Allah Bilsin Yeter
Allah’a Bırak Olmuş Bil
Allaha Emanet Ol Furkan
Allah'a emanet edilmek, Yaradan'ın rahmet yağmuruna şemsiyesiz bırakılmak, onun vereceği derde de, kedere de, ihlasa da, sınava da, huzura da layık olunabilecek sıfatta olmak demekti. Biri sende bu sıfatı görebilmişse, sen o sıfatta görülmüş olmanın hakkını vereceksin, tefekkür edeceksin, Rabb'ine teslim olacaksın. Biri seni Allah'a emanet etmişse seni görmeden ölmez. Biri seni Allah'a emanet etmişse kimse seni çalamaz. Bir insanın emanet edileceği en güvenli yer arşıâlâdır. Biri Allah'a emanet edildiğinde eksiksiz ve bozulmadan, bırakıldığı gibi geri alınır. Zeynep, giderken onu inandığı güce emanet etmişti. Furkan'ı hayatta tutan şey de işte bu oldu.
Şiirleri ve romanlarıyla kalplerinize dokunan Kahraman Tazeoğlu, "Allah’a Emanet Ol” ile sizi yine duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
Aramızda Kalsın
Bu kitabı okurken; çok güleceksin, heyecanlanacaksın, uykusuz kalacaksın, meraktan çatlayacaksın, kimseyi kınamayacaksın, kimseyi yargılamayacaksın, artık engel tanımayacaksın, hıçkıra hıçkıra ağlayacaksın, asla elinden bırakmayacaksın, bu kadar da olamaz diyeceksin, çok kızacak hatta öfkeleneceksin, artık hiç kimseyi suçlamayacaksın, hayatını yeniden gözden geçireceksin, Ve sonundaaaa....
Araz
Aşkla Kal
Asla Vazgeçmedim
Bambaşka
Bana Aşkla Gel
Başka
Ben Bir Kelebek Sevdim
Ben Meryem – Hayallerime Bilet Var Mı?
Sen hiç başkasının senin için kurduğu hayallerin altında ezildin mi?
Ben hayallerime kavuşmak istiyorum. Köyüme geri dönmek ve yediden yetmişe herkesin bayram sevinci olmak istiyorum.
Hayatımı, başkalarının benim için kurduğu hayallere kurban vermeyeceğim.
Ellerimi, aklındaki köhnemiş bilgileri bana dayatanlara değil, kalbimin kapısını sevgiyle çalan sana uzatıyorum.
Uğrunda hayatımı ortaya koyduğum ve azimle şaha kalktığım hayallerime kavuşabilmem için benim elimden tutar mısın?
Sende beni hayallerime götürecek bilet var mı?
Solmak üzere olan ve senden gelecek eli umutla bekleyen bir çiçek.
Meryem
Bir Gün Anneler De Gider
Sen yere göğe sığdıramazsın, bir avuç toprağa sığdırır ecel…
Ellerinden son bir kez tutmak istersin,
Toprak dolar avuçlarına.
Canın gider, canının cananı gider, canından gider…
Ama sen gidemezsin;
Kalakalırsın hüznün mahzenlerinde, mahzun bir halde.
Annenle birlikte kalbinin yarısını da toprağa koyarsın.
Hiç ağlamadığın gibi ağlarsın, hiç bakmadığın gibi bakarsın.
Hiç yanmadığın gibi yanar, hiç olmadığın gibi kanarsın.
Dipsiz bir keder kuyusuna düşerken,
Bir umut ararsın, bir dayanak.
Son anda tutunur ellerin bir ayete.
Ve ayet fısıldar kulağına...
“Rabbin seni terk etmedi!” (Duha Suresi,3)
Bodrum Katı – Tünelden Önceki Beyaz Ev
İstanbul Boğazı’nın kıyısında, boynunda altın bir kolye ile çarmıha gerilmiş şekilde duran bir kadın cesedi bulunur. Kısa sürede tüm ülke bu gizemli cinayeti konuşmaya başlar. Aradan geçen günlerde ise farklı yerlerde benzer cesetler bulunmaya devam eder.
Kadının boynundaki kolye ise Atlas’ın ikiz kardeşi Talya’nın kolyesinin birebir aynısıdır. Atlas, kardeşi ile cinayetler arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışırken, hayatları babaları Enzel’in çeşitli sanrılar görmeye başlaması ve tuhaf davranışları nedeniyle altüst olur.
Atlas ve arkadaşları araştırmalarına devam ederken yolları tarihi gizemli Beyaz Ev ve evin yeni sahibi ile kesişir. Cinayetler, Beyaz Ev ve Enzel arasındaki bağlantıları çözmek ve olayların perde arkasını deşifre etmek ise hiç kolay olmayacaktır!
Paranormal Hikayeler ve Tünelden Önceki Beyaz Ev kitaplarının başarılı yazarı Işıl Işık’tan, aksiyon dolu ve her bölümü merak uyandırıcı bir polisiye gerilim romanı…
Ürpertici gizemlerle dolu Tünelden Önceki Beyaz Ev’e başka bir gözle bakmaya hazır mısınız?
Bu Kitap Annelere Çok İyi Gelecek
Bukre
Bukre -2
Güzellik, bakmayı bilen gözdedir sevgilim. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim. Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim. Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim. Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin. Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. Ben, senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin. Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende, busesi bende kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum. Romanları ve hikâyeleriyle kalplerinize dokunan Kahraman Tazeoğlu, "Bukre" ile sizi yine duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
Bunları Kimseye Anlatamamıştım
Çatı Katı – Tünelden Önceki Beyaz Ev
Tüm ülkenin gündemine oturan ve büyük sırlarla dolu Beyaz Ev soruşturmasını yürüten Başkomiser Emris, kendisine ulaşan yeni delillerin ardından araştırmayı derinleştirmeye başlar ve İnterpol’ün desteğiyle yurt dışına taşır. Beyaz Ev’in yeni sahibi Eren ve daha önce Beyaz Ev ile bağlantılı cinayetleri çözen Atlas, Demir, Ala üçlüsünün de dâhil olduğu özel bir ekip kurar.
Daha önce ortadan kaybolan Arden’i bulmak, soruşturmanın devamı ve uluslararası suç örgütünün deşifre edilmesi için kilit rol oynamaktadır. Ancak Arden’den hiçbir iz yoktur. Başkomiser Emris, Arden’i bulmak için uğraşırken; Eren için ise eski sevgilisi Arden’e yaklaşmak kendi içinde büyük iç çatışmalara neden olacaktır.
Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin başarılı yazarı Işıl Işık’tan her bölümünde ayrı bir heyecan ve merak duyacağınız bir polisiye roman… Beyaz Ev üçlemesinin final kitabı Çatı Katı isimli romanla, hikâye sona yaklaşırken kendinizi bir yandan soluk soluğa bir uluslararası soruşturmanın içinde bulacak, öte yandan Beyaz Ev’deki yeni gizemli olaylarla korku ve gerilimi iliklerinize kadar hissetmeye devam edeceksiniz
Dert Etme Allah Biliyor
Enkaz
Esrarengiz Ev
Eyvallah
Gölge Adam
KORKUNÇ CİNAYETLER İŞLENİYORDU...
İngiltere'nin dört bir yanından bir dizi cinayet haberi geliyordu. Hepsinin yöntemi farklı olsa da her biri dehşet verici ve acımasızdı.
FAKAT KATİL DAHA YENİ BAŞLAMIŞTI.
Jess Ambrose, evi ateşe verildiğinde kendini koca bir soruşturmanın ortasında buluverdi. Kocası ölmüş ve polis onu ararken, o kaçmayı tercih etti. Tek umudu, onun masum olduğuna inanan tek kişi olan, görevden uzaklaştırılmış dedektif Nate Griffin'di.
VE DÜNYAYI DEHŞETE DÜŞÜRECEKTİ...
Çok geçmeden Jess ve Griffin akla hayale gelmeyecek bir şey keşfettiler; bu katil, cinayetlerini dünyanın en meşhur seri katillerini taklit ederek işliyordu. Ama artık taklit etmek ona yetmiyordu. Basının Gölge Adam adını taktığı katil, kendi şaheserini yaratmaya hazırdı ve bu daha önce görülmüş her şeyden daha korkunç olacaktı...
Görevimiz Kara Delik
Vay canına! Bu kitabın her yerinde senaryo açıkları var! Senin görevin Ajan Harrier, bu açıkların nereye uzandığını bulmak ve onları açan suçluyu yakalamak. Kendine ajan diyen birisi, bir casus kitabında buna izin veremez! Elimizdeki bilgiler işin içinde bir ejderhanın bile olduğunu gösteriyor. HARBİDEN! Hâlâ ne duruyorsun? O parlak zırhı / astronot kıyafetini / süper kahraman kostümünü kap ve HAREKETE GEÇ!
Özel Ajan Ben Sanders yine Ajan Harrier`ın gülünç derecede imkânsız görevinde okuyucuyu kahkahaya boğuyor.
İçindeki Uyuyan Güzeli Uyandır
İnsan bir ‘güzel’ olarak doğar. Büyüdükçe kendini büyük zannedenlerin oturduğu tahtı sallamaya başlar. Minik güzelle baş edemeyen büyükler, öcü, cin ve dev gibi hayali canavarlarla onu uyutmak isterler. Minik güzel büyüdükçe gelenek, ayıp, disiplin, not korkusu gibi gözle görülmeyen silahlarla sindirilmeye çalışılır. Maalesef güzel doğanların büyük bir çoğunluğu daha gençlik çağına gelmeden uyur. Çünkü bizim eğitim adına verdiğimiz bilgilerin çoğu aslında onu uyutmak ve uykusunu derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Bu kitapta dünyaya muhteşem olarak geldikten sonra iyi niyetlerle uyutulan, içindeki güzelin uyuduğunu fark eden ve onu uyandırmak için çırpınan bir sevgi yolcusunun serüveni var. Eğer sen de içindeki güzeli uyandırmak istersen hadi gel arkadaş olalım. Bu kitabı okuyup arkadaşlığımızın tadına bakman amacıyla gözlerini dört dakika ödünç verirmisin? İçindeki güzel uyandırmayı beklerken sen hala neyi beklediğini hiç düşündün mü?
İki Söz
İnsan olmaktan yorulur bazen insan. Hayat yorar, aşk yorar, yalnızlık yorar, kalabalık yorar, gelen yorar, giden yorar... Sana sunulan hiçbir şeye alışma bu yüzden. Terk edenler yorar... Daha az güvenmeye, daha az sevmeye ve daha az inanmaya tecrübe diyorlar. Ama bu tecrübe değil, tecrübeyi doğru kullanamamaktır. Daha az güvenmek, güven sorunu yaratır. Gerektiği kadar güvenmelisin. Daha az sevmek yalnızlığı getirir. Hak ettiği kadar sevmelisin. Daha az inanmak inancını zedeler. Neye ne kadar inanman gerek, onu bilmelisin. İnsanlar terk edilerek terk etmeyi, aldanarak aldatmayı öğreniyorlar. Oysa terk edilen sadakati, aldatılan dürüstlüğü öğrenmelidir. Hayatın getirdiği sevinç ve mutlulukları nasıl kabul ediyorsak, onun sunacağı kederleri de aynı olgunlukla kabul etmeliyiz. Bu dünya bir imtihan dünyası. Kaderimize yazılan her keder, dayanma, sabretme ve inanma gücümüzü sınar. Yıkılmış, aldanmış, incinmiş, kırılmış olabilirsin. Umutların tükenmiş de olabilir. Bu kaderindir. Kader seni sürekli dener. Cevabını bilmediğini sandığın bir soru gibi gelir. Oysa Rabb'in o sorunun cevabını çoktan vermiştir. Ve onun senin durumundakilere verdiği en iyi cevap gece-gündüz ilişkisidir. Geceyi ve gündüzü düşün şimdi. Ve şunu: Her yeni gün, bitmiş bir gecenin ardından başlar ve şahitlik ettiğimiz bitişler, göremediğimiz nelerin başlangıcıdır kim bilir...
Şiirleri ve romanlarıyla kalplerinize dokunan Kahraman Tazeoğlu, "İki Söz" ile sizi yine duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
İntikam
İstila 2030
Kalbime Girmeden Beynimde İşin Ne?
Derslere nasıl aşık olabilirim?
Hiç düşündün mü?
Dersler senin düşmanın mı, yoksa dostun mu? Dersleri hor gören başarıyı zor görür :)
Düşünceleri dayatmak insanları birbirinden uzaklaştırır, duyguları paylaşmak insanları birbirine yaklaştırır. Anne-baba ve öğretmenler mantıklarına uygun düşüncelerini çocuklarına dayatırlar. Oysa çocuklar duygularının peşinden koşarlar ve bütün çatışmalar bu yüzden çıkar.
Benzinli arabaya ayran doldurduğunda onu çalıştırabilir misin? Bu, arabanın arızalı ya da ayranın bozuk olduğu anlamına gelmez; doğru yakıtı doğru yerde kullanmadığın anlamına gelir.
Anne-baba ya da öğretmenin 'çalış' dediğinde içinden çalışmak gelmiyorsa; bu, onların yanlış konuştuğu veya beyninin arızalı olduğu anlamına gelmez.
Şu anda eline alıp içinde ne olduğunu merak ettiğin bu kitap seninle dersler arasındaki buzları eritecek, derslere aşık olduktan sonra başarmana, hedefine ulaşmana ve parmakla gösterilmene destek olacaktır.
Aşık olmanın sıcaklığını yaşamaya ve sonunda kendini alkışlayacağın bir yolculuğa çıkmaya ne dersin canım?
Kayıp Yüzyılın Prensesi
Kendimi Yaşamak İstiyorum
Kendini Yeniden Başlat
– Bir kuyumcunun vitrininde, bakan herkesin dikkatini çeken harika bir mücevher gibi göz kamaştırmak varken sokakta oynayan çocukların elindeki çamura bulanmış bir misket gibi olmak niye?
– Ben mi harika bir mücevher gibi göz kamaştıracağım? Ben kim, mücevher olmak kim? Benim içim küflenmiş, çürümüş; sen kalkmış bana, mücevher olmaktan bahsediyorsun.
– Dışarıdan bakınca uzun zamandır kilitli kaldığı için üzeri tozlanmış bir sandık gibi görünüyorsun. Ancak içinde neler olduğunun farkında bile değilsin.
Sana düşen, sandığın üzerindeki yıllanmış tozları temizlemek ve onun içinde seni bekleyen muhteşem hazineye ulaşmak. Şimdi sana desem ki elimde o kilidi açacak bir altın anahtar var ve bu kitabı, sandığın kilidini açacak o altın anahtarı sana vermek için yazdım.
Hayal ettiğin güzellikleri yaşama yolculuğunda yol arkadaşı olalım mı?