Fobi
₺400,00 Orijinal fiyat: ₺400,00.₺340,00Şu andaki fiyat: ₺340,00.
Kapıları kilitle!
Korku soğuk hava gibi
İçeri sızmak istiyor…
Dondurucu bir kış gecesi kocasının arabası evin önünde durur. Sarah kocasını karşılamaya iner ama mutfaktaki adamın o olmadığını anlar. Yabancı eve arabalarıyla gelmiş, içeri kocasının anahtarıyla girmiş ve onun gibi giyinmiştir. Sarah’nın ise yüzünde yara izleri olan ve kendisine karısıymış gibi davranan bu adama inanmış gibi yapmaktan başka çaresi yoktur, çünkü altı yaşındaki oğlu Harvey yukarıda uyumaktadır. Kendisi ve oğlu kestiremediği bir tehlikenin ortasındadır. Kocası kayıptır. Sarah’nın kâbusu ve mücadelesi işte o gece başlayacaktır…
“Ürkütücü! Dorn okuduktan sonra insan ışığın değerini daha iyi anlıyor.” Bunte
“Dorn okuyucuyu büyülüyor ve korku dolu bu hikâyeyi gerçekte yaşıyormuş gibi hissettirmeyi ustaca başarıyor. Dâhiyane.”
Paul Cleave
“Wulf Dorn bu işi iyi biliyor. Abartılı bir dil kullanmıyor ve ucuz numaralara kalkışmıyor.” Süddeutsche Zeitung
“Çok zekice yazılmış, bir nefeste okunan bir roman.” Andreas Eschbach
“Almanya’nın en iyi psikolojik gerilim romancılarından biri.” Brigitte
“Wulf Dorn’un yazım sanatı hayatımızdaki deliliğin labirentlerinde gezinerek okuyucularına ipuçları bırakıyor ve gerilim türünü adeta
baştan yaratıyor.” La Stampa
“Heyecandan ve meraktan sizi uykusuz bırakacak nefes kesici bir gerilim.” Ruhr Nachrichten
| Yayınevi | Pegasus Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Wulf Dorn |
| Sayfa Sayısı | 352 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2020 |
| Boyut | “14, 00 X 21, 00″ |
| Cilt Tipi | Ciltli |
1 adet stokta
Pegasus Yayınları – Fobi
Kapıları kilitle!
Korku soğuk hava gibi
İçeri sızmak istiyor…
Dondurucu bir kış gecesi kocasının arabası evin önünde durur. Sarah kocasını karşılamaya iner ama mutfaktaki adamın o olmadığını anlar. Yabancı eve arabalarıyla gelmiş, içeri kocasının anahtarıyla girmiş ve onun gibi giyinmiştir. Sarah’nın ise yüzünde yara izleri olan ve kendisine karısıymış gibi davranan bu adama inanmış gibi yapmaktan başka çaresi yoktur, çünkü altı yaşındaki oğlu Harvey yukarıda uyumaktadır. Kendisi ve oğlu kestiremediği bir tehlikenin ortasındadır. Kocası kayıptır. Sarah’nın kâbusu ve mücadelesi işte o gece başlayacaktır…
“Ürkütücü! Dorn okuduktan sonra insan ışığın değerini daha iyi anlıyor.” Bunte
“Dorn okuyucuyu büyülüyor ve korku dolu bu hikâyeyi gerçekte yaşıyormuş gibi hissettirmeyi ustaca başarıyor. Dâhiyane.”
Paul Cleave
“Wulf Dorn bu işi iyi biliyor. Abartılı bir dil kullanmıyor ve ucuz numaralara kalkışmıyor.” Süddeutsche Zeitung
“Çok zekice yazılmış, bir nefeste okunan bir roman.” Andreas Eschbach
“Almanya’nın en iyi psikolojik gerilim romancılarından biri.” Brigitte
“Wulf Dorn’un yazım sanatı hayatımızdaki deliliğin labirentlerinde gezinerek okuyucularına ipuçları bırakıyor ve gerilim türünü adeta
baştan yaratıyor.” La Stampa
“Heyecandan ve meraktan sizi uykusuz bırakacak nefes kesici bir gerilim.” Ruhr Nachrichten
İlgili ürünler
Bir Sırrım Var
Polisiye meraklılarının kaçırmaması gereken bir roman. Tess Gerritsen’in en iyi kitaplarından biri.
San Francisco Review of Books
Korku filmi yapımcısı genç bir kadınla, bekâr bir muhasebecinin cesedi bulunduğunda bu iki farklı cinayeti birbirine bağlayan hiçbir kanıt yoktur ortada. Cesetlerde belirgin yaralar bulunsa da ölüm sebebi belli değildir. Adli tabip Maura Isles bu iki cinayetin birbirine bağlı olabileceğini düşününce, dedektif Jane Rizzoli hummalı bir araştırmaya girişir.
Soruşturma geçmişte büyük bir taciz vakasının kurbanı olan genç bir kadına, gerçek bir hikâyeye dayanması muhtemel bir korku filmine, gaddar ve sıra dışı ölümlere maruz kalmış azizlere doğru genişler. Rizzoli ile Isles tam katili köşeye sıkıştırdıklarını düşündüklerinde çok uzun süre saklı kalmış bir sır yüzeye çıkıp başka masumların da hayatını tehdit etmeye başlar...
Fırtınada Yanacaksın
New York’un sessiz sakin kasabası White River’da bir keskin nişancı dehşet saçıyor ve öldürülen polisin telefonuna bir uyarı mesajı geliyor. Kimsenin kimseye güvenmediği soruşturmaya danışmanlık yapması için çağrılan Gurney'in ise elinde gizemli bir nottan başka bir şey yok.
Bir parktaki oyun alanında ayak tabanlarına üç farklı harf dağlanmış iki cesedin bulunmasıyla işler daha da karmaşık bir hal alırken yetkililerin resmi açıklamalarıyla ters düşen Gurney, kasabayı labirent gibi sarmış olaylar silsilesini tek başına çözmeye kararlı. Yaklaşmakta olan fırtına herkesi yakmadan cevaplaması gereken bir soru var: Bu akıldışı bulmacada gözden kaçırdığı şey ne?
“John Verdon şaşırtıcı olay örgüsü, katil avı ve akıllıca düşünülmüş karakterler yaratmada kendini kanıtlamış bir usta.”
-Publishers Weekly
“Bir bulmacanın parçalarını yerleştirir gibi kitabın son sayfasına dek, katili bulacak olmanın tarifsiz hazzını suç romanlarına özgü gerçekçi gözlemlerle nasıl harmanladığına bakılırsa, bu serinin neden bu kadar popüler olduğunu anlamak zor değil.”
-Kirkus Reviews
Günahkar
Ailesi ile birlikte mutlu bir hayat yaşayan Şina, on sekizinci yaş gününe sayılı günler kala, ailesinin kendisinden sakladığı bir sırrı öğrenir. Bu sır tüm hayatını bir kabusa çevirir. Tüm sevdiği insanlar birer birer yok olurken, O kendini bağnaz bir topluluğa karşı mücadele ederken bulacaktır.
“Müziği duyduğunda Şina, yanında oturan Samir’e elini uzattı ve dansa davet etti. Samir şaşkındı. Çünkü dansa kaldırması gereken kendisiydi. Herkes ona bakarken elini Şina’ya teslim etti ve ayağa kalktı. Aşkı ve ayrılığı anlatan bir şarkı eşliğinde dans etmeye başladılar.
Hem ışığım hem karanlığımsın,
Hem varoluş hem yok oluşumsun,
İçimde, kalbimdesin.
Yaşam da sensin ölüm de…
Sen nefretimsin sevgilim.
Sen her şeyimsin sevgilim.
Samir ellerini Şina’nın beline doladı. Şina ise kollarıyla bir sarmaşık gibi Samir’in boynuna sarıldı. Usul usul sallanmaya başladıklarında etraflarındaki herkesi, her şeyi unuttular. Üzerlerindeki gözler umurlarında değildi.”
Kan Gölü
Dr. Claire Elliot, oğlunun başını derde sokmasını önlemek ve onu kısa zaman önce yitirdiği babasının hatırasından uzaklaştırmak için büyük şehirden göl kıyısındaki taşra kasabası Tranquility’ye taşınır. Burada bir muayenehane açıp işini yapmaktır niyeti. Ancak kasabada ergenlerin arka arkaya şiddet olaylarına karışmaları ve oğlunun okulundaki bir silahlı saldırı her şeyi değiştirir.
Bu şiddet dalgasına tıbbi bir açıklama getirmeye çalışan Claire, korkunç bir sırrı keşfeder: Ergenlerin karıştığı cinayetlere Tranquility’de daha önce de rastlanmıştır. Claire ergenleri saldırganlığa iten kaynağı bulmak zorundadır, kendi oğluna sıra gelmeden önce...
Karanlıkta Parlayanlar
En derin korkularınızla yüzleşmeye hazır mısınız? Öyleyse Karanlıkta Parlayanlar tam size göre… Stephen King haber sitesi Lilja’s Library’nin 20. yılını kutlamak için korku edebiyatının 13 usta yazarından tüyler ürpertici 12 hikâye bu kitapta toplandı... Korku edebiyatının en yetenekli yüzlerini bir araya getiren ve sizleri unutulmaz bir yolculuğa çıkaran antolojide her sayfada yeni bir sürprizle karşılaşacaksınız. Bazen korkacak, bazen rahatsız olacak, bazen de sinirleneceksiniz. Her yazar kendi benzersiz sesiyle kâbuslarınıza yeni bir boyut katacak. King'in klasik karanlık atmosferi Edgar Allan Poe, Clive Barker, Jack Ketchum, John Ajvide Lindqvist ve diğer yazarların eserleriyle birleşerek okuyucuyu adeta büyüleyici bir labirente çekecek. Zihninizin karanlık köşelerinde saklanan korkulara dokunacak bu öykülerle gerçek ve hayal arasında ince bir çizgide yürüyeceksiniz. Karanlıkta parlayan öyküler sizi bekliyor.
Üçe Kadar Say
Ve artık çıkış yolu yoktu.
Jess Tennant’ın yaşadığı kasabaya Noel zamanı gelmiştir. Yılın bu zamanında Jess’ten kocaman bir Noel ağacı süslemesi ve şehir dışından ziyarete gelen erkek arkadaşıyla vakit geçirmesi beklenirken, o kendisini tekrar gizemlerin içinde bulur.
Sıradan bir tarih projesi ile yollarının kesiştiği Gilly Poytner’ın aniden ortadan kayboluşu, Jess’i de olayların içine sürükler. Ardında birkaç dedikodu ve yalnızca bir günlük bırakan Gilly’nin başına ne geldiğine dair kimsenin bir fikri yoktur. Şifrelerle dolu bir günlük, Jess’in sır perdesini aralamasına yetecek mi?
Ucubeler
Evrenin yasalarına karşı çıkabilir miyiz? İsyan edip kendimizi yeni baştan yaratabilir miyiz? Yoksa boşuna mı debeleniriz içimizdeki o gözden uzak bataklığın bulanık sularında?
"Dünyanın başına gelen en büyük felaket, insanın düşünmesidir; en iyi şeyse, düşünerek kendini yok etmesidir." Ucubeler, 2012'de Zignata Geçidi adlı kitabı yayımlanan yetenekli yazar Nuray Türk'ün ilk öykü kitabı. Sonunda evini yakan sahtekâr bir besteci, torununun garip hastalığıyla mücadele ederken aklını yitiren yaşlı bir adam, intikam peşinde büyük bir dövüşçüye dönüşen dev bir kadın ve yeniden çocuk olmak isteğiyle garip deneyler yapan bir Progeria hastası…
Dört öyküden oluşan Ucubeler'de varolma biçimlerinden hoşnutsuz, dayatılan dünyayı kabullenmeyen, ona başkaldıran insanların çığlıklarını duyuyoruz.
Nuray Türk öykülerinde işte bu kendini yeniden yaratma çabasını yüceltiyor ve soruyor: Bunu gerçekten yapabilir miyiz? Başa sarabilir miyiz? Düzeltmeler yapabilir miyiz? Ucubeler'i okurken yazarın bunu başarmayı ne kadar arzuladığını, aslında hiç de umutsuz olmadığını hissediyoruz. Sanki ne kadar çok sorarsa, ne kadar çok ayak direrse, başarıya o kadar yaklaşacakmış gibi. Ve Nuray Türk okuru da bu dirençli kahramanların dünyasına sürüklemekte çok usta.
Yörünge
NASA’nın görevlendirdiği Doktor Emma Watson hayatının macerasını yaşamak üzere Uluslararası Uzay İstasyonu’na çıkmıştır. Büyük bir heyecanla beklediği bu görev, yerçekimsiz ortamda tekhücreli bir organizma kültürünün kontrolden çıkmasıyla kâbusa dönüşür. Deney hayvanlarında görülen korkunç bir hastalık astronotlara da bulaşınca mekik ekibi dünyadan yardım istemek zorunda kalır. Ancak ABD ordusu duruma el koyar ve mekikle her türlü irtibat kesilir. Dev bir karantina merkezine dönüşen mekikte ölüm kalım mücadelesi başlamıştır artık.
Meraklandırıcı ve inandırıcı bir genetik facia hikâyesi… Tüyleriniz diken diken olacak…
-Publishers Weekly
Tess Gerritsen’ın ne kadar iyi olduğunu görmek ürkütücü…
-Harlan Coben

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.