835 Satır
A Takımı Doğuyor
Gülten Dayıoğlu’nun İz Sürücü Köpekler dizisinin birinci kitabı A Takımı Doğuyor,
Berk Öztürk’ün resimlediği yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor.
Arama ve kurtarma köpeği olarak yetiştirilen dokuz kurt köpeğinin doğma, büyüme ve kurtarma çalışmalarına katkılarını anlatan maceralarına tanıklık etmeye hazır mısınız?
A Takımı İz Sürmeyi Öğreniyor
A Warm Winter
Acaba Neden?
Suna Hanım’ın yaramaz kedisi çatıdaki serçeleri kovalarken dengesini kaybedip düşüverir. Suna Hanım fırladığı gibi kedisini kucaklayıp veterinere götürür. Tedavisi yapıldıktan sonra kediciğin hayatı ve görünüşü birazcık değişir. Üstelik evin diğer sakinleri ona tuhaf davranmaya başlamıştır.
Neden kediciğe böyle davranıyorlar dersiniz?
Acaba neden?
Adrıana Mater
Uğradığı tecavüz sonucu hamile kalan ve çocuğunu aldırmayı reddeden anne Adriana, büyüdüğünde babasının gerçek kimliğini öğrenen ve onu öldürmeye yemin eden oğul Yonas, savaştan yaralı olarak dönen ve zamanının dolmasını bekleyen baba Tsargo ve Adriana'nın kız kardeşi Refka. Annelik ya da barbarlık; ölüm ya da yaşam; bağışlama ya da intikam... Amin Maalouf, bize sık sık Ortadoğu'yu ya da Balkanları anımsatan bir coğrafyada, savaşın yaşandığı bir ülkede, düşmanlığın ve yabancılığın eşiğinde, tükenmekte olan bir dünyanın eğretilmesini sunuyor. Maalouf'un Uzaktan Aşk'tan sonra ikinci librettosu olan Adriana Mater (Ana Adriana), insanoğlunun unutulmaz trajedilerine ışık tutuyor...
Afacan Hızlı’nın Büyük Serüveni
“Güneş sıcacık parlıyordu. Rengârenk çiçeklerle bezeli kır yolu onu heyecanlandırıyor, giderek uzaklara, daha uzaklara çağırıyordu. Yürüdükçe yürüdü. Çiçekleri kokladı. Annesinden öğrendiği otlardan tattı. Sonra bir şarkı uydurdu:
Yaşasın, hop yaşasın, büyümek ne güzelmiş!
Tek başına dolaşmak dünyalara değermiş.
Bak, burası kır yolu, şurada da asfalt var.
Az ötede ağaçlar, yanından ırmak akar.
İşte dünya bu kadar!
Bunu bilmekte ne var?”
Afrikalı Leo
Afrikali Leo, gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşamöyküsü: "Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namıdiğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun özyaşamöyküsü -yazmış olsaydı yazacağı gibi. Amin Maalouf, bu ilk romanında -daha sonra Semerkant, Tanios Kayası, Doğu'nun Limanları, Yüzüncü Ad ve öteki romanlarında da yapacağı gibi- tarihle/ tarihten olağanüstü bir halı dokuyor. Bir uçan halı...
Ağacın Çürüğü
Ağacın Çürüğü, Baldaki Tuz, ustadır Arı ve Zulmün Artsın Yaşar Kemal'in gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarından ve konuşmalarından derlenen kitaplardır. Yazarın düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir. "Sayın muhbir vatandaş, sen bu yurdun çürümesinin başlangıcıydın ve sonu olacaksın. Senin bol bol işlediğin yerde, hangi toplum olursa olsun, bir düşmanlıklar kargaşası çıkar...Sayın muhbir vatandaş, sen bir ölçüsün. Senin oyunaların en korkuncusun." Yaşar Kemal "Yaşar Kemal büyük bir yazardır. Onun eserlerini okumak, zengin kazanımlar sağlayan büyük bir serüvendir." Fönstet (İsveç)
Agathanın Anahtarı
Dünyaca ünlü polisiye yazarı Agatha Christie İstanbul’da gizemli şekilde ortadan kaybolur. Yazarın on bir gün boyunca yaşadıkları günümüzde dahi esrarını korumaktadır. Christie’nin sırra kadem bastığı günlerde kimlerle, nerede olduğunu açıklamaksa yine bir polisiye yazarına nasip oluyor; Ahmet Ümit kurgu olsa da bu sırrı ifşa ediyor. Agatha Christie’nin “kusursuz bir cinayetin olamayacağına” dair inancıysa belki de sonsuza dek değişiyor.
Kim başka birinin yerine ölmek ister ki?
Agatha Christie öyküsüyle açılan kitap, gücünü enerji yüklü kısa öykülerden alıyor. Başkomser Nevzat’ı daha çok sahada gördüğümüz, iyi bir polisiyeye has tüm incelikleri ve yüksek heyecanı bir arada barındıran Agatha’nın Anahtarı, belki de Ahmet Ümit’in en enerjik, deli dolu eseri.
Hiçbir şey söylemedi Talat, sadece kederli gözlerle baktı yüzüme. Şimdi eli kanlı bir katil değil, yüreği acıyla dolu bir baba duruyordu karşımda...
Ağıtlar
Ölüme karşı etkin bir direniş olan ağıt, insanoğlunun ölümle yüz yüze geldiğinde duyduğu şaşkınlığı, korkuyu ve inanmazlığı dayanılır kılma çabasının sonucudur. Bin yıllardır yakılan ağıtlar, Anadolu'da da çok büyük bir çeşitlilik ve zenginlik gösterir. Yaşar Kemal'in Çukurova bölgesinden ve Toroslar'dan derlediği pek çok ağıt, Ağıtlar'da bir araya geliyor. "Gözümüzün önüne, bir deri bir kemik köylü delikanlının biri çıkacak. Adı Kemal Sadık Göğceli, Hemite köyünden gelmedir. Dağ bayır dinlemez, köyünden, dağ köylerinden, obalardan, ovalardan, kasabalardan, ikide bir de kopup gelir Adana'ya çöker önümüze, ağıtlar, türküler, destanlar serer buruşuk sarı kağıtlar üstüne yazılmış. Peki, nereden toplamıştır bunları?anadolu bacılarının hep birlikte yaktıkları ağıtların yazıcılığını ediyordu, bu zorunluluğu duyuyordu, esnek ve kararlı yazısı ile. O hızla kopup geliyordu tabana kuvvet, sanki kaderi ile kaderimiz buna bağlıymışçasına. Önümüze serdiiği söz dizileri, Çukurova kadınlarının ölüm karşısında uyaklı sözleri, bağırtıları, dövünmeleriydi.Sanki ölenin, vurulanın, ezilenin,(...)ırgatı, işçisi, yarıcısı ile büyük değişimlerin içinde bulunan Çukurova7nın avaz avaz ağıtlarından sorumluydu bu çocuk."
Ağrıdağı Efsanesi
Bir aşk destanı olan Ağrıdağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir.
"Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanı olan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi."
- Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus)
"Yaşar Kemal'de büyük bir romancının bütün nitelikleri var."
- British Books, (İngiltere)
"Zengin, renkli ve zekice bir netlikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken."
- Irish Times, (İrlanda)
"Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor."
- Sunday Telegraph, (İngiltere)
"Yaşar Kemal, Şehrazat klasmanında bir masal anlatıcı."
- Daily Telegrapn. (İngiltere)
Al Gözüm Seyrele Salih
Al Gözüm Seyreyle Salih'te Karadeniz'in küçük bir kasabaında on bir yaşındaki Salih'in, kanadı kırık bir martıya duyduğu sevgi ve mavi oyuncak bir kamyonu elde etme isteği konu alınır. 1970'lerin Türkiyesi, dönemin insan, devlet, iktidar ilişkileri Salih'in dünyasını çevreler. Yaşar Kemal, Salih'in gözündenhayata bakar ve çocukluğun bahçesinden, Türkiye'nin genel yapısını tüm inceliğiyle çizer. "Yaşar Kemal bir halkın kültürünü temsil etmektedir. Epiği geniş, katıksız bir halkçı temele yaslanmıştır.Romanları yaşamın zenginliği, sıcaklığı, güzelliğiyle doludur." Joel Ohlsson, Arbetet,(İsveç) "Yaşar Kemal'in yapıtları olgun, nefis bir meyve tadarcasına okunuyor." Gerard-Hunbert Goury, Le Matin, (Fransa) "Kemal büyük bir sevecenlik ve merhametle yazıyor." Daily Telegraph (İngiltere) "Yaşar Kemal'in destansı anlatımında hiçbir şey küçük değil. Onun her sözü, denizin köpüren dalgaları gibi çağıldıyor." Frankfurter Allgemeine Zeitung (Almanya)
Allahın Askerleri
Yaşar Kemal İstanbul'un çeşitli semtlerinde çocuklar arasında dolaşarak onların hikâyelerini anlatır. Küçük yaştaki bu çocuklar, sokarlarda yatıp kalkıyor olmalarına, kimsesizliklerine, hor görülmelerine, açlığa rağmen hâlâ hayatta, hâlâ insan kalmaşılardır. Allahın Askerleriyle yapılan röportaj zengin bir dille hüzünlü bir hikâyeye dönüşür. "Yaşar Kemal yaylaların sözlüğü..." Ceyhun Atuf Kansu "Yaşar Kemal, baştan beri, yoksullar ve doğa konularında olduğu gibi, çocuklar konusunda da son derece duyarlı bir yazar oldu. Yapıtlarında sık sık çocuklara başrolü vermekle kalmadı, onların yaşamlarını, sıkıntılarını, düyaya bakışlarını da bir dizi röportajla ele aldı. Onun röportajlarının yayımlanmasından 10-15 yıl sonra, Türkiye'de sanki birdenbire, bir sokak çocukları patlaması yaşandı ve hâlâ da yaşanıyor. Türkiye'de bugün kendi kaderine terk edilmiş on binlerce çocuk var. Dünyada ise bu durumda milyonlarca çocuk var." Süha Oğuzertem
Anadolu Efsaneleri
Anadolu Efsaneleri, Yalvaç Ural'ın hem çocuklar, hem yetişkinler tarafından çok sevilen bir kitabı. Anadılu'ya ait efsanelerin, BatılılarcaYunan kültürünün bir parçası gibi gösterilmesine bir yazar olarak yüreği elvermeyen Ural, bu topraklara ait olduğunu düşündüğü efsaneleri bir araya toplamış. Örneğin Amazonlar Anadoluludur. İzmir, Efes gibi pek çok kenti Amazonlar kurmuş ve adlarını vermişlerdir.Kral Midas'ın Yunan kültürüyle bir bağı yoktur. Tarihçi Heredotos'un Yunancayı sonradan Atina'da öğrendiği söylenir. Troyalılarla savaşan Akhalar kimlerdir? Ünlü düşünür ve matematikçi Thales İonyalıdır. Bugün kullanılan Yunan alfabesine İon alfabesinin kaynaklık ettiği bilinir. Anadolu Efsaneleri bu topraklarda yaşamış insanların ve onların kültürlerinin efsaneleridir.
Annemin Çantası
Güzel bir yaz günü. İki kardeş anneleriyle parka gidiyor. Çocuklar neye ihtiyaç duysalar çantadan çıkıveriyor. Acaba bu çanta süper güçlere mi sahip?
Sara Şahinkanat’ın yazdığı, Ayşe İnan’ın muhteşem resimlerle hayat kazandırdığı “Annemin Çantası”, her zaman alay ya da merak konusu olan bir konuya açıklık getiriyor. Kadınların çantasında neler var neler? Böyle bir kitap, iki duyarlı kadının ortak ürünü olunca, ortaya müthiş bir sonuç çıkıyor. Aslolan çanta değil, çantalarında taşıdıkları “hayat”la kadınlar çünkü…
Aramızda Beyaz Bir Çizgi
Keşke Hep Çocuk Kalsak...
Yaprak, Idım kentinde yaşayan bir ailenin kızıdır. Evlerinde sadece komşu Şık kentinin radyosu çektiği için, küçük kız, daha konuşmayı öğrenmeden Şıkça şarkılar söylemeye başlar. Bunu kimsenin bilmemesi gerekmektedir! Çünkü yüz yıl önce kopan "O benim taşım", "Bu benim dalım" kavgaları yüzünden, iki kentte yaşayanlar birbirine dargındır. Üstelik, aralarına çekilen beyaz çizgiyle kentler de insanlar da birbirinden ayrılmıştır.
Yaprak küçük bir hanımefendi olduğunda, zeytin ağaçlarının arasında dolaşmaya çıkar bir gün. Şıkça bir şarkı mırıldanarak gezindiği o gün, iki kentin kaderini değiştirecek bir dostluğun da başlayacağı çok güzel bir gün olacaktır...
Aramızda Beyaz Bir Çizgi, büyüklerin dünyasındaki anlamsız yasaklar karşısında, çocukların ürettiği yaratıcı çözümleriyle, "Keşke hep çocuk kalsak!" dedirten bir kitap.
Yapı Kredi Yayınları, Doğan Kardeş kitaplığındaki yeni bir diziyi yeni bir yazarla başlatıyor. Daha Güzel Bir Dünya İçin dizisi, Çiğdem Kaplangı'nın ilk kitabı Aramızda Beyaz Bir Çizgi ile okurlarla buluşuyor.
Arapların Gözünden Haçlı Seferleri
9. yüzyılda Yunancadan Arapçaya çevrilen Salaman ve Absal öyküsü, başta İbn Sina’nın Hay bin Yakzan’ı olmak üzere, birçok İslam düşünürünün yapıtlarına kaynaklık etti. Genellikle alegorik öyküler ya da öykümsü anlatılar olan bu yapıtlardan Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir okur kitlesine sahip olan Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf’un büyük ses getiren kitabı “Arapların Gözünden Haçlı Seferleri” Yapı kredi yayınları tarafından yayımlandı. Maalouf’un 1983 tarihli bu yapıtı, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın başına kadar devam eden Haçlı Seferleri’ni egemen tarih anlayışının yerine “öteki”nin gözünden anlatıyor.
Arkadaşlar
Aşk Köpekliktir
Ben de en az aşk kadar saçmayım… Aşkın kaç yüzü, kaç hali vardır? Stefan’la Ayşe’nin aşkı gibi bir çeşit köpeklik midir, yoksa ancak rüyalarda rastlanılan bir mucize mi? Profesör Numan’ın inandığı gibi çözümsüz bir problem midir, yoksa Ceren’in sandığı gibi bir yanılsama mı? Belki iki âşığın giriştiği bir düello ya da hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir ütopyadır! Hem hastalık hem direniş, hem av hem de avcı olmaktır aşk…
Aşk rüzgârın söylediği bir şarkıdır Polisiye romanlarıyla tanınan Ahmet Ümit, bu kez Aşk Köpekliktir’de “katil kim?” yerine, binlerce yıllık “aşk nedir?” sorusuna yanıt arıyor. Kitapta bir araya gelen dokuz öykü, bu eskimeyen soruya kendi cevaplarını ararken, bir yandan da her bir hikâye farklı kurguları, kahramanları, mekânları ve Ahmet Ümit’in bildik “gizem”li üslubuyla okuru peşinden sürüklemeyi başarıyor.
Zaman insanla oynamayı seven, hem zalim hem de merhametli bir tanrıdır. Ona karşı çıkamazsın, yapman gereken beklemek. Onun, derin bir unutuşla bizi rahatlatacak örtüsünü üzerimize örtmesini beklemek...
Aşkımız Eski Bir Roman
İstanbul’da bir kanun adamı, sokaklarda bir suç bilgesi. Başkomser Nevzat, karmaşık cinayetleri çözerken insan ruhunun derinliklerinde gezinmeye devam ediyor...
Edebiyat bazen çok tehlikeli olabilir. Anna Karenina, Madam Bovary, Esmeralda ve daha birçok kadın roman kahramanı... Bu muhteşem kadınlara ulaşmaya çabalarken, önce doğru düşünme yeteneğini, sonra da yaşamını yitiren bir adam...
Kimsenin önemsemediği overlokçu bir kızın cinayeti bile önemli sırlar içerir. Katil ve maktul apaçık ortadaymış gibi görünse de hakikat çok derinlerde gizlenmiş olabilir. Ama ne kadar gizlenirse gizlensin, Başkomser Nevzat gibi vicdanlı polisler olduğu sürece karanlık aydınlanacak, adalet mutlaka yerini bulacaktır.
Aşk hiçbir zaman masum değildir. Petersburg’un soğuğundan, İstanbul’un sıcağına gelen bir Rus bilim insanı. İstihbarat servislerini birbirine düşürecek kadar gizemli bir kayboluş. Mutluluğu ararken kendini ölümün kıyısında bulan çaresiz bir âşık...
En zevkli anlar kanlı gerçeklere dönüşebilir…
Cinayetleri çözmek için sadece aklından ve deneyimlerinden değil, yaralı yüreğinden de güç alan Başkomser Nevzat, belki de en çok bu yüzden ayrılıyor benzerlerinden, belki de en çok bu yüzden seviliyor, okunuyor ve hatırlanıyor. Aşkımız Eski Bir Roman, onun bu zorlu serüveninde yepyeni bir halka...
... mesleğini doğru yapmak için cesaret yetmez, aynı anda kocaman bir yürek ister. Ama o yürek çelikten yapılmıyor. Bir süre sonra el bombası gibi gümlüyor. O yüreği zamansız gümletmeyelim Ali. Zalimleri sevindirmenin âlemi yok.
Aşkın Metafiziği – Yapı Kredi Yayınları
Arthur Schopenhauer, Aşkın Metafiziği’nde sevgi ve aşkın oluşumunu, insan ilişkileri içindeki görünürlüğünü ve işlevlerini kendi özgün felsefesi içinde inceliyor. Aşkın Metafiziği’ne Schopenhauer’ın seçme metinleri ve kitabın çevirmeni Selahattin Hilav’ın Schopenhauer’ın felsefesine dair incelikli değerlendirmesi eşlik ediyor.
“…hayatın gürültü patırtısına göz atacak olursak, bütün insanların, yaşamanın gerekleri ve zavallılıkları ile uğraştıklarını, bütün güçleriyle bu yaşamanın bitmek tükenmek bilmeyen gereksinimlerini gidermeye ve çeşitli acılarını uzaklaştırmaya çalıştıklarını ve buna karşılık, bu acı çeken varlığı daha bir süre devam ettirmekten başka bir şeyi ummaya bile kalkışmadıklarını görürüz. Bununla birlikte, bu gürültü patırtının içinde âşıkların, istek dolu bakışlarla birbirlerini süzdüklerini de görürüz. Peki, bu bakışlar niçin gizli, ürkek ve kaçamaktır? Çünkü âşıklar, bütün bu yoksunluğu ve düşkünlüğü sürdürmek isteyen hainlerdir; onlar olmasa, yoksunluk ve düşkünlük sona erer. Âşıkların boşa çıkarmak istediği, tıpkı kendilerinden öncekilerin çıkardığı bu sona eriştir işte!”
Astronot Dedem
Atatürk – Çocukluk Ve Okul Yılları
İpek Çalışlar, bir çocuk olarak Atatürk’ü anlatıyor.
Mustafa nasıl bir ailede doğdu, nasıl bir çocukluk geçirdi, öğrenim hayatına nasıl başladı, Osmanlı İmparatorluğu o dönem nasıl bir siyasi fotoğraf sergiliyordu?
Mustafa’nın aile geçmişi, çocukluğu ve Harp Okulu yıllarına kadar hayatına odaklanan bu metinde yetişmekte olan bir yüreğin çocukluk ilgi ve meraklarından tutun vicdani, ahlaki ve düşünsel gelişimine ayna tutuluyor.
Vatan aşkıyla dolu bir gencin, bir ulusun önderi olmaya giden yolunun kilometre taşları…
İpek Çalışlar’dan Mustafa Delioğlu’nun resimlediği bir başucu kitabı: Atatürk / Çocukluk ve Okul Yılları…
Tadımlık
Mustafa’nın göçmen çocukları arasında arkadaşları vardı. Bu cılız ve sıska c¸ocuklardan hayatın zorluklarını öğrenirdi.
Altı yaşındaki Nişli Yaşar’dan, cami bahçesine girdiklerinde sarıklı hocanın onları “Uğursuzlar” diye kovaladığını dinlemişti. Cami hocası, “Lanetliler” diye Yaşar’ın üzerine saldırdığı gün, Mustafa onu korumus¸tu.
Yas¸ar ona, “Yalnız hoca değil, yerli c¸ocuklar da bizi do¨vüyorlar. Muhacirlere ‘circir’ diyorlar. Sen de muhacir misin?” diye sormuştu.
Kadınların yaşadıkları dramı çocukları da yaşamaktaydı. Askeri okuldan arkadaşı Mürteza, teyzesi Şehnaz’ın yanında kalırken sokağa atılmıs¸lardı. Mustafa’nın yas¸ında sarışın bir çocuk olan Ahmedovalı Mürteza’nın babası hapisteydi.
Mustafa, Mürteza için dertlendikçe dertleniyordu.
Atatürkten Hatıralar
Uzun yıllar devletin en üst kademesinde Özel Kalem Müdürlüğü yapan Hasan Rıza Soyak, anılarını Atatürk’ten Hatıralar adlı kitapta topladı. Kitap; Atatürk’ün günlük yaşamına dair gün ışığına çıkmamış pek çok ayrıntıyı, ayrıca Cumhuriyet’in ilanı, İzmir Suikasti, Hatay Meselesi gibi pek çok konuda ayrıntılı bilgileri içeriyor. Atatürk hakkında bugüne kadar yapılmış pek çok araştırmada kaynak olarak kullanılabilecek bu değerli kitap, birinci elden tanıklıklarla bir döneme ışık tutuyor.
Ay Ne Zaman Gelecek
Dostluğun ışığı korkuları yener.
Küçük tavşan bir geceyarısı uyandı. Karnı çok acıkmıştı ama karanlık ormanda yiyecek aramaktan biraz korkuyordu. Pembe burnunu oynatarak çaresizce havayı koklarken bir çıtırdı duydu, ardından parlak bir ışık gördü. Gecenin kocaman lambası Ay mıydı bu? Yoksa onun da mı uykusu kaçmıştı?
Ay’ı Kim Çaldı
Berk, geceleri gökyüzünü pırıl pırıl aydınlatan Ay’a hayrandır. Ay’a bakarak uykuya dalarken güzel hayaller kurar. En büyük hayali de astronot olmaktır. Ama bir gece, bir de bakar ki, gözkyüzü bomboş, Ay’ın yerinde yeller esiyor. Büyük bir üzüntüye kapılan Berk, Ay’ı birilerinin çaldığını düşünüp aramaya koyulur.
"Ay’ı Kim Çaldı?" Helen Stratton-Would’un ilk kitabı. 1972 doğumlu Stratton-Would, Fransızca ve Rusça Uygulamalı Dilbilim bölümünden mezun oldu. Oğlu aynı zamanda kitabın da baş karakteri. 1981 doğumlu illüstratör Vlad Gerasimov ise eğitimini ekonomi alanında yapmış olsa da, çocuk kitapları resimliyor.
Aya Okul Gezisi
“Ay’a Okul Gezisi”
Öğrenciler okul gezisine çıkacakları için çok heyecanlı.
Hep birlikte okulun bulunduğu uzay istasyonundan uzay gemisi servisine binip Ay’a gidecekler.
John Hare’in müthiş hayal gücüyle resimlediği “Ay’a Okul Gezisi” kitabı sadece resimlerle anlatılan oldukça merak uyandırıcı bir sessiz kitap.
Ayaşlı İle Kiracıları – Yapı Kredi Yayınları
“Cumhuriyetin ilk yıllarında, Ankara’da, Ayaşlı İbrahim Efendi adında biri, dokuz odalı bir apartman dairesini oda oda kiraya vermektedir. Bir köy ağasının oğlu olan Ayaşlı İbrahim, eşkıyalık, zaptiye çavuşluğu, arzuhalcilik, otelcilik, vb gibi türlü boyalara boyanmış bir adamdır. Odalarda, kadın, erkek, genç, ihtiyar, evli, bekâr çeşitli insanlar oturmaktadır: Ayaşlı’nın apartman katında geçen hayatı anı biçiminde yazan bekâr bir banka memuru; eski bir çiftlik sahibi olan yaşlı Hasan Bey; eski konsoloslardan ihtiyar Şefik Bey; odun ve kömür satıcısı Buharalı Abdülkerim ile karısı İffet Hanım; eski bar kızlarından Faika ile kocası şoför Fuat; geceleri odasında kumar oynatan Turan Hanım’la kocası Haki Bey; bunlardan başka, ikide bir değişen hizmetçiler; dışarıdan gelip giden misafirler. Romanda, Türkiye’nin çeşitli katlarından gelen bu insanların ayrı ayrı maceraları ve birbirleriyle olan ilişkileri anlatılmaktadır.” (Behçet Necatigil)
“Ayaşlı ile Kiracıları, Türk romanında yepyeni bir devir açmıştır. Bugün genç kalemlerin kudretle yaşattıkları bu nev’e kahramansız roman diyebiliriz. Hiç şüphe yok, Türk edebiyat tarihi, Ayaşlı ile Kiracıları müellifini hakiki adiyle lâyık olduğu mevkie koyacak ve onu yeni bir roman anlayışının ilk akıncısı olarak gösterecektir.” (Sabri Esat Siyavuşgil)
“Memduh Şevket Esendal’ın 1934 yılında, böylesine temiz bir Türkçe ile roman yazması bir başarı sayılmalı. Sözü hiç uzatmıyor. Telgraf yazar gibi yazıyor romanını. Kısa tümceleri sık sık kullanıyor ve bunda çok başarılı. Anlattığı kişilere çok yanlı bakmaya çalışıyor. Bu bakımdan özellikle Ayaşlı’yı anlatırken başarılı; iyi yanlarını da, kötü yanlarını da ustalıkla belirtiyor. Kimi insanların düşünme biçimini sadece konuşmalarla çok iyi veriyor.” (Fethi Naci)
Aydaki Dede
2014’ün eylünde ilk kitabı Aramızda Beyaz Bir Çizgi YKY’nin Doğan Kardeş dizisinden yayımlanan Çiğdem Kaplangı’dan bir kitap daha geldi: Ay’daki Dede...
Kıvrık Bıyıklı Dede, bir gece rüyasında çok özlediği torunlarını görmüş. Çocuklar ona şarkı söylüyorlarmış.
Gece görünen yoldan gel bize
Bir var bir yok büyülü fıskiye
Kuş tüyü yastığa koyuver başını
Uyanıp da pencereden baktığında Ay’ın denize vuran ışığını gören dede, “gece görünen yoldan gel bize” diye başlayan şarkının peşinden yollara düşerse, ne olur?
Çiğdem Kaplangı’nın müzikle, sevgiyle, hayallerle dolu bu güzel hikâyesini Dilek Yördem Ceylan resimledi.
Ayının Anlatacak Bir Hikayesi Var
Bir hikâye dinlemek ister misiniz? Ayı’nın anlatacak bir hikâyesi vardır. Önce arkadaşı Fare’ye gider ama Fare’nin onu dinleyecek vakti yoktur. Sonra arkadaşı Ördek’i görür, ne yazık ki Ördek de göç etmeye hazırlanıyordur. Hikâyesini bir de Kurbağa dostuna anlatmayı dener ama o da uyuyacak sıcak bir yer aramaktadır. Çok sevilen “Bekçi Amos’un Hastalandığı Gün” kitabının yazar ve illüstratörleri Philip ve Erin Stead’den dostluk ve sabır üzerine sevimli bir hikâye.
Ayışığında Çalışkur
Ayışığında “Çalışkur” yalnız Haldun Taner’in değil, ilk kez 1954’te yayımlandığı göz önüne alınırsa, edebiyatımızın da en özgün ve öncü sayılabilecek öykülerinden. Taner, ince mizahını adeta bir öykü dersi vererek konuşturuyor.
“Bu kuruluş ve belgeleme, herhangi bir edebiyat ürününde sanatçının yazdığıyla sıradan okuyucunun zevk ölçüleri arasındaki büyük farkı bir eğleni havası içinde göstermesiyle tipik ve orjinaldir.”
- Behçet Necatigil
“Modern deneyci bir edebiyat yapıtıdır Ayışığında “Çalışkur”. Üstelik Batı edebiyatındaki okunması ve anlaşılması güç deneysel metinlerin aksine inanılmaz derecede eğlencelidir. Ancak ilk başta çok kolay görünen bu metin, farklı okumalara olanak veren ve farklı konulara açılım sağlayan bir çalışmadır. Bu metni okumak, kişinin çevresini saran ideolojik söylemleri de okumasına olanak veren, düşünsel bir alıştırma niteliği taşımaktadır.”
- Murat Gülsoy
Ayışığında Şamata
Ayışığında “Çalışkur” adlı öyküsünden Haldun Taner’in oyunlaştırdığı ve ilk kez 1977’de sahnelenen Ayışığında Şamata, yazarın deyişiyle, “yazarın koşullanmaları ile seyircinin bambaşka koşullanmaları arasındaki zıtlığı bir fars havası” içinde yansıtır.
Ayşegül Yüksel’in bu oyunla ilgili değerlendirmesi şöyledir:
“Taner, Ayışığında Şamata ile, Lütfen Dokunmayın’dan bu yana sürdürdüğü toplumdaki yanlış koşullandırmaları irdeleme ve doğru olarak algılanması gereken gerçekleri maskeleyen “yalan” balonlarını delme eyleminin bir başka çarpıcı örneğini vermektedir.
Ayışığında Şamata, Taner’in tüm oyunlarının temel çıkış noktasını oluşturan tersinleme yaklaşımının tam verimle değerlendirildiği, oyunculara, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’nda olduğu gibi büyük olanaklar tanıyan, güldürücü ve düşündürücü bir oyundur.”
Ayşegül 01- Kardeşimi Çok Seviyorum
Ayşegül 1.Kardeşimi Çok Seviyorum 2.Yaşasın Okul Açılıyor! 3.Amerika'ya Vapurla Yolculuk 4.Ev İşlerini Kardeşler Yapıyor 5.Arkadaşlarıyla Parkta 6.Doğum Gününü Kutluyor 7.Bisiklete Binmeyi Öğreniyor 8.Yemek Yapıyor 9.Yüzme öğreniyor 10.Anneler Günü Çiçeği 11.Okulda Bir Gün 12.Doğum Günü Bebeği 13.Yılbaşı Sürprizi 14.Küçük Aşçılar 15.Akıllı Köpek 16.Doğayı Koruyor 17.Tiyatro Oyuncusu 18.Harikalar Sirki 19.Kıyafet Balosuna Hazırlanıyor 20.Lunaparkta Eğeniyor 21.Hayvanat Bahçesinde 22.Gizemli Prensle 23.Hasta Yatağında 24.Uçağa Biniyor 25.Bahçesini Süslüyor 26.Kamp Yarıyor 27.Ormanda 28.Şehre Taşınıyor Ayşegül arkadaşlarıyla 1.Yollara Düşüyor 2.Kırlara Gidiyor 3.1'den 12'ye Saymayı Öğreniyor 4.Saatleri Öğreniyor 5.Hastalanıyor Ayşegül albümleri 1.Eğleniyor 2.Arkadaşımız 3.Doğada
Ayşegül 02- Yaşasın Okul Açılıyor
Ayşegül 05-Arkadaşlarıyla Parkta
Ayşegül 1.Kardeşimi Çok Seviyorum 2.Yaşasın Okul Açılıyor! 3.Amerika'ya Vapurla Yolculuk 4.Ev İşlerini Kardeşler Yapıyor 5.Arkadaşlarıyla Parkta 6.Doğum Gününü Kutluyor 7.Bisiklete Binmeyi Öğreniyor 8.Yemek Yapıyor 9.Yüzme öğreniyor 10.Anneler Günü Çiçeği 11.Okulda Bir Gün 12.Doğum Günü Bebeği 13.Yılbaşı Sürprizi 14.Küçük Aşçılar 15.Akıllı Köpek 16.Doğayı Koruyor 17.Tiyatro Oyuncusu 18.Harikalar Sirki 19.Kıyafet Balosuna Hazırlanıyor 20.Lunaparkta Eğeniyor Ayşegül arkadaşlarıyla 1.Yollara Düşüyor 2.Kırlara Gidiyor O gün hava güzel olduğu için Ayşegül arkadaşlarıyla parkta oynamaya gitti. Parkın bekçisine "İyi günler Bekçi Amca" dedi. "İyi günler çocuklar.İyi eğlenceler.Sakın çiçeklere zarar vermeyin!" "Söz Bekçi Amca!" Haydi artık parka koşalım!
Ayşegül 06- Doğum Gününü Kutluyor
Ayşegül 1.Kardeşimi Çok Seviyorum 2.Yaşasın Okul Açılıyor! 3.Amerika'ya Vapurla Yolculuk 4.Ev İşlerini Kardeşler Yapıyor 5.Arkadaşlarıyla Parkta 6.Doğum Gününü Kutluyor 7.Bisiklete Binmeyi Öğreniyor 8.Yemek Yapıyor 9.Yüzme öğreniyor 10.Anneler Günü Çiçeği 11.Okulda Bir Gün 12.Doğum Günü Bebeği 13.Yılbaşı Sürprizi 14.Küçük Aşçılar 15.Akıllı Köpek 16.Doğayı Koruyor 17.Tiyatro Oyuncusu 18.Harikalar Sirki 19.Kıyafet Balosuna Hazırlanıyor 20.Lunaparkta Eğeniyor 21.Hayvanat Bahçesinde 22.Gizemli Prensle 23.Hasta Yatağında 24.Uçağa Biniyor 25.Bahçesini Süslüyor 26.Kamp Yarıyor 27.Ormanda 28.Şehre Taşınıyor 29.Alışveriş Yapıyor 30.Bebek Bakıyor 32.Bale Yapıyor 33.Ata Biniyor 34.Müzikle Tanışıyor 35.Denizin Tadını Çıkarıyor 36.Küçük Anne 37.Trene Biniyor 38.Arkadaşı serçeyle 39.Nuh'un Gemisi 40.Çiçek Şenliği 41.Evin Hayaleti 41.Kuşları Keşfediyor 43.Eda Teyzesinde 44.Midilli Sevgisi 45.Balona Biniyor 46.Resim Yapmayı Öğreniyor 47. Prenses ile Şövalye 48. Özel Bir Gün 49. Masallar Diyarında Ayşegül arkadaşlarıyla 1.Yollara Düşüyor 2.Kırlara Gidiyor 3.1'den 12'ye Saymayı Öğreniyor 4.Saatleri Öğreniyor Ayşegül albümleri 1.Eğleniyor 2.Arkadaşımız 3.Doğada 4.Yorucu Bir Gün