İttihatçıların Kara Kutusu
“Ben Resne’de iken Bulgar komitelerinin devâm-ı nüfuzuna, te’sir-i hükmüne imkân olamaz idi. Resne ve Presbe Kumandanlığında iken hükûmet-i müstebidenin kuvveti olmaktan ziyade cemiyetin eli olmuştum. Bir taraftan aynı suretle Ohri’ye getirilen ve aynı emeli takip eden Ohri Redif Taburu Kolağası Eyüp Efendi kardeşim, feleğin aynı müsaadelerine mazhar olduğu için, Ohri cemiyetin en mutemed bir merkezi hükmünde idi.”
Resneli Ahmed Niyazi Bey
“Bu sırada, yani üç yüz yirmi üç senesi Eylül’üne doğru Ohri Redif Taburu Kumandanlığına tayin olunan Kolağası Eyüp Sabri Efendi’nin vüsûlü cemiyetin tevessüüne fevkalâde yardım etti. Zaten Ohrili bu zât derhâl idare hey’eti arasına idhâl edilerek cemiyetin tevessüüne çalıştı. Zekâveti ve gayreti sayesinde hakikaten muvaffak oluyordu.”
Enver Paşa
“Eyüp Sabri benim kardeşimdir.”
Talât Paşa
“Bazı isimler vardır, sahiplerinin hal, tavır ve ahlakına uygun düşmüştür. Eyüp Sabri hakikaten sabrın ve tahammülün bir timsali idi. Kızmazdı, kendisine ta İttihat ve Terakki günlerinden beri edilen müracaatları daima güler yüz ve tatlı sözle karşılardı. Dün onun cenazesinde, son saatlerinde yanında bulunan bir dostu anlatıyordu: ölüm döşeğinde yatarken yine kendisine müracaat edenlerin arzusunu isafa [yerine getirmeye] çalışmıştır. Hele amansız hastalığından, ağrısından, sızısından asla şikâyet etmeyişi Eyüp ismine ne kadar layık olduğunu gösteriyordu. Onun 1908 İhtilâli’nden evvelki hizmetleri kitaplara geçmiştir. Tabii yalnız eski devirde ve eski harflerle yazılmış kitaplara geçmiş olduğu için, belki yeni nesiller Eyüp Sabri’nin o vaktin tabiriyle bir kahraman-ı hürriyet olduğunu bilmezler. Fakat o, öyle bir kahramandı ki ne caddelere sığmayacak kadar kollarını kabartarak halk arasına girmiş, ne de arkadaşları arasında baş sedire oturmaya kalkışmıştır.”
Adnan Adıvar
Talha Burak Ünlü bu defa İttihat ve Terakki zincirinin eksik halkalarından Ohrili Eyüp Sabri Akgöl’ün hayatını yazdı. Resneli Niyazi Bey’i durdurması için II. Abdülhamid tarafından görevlendirilen Şemsi Paşa’nın halefi Müşir Tatar Osman Paşa’yı alıkoyarak II. Meşrutiyet’in ilanına yaptığı büyük katkıların ve “Hürriyet Kahramanı” olmasının yanı sıra Osmanlı Devleti’nin son dönemini ve erken Cumhuriyet dönemini ilgilendiren birçok olayın bir numaralı tanığı Eyüp Sabri Bey’in…
Cumhuriyet’in İlk Kadın Avukatı
Süreyya Ağaoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kız öğrencilerin hukuk eğitimi almalarında öncü bir role sahip ve Türk modernleşmesi projesi içerisinde “Cumhuriyet kızı” olarak adlandırılan kuşaktandır. Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerinin en önemli siyasetçilerinden Ahmet Ağaoğlu’nun kızı, yine Demokrat Parti’nin kurucularından Manisa Milletvekili Samet Ağaoğlu’nun ve Cumhuriyet’in ilk kadın felsefe öğretmeni Tezer Taşkıran’ın ablasıdır.
Prof. Dr. Suraiya Faroqhi ve Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu'nun yönlendirmesi ve Hanife Karasu’nun titiz çalışmasıyla ilk defa gün yüzüne çıkan bu günlük, Süreyya Ağaoğlu’nun 19 Ekim 1946-7 Ocak 1947 tarihleri arasında şahsına ait önemli özellikleri içermesi sebebiyle biyografisine katkı sağlayacak çok önemli kaynaklardandır. Günlüğün en önemli özelliklerinden biri de II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından Amerika’daki toplumsal, ekonomik, siyasi ve kültürel hayatta yaşananları, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yetişmiş bir kadının bakış açısıyla okurlara sunmasıdır.
Seyahati boyunca yaptıklarının ve düşündüklerinin daha sonra dönüp baktığında unutmaması amacıyla bir hatırlama malzemesi olarak muhafaza ettiği günlüğü, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın avukatının ben-anlatısı olması itibarıyla son derece kıymetlidir.
Kore: Güney’in Ve Kuzey’in Yeni Tarihi
“Bu kitap, iki Kore'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra keskin bir şekilde ayrılan yollarında gösterdikleri olağanüstü ve 'esrarengiz' direncin ilginç tarihini anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Bu kitap sadece Kore uzmanları ve analistlerine değil, Blackpink hayranlarından turistlere ve uluslararası ilişkiler öğrencilerine kadar yarımadayı daha iyi tanımak isteyen herkese hitap edecek.”
Jeongmin Kim, Korea Pro Yayın Yönetmeni ve NK News Başmuhabiri
Kore kültürü tüm dünyada o kadar hızlı yayıldı ki Kore’nin Uzakdoğu’nun bir parçası olduğu neredeyse unutuldu. Aradaki fiziksel mesafe yerli yerinde duruyor olsa da Korece şarkılara eşlik edip, dizi repliklerini ezbere bilecek kadar Kore kültürüne hâkim bir gençlik ortaya çıktı. Yakın bir zamana kadar Amerika’nın yön verdiği dünya kültür sahnesinde artık Asyalılar başrolde. Ancak bu gelişmelerin hepsi Kore’nin yalnızca bir tarafı sayesinde oldu: Güney Kore. Dünyaya pazarladığı bu göz alıcı kültür ve sanat hayatına ev sahipliği yapmanın yanı sıra, oturmuş demokrasisi ve güçlü ekonomisiyle de dikkat çekiyor ve böylece adını gelişmiş ülkeler listesine yazdırıyor. Sınır komşusu ve ezelî rakibi Kuzey Kore ise dünyanın en otoriter rejimlerinden biriyle yönetiliyor, pek çok ölçüte göre yoksul bir ülke ve daha çok iktidardaki Kim ailesiyle tanınıyor. Ancak her iki Kore de benzersiz bir ortak tarihi paylaşıyor.
Victor Cha ve Ramon Pacheco Pardo, modern Kore tarihini 19. yüzyılın sonlarından günümüze kadar getirirken, yıllar süren araştırma ve gözlemlerini çarpıcı anekdotlarla okurlara sunuyorlar. Odağına yalnızca Güney Kore’yi alan genel eğilimin aksine Kuzey Kore’yi derinlemesine analiz edip, Güney Kore’yle arasındaki uçurumun sebeplerini ortaya koyuyorlar. Bu kapsamlı eser, Güney ve Kuzey Kore’nin birleşme ihtimalini gerçekçi bir şekilde değerlendirip olası bütün senaryoları gözler önüne sererken, iki Kore hakkında söylenegelen bütün klişelerin ötesine geçiyor.
Kur’an’ın Anlattığı Tarih: Türkiye
Barbaros Hayreddin Paşa
Barbaros Hayreddin Hızır Reis, Cezayir’in sultanı idi. Kanuni Sultan Süleyman’ın bir işareti üzerine sultanlığın tapusunu padişahın önüne koydu. Birlik ve beraberliğin sembol ismi oldu. Osmanlı armadasının başında Akdeniz’e açılan Barbaros Hayreddin Paşa, 1538’te Avrupalı devletlerin bir araya getirdiği en büyük Haçlı donanmasını Preveze’de ağır bir hezimete uğrattı. Akdeniz, bir Türk gölüne dönüşürken, Avrupalılar Akdeniz’de tahta parçası yüzdüremez hâle geldiler.
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Türk denizcilik tarihinin bu en önemli simasının neslini, ağabeyi Oruç ve mücahid yoldaşlarıyla hem korsan gemilerine hem İspanyollara karşı verdiği akıl almaz mücadeleyi, Cezayir’e hâkim olarak idare ve siyaset alanında gösterdiği başarıyı, Endülüs Müslümanları için çektiği çileleri, İspanyolların Mağrip’te yerleşmelerinin önünü kesen efsanevi kahramanlığını ve nihayet Osmanlı kaptan-ı deryası olduktan sonraki serüvenini kitapta çarpıcı detaylarıyla anlatıyor.
Tarihi Sevdiren Adam, bu eseriyle Türk denizciliğinin yüz akı olan Barbaros Hayreddin Paşa’nın destansı hayatını okuyucuların gözleri önüne seriyor.
Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni
Mülk ü dünya kimseye baki değil, akıbet berbad olur
Ey Muhibbi, şöyle farz et kim Süleyman olmuşuz
Kanuni Sultan Süleyman
O, dinin sultanıdır!
Din sarayı, sancaklarının ve süngüsünün direk olmasıyla sağlamlaşmıştır.
O, savaşın sultanıdır!
Ne tarafa yönelse fetih ve zafer onunla birliktedir. Yabancı ülkeler sancağının dinlenme alanıdır.
O, güzel ahlakın sultanıdır!
Cömertlik, cesaret, olgunluk gibi tüm iyiliklerin kaynağıdır.
O, imarın sultanıdır!
Gücünün ve hâkimiyetinin âbidesi Süleymaniye; zarafetin ve estetiğin tasavvur harikasıdır.
O, adaletin sultanıdır!
Devletinin baharı dünyayı aydınlatmaya başlamasıyla birlikte, gül bile dikenden cevr ü cefa görmemiştir.
O, şiirin sultanıdır!
Kendi ifadesiyle: “Her ne gazel ki söyleye hep âşıkânedir”
O, aşkın sultanıdır!
Kahramanlar kılıç şakırtılarından haz duyarlar. O, gerçek aşkına Sigetvar önlerinde top sesleri ve tevhid naraları arasında kavuştu.
Yetiştirdiği yüzlerce tarihçiyle birlikte yaptığı televizyon programlarıyla herkese tarihi sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, KAYI IV: Ufukların Padişahı Kanuni kitabıyla; yedi iklim padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ı her yönüyle anlatıyor…
Kayı 5: Kudret Ve Azamet Yılları
Paşa! Paşa! Sen bu Devlet-i Aliyye'yi henüz tanımamışsın. Allah aşkına şuna inan. Bu devlet öyle bir devlettir ki eğer isterse o donanmanın bütün demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden ve yelkenlerini atlastan yapmakta asla güçlük çekmez. Hangi geminin gerekli alet ve yelkenini yetiştiremezsem gel bu minval üzere benden iste.
Sokollu Mehmed Paşa
Tarih programları, konferansları ve eserlerindeki kendine has anlatım tarzı, üslubu ve farklı bakış açıları ile Osmanlı Tarihi'ni herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, KAYI serisinin beşinci kitabı KAYI V: Kudret ve Azamet Yılları ile Osmanlı İmparatorluğu yazmaya devam ediyor. Elinizdeki eser, Kanuni Sultan Süleyman devrinin kapanması ile başlamakta; II. Selim, III. Murad, III. Mehmed'le devam ederek Sultan I. Ahmed devriyle nihayete ermektedir.
Çalışmada öncelikle Osmanlı Devleti'nde asırlardır devam eden siyasi geleneğin büyük değişimine şahitlik edeceksiniz. Kanuni döneminde Enderun'da yetişerek devletin bütün kademelerinde görev alıp sadarete kadar yükselen ve son iki yılında bu görevde bulunan büyük devlet adamı Sokollu Mehmed Paşa'nın yeni siyasi değişimin en büyük mimarı olduğu görülecektir. Artık seferlerde padişahlar değil, güçlü serdarlar görülmeye başlanacaktır. Aynı zamanda yirmi beş yıl fasılasız devam eden savaşlar, bütün dünyada görülmeye başlayan ekonomik zorluklar, paranın değerinin düşmesi, tımar sistemindeki aksamalar vs. büyük Celâlî fetretini beraberinde getirecektir.
Çanakkale’den (Son Kahramanlar)
I. Dünya Savaşı’ndan; Sarıkamış, Çanakkale, Gazze, Galiçya, Yemen, Medine…
Kurtuluş Savaşı’na; İzmir, Antep, Urfa, Maraş, Sakarya…
Son Kahramanlar…
Çanakkale Geçilmez kitabı baskı üstüne baskı yapan, kısa sürede 60 bin satan Recep Şükrü Apuhan′ın ses getirecek yeni kitabı… Tek vücut haline gelmiş bir milletin, vatanı istila etmek isteyen düşmana karşı bağımsızlığını, onurunu ve bayrağını korumak için neler yapabileceğini bütün dünyaya gterdiği destanlar kitaplaştı.
Araştırmacı Yazar Recep Şükrü Apuhan, “olmak ya da olmamak” arasında gidip gelen, düşmanlar tarafından yazılmaya çalışılan kaderini değiştiren Türk Milletinin, Mehmetçiğin destansı mücadelesini kaleme aldı.
Son 150 yılı bilmeyenlerin bugünü anlamasını imkânsız olarak gören yazar, bu kitapta I. Dünya Savaşı′nda; Çanakkale′den Yemen′e bütün cephelerde çekilen çileleri, yoklukları, gösterilen akıl almaz yiğitlikleri ve Anadolu′daki son savaşı; Kurtuluş Savaşı′nı cephe cephe, şehir şehir ele alarak anlatıyor…
Bu kitap; 1914–1922 yılları arasında en çetin imtihanlardan yüzünün akı ile çıkmış bir aşkı anlatıyor. Belki o hüzne, hasrete, o vatan uğruna hayatlarını feda eden kahramanlara, Son Kahramanlar′a karışmak istersiniz… Belki o yalnızlığa bir son vermek istersiniz diye…
Sultanlar Ve İmparatorlar: Bir Bizanslının Gözünden Osmanlılar
"Dünyanın en mutlu ve en müreffeh şehrinin yağma edilmesi karşısında kim gözyaşı döküp yas tutmaz ki? Hangi kalp taştan yapılmıştır da bu musibetin acısını hissetmez?”
Doğu Roma İmparatorluğu, daha iyi bilinen ismiyle Bizans, bizim için hep "öteki"dir. Osmanlı'nın ezeli düşmanı, entrikaların diyarı, küffarın başkentidir Bizans. Günümüzde bile uzantılarını görebildiğimiz bu rekabetin hatta husumetin sebebi nedir? İstanbul gibi dünyanın gözbebeği bir şehri paylaşamamamızdan kaynaklıdır belki bu durum. Ne de olsa onlar şehrin eski sahipleridir, bizim "fetih" dediğimiz onlar için "işgal"dir. Ve iki kıtayı birbirine bağlayan bu eşsiz şehrin en ünlü yapısı, Ayasofya, artık kilise değil camidir. Bu bizim için kutlu bir olayken, diğer taraf için yıkımdır, işlenen günahlardan dolayı Tanrı'nın verdiği bir cezadır. Bu farklı bakış açıları gösteriyor ki madalyonun her zaman iki yüzü var. Tarihimizdeki zaferler bizleri gururlandırırken düşmanlarımız ne hissetti? Hakkımızda neler düşündü, neler söyledi? İşte elinizde tuttuğunuz kitap, bu sorulara tatmin edici cevaplar veriyor. Kimliği meçhul bir Bizanslının gözüyle Osmanlılara dışarıdan bakma imkânı sunan bu eser, Hüseyin Uçar’ın titiz çevirisiyle dilimize kazandırıldı.
Kitabelerin Renkli Dünyası
“Şu duvarların dili olsa da konuşsa...” Sık sık duyduğumuz bir serzeniştir bu. Duvarların aksine gerçekten konuşan taşlar var: Kitabeler! Tek yapmanız gereken onların dilini öğrenmek. Bu da biraz dikkat ve çaba gerektiriyor. Profesyonel turist rehberi Ömer Kaptan kitabeleri anlamak için çıktığınız bu yolda ihtiyaç duyacağınız bütün bilgileri size altın bir tepside kitap formunda sunuyor.
Bu ve benzeri pek çok sorunun cevabı Kitabelerin Renkli Dünyası’nda sizi bekliyor! Eğer kitabelere kulak verirseniz size anlatacak pek çok hikâyeleri olduğunu göreceksiniz.
Bozkırın Asenaları: Türk Tarihinin Kadın Liderleri
Uçsuz bucaksız bozkırda var olma mücadelesinde Türkleri başarıya götüren en önemli özellik kadın ve erkeğin birbirlerini tamamladıklarına olan inançları olmuştur. Türk toplumunda yazılı olmayan ancak her bireyin uymak zorunda olduğu kuralları ifade eden töre; sosyal, siyasi, askerî ve iktisadi hayatta kadın ve erkeğin hak ve yetkilerini liyakat ve adalet esasına göre belirlemiştir.
Aileden devlete giden yapıda ve var olma mücadelesinde, hayatın getirdikleri ile birlikte mücadele etme anlayışından hareket edilerek, kadın daima erkeğinin yanında yer almış; hem aileyi hem de yeri geldiğinde devleti yönetmiştir. İşte bu anlayışın bir yansıması ve sonucu olarak da Türk tarihinde onlarca kadın tahta geçip devleti yönetmiştir.
Prof. Dr. Muallâ Uydu Yücel’in Bozkırın Asenaları/Türk Tarihinde Kadın Liderler adlı bu çalışmasında, MÖ. 6. yüzyılda yaşayan Türk tarihinin ilk hükümdarı Tomris Hatun’dan, Kırgızların 19. yüzyıldaki bağımsızlık mücadelesinin yılmaz neferi Kurbancan Datha’ya; Sabar Kağanlığı’nın muktedir gücü Boğarık Hatun’dan, Abbâsî Devleti’ni yöneten Valide Sultan Şağab Hatun’a; Büyük Selçuklu Devleti’nin son terken hatunu Gevher Hatun’dan, Türkiye Selçukluları Sultanı I. Kılıçarslan’ın ömrünü oğluna adayan eşi Ayşe Hatun’a; Hindistan’ın kahraman kadın hükümdarı Raziye Begüm Sultan’dan, Kayı boyunun dirayetli hatunu Hayme Ana’ya kadar “Altun Özük Uz Hatun: Altın Gibi Temiz, Akıllı ve Bilgili Hatun” ünvanını hak eden bütün kadın hükümdarlarımız anlatılmaya çalışılmıştır. Yücel’in bu kitabı yazmaktaki amacı, tarihimizin güçlü kadınlarının çok az bilinen hayat hikâyelerini bir araya getirerek günümüz nesline yeniden hatırlatmaktır.
Tarihçinin Yolculuğu
“Hamasi veya retçi bir tarih perspektifi yerine sağlam ve gerçekçi bir tarih bilinci hem içinde yaşadığımız toplumu ve kültürü hem bir parçası olduğumuz dünyayı daha iyi anlayıp ona göre bir yol çizmemize yardımcı olur hem de uluslararası meselelerde elimizi güçlendirir. Ama hamasete dayalı bir tarih perspektifi uluslararası problemlerin çözümünde bizi içinden çıkılmaz zor durumlara düşürür çünkü gerçek zeminden mahrumdur. Türkiye yıllardır bu açmazı yaşıyor.”
“Tarihçiyim diyenlerin, araştırdıkları konularla ideolojik ve duygusal bağ kurmaktan, konularına ideolojik olarak yaklaşmaktan veya onlarla özdeşleşmekten, belli ideolojik kesimlerin beklentilerine uygun çalışmalar yaparak nüfuz, şöhret ve itibar devşirmeye kalkmaktan kesinlikle ve kesinlikle kaçınmaları gerekir.”
Ahmet Yaşar Ocak
Osmanlı tarihçiliğinin duayen ismi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak bu çalışmada kaynakların kullanımı, eleştirel bakış açısı, arşiv ve kütüphanelerin işlevi, disiplinler arası çalışmanın önemi, tarihyazımı yöntemi gibi konulara dair öğrencilere, araştırmacılara ve tarih meraklılarına kısa ve özlü reçeteler sunuyor. Kitap ayrıca daima güncelliğini koruyan ”Türklerin İslâmlaşma Serüveni”, “İslâm ve Siyaset”, “İslâmofobi”, “Alevîlik-Bektaşîlik”, “Resmî Tarih-Alternatif Tarih” ikiliği gibi meselelere de ışık tutuyor. Tarihçinin Yolculuğu soğuk bir metodoloji kitabından çok usta bir tarihçinin kendi hayatı ve ilgi alanlarından yola çıkarak tecrübelerini aktardığı bir yol haritası niteliğinde.
Osmanlı İmparatorluğu: Yeni Bir Tarih
Osmanlı İmparatorluğu uygarlık tarihinin başlangıcından bu yana Ortadoğu ve Akdeniz’e egemen olan büyük imparatorlukların sonuncusudur. Ve İslam tarihi boyunca kurulan imparatorlukların da… Osmanlı İmparatorluğu, 1300’lerde bir Geç Orta Çağ beyliği olarak kuruldu. Zaman içinde, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında geniş bir coğrafi alanı kapsayacak şekilde genişledi. Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar süren 600 yıllık varlığı boyunca erken modern ve modern dönemlerin koşullarına uyum sağlamaya çalışarak birkaç büyük dönüşüm geçirdi.
Osmanlı İmparatorluğu: Yeni Bir Tarih, Osmanlı tarihini baştan sona bir bütün hâlinde ele alarak, tek ciltte ve nispeten kısa bir şekilde özetliyor. 14. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar başlıca siyasi, diplomatik ve askerî olaylar ile sosyal, ekonomik, mali, idari ve hukuki yapıları ve kurumları konu ediniyor. Osmanlı Devleti’ni bir imparatorluk olarak ele alan bu kitap, süreklilikler ve değişimler ile bunları belirleyen dinamikleri anla(t)maya çalışıyor. Bu bağlamda, Osmanlı emperyal sistemine, siyasi-idari ve sosyo-ekonomik süreçler ile imparatorluktaki çeşitli aktörlerin rollerine ışık tutuyor.
Osmanlı imparatorluk sistemini izah ederken Ortadoğu devlet geleneğindeki ‘Adalet Dairesi’ çerçevesini kullanan çalışma, son bölümde üç soruya cevap arıyor: Diğer imparatorluklara kıyasla Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya tarihindeki yeri nedir? Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun ömürlü olmasını sağlayan faktörler nelerdir? Ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ardıl devletlerdeki tartışmalı mirası nasıl değerlendirilebilir? Kitap boyunca bir dizi çerçeve metin, tablo, harita ve görselin yanı sıra her bölümün sonunda bir okuma listesi ile ilgili bölümlerin başında önemli tarih ve olayları içeren kronolojilere yer veriliyor.
Osmanlı İmparatorluğu: Yeni Bir Tarih, bu kompleks imparatorluğu yüzyıllar boyunca ayakta tutan aktörler, süreçler, yapılar ve kurumları anlamak için bir rehber niteliğinde…
İlk Osmanlı Mebusları
Osmanlı’da meclis, seçim ve temsil mekanizmaları söz konusu olduğunda yapılan çalışmalar genellikle II. Meşrutiyet ile başlatılır. Oysa Osmanlı’nın demokrasi ve kurumsal bir meclis tecrübesi 1876’da ilk Osmanlı Anayasası olan Kanun-i Esasi’nin ilan edilmesi üzerine toplanan meclislere dayanır. Üstelik bu meclisler, düşünüldüğü gibi sembolik bir “Evet Efendim!” meclisi değildir, oldukça sert ve sorgulayıcı oturumlara şahitlik etmiştir. Nitekim I. Meşrutiyet’in ömrünün kısa olması biraz da bundan kaynaklanır.
93 Harbi’nin devam ettiği krizli günlerde Rusya ile Osmanlı arasındaki savaş durumunu görüşmek için yapılan bir meşveret meclisinde Meclis-i Mebusan’ı temsilen toplantıda bulunan İstanbul mebusu Astarcılar Kethüdası Hacı Ahmet Efendi’nin Padişah II. Abdülhamid’in yüzüne karşı sarf ettiği “Siz bizim fikrimizi pek geç soruyorsunuz. Bize, felaketin önünü almak mümkün olduğu zaman müracaat etmeli idiniz. Meclis-i Mebusan kendi malumatı haricinde sebebiyet verilen bir halden dolayı mesuliyeti asla kabul etmez,” şeklindeki sözleri üzerine Meclis-i Mebusan olağan çalışma takvimini tamamlayamadan padişah iradesi ile kapatılır.
Meclis-i Mebusan’la ilgili çalışmalarda temel kaynak zabıt cerideleridir. Bu kitapta ise Dr. Sinan Çakır zabıt ceridelerinin ötesine geçerek seçim prosedürünü, meclis binasının hazırlanmasını, mebusların kimlik ve eğitimlerini, içerisinde bulundukları cemiyetleri ve görev aldıkları idari birimleri, mebusluk öncesi ve mebusluktan sonraki kariyerlerini ayrıntılı biçimde inceliyor. Böylece bu Meşrutiyet anlatısında dönemin özneleri, yani mebuslar ön plana çıkıyor. Özellikle izledikleri sert muhalif tutumla dikkat çeken ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasından sonra memleketlerine dönme zorunluluğuna uğrayan mebusların Yeni Osmanlılar ve Midhat Paşa ile olan bağlantıları ve bu ilk mebusların tatminkâr bir performans sergiledikleri ortaya koyuluyor.
Dindar Bir Doktor Hanım
Anadolu Türk Tarihi 1 / Büyük Selçuklu Devleti
Kgb Kremlinin Gözleri
İnsan, var oldu.
Efendi oldu, ama çoğunlukla da köle oldu.
Sınıf, bir bakıma kader de oldu. Halklar ilk günden itibaren baskı, sömürü ve adaletsizlik ile kavgalı oldu. 1789’da ayaklandı, “özgürlük, eşitlik, kardeşlik!” dedi, kan döktü, can verdi, tiranları devirdi. Fransız Devrimi ile ümitlenir gibi olmuştu ki Sanayi Devrimi, eski düzeni yeniden kurdu; efendi yerine patron, köle yerine işçi geldi. Karl Marx diye biri çıktı. Kapitalizm bela, tarih dediğimiz sınıf mücadelesi dedi. Komünizm diye bir hayal kurdu. Sınıf değil kardeşlik, sömürü değil yoldaşlık olacaktı. Adeta bir dünya cenneti. Böyle bir dünya mümkün, “zincirlerinizden kurtulun!” dedi. Ve ekledi: “Kurtulun ve son bir devrim daha yapın!”
Rusya’da Lenin diye biri çıktı, “evet, mümkün!” dedi. Önce Çar’ı devirdi, sonra her şeyi. Rusya’yı yaptı Sovyetler Birliği. Olacaktı komünist bir dünya cenneti. Ancak bu, hayal edilenden çok farklı bir komünizmdi. Dikiş tutmadı, tutsun diye yaratıldı bir terör makinesi.
Adı KGB idi…
Daha iyi bir dünya adına yaktı, yıktı, ezdi geçti. Ezdikçe büyüdü, büyüdükçe daha çok ezdi. Devrimlerle darbelerle dünyanın yarısını ele geçirdi; herkesi izledi, herkesi dinledi; cennet idealinden yarattı bir korku devleti. Özgürlük adına özgürlükleri, insanlık adına insanları yok etti.
Bizzat kendisini besleyip büyütenleri bile…
Ve bir gün geldi, kendi elleriyle kurduğu cennet hayalini, cehenneme dönüşmüş bir kâbus olarak yine kendi elleriyle toprağa verdi.
Belki de bu, daha en başından itibaren yanlış yerde, yanlış zamanda yapılmış bir devrimin hikâyesiydi...
Tarihi Değiştiren Savaşlar
Madalyonun Arka Yüzü
Tarihi Değiştiren Günler
Ya İstiklal Ya Ölüm
Tarihi Değiştiren Bilginler
Tarihi Değiştiren Konuşmalar
Tarihi Değiştiren Olaylar
Kayı 11: Elveda
“Facialara ve olaylara kalkan olamadım ise de paratoner vazifesi gördüm. Bütün musibetleri üzerime çektim. Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım.”
Sultan Vahideddin
Söğüt’te coşkuyla başlayan Kayı boyunun 6 asırlık hikâyesi İstanbul’da hüzünle sona eriyor… Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, KAYI XI: Elveda kitabıyla okuru Osmanlı İmparatorluğu’nun son nefesini verdiği en zor yıllara götürüyor.
- Afrika’daki son Osmanlı toprağı Trablusgarp’ın elden çıkışındaki gafletler nelerdi?
- Balkanlarda tek kurşun atılmadan terk edilen dört asırlık yurtlar nerelerdi?
- Osmanlı Devleti’ni I. Cihan Harbi’ne kimler, nasıl soktular?
- Türk tarihinin en hazin harekâtı Sarıkamış’ta neler yaşandı?
- Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi?
- Filistin toprakları nasıl elden çıktı?
- Çanakkale ve Medine’de verilen destansı mücadele…
- İngiliz ve Siyonistlerin Osmanlı’yı parçalamak adına kurdukları büyük oyun…
- Vahideddin Han ülkeyi kurtarabilme adına nasıl bir mücadele verdi?
- Mustafa Kemal’le araları neden açılmıştı?
- Vahideddin Han, hain miydi? Vatanı satmış mıydı? Neden yurt dışına çıkmak zorunda kaldı?
- 623 yıllık kudretli tarihin en acı skandalı nasıl yaşandı?
Ve daha birçok sorunun cevabı Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in kaleminden KAYI XI: Elveda kitabında…
Tarihi Değiştiren Kadınlar
Otağ 3 – Sultan Alparslan
Ey Allah'ım, sana mu¨vekkil oldum ve bu cihatla sana yaklaştım, senin katında secdeye kapanıyor ve yalvarıyorum. Bu sözlerim, gerçek duygularımı ifade etmiyorsa beni yanımdaki yardımcılarımı ve askerlerimi yok et! Eğeriçtenliğimi kabul ediyorsan düşmanlarakarşı bu cihatta bana yardım et ve beni muzaffer bir sultan kıl!
Sultan Alparslan
Ahmet Şimşirgil, Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün safhalarını anlattığı Kayı'dan sonra, şimdi de Otağ ile eski Türkleri anlatıyor. Orta Asya'nın derinliklerindeki Türk imgesi, ezberbozan bilgiler ışığında bir kez daha parlıyor. Şimşirgil, serinin Otağ 3- Horasan'dan Anadolu'ya Selçuklular/Sultan Alparslan adını verdiği üçüncü kitabında Cend'den atılan Selçuklu okunun Malazgirt'te Sultan Alparslan komutasındaki orduyla Anadolu'ya düşerek bu toprakları nasıl yurt edindiklerini tüm yönleriyle anlatıyor.
- Yedi iklime hükmetmiş Osmanlı Devleti'nin ataları Selçuklular kimlerdi?
- Nasıl yaşarlardı, dinî anlayışları nelerdi?
- Büyük Selçuklu Devleti'nin temellerini atan Dandanakan Savaşı'nda neler yaşandı?
- İki Türk-İslam devletini karşı karşıya getiren sebepler nelerdi?
- Selçuklu devlet teşkilatının temellerini atan ünlü vezir Nizamülmülk kimdir?
- Selçuklu Sultanı Alparslan'ı sultan yapan savaş hangisiydi?
- Anadolu'yu Türk yurdu yapan Malazgirt Savaşı'nı hazırlayan sebepler nelerdi?
- Malazgirt Savaşı nasıl cereyan etti? Hala konuşulan sonuçları nelerdir?
- Sultan Alparslan esir İmparator RomanosDiogenes'e nasıl davrandı?
- Yiğitliği, mertliği, İslam'a bağlılığı ve siyasi/askeri dehasıyla Türk coğrafyasına damgasını vuran Sultan Alparslan nasıl vefat etti, vasiyeti neydi?
Tüm bu soruların cevaplarıyla birlikte Türklerin efsanevi komutanı Sultan Alparslan ve Malazgirt Savaşı hakkında merak edilen/şimdiye kadar söylenmemiş her şeyi bu kitapta bulacaksınız
Kayı 10: Iı. Abdülhamid Han
Sen değil naaşın hükümdar olsa elyakdır bize
Dönsün etsin taht-ı Osmaniye tabutun cülus
- Ahmet Rasim
2. Abdülhamid Han, saltanattan çekildikten sonra milleti tarafından en çok aranan ve özlenen hükümdardır. Zira onun saltanatta olduğu 33 sene ile sonraki 10 yıllık dönemi karşılaştırmak dahi mümkün değildir. 2. Abdülhamid Han, siyasi bir deha idi. 19. asrın sonlarına doğru neredeyse tarihten silinecek olan son muazzam Türk İmparatorluğu’nu, on sene içinde yeniden dünyada rol oynayan bir hale getirecekti.
O, yed-i tûla sahibi idi. Dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun Müslümanlar, İslam’ın halifesini yanında buluyorlardı.
O, Osmanlı ruhunun son temsilcisi idi. Ertuğrul ve Osman Gazilerin sahip olduğu hiç değişmeden devam eden Sünni inancı yaymakta büyük gayret sarf etti. İngilizlerin doğru inanç ve itikadı bozma çalışmalarına bir kale gibi karşı durdu.
O, merhamet ve şefkatin zirvesindeydi. Hayatına kastedenleri dahi affetti.
O, en mağdur padişah olarak tarihe geçecekti. Sadece ağır hakaretlere ve iftiralara maruz kalmadı. Kendi kesesinden yaptırdığı eserlerden ismi kaldırıldı. Tuğraları tahrip edildi. Resmen adı ve namı unutturulmak istendi.
O, bir asır boyunca anladığını zannedenlerin dahi anlayamadığı bir padişah oldu. Osmanlı Tarihi’ni herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Kayı serisinin 10. Kitabında, o akıcı üslubu ile vefatının 100. sene-i devriyesinde 2. Abdülhamid Han’ı okuyucularının takdirine arz ediyor.
Osmanlı Gerçekleri 2
Kayı serisi ile 7’den 70’e herkese ulaşan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Gerçekleri dizisinin ikinci kitabıyla da, Osmanlı’nın kuruluşundan yıkılışına kadarki tartışmalı konuları akıcı üslubu, soru cevap usulü ve temel kaynak referansları ile açıklamaya devam ediyor…
• Osmanlı padişahları Yavuz Sultan Selim’den evvel halife unvanını kullandılar mı?
• Yavuz Sultan Selim mukaddes emanetleri zorla mı alıkoydu?
• Yavuz, seferlerinde neden hep doğuyu seçti?
• Safevi Devleti’nin hükümdarı Şah İsmail Türk müdür?
• Osmanlı fetihlerindeki başarı sırları nelerdir?
• Osmanlı’nın yeni fethettiği yerlerde uygulamış olduğu istimalet politikası ne demektir?
• Osmanlılar 200 bin kişilik orduların ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorlardı?
• Osmanlı Devleti’nin resmî dili ne idi?
* Osmanlılar Türkleri kötülediler veya ötelediler mi?
• Yeniçeriler ile ilgili ilginç detaylar…
• Tarihin tartışmalı isimlerinden biri: Şeyh Bedreddin saltanat hırsının kurbanı mı oldu?
• Osmanlı sarayında bulunan köle ve cariyelerin akıbetleri ne oldu?
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Gerçekleri 2’de okurlarının zihnine takılan daha pek çok ilgi çekici meseleyi aydınlatıyor…
Onu okudukça tarihi daha çok seveceksiniz!
Selçuklular Osmanlılar Ve İslam
Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor.
Kuşçubaşı Eşref (Benjamin Fortna)
Trablusgarp fedaisi, Batı Trakya savaşçısı, efsanevi Teşkilat-ı Mahsusa subayı, 150’lik…
Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Kuşçubaşı Eşref, bugün hâlâ tartışılan bir karakter; kimilerinin görmezden geldiği, kimilerininse mitik hale getirdiği, tarihsel gerçeklik ile popüler hayal gücünün sınırları arasında flulaşan efsanevi bir figür. Dünyaca ünlü tarihçi Profesör Benjamin C. Fortna’nın, Kuşçubaşı’nın kendi eliyle kaleme aldığı hatıralar ve sandukasından çıkan şahsi belgelerden üzerinden yaptığı bu birinci sınıf çalışma, Kuşçubaşı hakkında bugüne kadar yazılan en detaylı ve güvenilir biyografi olma özelliğini taşıyor. Fortna, çalışmasını bireye merkezleyerek, devlet ve toplum arasındaki katı sınırları sorgulamaya ve çok daha incelikli bir tarihsel gerçekliğe varmaya kapı aralıyor.
“Sadakat, hıyanet, milliyet ve vatanperverlik gibi heybetli ve telaffuzu hoş kavramlar tekil insanların hayatlarına giydirilerek izah edilmeye çalışıldığında kağşarlar, keskinliklerini kaybederler. Eşref Bey kolayca kullanılan soyut kavramları sigaya çekmemizi sağlayan somut bir hayat yaşamıştır. İlaveten, yaşadığı zamanın dünyasını dostlarla ve düşmanlarla paylaşmıştır. Her insan bir ilişkiler ağının parçası, o halde her biyografide yan rollerde başka ilginç karakterler de boy göstermelidir. Nitekim Kuşçubaşı Eşref Bey biyografisinde kendisinden başka Mustafa Kemal, Enver, Cemal ve Hurşid paşaların, Süleyman Askerî ve Yakup Cemil’in, Çerkes Ethem’in, Ahmed’in, Reşid’in, Selim Sami’nin hikâyelerinin bazı cepheleri de saklıdır.”
Abdulhamit Kırmızı
“Ziyadesiyle mühim ve orijinal bir çalışma. Osmanlı İmparatorluğu’nun çetin ve travmatik geçen son on yılına emsalsiz bir iç bakış sunuyor.”
Erik-Jan Zürcher
Kayı 9: Sonun Başlangıcı
“Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki, bu kulunu büyük ecdadının erişemediği feth-i mübine mazhar kıldı. Sizleri de bu büyük hizmette bulundurdu. Allah hepinizden razı olsun. Sa’yiniz meşkûr olsun. Bundan böyle birlik ve beraberlikle memleket işlerini düzeltelim, halkın durumunu düzenleyelim.”
Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması üzerine Sultan II. Mahmud’un yaptığı konuşmadan…
Sultan II. Mahmud, içkiden mi vefat etti? Ona kim, neden “Gâvur Padişah” dedi?
Rum Patrikhanesi’ndeki “intikam kapısı”nın hâlâ açık olmasının sırrı neydi?
Tepedelenli Ali Paşa neden idam ettirildi?
Kavalalı Mehmed Ali Paşa meselesinin iç yüzü neydi?
Tanzimat Fermanı’nın mimarı Mustafa Reşid Paşa’nın İngilizlerle ilişkileri ne boyuttaydı?
Sultan Abdülmecid Navarin Baskını’nı nasıl karşıladı?
Mekke ve Medine’ye en büyük hizmetleri yapan padişah kimdi?
İlk Avrupa seyahati hangi padişah zamanında gerçekleşti ve bu seyahat sırasında neler yaşandı?
Abdülaziz Han’ın ölümü intihar mıydı, katl mi?
Sultan V. Murad’ın tahta geçirilmesi bir Mason darbesi miydi?
Çerkes Hasan, Hüseyin Avni Paşa’yı neden öldürdü?
Kayı boyunun hikâyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in eşsiz üslubuyla devam ediyor. Şimşirgil, KAYI IX: Sonun Başlangıcı kitabıyla okuru Osmanlı İmparatorluğu’nun bıçak sırtında geçirdiği yıllara doğru yolculuğa çıkarıyor. Sultan II. Mahmud’un merkezî otoriteyi yeniden tesis etme çabalarını, Sultan Abdülmecid’in ıslahatlarla imparatorluğu ihya etme gayretlerini, Sultan Abdülaziz’le yeniden şahlanan millî duruşu ve Sultan V. Murad dönemindeki gerçekleri okuyucuya ulaştırıyor.
Otağ 2 Emir Timur
Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Devleti’nin bütün safhalarını anlattığı Kayı serisinden sonra, şimdi de Otağ serisi ile eski Türklerin tarihî maceralarını aydınlatıyor. Orta Asya’nın derinliklerindeki Türk imgesi, ezber bozan bilgiler ışığında bir kez daha parlıyor. Osmanlı hafızası onu Yıldırım Bayezid ile yaptığı Ankara Muharebesi’nden ötürü “Timurlenk” yani “Aksak Timur” diye anar. Ancak o, Yıldırım’ı mağlup edip Osmanlı ülkesinde Fetret Devri’nin yaşanmasına yol açmışsa da Türk tarihinin kahramanlarından biridir. O, Oğuz Han, Bilge Kağan, Alparslan, Fatih ve Yavuz gibi Türk hâkimiyeti mefkûresi idealindeki hakanlardan biridir…
17 büyük savaşı kazanan, 27 ülkeye boyun eğdiren, hiç yenilmeyen bir strateji dehası… Semerkand merkezli Buhara, Şehrisebz ve Maveraünnehr’de yaptırdığı ölümsüz eserlerle bir devre “Timur Rönesansı” damgası vuran bir devlet adamı… Hocası Mir Seyyid Bereke’nin ayakucuna defnedilmek isteyecek kadar âlimlere saygı duyan, tevazu sahibi bir insan…
• Emir Timur, Türk müydü, yoksa Moğol mu?
• Tüzükât’ında anlattığı liderlik sırları nelerdi?
• “Rusya’yı Rusya yapan Timur’du!” iddiası doğru mu?
• Ankara Muharebesi’nde Yıldırım Bayezid ile neden karşı karşıya geldi?
• Emir Timur, Yıldırım Bayezid’in hanımına nasıl davrandı?
• Anadolu’da neden anlaşılamadı ve zulüm ile anıldı?
• Sivas’ta katliam yaptı mı?
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, bugüne kadar oluşturulmuş Timur imajını yeniden inşa ediyor. Emir Timur hakkında merak edilen/şimdiye kadar söylenmemiş her şeyi bu kitapta bulacaksınız. Timur’da büyük Türk coğrafyasının lejantları saklı…
Otağ Büyük Doğuş
Yıllardır birçok tarihçi yetiştiren, yaptığı televizyon programlarıyla ve yazdığı kitaplarla tarihi yediden yetmişe herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil'in kaleminden yepyeni bir seri: OTAĞ!
Osmanoğullarının bir cihan devletine dönüşme macerasını anlattığı KAYI serisiyle yüz binlere ulaşan Prof. Dr. Şimşirgil, tarih okunun yayını bu defa daha geriye çekiyor ve İslâmlaşma sonrası Türk tarihini, kurulan devletleri, tarihe yön veren hükümdarları anlatıyor. Herkesin anlayabileceği, akıcı bir üslupla kaleme alınmış OTAĞ serisinin ilk kitabı Büyük Doğuş Türkler ve İslâmiyet ile alakalı merak edilen pek çok meseleyi aydınlatıyor.
• Türkler, gerçekten Şaman mıydı?
• Peygamber Efendimiz’in Türklerle alakalı Hadis-i Şerifleri nelerdi?
• Tarihi değiştiren Talas Savaşı’nda neler yaşandı?
• Türkler, kılıç zoruyla mı Müslüman oldu?
• Türklerin Müslüman oluşunda tasavvuf erbabının rolü neydi?
• Türk ülkelerindeki sahabeler kimlerdi?
• Tarihteki ilk Müslüman Türk devleti hangisiydi?
• İlk Müslüman Türk hükümdarı kimdi?
• Ruslar Müslüman olmaktan neden vazgeçti?
Ahmet Şimşirgil’in OTAĞ -I- Büyük Doğuş kitabını okudukça, geçmiş yeniden yazılacak!
Kayı 8: Islahat Darbe Ve Devlet
Bağ-ı alem içre gerçi pek safadır saltanat
Vakf etsen bir kuru gavgâya câdır saltanat
Bu zamanın devletiyle kimse mağrûr olmasın
Kam alırsan adl ile ol dem becâdır saltanat
3. Selim Han
Son zamanların en çok okunan Osmanlı Tarihi serisi “Kayı”, Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet adlı eserle kaldığı yerden devam ediyor. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil bu çalışmasında; Osmanlı padişahlarından 3. Osman Han’ın tahta cülusuyla başlayıp sırasıyla 3. Mustafa Han, 1. Abdülhamid Han, 3. Selim Han ve 4. Mustafa Han dönemlerini anlatıyor.
Tam yarım asır devam eden bu dönemde savaşlar, barışlar, ıslahatlar, imar faaliyetleri ve Osmanlı padişahları ile önemli devlet adamlarının şahsiyetleri yanında;
Devlete yapılan ihanetleri görüp üzüleceksiniz!
Çerkezistan’da İslâm’ın yayılması uğrunda verilen mücadeleyi görüp gayretleneceksiniz!
Kırım’ın nasıl elden çıktığını okuyup kahrolacaksınız!
Darbelerin ülkede yaptığı tahribata şahit olacaksınız!
Çeşme Limanı’nda Osmanlı donanmasının ateşe verilmesindeki gaflete yanacaksınız!
Padişahların kötü gidişatı durdurmak, ülkeyi yeniden düzlüğe çıkarmak yolunda bitmeyen gayretlerini görüp heyecanlanacaksınız!
Napolyon’un Mısır seferi ve sonrasında Cezzar Ahmed Paşa’nın Akka Müdafaası’yla gururlanacaksınız!
Bunlar ve daha birçok mesele Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in eşsiz üslubu ve yorumlarıyla Kayı8: Islahat, Darbe ve Devlet kitabında sizleri bekliyor.