Ortanca Balık
"... Bir mektup aldım. Bu hayatımda aldığım ilk mektup! Yani internetteki elektronik mektupları saymıyorum. Kâğıda yazılan, katlanıp zarfa konan, zarfın üstündeki adrese göre de, dolaşıp dolaşıp evinizin posta kutusuna ulaşan" Bir mektubun beni bu kadar heyecanlandırabileceğini düşünmezdim." Nisan, ailenin ortanca çocuğu. Hayatı, ablası Eylül’ü anlamaya çalışmak ve kardeşi Ekim’in yaşından büyük yaramazlıklarını izlemekle geçiyor. Ama o yine de hayatı kendi gözlemleriyle anlamaya çalışırken, aklındaki her soruya cevap aramaktan ve arkadaşlarıyla yepyeni oyunlar yaratmaktan hiçbir zaman vazgeçmiyor.
Ezo’nun Sessiz Dünyası
Ezo iki aydır konuşmuyor. Asla cep telefonu almamaya ve limonlu dondurma yememeye de kararlı. Her buluşmalarında, "Bugün ne yapmak istersin?" diye soran psikoloğu, sürekli homurdanan anneannesi ve balet olmayı hayal ederken kendini kasabanın futbol takımında bulan arkadaşı Durgun Deniz ile çevrili yeni hayatına belki alışabilirdi. Gece yarısı tavan arasından gelen o sesler olmasaydı...
ÇAT! ÇAT! ÇAT!
Tavan arasındaki büyük karşılaşma, hem Ezo'nun hem de huysuz bir hayaletin kaderini değiştirmek üzere...
Dedem Nerede ?
Sevmek, paylaşmak, yitirmek ve bulmak üzerine bir arayış romanı 17 Eylül 2016, Sorgun Talha için kesinlikle sıradan bir gün değildi. Uğurlu çorapları çamaşır makinesinden çıkmadı, iki yaşındaki kardeşi ona, Döviz çıpası. dedi, Erimeyen Kardan Adam şiiriyle Pusluvadi Şiir Yarışması'nı kazandı ve dedesi ortadan kayboldu! Dedesinin bıraktığı ipuçlarının izini sürmeye karar veren Sorgun Talha, işinin hiç kolay olmadığının farkında. Ama onu bulana kadar, bu maceranın peşini bırakmaya niyeti yok. Peki, sen bir haber aldın mı? Sorgun Talha'nın dedesi nerede? Bu kitap o kadar komik ki, 'Keşke dedeyi yüz bininci bölümde bulsalardı.' diyeceksiniz. —Pusluvadi gazetesi
Alıngan Şey
Her Şeyden Korkan Süper Kahraman
Sevgili Hiç Tanımadığım Çocuk
Uçan hamamböceklerinden, hipermetrop armutlardan, tütü giyen paspaslardan ve dört yüz elli beş yaşındaki bir çınar ağacının gölgesinde hayal kurmaktan hoşlanan “ödülsavar” yazar Hanzade Servi, yepyeni kitabı Sevgili Hiç Tanımadığım Çocuk’ta, siz sevgili hiç tanımadığı okurlarını nostaljik bir deneyim yaşamaya, mektuplaşmaya çağırıyor…
Koşandere İlköğretim Okulu 5-B sınıfında okuyan Baler Işık Oyalı'nın canı fena halde sıkkın şu günlerde. Türkçe öğretmeninin verdiği mektup ödeviyle başı belada. Her türlü teknolojik harikayla iletişimi saniyelere taşıdığımız 2015 yılında mektup yazmak da nesi diye hayıflanıp duruyor. Üstelik hiç tanımadığı birine, İstanbul'un falan filan mahallesinde oturan Tayra adında bir kıza! Görünen o ki dünyayı uzaylılar bile ele geçirse, bu mektup işinden kurtulamayacak sevimli dostumuz…
Uzaylılardan bahsetmişken, mahalle esnaflarından Korkut Dede’nin bir ay önce satışa çıkardığı devasa teleskop Baler’i ve kankası Dağhan’ın aklını başından almışa benziyor. Beş yaşından beri en büyük hayalleri kendi adlarıyla anılacak bir gezegen keşfetmek olan ikilinin bu teleskobu satın alabilmeleri için tamı tamına 2999 lira bulmaları gerekiyor. Peki bu parayı nasıl toplayacaklar dersiniz? Tavuk kılığına bürünüp bale yaparak? Müthiş bir video çekip YouTube fenomenine dönüşerek? Kendilerine miras bırakacak zengin ve yaşlı akrabaları olup olmadığını araştırarak?
Baler’in aklı bir hayli karışık. Tasmanya canavarlarını aşılamak, timsahların dişlerini fırçalamak gibi bilumum önemli işler için Avustralya’ya göç eden babasının hasreti yetmezmiş gibi, bir de kardeşi Çatal’ın yaramazlıkları ve sınıflarındaki Gıcık Ötesi Çocuk Yaman’la uğraşmak zorunda. İyi ki ona yaşama sevinci aşılayan ve küçük mucizelere inanmasını sağlayan 86 yaşında, über hiper süper yeteneklere sahip yeni bir arkadaş ediniyor da biraz olsun nefes alabiliyor…
Sevgili Hiç Tanımadığım Çocuk, mektupla yaratılan küçük bir mucizeyi anlatırken, bu dünyadan göçmeye hazırlanan yaşlı bir çocuğun neşe içinde geçen son günlerine ve on yaşındaki bir çocuğun günden güne olgunlaşmasına tanık ediyor okurlarını. Öğretmenlerin baş tacı edeceği bu kitabı okuduktan sonra mutlaka birilerine mektup yazmak isteyeceksiniz...
Tilki Tili’nin Yolculuğu
Tilki Tili’nin yolculuğu, 30 Ekim 1989 gecesi, Dombaz Karaltı’nın Oyuncak Fabrikası’nda başlamıştı. Tili, gerçek bir tilkinin aynısıydı. Turuncu-beyaz tüylerle kaplıydı ve boncuk gibi gözleri vardı. Arkasındaki kurma kolu çevrildiğinde paytak paytak yürüyordu. Gerçekten çok güzeldi, çocuklar ona bayılacaktı! Ancak Dombaz Karaltı, onu gördüğünde herkesin beklediği gibi seri üretime geçmek yerine, “Sevmedim,” dediği için Tili’nin başına gelmeyen kalmadı!
Elbette hayatın, hem Dombaz Karaltı’ya hem de Tili’ye birtakım sürprizleri vardı...
Babamla Aramdaki 6 Kişi
Tahtakurusu Motel’de 7 Gece
Tatil planlarınız değişince ne yaparsınız? Hanzade Servi'nin mizahşör kaleminden çıkan Tahtakurusu Motel'de 7 Gece; “Talihsizliğin bu kadarı da olmaz!” dedirten, yaşattığı ani duygu değişimleri ile okuru kâh güldürüp kâh hüzünlendiren acı tatlı bir tatil komedisi. Deli dolu hikâyesiyle aile boyu bir serüvene direksiyon kıran bu şamatası bol kitap; hayretlere düşürecek olaylar silsilesi ile “Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.” sözüne şapka çıkarıyor. Anlatısını popüler kültür güzellemeleri ile renklendiren yazar; kentsel ve kırsal kesimdeki çocukların arasındaki farklılıkları yansıtırken, sosyal medyanın yarattığı “balon” mutluluk kavramını da inceden eleştiriyor. Kutlupalamut ailesinin tek hayali, rezervasyonunu aylar öncesinden yaptıkları beş yıldızlı otelde harika bir tatil geçirmekti. Sabahın erken saatlerinde İstanbul'dan Antalya'ya doğru yola çıktıklarında tüm planları tıkır tıkır işliyordu. Beraberlerinde aldıkları on dört bavulla her ne kadar kavimler göçüne çıkmış gibi görünseler de keyiflerini hiçbir şey kaçıramazdı. Derken, kimsenin mola vermek bile istemeyeceği Aşağıkocaöküz adlı bir kasabada arabaları bozuldu. Tamir süreci uzayınca da mecburen kendilerini “eksi beş” yıldızlı Tahtakurusu Motel'de buldular. Motelde neyse ki tahtakuruları yoktu. Ama mantık, normallik, konfor ve internet de yoktu! Başlarına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmeyecek türdendi. Hele ki insan internetsiz nasıl yaşardı? Yoksa, ailecek zamanın akmadığı, lanetli bir boyuta mı hapsolmuşlardı? Oysa şimdi havuz ya da deniz kenarında şezlonga uzanmış, kokteyllerini yudumluyor olmaları gerekiyordu... Evet, hayat bazen küçük cilvelerle dolu; ama yine de küçük mucizelere inanmaktan vazgeçmemek gerek. Tıpkı şanssızlıklarını şansa dönüştürmeyi başaran Kutlupalamut ailesi gibi... Tahtakursu Motel'de 7 Gece; boş şeyleri gözünüzde büyüterek kendinizi sıkmanın anlamsızlığını, apayrı mizaçlardaki insanlarla sağlam dostluklar kurabileceğinizi ve hatta yüzmeden de müthiş bir tatil geçirebileceğinizi fark ettiren harika bir roman. Sıkıldıkça Erik Dalı oynama isteğinizi depreştirmesi de cabası. Gerçek sandıkları dünya ile ilk kez bağlantıları kesilen kentli çocukların, kırsalda yaşadıkları muhteşem “aydınlanmaya” ortak olmak isteyen her yaştan okuru Tahtakurusu Motel'e bekliyoruz.
Bir Sır Kaç Kilometre?
Hayalet Tozu
Sevilen mizah yazarı Hanzade Servi, ödüllü ilk kitabı Ortanca Balık 'tan yaklaşık üç yıl sonra kaleme aldığı yepyeni kitabı Hayalet Tozu ile okurlarıyla yeniden buluşmanın heyecanını yaşıyor.
Vampirlerin, hayaletlerin, canavarların, hatta tanımlanamayan pek çok insan dışı varlığın boy gösterdiği korku edebiyatının gençler arasında tercih sebebi olduğu bilinen bir gerçek. Türk yazarları bu türde bazı örnekler verseler de mevcut kitapların büyük çoğunluğunu çeviri eserler oluşturuyor. Hanzade Servi'nin uzun süre üzerinde çalıştığı yeni romanı Hayalet Tozu ise işte bu noktada devreye girerek Türk çocuk ve gençlik edebiyatındaki korku kitapları türüne güzel bir alternatif sunuyor.
Adından da anlaşılabileceği üzere kitap bir hayalet hikâyesi anlatıyor. Ama hemen öyle korkuya kapılmayın! Yazar korkunun dozunu kararında bırakarak, on yaş ve üzerindeki çocukların yürek çarpıntılarıyla okuyacağı heyecan dolu bir kitap hazırlamış. Hayalet Tozu, Düşçe adında dokuz yaşlarındaki bir oğlan çocuğunun etrafında gelişen gizemli olayları konu edinen sürükleyici bir öykü üzerine kurulmuş. Düşçe'nin babası başarısız olmasına rağmen yazmaktan vazgeçmeyen azimli bir korku kitapları yazarı, annesi ise Korku Tüneli adlı bir kitapçı dükkânını işleten uzman bir psikolog. Bu çekirdek ailenin en büyük eğlencesi ise Düşçe'nin babasının bir türlü bitiremediği romanlar için yeni konular bulmak.
Düşçe, günlerden bir gün, iki ay önce karşı apartmanlarına taşınan çiftin penceresinde bir kız çocuğu görür. Birdenbire ortaya çıkan bu kız kim olabilir? Yoksa karşı komşularının bir kızı mı var? Peki ama daha önceden neredeydi? Düşçe tüm bu gizemli soruların peşine düşedursun, bu sırada etrafındaki herkesin hayatında bazı sırlar olduğunu keşfeder. Alt kat komşuları Bayan Tozlusüslü, üst kat komşuları gizemli Bulut Bey, annesinin dükkânındaki bıyıklı Peri ve daha kimler kimler… Tüm bunların üzerine annesi Düşçe'yi bir yolculuğa göndermeye karar verir. Peki Düşçe hayatının sırrını keşfedeceği bu yolculukta nelerle karşılaşır?..
Büyümek, ölüm, arkadaşlık, ebeveyn-çocuk ilişkisi gibi can alıcı konular etrafında şekillenen Hayalet Tozu ile Hanzade Servi, son derece özgün, akıcı ve nefes nefese okunacak dört başı mamur bir kitaba imza atmış.
Düşçe'nin peşine takılarak hem eğlenceli hem de heyecan dolu bir serüvene hazır olun!
Havuç Ağacı
Karamel Kokulu Öykü Okulu
Dünyanın en komik öykü okuluna kaydınızı yaptırmak için acele edin!
Edebiyatımızın üretken yazarlarından Hanzade Servi’nin yeni kitabı Karamel Kokulu Öykü Okulu, esin perinizi uyandırıp sizi öykü yazmaya teşvik edecek ilham verici bir kılavuz.
Yazmaya heves edip bir türlü nereden başlayacağına karar veremeyen 9 yaş ve üzeri okurların yolunu ışıtacak bu renkli başvuru kitabı, çeşitli ipuçları ve eğlenceli alıştırmalar eşliğinde, öykü yazmaya dair zihinlerdeki bütün sorulara açıklık getiriyor.
Mert Tugen’in karakteristik desenleriyle renklenen Karamel Kokulu Öykü Okulu, sadece öyküyle sınırlı kalmayıp, işi büyütüp ileride kitap yazmak isteyen geleceğin yazar adaylarına, yazıp bitirdikleri kitabın hangi aşamalardan geçeceği ve nasıl yayınlanacağı ile ilgili küçük ayrıntılar da sunuyor.
Öykü yazmayı çok istiyor ama bir türlü kalemi eline almaya cesaret edemiyor musun? Belki de çoktan yazmaya başladın ama ilhamın tavuklarla dans etmeye kaçtığı için öykünün sonunu getiremiyorsun. Sahi, bir öyküye başlamadan önce hangi hazırlıkları tamamlamalı? Karakterleri neye göre seçmeli? Nasıl bir başlık bulmalı? Peki, ya okurlar? Neyi sever, neyi sevmezler?.. Yazmakla ilgili aklına takılan bütün sorularına cevap bulabilmen için Karamel Kokulu Öykü Okulu’na kayıt yaptırman yeterli! Ne duruyorsun! İlhamın saat kaçta geleceği belli olmaz. Yoksa olur mu?..
Mizahtan beslenen betimlemelerle, eğlendirirken bilgilendiren bir içerik sunan Karamel Kokulu Öykü Okulu, çocukların hayal gücünü esnetecek ve onları yazmaya yönlendirecek alıştırmalarıyla bu türde yayımlanmış diğer bütün kitaplardan ayrışıyor.
Hanzade Servi’nin, kitabın sonunda okurları için hazırladığı sürpriz, içindeki yazarı yeni keşfetmiş ya da çok yakında keşfedecek olan çocukları yaratıcılığın sınırlarında kalem sallayacakları coşkulu bir öykü deneyimine davet ediyor…
Dadı Eftalya’nın Pembe Misketi
“Sonra samanların arasına oturdu ve avucundaki pembe miskete baktı. Bir süredir zaman zaman aklına gelen ama her seferinde kabullenemediği için zihninden uzaklaştırmaya çalıştığı gerçekle yüzleşmeye hazırdı.”
Paydaş ailesi Ayaydınlar Çiftliği’ni satıp İstanbul’a yerleşme kararı almıştır. Aslan ve Aşkın Paydaş taşınma işlerini halletmek için İstanbul’dayken çocuklara -Nazlı, Timuçin, Neşe ve Gece’ye- Dadı Eftalya bakacaktır. Nazlı sosyal medya bağımlısı bir çocuktur, hayali “youtuberlık”tır. Timuçin korkusuz, kendinden emin, çok okuyan, meraklı, araştırmacı bir çocuktur. Neşe’nin Sırma adında hayali bir arkadaşı vardır. Kurduğu düzgün cümlelerle herkesi kendine hayran bırakan Gece üç ay önce konuşmayı aniden bırakmıştır.
Ayaydınlar Çiftliği’yle gizemli Dadı Eftalya arasında nasıl bir bağ vardır? Bir pembe misket geçmişten geleceğe insanların yaşamına nasıl yön verir?
Hanzade Servi, sonu gelmez sürprizlerle dolu, heyecan ve merak içinde okuyacağınız yaşantıları bir yapbozun parçaları gibi romanına yerleştiriyor.