mutlu Kız Çocuğu Yetiştirmek
“Bağırmayan Anneler” kitabının yazarı Hatice Kübra Tongar’ın uzmanlığı ve deneyimleriyle kaleme alınan bu kitap, modern dünyadaki ebeveynlik zorluklarına ve çözüm önerilerine odaklanıyor.
Cinsiyet rollerine karşı yapılan her türlü olumsuzlukla mücadele edebilen, teknolojiyi yönetebilen, öz güvenli, kendine saygı duyan, Rabbiyle bağ kuran, iç sesini işiten bir kız çocuğu yetiştirmenin yol haritası için doğru ana baba duruşları, bu kitabın satırlarından evlerinize ulaşıyor.
Güçlü örnekler ve anekdotlarla okuyucuyu motive ederken kapsamlı araştırmalar ve pedagojik yaklaşımlarla verilen bilgileri destekleyen kitap, kız çocuklarının potansiyelini keşfetmek ve onlara rehberlik etmek için tüm ebeveynlere yol haritası sunuyor.
Kendinizi ve kız çocuğunuzu daha iyi anlamak, onların geleceğini şekillendirecek adımları atmak için “Kız Çocuğu Yetiştirmek” bu çağda kız annesi ve babası olma kaygılarınızı bir nebze de olsa hafifletecek.
Hatice Kübra Tongar’ın değerli bilgileriyle dolu bu eser, ebeveynlik yolculuğunuzda size rehberlik edecek...
Sen Annen Değilsin
"Bağırmayan Anneler" kitabının yazarından bir içe dönüş daveti!
“Annemle çok da iyi anılarım yok!”
“Keşke şefkatli ve sevgi dolu bir annem olsaydı…”
“Anneme en son ne zaman sarıldığımı hatırlayamıyorum.”
“Annem gibi annelik yapmayacağım!”
“Annemle ilişkimi düzeltmeyi çok isterdim…”
Bu cümleler sizin için anlamlıysa hazırlanın!
Anne yaralarımızı onarıp, kendi anneliğimizi bugüne doğurma yolculuğuna çıkıyoruz!
Kitapları milyonlarca okuru sevgiyle kucaklayan Uzman Psikolog Hatice Kübra Tongar, yüreğimizin uf olan yerlerine bir anne öpücüğü vadediyor ve bu kitapta kulağımıza şöyle fısıldıyor: Çocukken ne yaşadıysan yaşamış ol… Ne kadar çok yaran olursa olsun ve ne denli canın acımışsa acısın…
Tüm bu yaraları ve acıları yüreğinin ortasına saplanmış kırık bir broş gibi taşımaya ve bir miras gibi çocuğuna aktarmaya mahkûm değilsin.
İyileşebilir ve değişebilirsin. Çünküunutma ki Sen Annen Değilsin!
Sıkıntıdan Patlayacağım Sınıfı
Yatırköy İlkokulu’nda… Ve Yatırköy Mahallesi’nde… Okulda öğrenciler ve öğretmenler… Evlerde babalar ve anneler… Herkes ama herkes çok sıkkın, bıkkın ve gergindi!
Peki, tüm bu kötü duyguların nedeni neydi?
Uzman Psikolog Hatice Kübra Tongar, çocukları ve yetişkinleri çepeçevre kuşatan sıkıntının gerçek nedenini anlatıyor! Bu hikâyeyi okuyan herkes sıkıntıdan kurtuluyor, kıkır kıkır kırkırdıyor!
Yara
Hatice Kübra Tongar’ın kaleminden,
YARA
Başlarda yara izlerin sana çirkin gelebilir.
Ama o izler fark ettirir sana sevginin varlığını.
İz varsa yara vardır,
Yara varsa da sevgi!
Kaybettiğinde üzülmezsin ki sevmediğin birini.
Bu yüzden her yaranın ardında sevgi yatar.
Eğer izin verirsen sevgiyle iyileşir bütün yaralar.