Ölüm Kalım Meselesi
Marilyn Yalom, kendisine ölümcül kanser teşhisinin konulmasının ardından eşi Irvin D. Yalom’la birlikte bir kitap yazmak istedi ve ortaya, birlikte geçirdikleri ömürlerine dönüp baktıkları ve tüm insanlığın da ölümle yüzleşmek için tekrar tekrar dönüp başvuracağı bu değerli çalışma çıktı.
Psikiyatr Irvin Yalom, keder ve anksiyete problemleri yaşayan hastalarına adadığı kariyeriyle tüm dünyada tanınıyor. İronik bir biçimde, eşine, feminist yazar Marilyn Yalom’a kanser teşhisi konduğunda uzun yıllar mesleki anlamda ustalaştığı alanda kendi kendisini de tedavi etmesi gerekeceğini fark etti. Eşinin kanser teşhisinden sonra birlikte yazmaya karar verdikleri bu kitapta Marilyn ve Irvin Yalom çifti hayatlarında ilk defa deneyimleyecekleri bir mücadeleyle yüz yüze geldi: Marilyn ardında pişmanlıklar olmadan ölmeyi, Irvin ise son yıllarını Marilyn olmadan yaşamayı nasıl başaracağını öğrenmek zorundaydı.
Marilyn ile Irvin Yalom’un birlikte geçirdikleri son ayları farklı bölümlerde ayrı ayrı anlattıkları, ardından da Irvin Yalom’un, altmış beş yıllık evliliklerinin ardından eşi olmadan geçirdiği ilk ayı anlattığı bu kitap, kendi ölümlülüğümüzle yüzleşme ve sevdiğimiz birinin kaybıyla başa çıkma gibi güç deneyimlere yakından bakma olanağı sunuyor. Yalom çifti geniş ve sevgi dolu bir aile kurmuş, uzun ve mutlu bir evlilik yürütmüş olsa da, onlar da herkes gibi kaçınılmaz bir gerçek olan ölümle ve ölüm karşısında duyulan çaresizlik hissiyle yüzleşmeye çalışıyor ve aynı zamanda bu alanda yaptıkları derin çalışmaların getirdiği bilgelikle sevgi, keder ve aşk gibi evrensel konularda yanıtlar arıyor.
İki uzun ömrün deneyimli kaleminden doğan Ölüm Kalım Meselesianlamlı bir hayat sürmek isteyen ve yaşamında teselli arayan herkes için açık yüreklilikle yazılmış bir rehber olacak…
YAZARLAR HAKKINDA
Stanford Üniversitesi psikiyatri bölümünden emekli Profesör IRVIN D. YALOM, aralarında Günübirlik Hayatlar, Varoluşçu Psikoterapi, Annem ve Hayatın Anlamıve Bir Psikiyatristin Anıları’nın da bulunduğu, dünya çapında okunan pek çok kitabın yazarıdır. Yalom Palo Alto’daki ofisinde, az sayıda da olsa çevrimiçi seanslarla hasta kabul etmektedir.
Labirent: Deli Sarayı
Kayran. Labirent.
Alev. İSYAN koridorları.
Fakat Newt artık arkadaşlarıyla
paylaşamayacağı bir sorunla
karşı karşıya: Işıl.
Newt, virüse yenilip giderek deliliğin ötesine geçtiği sırada arkadaşlarının onu çaresizce izleyeceği düşüncesine katlanamamaktadır. Tek bir not bırakarak Kayranlılar gelmeden önce Kayaç’tan ayrılıp virüslülerin arasına gider ve umudunu yitirenlerin kendilerini buldukları son yer olan Deli Sarayı’na varır.
Arkadaşlarından uzaklaşmaya çalışan Newt, Keisha adında genç bir anne ile oğlu Dante’yle karşılaşır. İkisi onu hayal bile edemeyeceği bir şekilde kurtaracaktır. Newt ise kaçınılmaz sona doğru ilerlerken yeni bir amaç uğruna elinden geleni yapmaya çalışacaktır.
Son İsyan’dan sonra yaşanan olayları anlatan Deli Sarayı’nda, Newt ile korkunç bir hale bürünen hayatında anlam arayışı detaylı bir şekilde ele alınıyor.
Bir şekilde içeri girmeyi başardılar.
Beni diğer delilerle birlikte yaşamam için götürüyorlar.
Böylesi daha iyi.
Arkadaşım olduğunuz için teşekkürler.
Hoşça kalın.
Memento : Bir Illımınae Dosyaları Öyküsü
BİR ILLUMINAE DOSYALARI ÖYKÜSÜ
THE NEW YORK TIMES ÇOKSATANI ILLUMINAE DOSYALARI’NIN YAZARLARINDAN
AIDAN ANALİTİK DÜĞÜMÜ B-0091A’DA ARIZA YAŞADI.
ARIZA 04.41’DE GİDERİLDİ.
BÜTÜN SİSTEMLER OPTİMAL DÜZEYDE ÇALIŞIYOR.
BAZI CANAVARLAR DOĞAR.
BEN YARATILDIM
The New York Times çoksatan yazarları AMIE KAUFMAN ve JAY KRISTOFF, gözyaşlarınızdan ziyafet çekiyor ve çığlıklarınızın tadını çıkarıyor. Uluslararası çoksatanlar Illuminae ve Gemina’nın yazarı olmanın yanı sıra, Amie (Megan Spooner’la beraber) çoksatan Starbound üçlemesi ile devamı Unearthed ve Ice Wolves’un yazarıdır. Jay Lotus War üçlemesi, Nevernight serisi ve REPLİKA13’ün yazarıdır. Eşleriyle birlikte Avustralya’nın Melbourne kentinde yaşamaktadırlar.
Stoacının Günlüğü
Mutluluğa nasıl kavuşuruz? Öfkemizi kontrol etmenin en etkili yolu nedir? Başarının gerçek ölçütü ne olmalıdır? Kederimizin üstesinden gelip hayatımıza nasıl bir anlam katabiliriz? Tüm bu soruların ve daha fazlasının cevabı Stoacı felsefenin özünü oluşturur. İşte Stoacının Günlüğü de bu antik bilgeliği temel alan faydalı bir rehber görevi görüyor.
Sanatçılardan aktivistlere, imparatorlardan savaş kahramanlarına kadar tarihin büyük isimlerinin gizli silahı olan Stoacılık prensipleri, eyleme geçmek isteyenlerin felsefesi olarak yüzyıllar boyu bir ışık gibi parladı. İnsan deneyiminin laboratuvarında son iki bin yıldır test edilen bu zamansız bilgiler modern hayatın karmaşasını anlamlandırabilmek adına oldukça önemli.
Bu kitapta yılın her bir günü için İmparator Marcus Aurelius’un, Seneca’nın ve Epiktetos’un yazdıklarından yola çıkılarak Stoacı egzersizler ile deneyimler paylaşılıyor ve okuyucular her gün için ayrı ayrı tarihî anekdotlar, bu anekdotlar üzerine düşündürücü yorumlar ve Antik Yunan kültürüne ait, hayatı kolaylaştıran bakış açılarıyla karşılaşıyor. Bir yıl boyunca bu kitaptaki Stoacı öğretileri takip ederek siz de hayatın güçlükleri karşısında daha yapıcı çözümler bulabileceğiniz huzurlu, dingin bir zihne kavuşabilirsiniz.
“Üç büyük Stoacı bilgenin hayat derslerini özetleyen bu kitabı yıl boyu yanınızda taşıyacak ve güçlüklerle karşılaştığınızda doğrudan ona başvuracaksınız.”
WALL STREET JOURNAL
“Antik bilgeliği modern hayatımıza uyarlayan harika bir hediye.”
MARIA POPOVA, Brain Pickings editörü
“Kontrolünüzde olan şeylere odaklanmanıza yardımcı olan, yanlış ve sınırlayıcı inanışlardan kurtulmanızı ve doğru bir şekilde eyleme geçmenizi sağlayan eşi bulunmaz bir eser. Stoacının Günlüğü’nü kendinize rehber edinin ve hayatınızın günbegün nasıl güzelleştiğini görün.”
JACK CANFIELD
“Hayattaki tercihlerimizi yönetebilmemizi ve yanılgılarımızdan kurtulmamızı sağlayan harika bir kaynak.”
JOSEPH A. MACIARIELLO
“Stoacının Günlüğü zaman sınırlarını ve kişisel farklılıkları aşan evrensel bilgelikler sunuyor. Bu kitap her zor anınızda dönüp sakinleşeceğiniz bir dinginlik merkezi gibi.”
GREGORY HAYS
“Bugüne dek durup kendini dinlemeye hiç zaman bulamamış, yüksek tempoya alışık insanları bile esaslı Stoacılara dönüştürecek
bir çalışma.”
TIMES
“Stoacının Günlüğü sakin, bilgelikle dolu bir hayat sürme arayışında olan herkes için manevi bir çapa görevi görüyor. Şartlar ne denli zor olursa olsun karanlık zamanları metanetle aşmanızı sağlayan bu kitabı yanınızdan ayırmayın.”
SHARON LEBELL
“Stoacılık günümüzde tekrar değer görüyorsa bu kesinlikle Ryan Holiday sayesinde olmuştur diyebiliriz.”
THE NEW YORK TIMES
Limon Ağacı
“Yaşadıkları hiç de yabana atılacak şeyler değildi üstelik, hiç kolay değildi tüm olup bitenleri içine sindirmek. Kendi dışında gelişen, senaryosunu bir başkasının yazdığı, onun yalnızca bir figüran gibi dahil olduğu tüm bu olayları unutmak mümkün olmayacaktı elbette ama bununla yaşamayı öğrenmesi gerekiyordu. Sahiden de yardımcı rolde miydi yoksa o filmlerde izlediği esas kız olmak mıydı payına düşen? İşin aslı karışmıştı ama ne olursa olsun tam da fırtınanın orta yerinde mücadele vermişti Ada.”
***
“Bir yerlerde gizlenmiş olmalıydı yoksa onu görür, bir şekilde onun farkına varırdı. O kadar karanlık görünüyordu ki adam; tıpkı bir hayalet gibi karşısında dikilirken, belli belirsiz ay ışığı bile onu görmesine yardımcı olmuyordu; çaresiz bir teslimiyet gibiydi yaşadığı. Ona ne yapacaktı acaba?”
***
Bazen sandığın şeylerin çok ötesindedir gerçekler. Bazen hissedersin ve anlarsın. Tümden gelirsin ya da tümevarımla bulursun sonucu. O, hiç değişmeyen sonucu… Kime göre? Neye göre? Sonra… Sonrası bir hayat dersidir işte, doğru yerde, doğru zamanda alınan.
Yine bir gizemin içinde daha var olmaya hazır mısın?
Zar Adam
Gündelik hayatının monotonluğundan sıkılmış psikiyatrist Luke Rhinehart Manhattan’da eşi ve iki çocuğuyla yaşamaktadır. Hem Batı hem de Doğu felsefelerinin hayatın anlamı olarak sunduğu şeyler onu tatmin etmez ve basit zar atışlarıyla kendi dinini oluşturarak hayatını sonsuza kadar değiştirir. Rhinehart ve hastaları kısa zaman içinde ebedi kurtuluşlarının tek yolunun her şeyi zarların kararına bırakmak olduğuna inanmaya başlarlar. Rhinehart, seks, madde bağımlılığı ve terapi hakkındaki zar atışlarıyla yeni dinini muhafazakâr davranış ve ahlak çöküntüsünün esprili bir birleşimine dönüştürür. O bu düşünceyle kendi yaşantısını ve dünyayı değiştirmeyi amaçlamaktadır.
Zarlar hayatınızı belirlemeye başladığında artık her şey mümkün olmaktadır.
Amerikan psikoanalitik kültürünün fütursuz bir parodisi olan Zar Adam eğlenceli, mizahi, şok edici ve insanı altüst eden bir kitap, zamanımızın uluslararası çoksatan kült kitaplarından biri.
“Hafızalardan silinmeyecek bir kitap... Çok zekice kurgulanmış.”
Time Out
“Olağanüstü eğlenceli... Gelecekte hayatınızı değiştirebilecek kışkırtıcı fikirlerle dolu. Çok tehlikeli.”
Fort Worth Star-Telegram
“Etkileyici bir şekilde yazılmış olağandışı bir roman. Ancak aynı zamanda tehlikeli de. Okuyucular gözlerinden yaş gelene kadar gülecekler.”
David Slavitt
“Çok sayıda eğlenceli ögenin olduğu bir cehennem... Rhinehart bir yazar olarak üstün bir performans sergilemiş.”
New York Herald
“Eğlenceli ve iyi yazılmış... İlk otuz sayfası çağdaş nihilizm düşüncesinin zekice bir özeti. Zarla yaşamın belirlenmesinin popüler olacağına kuşku yok.”
Time
Psikiyatrist
Yıl 1935, Çekoslovakya. Yakın zamanda Carl Jung’dan psikiyatri eğitimi almış olan Dr. Viktor Kosárek, yeni görevine başlamak üzere Hrad Orlů Akıl Hastanesi’ne gelir. Tesis bir dağın tepesindeki, etrafı ormanlarla çevrili, Orta Çağ’dan kalma terk edilmiş bir şatodur.
Avrupa felaket bir savaşa hazırlanırken, öldürmeye meyilli altı akıl hastası –diğer adıyla Şeytan’ın Altılısı– bu şatoya kapatılmıştır. Kendi geliştirdiği yeni bir tekniği kullanan Dr. Viktor, hastaların ürkütücü sırlarını ortaya çıkarabilmek amacıyla onlarla seanslar düzenlemektedir.
‘Meşin Önlük’ adı verilen katilse, Prag’da kurbanlarını feci şekilde öldürmektedir. Yakalanma tehlikesinden her seferinde başarılı bir şekilde kurtulabilen katilin berbat ve kanlı cinayetleri sanki bizzat Şeytan tarafından işlenmiş gibidir. Belki de gerçekten öyledir…
Başkomiser Lukáš Smolák, Karındeşen Jack’i taklit edercesine cinayetler işleyen caniyi yakalayabilmek için Hrad Orlů Akıl Hastanesi’deki uzman doktorlardan yardım istemek zorunda kalır. Cinayetlerin, Kartal Şatosu’ndaki akıl hastalarıyla nasıl bir bağlantısı vardır? Bunu ancak Şeytan bilir, ortaya çıkarmaksa Viktor’un görevidir…
Doğu Avrupa folklorundan izler taşıyan ve Çekoslovakya sınırının hemen ötesindeki Nazi felaketinin gölgesinde kalan bu romanı okurken iliklerinize kadar ürperecek ve kitabı elinizden bırakmayacaksınız.
“Sizi daha ilk sayfasında içine çeken ve karanlık dünyasına sürükleyerek çılgınca eğlendiren bir hikâye.” (New York Times)
“Nefes kesici.” (Daily Mail)
Çığlık
Yıllardır kayıp olan kızı Lucy’yi arayan Gates Foster. Kusursuz çığlığı elde etmeye çabalayan Mitzi.
Hollywood filmlerindeki çığlık efektlerinin arkasında saklı olan sır.
Gates Foster, kızı Lucy’yi on yedi yıl önce kaybetmiş olsa da onu aramaktan bir an olsun vazgeçmez. Yıllardır içinde sakladığı umudunda haklı çıkar ve yeni bir gelişmeyle yıllardır görmediği kızına dair ilk ize rastlar. Onu korkunç gerçekle buluşturacak bir iz.
Mitzi Ives, Hollywood filmlerinin özgünlüğünü sağlayan önemli ses efektlerini yaratan Foley sanatçılarıarasında kendine önemli bir yer edinmiştir. Kendisinden önce bu işi yapan babasıyla aynı gizli teknikleri kullanarak şiddet ve korku sesleri konusunda sektörün önde gelen uzmanlarından birine dönüşmüştür. Tüyler ürpertici çığlıkların yaratıcısıdır.
Foster ve Mitzi, çok geçmeden kendilerini Hollywood’un göz alıcı renklerinin altında karanlıkta gizlenen şiddeti ortaya çıkarmakla tehdit eden bir çarpışma rotasında bulurlar.
Acının metalaştırılması ve sanatın tehlikeli gücü üzerine acımasız, bir o kadar rahatsız edici bir yansıma olan Çığlık, Chuck Palahniuk’in edebi gücünün zirvesinde olduğu, şimdiye kadarki en gerilim dolu, en cüretkâr ve türe meydan okuyan eseri.
Kış Bahçesi
Karmaşık düşleri beyaz bir perde misali örten kar taneleri ile birlikte anlaşılır kışın geldiği. Kış Bahçesi makyajını yapmış ve güzelliğini tamamlamıştır. Tüm kar taneleri birbirinden farklıdır ama bu farklılık karmaşaya değil bir bütün güzelliğe sebebiyet verir. Bu sebepten ötürü her bir yazar kar tanesini andırır, eşi benzeri olmayan kış bahçesinin güzelliğini oluşturmak için…
Fısıltı
Bir damla su gibidir Şaziment Küskü'nün küçürek öyküleri.
Okyanusu da gölü de ırmağı da seyredebilirsiniz o damlaya bakarak.
Bir tutam tuz gibidir yemeğin lezzetine. Bir tane çekirdekten yetiştirir dalları meyve yüklü ağacı.
İşte o çekirdektir, o bir tutam tuzdur bu öyküler.
Bir cümlede bir roman okursunuz.
Size küçük bir pencereden büyük bir hayatı izletir.
O size bir kuşun kanadından düşen tüyü söylüyorsa siz özgürlük anlayın...
Barış Çelimli
Ferrari’sini Satan Bilge
On yıl önce bir kitap yayınlandı ve milyonların yaşamını değiştirdi. Kariyerindeki başarısı, içindeki derin boşluğu gizlemeye yetmeyen ünlü avukat Julian Mantle’ın hikâyesini anlatan Ferrari’sini Satan Bilge, hayatta neyin önemli olduğuna ve sonunda gurur duyacağınız bir yaşam sürmenizi neyin sağlayacağına dair unutulmaz bir ders veriyor ve okurların refah, mutluluk ve iç huzuruna kavuşmalarını sağlayacak çözümler öneriyor.
“Öğretirken keyif de veren, büyüleyici bir öykü.”
-Paulo Coelho, Simyacı’nın Yazarı
“Sansasyonel. Bu kitap hayatınızı değiştirecek.”
-Mark Victor
“Yaşamın büyük sorularına ışık tutuyor.”
-Edmonton Journal
“Herkesin faydalanabileceği sade bir bilgelik.”
-Calgary Herald
“Bu kitap, sağduyu ve bilgeliğin altın madeni.”
-Dean Larry Tapp
“Robin Sharma’nın hayatımızı değiştirecek önemli bir mesajı var. Kişisel memnuniyetin telaşlı bir çağda yazılmış, eşine rastlanılamayacak kitabı.”
-Scott DeGarmo, Success Magazine
“Bir hazine; gerçek başarı ve mutluluk için zarif ve güçlü bir formül. Robin Sharma yüzyılların bilgeliğini yakalayıp onu bu çalkantılı zamanlara uyarlamış. Elinizden bırakamayacaksınız.” -Joe Tye
Ateşböceği Yolu
DOSTLUĞUN BÜYÜSÜ ÜZERİNE OLAĞANÜSTÜ BİR ROMAN
“Ateşböceği Yolu’nda Kristin Hannah sevgi ve sadakat üzerine keskin ve unutulmaz bir hikaye yazmıştır.”
Jacquelyn Mitchard
“Kristin Hannah 70 ve 80’lerin heyecanını ve enerjisini ortaya sermektedir ve bunu öyle bir derin seviyede yapmaktadır ki okuyucuları iki kadın arasındaki dostluğun tam kalbine taşıyor.
Ateşböceği Yolu bir şaheser.”
Elin Hilderbrand
“Hayatımızdaki en önemli şeylerden biri olan ebedi dostluk üzerine dokunaklı, enfes bir roman.”
Elizabeth Buchan
“Bu muhteşem romanın sayfalarını çok hızlı geçmek istemeyeceksiniz. Kapıyı kilitleyin, telefonunuzu kapatın, ve yanınıza bir paket mendil alıp koltuğunuza yerleşin. (Sonra uyarmadı demeyin.) Kristin Hannah’dan başka hiç kimse kadınların dostluğunu tüm acısı, tatlısıyla bu kadar güzel yazamazdı.
Harika bir yazar.”
Susan Elizabeth Phillips
“Ateşböceği Yolu okumayı neden sevdiğimizi bize bir kez daha hatırlatıyor.”
Patricia Gaffney
Pippi Uzunçorap Büyük Okyanus’ta
Pippi Uzunçorap, gelmiş geçmiş en komik, en nazik ve en güçlü kız! Villa Villekulla’da maymunu Bay Nilsson ve atıyla yaşıyor. Bir de ağzına kadar altınla dolu bir çantası var, unutmayalım.
Yandaki evde yaşayan Tommy ve Annika, Pippi ile muhteşem bir yolculuğa çıkıyorlar.
Büyük Okyanus’a doğru yelken açarak vardıkları Kurrekurredut Adası’nda eğlenceli bir tatil onları bekliyor! Kurredutlu çocuklarla
oyunlar oynuyor, topladıkları değerli incileri haydutlardan koruyor ve bir mağarada kalarak hayal bile edemedikleri bir macera yaşıyorlar.
Unutmayın, yanınızda Pippi Uzunçorap varsa asla sıkılmazsınız!
Bülbül
“BEN HER ŞEYİ SİYAH BEYAZ SEVERİM. SİYAH VE BEYAZI ANLAMAK DAHA KOLAYDIR VE BÜTÜN O RENKLER İNSANIN KAFASINI KARIŞTIRIYOR.”
Caitlin’in dünyasında her şey siyah beyazdır; gri alanlar kafasını karıştırır. Gri alanlarda olan bitenleri hep ağabeyi Devon’un ona yaptığı açıklamalar sayesinde anlayabilmiştir. Fakat Devon okuluna düzenlenen silahlı saldırıda öldürülmüştür ve babası sürekli ağlamaktadır. Caitlin babasına ve kendisine yardım etmek ister ama on yaşında Asperger sendromlu bir kız olarak bunu nasıl yapacağını bilemez.
Çareyi kolayca anladığı, siyah beyaz gerçeklerle dolu ders kitaplarında ve sözlüklerde bulmaya çalışır. Sünger Çekme deyiminin karşılığını okuduktan sonra Caitlin, hem kendisinin hem de babasının ihtiyaç duyduğu şeyin bu olduğunu anlar ve onu bulmaya karar verir.
Arayışı sırasında hayattaki her şeyin siyah ve beyaz olmadığını fark eder; dünya aslında rengârenk, karmaşık ve güzel bir yerdir. Ve belki “Çaba Harcarsa” Caitlin babasıyla Empati kurabilir ve ikisi birlikte geçmişe Sünger Çekebilir.
Bu sıcak ve sevgi dolu kitap, okurlara çok farklı bir dünyaya; cesur ve çok özel bir kızın hayatına nadir bir bakış açısı sunuyor.
“Kathryn Erskine Asperger sendromlu bir kişinin düşünme tarzını başarıyla ve duyarlılıkla yansıtıyor.”
The Guardian
“Okurlar kitabı okurken kendilerini Caitlin’in yerine koyup onun dünyayla kurduğu kendine özgü ilişkiyi deneyimleyerek empati geliştirdiklerini fark edecekler.”
Kirkus Reviews
“Duyarlılıkla kaleme alınmış bu dokunaklı öykü Caitlin’in dünyaya bakışını yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda yasla başa çıkmaya çalışan bir topluluktaki bireylerin portresini çiziyor.”
The Daily Mail
“Dürüst, rahatsız edici ve buna rağmen okura mutluluk veren bir roman… Caitlin’in hayatı anlamaya dair uzun ve bazen acı dolu olan yolculuğu, Erskine tarafından zarafetle ve sevgiyle işleniyor. Bu sayfaların arasında genç ya da yaşlı, hepimize yönelik bir mesaj var.”
Lancashire Evening Post
“Bu kitap sizi hem kalbinizden hem de boğazınızdan kavrayıp iyice bir silkeleyecek, sonra da insan ruhu için neşelenmenizi sağlayacak. Bülbül klasiğe dönüşmezse hepimizde bir sorun var demektir.”
Jim Trelease
“Kathryn Erskine’in Bülbül ’ünü ilk okuyanlardan biri olduğum için çok şanslıyım. Kitabı benden sonra milyonlarca ve milyonlarca kişinin daha okuyacağı kesin. Bu olağanüstü ve insanı duygulandıran deneyimi kimse kaçırmamalı.”
Andrew Clements
“Çok güçlü bir kitap.”
Publishers Weekly
“Harper Lee’nin başyapıtı Bülbülü Öldürmek’ e yaptığı göndermeleri, bir bölge halkının yaşanan trajedi sonrası toparlanma sürecini tasvir edişi ve Caitlin’in davranışına dair keskin içgörüleri, otizmli veya Asperger sendromlu anlatıcılara sahip kitapların yanına eklenen bu duygulu eseri güzelleştiriyor.”
Booklist
“Çok değerli bir kitap.”
School Library Journal
“Kayba ve iyileşmeye dair inanılmaz bir öykü… dikkate değer bir kitap.”
The Birmingham Post
“Asperger sendromu ve silahlı lise saldırıları gibi konular zor okunacak bir kitap izlenimi verebilir ancak Erskine bu konuları duyarlılıkla ve büyük bir kavrama yeteneğiyle ele alıyor.”
The Bookseller
“Kathryn Erskine’in keskin gözlemlerini yansıttığı Bülbül , birinci tekil şahıs anlatımıyla Caitlin’in mecazlara yer olmayan dünyası ve ardı arkası kesilmeyen yanlış anlamaları başkalarının onu düşüncesiz, anlayışsız ve umursamaz biri sanmasına neden olsa da aslında hiç de öyle olmadığını gösteriyor bize.”
The Independent on Sunday
“Sıra dışı, dokunaklı bir öykü.”
The Irish Examiner
“Güçlü ve karmaşık bir karakter çalışması.”
The Horn Book
“ Bülbül güzel, zekice yazılmış ve dokunaklı bir öykü… Beni bu yetenekli yazarla tanıştırdığınız için teşekkür ederim.”
Sharon Creech
“Harika ve zaman zaman yürek burkan bu kitabı kesinlikle okumalısınız.”
Stepping out of the Page
“Bilgilendirici ve dokunaklı bir kitap olan Bülbül , okurları Asperger sendromuyla yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya teşvik ediyor.”
We Love This Book
“Hayatı Caitlin’in bakış açısından okumak, insanlara ve onların duygularına başka bir gözle bakmaya başlamamı sağladı... 10 üzerinden 10.”
Nayu’s Reading Corner
Fobi
Kapıları kilitle!
Korku soğuk hava gibi
İçeri sızmak istiyor…
Dondurucu bir kış gecesi kocasının arabası evin önünde durur. Sarah kocasını karşılamaya iner ama mutfaktaki adamın o olmadığını anlar. Yabancı eve arabalarıyla gelmiş, içeri kocasının anahtarıyla girmiş ve onun gibi giyinmiştir. Sarah’nın ise yüzünde yara izleri olan ve kendisine karısıymış gibi davranan bu adama inanmış gibi yapmaktan başka çaresi yoktur, çünkü altı yaşındaki oğlu Harvey yukarıda uyumaktadır. Kendisi ve oğlu kestiremediği bir tehlikenin ortasındadır. Kocası kayıptır. Sarah’nın kâbusu ve mücadelesi işte o gece başlayacaktır…
“Ürkütücü! Dorn okuduktan sonra insan ışığın değerini daha iyi anlıyor.” Bunte
“Dorn okuyucuyu büyülüyor ve korku dolu bu hikâyeyi gerçekte yaşıyormuş gibi hissettirmeyi ustaca başarıyor. Dâhiyane.”
Paul Cleave
“Wulf Dorn bu işi iyi biliyor. Abartılı bir dil kullanmıyor ve ucuz numaralara kalkışmıyor.” Süddeutsche Zeitung
“Çok zekice yazılmış, bir nefeste okunan bir roman.” Andreas Eschbach
“Almanya’nın en iyi psikolojik gerilim romancılarından biri.” Brigitte
“Wulf Dorn’un yazım sanatı hayatımızdaki deliliğin labirentlerinde gezinerek okuyucularına ipuçları bırakıyor ve gerilim türünü adeta
baştan yaratıyor.” La Stampa
“Heyecandan ve meraktan sizi uykusuz bırakacak nefes kesici bir gerilim.” Ruhr Nachrichten
Günübirlik Hayatlar
Gerçek Psikoterapi Öyküleri Roma İmparatoru ve filozof Marcus Aurelius, “Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok,” diye yazmış. İşte ünlü psikiyatr Irvin Yalom da bu sonsuz varoluşun küçük bir parçasını işgal eden günübirlik hayatları, yani bizi yazıyor… Yalom yıllarca üzerinde çalıştığı bu kısa hikâyelerde hastalarının mücadelelerini konu ettiği kadar kendi sarsıntılarını da anlatıyor ve iki önemli sorunun üzerine gidiyor: Kısa da olsa nasıl anlamlı bir yaşam sürüp her günün tadına varabiliriz? Ve kaçınılmaz son olan ölüm gerçekten ne ifade ediyor? Öfke sorunu yaşayan bir kadın, her istediğine sahip ancak bir türlü mutlu olmayı bilmeyen bir iş adamı, insanın bu dünyadaki konumu üzerine düşünen ve bir yandan da kendi acısıyla başa çıkmaya çalışan yeni mezun bir psikolog… Irvin Yalom’un gerçek psikoterapi seanslarından derlediği bu hikâyeler, zorlukları ve tatlı anlarıyla yaşamı bir bütün olarak kabullenmeyi öğretirken aynı sayfaya her baktığınızda farklı şeyler görebileceğiniz bir başucu kitabı olduğunu kanıtlıyor. “Hepimiz bu hayatta bizi anlayacak birilerine ihtiyaç duyuyoruz, ancak öncesinde farkına varmamız gereken birçok şey var. Günübirlik Hayatlar kendimizi, insanları ve dünyayı anlamamız için bize lekesiz bir ayna tutuyor.” George Vaillant, Harvard Üniversitesi Psikiyatri Profesörü “Bu kitabı okumak, kendi zihninizi önünüze koyup sayfalarını çevirmek gibi… En derinlerde sakladığımız soruları öyle delici bir güçle bulup çıkarıyor ki!” Steven Pinker, Psikolog ve Yazar “İnsan olmanın ne anlama geldiği sorusuna ışık tutan, maddi ve manevi güçlüklerle dolu bu yolda bize ihtiyaç duyduğumuz yardım elini uzatan hikâyeler…” Daniel Menaker, Yazar “Bilge bir terapistin kaleminden çıkan dokunaklı ve hepimizi ilgilendiren gerçek deneyimler… Irvin Yalom’dan öğrenecek çok şey var.” Abraham Verghese, Tıp Doktoru “Irvin Yalom’a hayran olmamak elde değil. İnsanlığın kederini ve neşesini usta bir romancı gibi işlerken hayatlarımızdaki küçük detayların önemini fark etmemizi sağlıyor.” Jay Parini, Yazar ve Akademisyen
Daha Fazla Kumkurdu
Zackarina ile altın parıltılı Kumkurdu’nun ilk kitapta başlayan dostlukları sürüyor. Åsa Lind yine hikâyecikleri inciler gibi diziyor peş peşe. Neler yok ki bu hikâyelerde: Aşk, anlar, ölüm,
gerçek... hatta sivrisinekler ve minik bir fare...
Kumkurdu ile vakit geçirmek her zamanki gibi çok zevkli!
– Annemle babam bugün kitap okuyorlar, dedi Zackarina.
Oturuyor da oturuyor, okuyor da okuyorlar.
Kumkurdu başını kaldırdı. Kulaklarını dikti.
– Öyle mi? dedi. Kitap mı okuyorlar?
– Evet, dedi Zackarina.
Kumkurdu çok ilgilenmişti. Evde ne tür kitaplar olduğunu öğrenmek istedi. Kalın mıydı, ince mi? Ne renktiler? Ve nasıl koktuklarını da merak etmişti ve nasıl ses çıkarıyor
lardı; örneğin üzerlerine vurulduğunda, ya da yaprakları karıştırılırken.
– Sen kitaplardan hoşlanıyorsun bak›yorum, dedi Zackarina.
Kumkurdu ona şaşkınlıkla baktı.
– Sen ne diyorsun? dedi. Onları ben yapıyorum!
Kumkurdu
'- Sonra? dedi Zackarinaç
- Taş oldum, dedi Kumkurdu. Daha doğrusu bir parça granit
- Taş olmak sıkıcı bir şey olmalı, dedi Zackarina
- Hayır, çok eğlenceli dedi, Kumkurdu. Çok seyahat ediyorsun.
Ve taşların, dağların doruğundan vadilere, yeryüzünün en kuzeyine nasıl seyahat ettiğini, bütün dünyayı nasıl dolaştığını anlattı...
Terapi – Pegasus Yayınları
Kendinizle yüzleşmeye hazır mısınız?
Tanık yok.
12 yaşındaki Josy tanımlanamayan bir hastalığın pençesindedir. Doktor muayenehanesindeki tedavisi sırasında, ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Dört yıl sonra, Josy’nin babası psikiyatrist Viktor Larenz, bu trajediyle başa çıkabilmek için Kuzey Denizi’nde bir adada inzivaya çekilmiştir.
Ceset yok.
Bir gün güzel bir yabancı, ona sürpriz bir ziyarette bulunur. Anna Spiegel olağandışı bir şizofreni türünden muzdariptir: Kitaplarında yarattığı karakterler gerçek hayatta karşısına çıkmaktadır. Son romanında da, tanımlanamayan bir hastalığa sahip küçük bir kızın, ardında hiç iz bırakmadan ortadan kayboluşunu yazmıştır.
Kız nerede?
Anna’nın hayalleri Josy’nin son günlerini anlatıyor olabilir mi? Viktor, istemeden de olsa, kızının kayboluşunun ardındaki sırrı çözmek için, son şansı olarak Anna’yı hastası olarak kabul etmeye razı olur. Ama kısa bir süre sonra, geçmiş su yüzüne çıktıkça, terapi seansları çarpıcı bir şekilde değişir – hem de korkunç sonuçlarla birlikte.
“Sebastian Fitzek’in Terapi’si, karakterlerinin iç dünyalarındaki gerilimleri ve konu ile tempo arasındaki etkileşimi çok iyi yakalayan sofistike ve edebi bir gerilim. Doğrudan, rahatsız edici ve akıcı bir üslupla yazılan bu kitap, eline entrika dolu bir polisiye alıp yatağa kıvrılarak kitap okumayı sevenler ve daha derin bir anlayış düzeyine ulaşmak isteyenler için eşi bulunmaz bir kitap.” John Katzenbach
“Terapi, aslında akıl almaz bir muamma içinde saklı bir bilmece. Okuyucunun elinden bırakamayacağı ve onu sürekli tahminler yapmaya zorlayacak bir gerilim. Psikolojinin ve gerilimin büyüleyici bir karışımı.” Paul Carson
“Altında yatan gotik gerilim öğelerinin okuyucuyu tahmin edilmesi imkânsız bir sona doğru götürdüğü dâhiyane bir psikolojik gerilim.”
Publishers Weekly
“Bu yıl içinde okuduğum en iyi suç romanı, insanı kendine esir eden bir hikâye.”The Bookseller
“Her sayfayı eliniz heyecandan titreyerek çevireceksiniz.”Alex Dengler, Bild
Telepati
Karşınızda, yüzyıllardır insan zihninin en büyülü ve tartışmalı sırlarından birine, "telepatiye;' dair kapsamlı bir çalışma var. Telepati, mitolojiden bilim kurguya, dinden felsefeye, birçok alanda yer bulmuş, ancak hiçbir zaman net bir çözüme ulaşamamış bir konudur. Bu kitap, bu esrarengiz konuyu modern bilim, sosyoloji, psikoloji ve hatta sanat gibi farklı perspektiflerle ele almaktadır.
Kimimiz telepatinin var olduğuna yürekten inanırken, kimimiz bunu sadece fantastik hikayelerin bir parçası olarak görüyor. Bu kitap, inananlar için bilgilerini daha da derinleştirecek, şüpheci olanlar için ise yeni kapılar açacak bir çalışmadır.
Telepati, sadece zihinler arası bir iletişim formu değil, aynı zamanda insanlığın kolektif bilincini, tarihsel ve kültürel evrimini, hatta belki de geleceğini şekillendiren bir fenomen olabilir. Ancak telepatiye dair sorular sadece bilimle sınırlı değil. Bu konu, etik, hukuk ve toplumsal normlar gibi çeşitli alanlarda da derin etkilere sahip.
Bu kitabın amacı, sizi telepati konusunda daha geniş bir yelpazede düşündürebilmek ve bu muammalı konuya dair daha net fikirler edinmenize yardımcı olabilmek. Dikkatli bir şekilde seçilmiş başlıklar altında, telepatinin farklı yönleri inceleniyor.
Sayfaları araladığınızda sizi sadece "ilginç'' bir okuma maratonu değil, aynı zamanda zihninizin ve ruhunuzun sınırlarını zorlayacak bir keşif yolculuğu bekliyor. Bu yolculukta, belki de kendinizi daha iyi tanıma fırsatı bulacaksınız. Kim bilir, belki de zihinler arası iletişimin sırlarını çözmek, bizleri daha anlayışlı, daha hoşgörülü ve belki de daha "insan'' kılacaktır.
Yaz Rüzgarı
Kalbini nerede bıraktıysan evin orasıdır…
Ünlü talk show sunucusu Nora Bridge’in hayatı, basın ve magazin dünyasını alt üst eden bir skandalla cehenneme döner. Kariyerindeki ani çöküşle birlikte meraklı gözlerden kaçan Nora yıllar önce ailesini terk ettiği Summer Adası’ndaki evine dönmek zorunda kalır. Nora’nın, bir komedyen olarak Hollywood’da tutunmaya çalışan küçük kızı Ruby ise annesini yıllardır affetmemiştir ve yaşanan skandalın ardından Nora’nın gizemli hayat hikâyesini yazması için ünlü bir dergiden servet değerinde bir teklif alır. Fakat bu yazıyı yazmak o kadar kolay bir iş değildir. Annesine yardımcı olma bahanesiyle adadaki eski evlerine gelen ve burada hem acı dolu hem de keyifli hatıraların gün yüzüne çıktığı dopdolu bir hafta geçiren Ruby’nin intikam ve öfke dolu hisleri yavaş yavaş durulmaya başlar. Çünkü bir anne ve kızı birbirine kenetleyen bağlar, ne kadar büyük bir felaketle yıpranmış olursa olsun asla kopmayacak kadar güçlüdür…
Geçmişle yüzleşmeden asla mutlu olunamayacağını herkese kanıtlayan Yaz Rüzgârı, Kristin Hannah’nın insan ruhunu ne kadar iyi tanıdığını özetliyor…
“Karakterlerin iç dünyasına Kristin Hannah kadar nüfuz edebilen başka bir yazar bulabilmek çok zor.”
Washington Post Book World
“Yenilenmek ve tekrar sevebilmek mümkün.
Yaz Rüzgârı tüm dünyadaki anne ve kızların kalbini çalacak.”
Tulsa World
“Kalbin en derin sırlarını elinde tutan Kristin Hannah aşkın ve affetmenin gücünü anlatıyor.”
Tami Hoag